
Kuşlar yerçekimine rağmen nasıl gökyüzünde kalabiliyor? Biz kollarımızı ne kadar çırparsak çırpalım uçamazken, minicik bir serçe bunu nasıl başarabiliyor?
Bu bölümde minik kaşiflerle birlikte kuşların hafif kemiklerinden güçlü kanatlarına, uçmalarını sağlayan kaldırma kuvvetinden tüylerinin şaşırtıcı özelliklerine kadar gökyüzünün sırlarını keşfediyoruz. Üstelik yarasaların ve yusufçukların birbirinden farklı uçuş yöntemlerine de yakından bakıyoruz.
Kollarınızı iki yana açın, hayal gücünüzü yanınıza alın! Bu kez keşif rotamız gökyüzü!
Yeni keşifleri kaçırmamak için podcastimizi takip etmeyi unutmayın 🎧
instagram: @cocuklaricinpodcast
Transkript
Şimdi keşif zamanı, burada sorular hep farklı.
Hazırsan başlıyor bu kez, çocuklar için geliyor bu podcast.
Merhaba minik kaşifler ve çocuklarıyla birlikte başını gökyüzüne kaldırıp hayal kurmayı çok seven sevgili ebeveynler.
Minik kaşiflere hepiniz hoş geldiniz. Ben Pelin.
Bugünkü konumuz aslında pek çok kaşifimizden gelen bir sorudan çıktı.
Mesaj kutumu açtığımda aynı soruyu o kadar çok gördüm ki
meğer siz minik kaşiflerin gözü hep bulutlardaymış.
Parkta simit kovalayan martıları, ağaçta cıvıldayan minik serçeleri
ya da gökyüzünde kanat bile çırpmadan süzülen dev kartalları izlerken
bana hep aynı şeyi sormuşsunuz.
Pelin abla, kuşlar nasıl uçuyor?
Yer çekimi onları neden aşağı çekmiyor?
Kanat çırpınca ne oluyor da gökyüzünde düşmeden kalabiliyorlar?
Sahih çocuklar, biz kollarımızı ne kadar hızlı sallarsak sallayalım havalanamazken
o minicik bir avuçluk serçe nasıl oluyor da bir anda gökyüzüne fırlayıveriyor?
Doğa kuşlara görünmez bir roket motoru mu takmış?
Yoksa işin içinde harika bir mühendislik sırrı mı saklı?
Hadi arkanıza yaslanın, kollarınızı iki yana açın.
Gökyüzünün en havalı sırrını çözmeye uçuyoruz ve keşif başlıyor.
Çocuklar, önce şu soruyu düşünelim.
Uçan bir canlının işini en çok kolaylaştıran şey ne olabilir?
Tabii ki hafif olmak.
Ama sadece hafif olmak yetmez.
Gök yüzünde rüzgara karşı koyabilmek için o gövdenin aynı zamanda taş gibi sağlam olması gerekir.
İşte kuşların iskeleti tam bir doğa harikasıdır.
Bazı kuşların kemiklerinin içinde hava ile dolu boşluklar bulunur.
Bu özel yapı kemiklerin hafif kalmasına yardımcı olurken içlerindeki destekler de onları güçlü tutar.
Üstelik kuşların vücudunda ağırlık yapacak fazlalıklara da yer yoktur.
Mesela ağır dişleri ve çene kemikleri yoktur.
Onun yerine hafif ama çok sert gagaları vardır.
Hatta göğüslerinde karina denilen özel kayık tabanına benzeyen güçlü bir kemik bulunur.
Kanatlarını güçlü bir şekilde çırpmalarını sağlayan devasa göğüs kasları doğrudan bu kemiğe tutunur.
Yani bir kuşun bedeni baştan aşağı gökyüzüne fırlatılmak için ayarlanmış hafif bir uçuş aracı gibidir.
Peki sadece hafif olmak yetseydi?
Bu yapraklar da birer kuş gibi gökyüzünde istediği yöne uçabilirdi değil mi?
