
Zor Zaman Tavsiyeleri 6: Karar Verme Süreçlerinde Hayatı Kendine Zindan Edenlere
28 Eylül 2026 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Selamlaaar! Karar verme süreçlerinde benim gibi hayatı kendine zindan edenler varsa izlesinler diye bu video. Keyifli seyirlerrr!
Transkript
Ben aslında şu an çok spontane açtım bu videoyu.
Bir şeyler konuşmak içimden geldi herhalde.
Yani böyle aslında şunu konuşmak istedim.
Karar verme, yani önemli karar verme eşiklerinde ne yapıyorsunuz mesela?
Ben şu an öyle bir eşikteyim galiba ve haftalardır böyle kendimi resmen yerden yere vuruyorum.
Bilmiyorum şu an bunu çektiğimi atar mıyım, atarsam ne zaman atarım, attığımda nasıl bir ruh halinde olurum ama
şu an böyle bir ruh halindeyim.
Genel olarak önemli karar verme anlarında kendimi yerden yere vurup kendime sancılar çektirip sonra da o kararı alan bir tipimdir.
Tabii hani kararın benim için olumlu bir yansıması olduğunu ya da olacağını gördüğüm versiyonda.
Ve o versiyonlar benim için yine de öyle görmeme rağmen çok sancılı geçerler.
Çünkü hani insanlar bazı konfor alanlarına alışıyorlar, bazı yerleri kendileri için çok büyük konfor alanları yapıyorlar.
Ve sonra oradan çıkmak çok büyük bir risk, çok büyük bir cesaret gerektiriyor.
Yani genel olarak çok konfor alanında kalmaya çalışan, orayı sahiplenen biri değilimdir.
Risk almayı seven bir yapım vardır.
Onun yanında tabii bazı konulara garantici baktığım noktalarda olabiliyor.
Ama bazen de insanın hayatında öyle dönüm noktaları olur ki,
eğer şu an bunu yapmazsam hayatımda başka bir şeyleri değiştirmek için elimde çok da bir şey bırakmıyorum gibi hissedersin.
Belki benimki de biraz o noktadan.
10 sene sonra geri dönüp baktığım zaman belki de şöyle diyeceğim.
Ya Melisa ne kararlar verdin kızım?
O karar bir karar mıydı falan gibi.
İlla ki bir karardı tabii ki sonuçta hayatımı etkileyecek bir şey.
Yönünü değiştirecek bir şey belki de ama bilmiyorum.
Yani bu karar verme süresleri benim için çok sancılı.
Sizin için nasıl oluyor merak ettim biraz da.
Ama biraz şeyden bahsetmek istiyorum.
Hani insanlar karar verirken neden bu kadar zorlanıyorlar?
Kendi hayatları için ya da başkalarının hayatlarına bir noktada müdahil oldukları noktadaki kararlar için neden bu kadar zorlanıyorlar diye düşünüyorum.
Ya benim aklıma ilk başta dediğim gibi konfor alanı geliyor.
Biz tamam o konfor alanı hep var mıydı bizim için yoktu.
Bir noktada biz onu kendi konfor alanımız yaptık.
Ama sonuçta o artık bizim bir konfor alanımız oldu.
Bizim daha rahat olduğumuz, bizim kendimizi en iyi ifade ettiğimiz, bizim kendimizi halden hale soktuğumuz bir alan ya orası artık.
Ve o alan sana çok güvenli bir noktaymış gibi geliyor. Belki de bu yüzden insanlarda da o güvenli olma halini arıyoruz. Kendi konfor alanımızdayken nasıl davranıyorsak, nasıl rahat hissediyorsak bu aradığımız, insanlarda aradığımız güven noktasında da o insanda da aynı rahatlığı, aynı böyle savunmasızlığı yanındayken o güvende hissetme halini arıyoruz tabii ki de.
bir noktada belki de onu da kendi konfor alanımıza dönüştürmek istiyoruz.
Ve bu bana çok normal geliyor açıkçası.
Çok güvenmediği ilişkiler yaşayamayan biri olarak
ya da hayatındaki insanların genel olarak yanında çok rahat davranabilen
ve hani beni olduğum gibi kabul eden insanlarla olduğum için şükür doluyum açıkçası.
Hem ailem hem arkadaşlarım.
Bazen çok inatçı bir tip olabiliyorum.
Bazen çok böyle çekinmez bir tip olabiliyorum.
Bazen ani kaygılarım, ani sinir çıkışlarım oluyor.
Ama yine de beni olduğum gibi kabul eden, bir noktada kendimin çok da dışında olacak şekilde dönüştürmeye çalışmayan insanlar hayatımda olduğu için mutluyum.
Tabii bunun duygusal ilişki kısmını çok becerememiş olsam da beceremediğim ilişkilerin de bana bir sürü yeni şey getirdiğini görüyorum.
Yani sabır anlamında mesela kendimi çok geliştirdim bence.
Önceden daha sabırsız bir insanım, artık daha sabırlı, daha böyle şefkatle yaklaşabilen, sevgisini daha iyi gösterebilen bir insan oldum.
Çünkü insan bir noktada kendi eksiklerini de görüyor ve onları da tamamlamak istiyor ya öyle bir yere dönüşüyor. Neyse velhasıl işte bu karar verme süreçlerimizin de aslında bağlı olduğu bir sürü nokta var ve bu noktalardan biri de dediğim gibi konfor alanı. Bir diğeri de o zihnindeki düşünceleri susturamamı halin.
Şimdi bu kararı verirsem şöyle olursa onu yaptığımda böyle olursa bunu yaptığımda şöyle olursa insanlar hayatımda nasıl bir yer kaplayacak benimle ilgili ne düşünecekler ben kendimle ilgili daha güvenli bir noktada hissedebilecek miyim ya da bu yaptığım hamle bana işte daha büyük cesaretler daha büyük kapılar açacak mı falan gibi bir noktada.
Ve bunları düşündükçe de yani sonunu düşünen kahraman olamaz diye bir laf var ya tabii ki sonunuzu düşünmeden hareket edin de demiyorum ama bazı şeylerin de galiba şöyle bir özelliği var.
Çok sonrasını düşünmemek lazım.
Yani o an ve ondan bir sonraki adımı maksimum iki sonraki adıma kadar düşünmek lazım.
Çünkü bence sonunu düşünen kahraman olamaz diye söyleyen adam da aslında bunu düşünerek söylemiştir.
Yoksa hani bir sonraki adımı hiç düşünmeyin.
Hemen şu an ne düşünüyorsanız yapın gibi bir noktadan söylememiştir diye düşünüyorum.
Böyle bir şeyi insan zihninin yapması imkansız zaten.
Çünkü biz direkt şeye programlıyız.
Şunu yaparsam şöyle olur, bunu yaparsam o böyle der.
Bunu yaparsam işte ben şöyle hissederim falan.
Ya tabii ki de bunlar da önemli şeyler bir noktada.
Sonuç olarak bir dünya düzeninde yaşıyoruz ve bunlar gerçekten de olay şeyler.
Ama bazen o beyninin içindeki sesi susturup bu sadece sana iyi gelecek ve seni bir adım öteye taşıyacak mı diye düşünmek lazım.
Yani bir sonraki adımlarının bunlar olması lazım.
Ben bunu yaptığımda bu şey bana iyi hissettirecek mi birincisi.
İkincisi de iyi hissettirmesinin yanında beni bir adım ileri taşıyabilecek mi?
Çünkü özellikle benim gibi böyle birazcık başarı noktasında hassasiyeti olan hep bir adım ileriye gitmek isteyen insanlar maalesef bunu düşünmeden yaşayamıyorlar.
Bu bir gerçek yani.
Ama günün sonunda da şöyle bir şey var.
Sizi başarı anlamında ne kadar tatmin ediyorsa etsin mutlu olmadığınız hiçbir yerde uzun süreli durmanız da mümkün değildir.
Yani ben özellikle şu son iki senede bunu çok iyi anladım.
Her şeyin sonunda o mutlu olma halinizi koruyabiliyor olmanız gerekiyor.
Yoksa bu sizin psikolojik sağlığınıza çok iyi gelmemekle birlikte hayatınızı da çok etkileyen bir noktaya böyle dönüşüyor.
Ve o da sizin hem mental açıdan hem fiziki açıdan hem manevi açıdan çok doygunlaşamamanıza sebebiyet veren bir şey.
O yüzden benim bundan sonraki kararlarımı alırken düşüneceğim ilk şey belki de mutlu edecek mi bu karar beni?
Bu karar beni mutlu edecek mi ve beni bir adım ileriye taşıyabilecek mi mutlulukla birlikte diye düşünüyorum.
Zihnimdeki diğer düşünceleri susturmak tabii ki her zaman çok kolay olan bir şey değil.
Ve bu bence genel olarak insanların da çok kolaylıkla yapabileceği bir şey değil.
Ve bunu yapmak için de bazı yöntemler var tabii ki.
Mesela ben yazarım.
Yazarım derken hani mesleğim yazarlık anlamında değil.
Yazıyorum yani zihnimi susturabilmek için.