Ama rüzgar durunca yaprak pat diye yere düşer.
Kuşlar ise rüzgar olmasa bile kendi hareketleriyle havayı yönlendirip uçabilirler.
İşte en büyüleyici bilimsel sır burada saklı.
Kanadın özel kavisli şekli.
Bir kuşun kanadına yandan baktığımızda üst tarafının hafifçe tümsek, alt tarafının ise daha düz olduğunu görürsünüz.
Kuş ileriye doğru atıldığında kanadın üzerinden kayan hava ile altından geçen hava farklı davranır.
Kanadın altındaki hava kuşu alttan yukarıya doğru güçlü bir el gibi iter.
Aynı zamanda kuş kanatlarını aşağıya ve geriye doğru çırptığında havayı arkaya iter ve bu sayede kendisi ileriye doğru fırlar.
Bilim insanları kuşu havada tutan bu kuvvete kaldırma kuvveti diyor.
Peki uçakları yapan mühendisler bu fikirleri nereden öğrendi dersiniz?
Kuşların uçuşunu incelemek, insanların uçuşu anlamasına ilham veren en önemli doğa örneklerinden biri olmuştur çocuklar.
Şimdi gelelim o rengarenk tüylere.
Sizce kuş tüyleri sadece kuşu sıcacık tutsun diye mi var?
Kesinlikle hayır.
Bir kuş tüyünü elinize alıp baktığımızda birbirine kenetlenen minik kancalar görürsünüz.
Tıpkı montlarımızın fermuarı ya da spor ayakkabılarımızın cırcırtları gibi.
Kuş kanadını aşağıya doğru bastırdığında bu tüyler birbirine sımsıkı kilitlenir ve güçlü bir hava küreğine dönüşür.
Ama kanat yukarı kalkarken tüyler hafifçe aralanır, hava aradan kayıp gider.
Böylece kuş boşuna yorulmaz ve bir sonraki güçlü vuruşa hazırlanır.
Yani tüyler saniyenin onda birinde açılıp kapanan akıllı panjurlar gibidir.
Peki gökyüzünde uçan canlılar sadece kuşlar mıdır?
Tabii ki hayır.
Doğa uçuş problemini çözmek için farklı canlılara bambaşka kanatlar hediye etmiştir.
Mesela memeli dostumuz yarasalar.
Yarasaların kuşlar gibi tüyleri yoktur.
Onların kanatları tıpkı bizim parmaklarımız gibi upuzun, parmak kemiklerinin arasına gerilmiş incecik, esnek bir deri perdedir.
Bu özel kanat yapısı sayesinde havada inanılmaz manevralar yapabilirler.
Bir de tabi mesela minicik yusufcuk böcekleri var.
Onlar dört kanadını birbirinden tamamen bağımsız hareket ettirebilirler.
Gökyüzünde tıpkı bir helikopter gibi havada asılı kalabilir, hatta geriye doğru bile uçabilirler.
Gördüğünüz gibi çocuklar, doğa gökyüzünü fethetmek için birbirinden farklı harika yollar geliştirmiştir.
Şimdi, bölümümüzü kapatmadan önce size her zaman olduğu gibi bir sorum var.
Eğer bir sabah uyandığınızda sırtınızda muazzam rengarenk bir çift kanadınız olsaydı,
İlk olarak nereye uçmak isterdiniz?
Okulun çatısına konup zilin çalmasını beklemek mi?
En yüksek ağacın tepesindeki elmaları toplamak mı?
Yoksa bulutların üzerine çıkıp pamuk gibi yumuşacık bir buluta dokunmak mı?
Cevaplarınızı merakla bekliyorum.
Sizin de aklınıza takılan gökyüzüne ya da doğaya dair merak ettiğiniz sorular varsa
hemen anne ya da babanızın kulağına fısıldayabilirsiniz.
Onlar da bana Instagram'dan çocuklar için podcast hesabından sorularınızı gönderebilirler.
Bir sonraki keşfimizde görüşmek üzere.
Merakla kalın, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