Bazen de o zihnimi susturabilmek için aklıma gelenleri yazarken aslında bambaşka noktalardan da ele alabileceğimin farkına varıyorum.
Çünkü o anda o karmaşanın içinde yani şurada oluşan karmaşanın içinde bazen insan çok sağlıklı düşünemiyor.
Ve o arkadaki sağlıklı sesleri de bastırabiliyor.
O yüzden bence yazmak bunun en güzel yollarından biri.
O sağlıklı sesler de kaleminizden dökülüveriyor.
Bazen de okuyorum.
Bu da benim için çok önemli.
Çünkü şöyle bir şey var.
Özellikle kendimi kaptırabildiğim bir kitapsa ve onun içine girebiliyorsam,
içine girdiğimde de sadece o kitaptaki karakterlerin, olay örgüsünün bende yarattığı,
hani o etkiye odaklanabiliyorsam o da bana çok iyi gelen bir şey.
bazen o karakterden çekip aldığım ya da
o olay örgüsünden çekip aldığım şeyler de
oluyor beni iyi hissettiriyor açıkçası
onun dışında
böyle bir hani bunlar biliyorum
böyle anlatınca çok klişe geliyorlar ama
yapınca da çok iyi geliyorlar ya
yani hani bir spor yapmak bir yürüyüşe
çıkmak bir arkadaşınla oturup bir kahve
içmek ya da tek başına bir kahve
içmek hani bazı anları biz çok şey
yaratıyoruz ya ya şunu yapardım da
kimse yok ki ya ya bir kahve
içerdim de biri de yok ki bir bana eşlik etseydi
falan gerek yok yani illa birini sana
eşlik ediyor olmasına gerek yok. Sen de
kendine eşlik edebilirsin. O anda
böyle bir kendini dinleyebilirsin.
O kahveden bir yudum alırken o kahvenin
tadını hissetmeye odaklanabilirsin.
Bunlar bizim hayatta çok kaçırdığımız
şeyler yani. Bir şey yapıyoruz
ama çok ezbere yapıyoruz.
O yüzden de karar alma
süreçlerimizde de bu ezberelik
hali, bir şeyleri ezbere yapıyor olma
hali bence biraz devam ediyor.
Ya da zihninin o seni korumaya
odaklı bakış açısı da
biraz tabii bu noktayı itiyor.
O ezbere bildiğin yoldan git.
Çünkü orası senin en iyi yol alabileceğin
kısım falan gibi bir yerden yaklaşıyor.
Ama bazen de
dediğim gibi insanların
risk alma dönemleri ve
o riskle birlikte yükseleceği
belki mutluluğu
daha da eline alabileceği
şeyler doğuyor önüne.
Ne denir? Fırsatlar doğuyor önüne.
O fırsatları değerlendirip değerlendirmemiz
değerlendirip değerlendirmememiz
bizim elimizde
olan bir şey. Bu dediğim gibi
bizim tamamen karar alıp verme süreçlerimizi
nasıl yönettiğimizle
aslında ilişik bir durum.
O yüzden böyle birazcık da tam
böyle bir dönemdeyken
bu karar almadan ve bunun
hissettirdiklerinden böyle konuşmak
istedim. Benim açımdan karar alma
süreci ve karar
almanın kendisi aslında böyle
bir şey. Ve çoğu zaman da dediğim gibi
benim gibi tipler için stresli
ve kendini işte böyle
hayatı zindan ettirircesine
bir durumun içinde bulduğu bir
olaya dönüşüyor. Ama
şu zamana kadar aldığım
kararlarda da genelde her ne
kadar bunu yapsam da çok pişman
olmadığımı gördüm. Hatta geçen gün
annemle konuşuyorduk bunu. Dedim
ki ya işte sence ne yapsam falan
böyle şey söylüyorum. O da dedi ki işte kızım sen bilirsin
hani sen doğru karar verirsin falan. Ben de böyle
kızdım. Dedim ki ya biliyorum
ama hiç yardımcı olmuyorsunuz. Biriniz de
çıkıp şunu yap dese hani o neden
biliyor musun? Üzerindeki yükü atmak
istiyorum. Sonra bir şey olduğunda sen
demiştin falan. İnsanın beyni
böyle çalışıyor. Arkadaşlar biliyorum kötü bir şey
ama hani insan diyor ki
ya birisi bana şu süreçte
yardımcı olsun ve ben bu yükü
tek yaşamayayım. Tek kaldırmayayım.
Bu yükü paylaştırayım
ve sonrasında bu kararımın
yanlış olduğunu gördüğümde de yine paylaştırabilme
olanağım olsun.
Yani maalesef insan beyni,
zihni böyle çalışıyor. Birazcık
kendi çıkarlarını yöneten bir sistem
içerisinde. Neyse
Ve verhasıl annem de bana işte dedi ki sen dedi bu zamana kadar dedi aldığın kararlarda dedi bizi hiç şaşırtmadın, hiç hüsrana uğratmadın.
Ve bu yüzden de biz senin karar alma kapasitenin gayet mantıklı, gayet doğru yoldan yürüyebilecek bir şekilde olduğunu biliyoruz.
O yüzden de çok karışmak istemiyoruz.
Bizim burada yapabileceğimiz tek şey senin bu karar alma sürecinde sana destek olmaya çalışmak.
Ve tabii ki de bundan sonraki süreçte de karar aldıktan sonraki sürecinde de o yolu kolaylaştırmak için elimizden gelen bir şey varsa onu yapmak.
Sonra baktım bir düşündüm dedim ki kadın ne kadar haklı ya.
Şimdi ben benim karşıma yani biri gelse ve bana böyle bir şey söylese ben de aynı şeyleri söylerim.
Sonuçta onun adına yapabileceğim hiçbir şey yok.
Ama onun için yapabileceğim bir şey varsa o da onun o yolunu kolaylaştırmak üzerine kurduğum kendi adıma sistemler olabilir.
Ona yardımcı olmak için yaptığım belki duygusal paylaşımlar olabilir.
Belki hayatına daha fiziksel anlamda yardımcı olabilecek bir dokunuş olabilir.
Yani o yolu sevdiğin için güzelleştirmek ya da kolaylaştırmak aslında evet kolaylaştırmak gibi.
Onların da bir noktadan sonra bizim için yapabileceği kısıtlı şeyler var.
En büyüklerinden biri de bizim yollarımızı kolaylaştırmak oluyor.
İşte aslında ne kadar güzel bir şeye baktığınızda.
sizin yollarınızı kolaylaştıran insanların hayatınızda olması.
Ben duygulanıyorum biraz böyle şeylere.
Tamam.
Ağlama kız.
Sus.
Ağlama.
Aa.
Yengeç burculuğum ortaya çıkıyor hemen ya.
Neyse çok güzel bir şey.
Böyle beni duygulandıran ve o hayattaki var olma çabamı bir tık daha anlamlı kılan bir şey.
O yüzden şükür doluyum.
Hayatımda böyle insanlar olduğu, benim karar alma, karar verme ve o yolda yürürken ki hallerimi kolaylaştırabilmek adına benimle ilgilenen çok tatlı güzel insanlar var hayatımda.
Ailem başta olmak üzere.
Her bokada duygusallaşmelisi aferin yani.
Ama bunlar güzel şeyler yani ne yapayım.
Neyse velhasıl o yüzden şu anda ne karar verirsem vereyim.
Kendim için en doğrusunu yapabileceğime inanmak istiyorum.
Zaten bunu da size böyle biraz lanse etmek için anlatmak istedim.
Hani şu anda karar verme kendi hayatı için önemli bir adım atma sürecinde olan birileri varsa şunu unutmasınlar ki.
Bu kimse için çok kolay olan bir şey değil.
Herkesin çok zorlandığı ve o süreçten geçerken belki de kafayı yediği bir şey.
Ama dediğim gibi o iki şeyi unutmayın.
Birincisi bu karar beni mutlu edecek mi?
İkincisi de bu karar beni bir adım öteye taşıyabilecek mi?
Bunların çok önemli olduğunu düşünüyorum.
O yüzden de sizinle paylaşmak istedim.
Umarım birilerinizin tam ihtiyacı olduğu anda gelmiştir bu video.
Ve umarım ben de verdiğim karardan pişman olmayarak bunu yayınlamışımdır.
Bilmiyorum belki de daha kararımı tam inceleme sürecinde bile yayınlamış olabilirim yani.
Ama bunu yayınladığım süreç daha doğrusu bunu yayınladığım tarihte kesin birilerinin ihtiyacı olacak diye düşünüyorum.
O yüzden de öyle bir video çektim bugün.
İstiyorum ki paylaştığım şeyler birilerine hayatta yardımcı olsun.
O hayatı kolaylaştırmak dediğim şey var ya işte ben de onu birilerine yapabileyim istiyorum.
Umarım da yapabiliyorumdur.
Çok teşekkür ederim dinlediğiniz için.
Size dokunduysa bu video bana destek olmak adına bir beğeni, bir yorum bırakmayı ve kanala abone olmayı unutmayınız lütfen.
Öpüyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
