
Yalnız değilsin. Terappin; zihnin ve bedenin için uzman kadrosuyla bütünsel sağlığında hep yanında.
✨ POD20 kodu ile: İlk ve tekli seanslarında geçerli %20 indirim seni bekliyor.
Kendine bir iyilik yap, bugün dinlenmeye ve iyileşmeye izin ver.
*
Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içerir.
*
Bugün Hitler'in neden yenildiği üzerine konuştuk. Neyi yanlış yaptı? Ne zaman gecikti? Hataları Neydi? Bu soruların hepsini cevaplamaya çalıştık. Hepinize iyi dinlemeler...
Transkript
Tarih 22 Nisan 1945, bir bahar gününün öğleden sonrası.
Führer Bunker'deki Adolf Hitler, Alman üst komutasını odasında toplamış, harita üzerinde planlar yapıyor.
Berlin'i çevreleyen Sovyet Kızıl Ordusu'na karşı harekete geçme emri verdiği Steiner'i soruyor.
Odadakilerin derin bir sessizliğe gömülmesiyle birlikte korkutucu gerçeği öğreniyor.
Berlin'i Sovyet kıskacından çıkartmasını ümit ettiği Steiner karşı taarruza geçmemiş bile.
Bunu duyan Hitler tarihe geçecek şu sözleri söylüyor.
Bu savaş artık kaybedildi.
Aslında bu üst üste verilen kötü kararların geldiği son nokta.
Peki bu noktaya nasıl gelindi?
Almanların savaşı kaybetmesine ve Alman şehirlerinin bir harabeya dönmesine sebep olan bu hataların başlangıç noktası neydi?
Bunu anlamak için ilk olarak 5 sene öncesine gitmemiz gerekiyor.
1940 senesinin Mayıs ayı.
Alman kuvvetlerinin Fransa'ya karşı yürüttükleri Blitzkrieg yani yıldırım harbi harekatları başarıyla sonuçlanmıştı.
Alman panzer bölükleri General Heinz Gunderheim komutasında ağırdan ormanlarını aşmıştı.
Artık İngiltere kıyıları Almanların konuşulandıkları Kuzey Fransa'dan görülebiliyordu.
İngiliz keşif birlikleri ve Fransız kuvvetlerinin birinci ordusu alt edilmişti.
Bir yanda deniz, diğer yanda ise üzerlerine gelmekte olan Alman kuvvetleri tarafından sıkıştırılan müttefik İngiliz ve Fransız birlikleri Dunkirk limanına sığındı.
Daha Mayıs'ın sonuna bile gelinmemişti.
Alman birlikleri onları sadece 20 gün içinde köşeye kıstırmıştı.
İngiltere için durum hiç de hoş görünmüyordu.
Ordunun çok ciddi bir kısmının kaybedilmesi gibi bir tehlike söz konusuydu.
Hemen felaket hazırlıkları yapıldı.
İngiltere'yi yönetenler Nazi işgaline nasıl hazırlanabileceklerini düşünmeye başlamışlardı.
Tam da bu günlerde beklenmeyen bir şey oldu.
24 Mayıs'ta Dunkirk üzerine hızla ilerlemekte olan Alman zırhlı birlikleri bir anda durdu.
Üstelik 1. Panzer Bölüğü İngiliz birliklerinden sadece 24 kilometre uzaktayken
Bu ani gelen dur emrinden sorumlu olan iki kişi vardı.
Birincisi Maréchal Gerd von Rundstedt'ti.
Hızla ilerleyen birliklerinin potansiyel bir İngiliz karşı saldırısına karşı çok savunmasız kalacağını düşündüğü için ilerlemeyi durdurmak istemişti.
İkinci sorumlu ise emri onaylayan Adolf Hitler'di.
Genel olarak hızlı, agresif taktik ve stratejileri önemli gören Führer bu sefer çok daha ihtiyatlı davranmaya karar vermişti.
Normal şartlar altında basit bir tedbir hamlesi olarak görülebilecek bu karar Almanlar için tam bir handikapa dönüşecekti.
Alman birliklerinin ilerlemeye 3 gün ara vermeleri İngilizlere beklemedikleri kadar iyi bir fırsat sunmuştu.
İşte bu fırsatı değerlendiren İngiliz donanmasının ünlü amirallerinden Bertram Ramsey, Dinamo adı verilen bir operasyon başlattı.
Operasyonun tek bir amacı vardı.
Dunkirk kıyılarından mümkün olduğunca fazla adam çıkarmak.
İngiliz donanmasının savaş gemileri Dunkirk kıyılarına kadar ilerledi.
Sahil hattından İngiliz birliklerini çıkarmak için balıkçı teknelerinden lüks yatlara kadar irili ufaklı pek çok deniz aracı seferber edildi.
Küçük teknelerle büyük donanma gemilerine taşınan birlikler İngiltere'ye doğru yola çıktı.
Her ne kadar Alman Luftwaffe yani hava kuvvetleri müttefik birliklerini ve gemilerini yoğun ateş altına almış olsalar da İngiltere'ye ait Kraliyet Hava Kuvvetleri ve İngiliz donanması koordineli bir çalışma yürüterek operasyonun başarıya ulaşmasını sağladı.
Operasyon bittiğinde ortaya çıkan tablo insanı affallatan türdendi.
Öncesinde sadece 45 bin askerin kurtarılması hesaplanıyordu.
Ancak bunun yaklaşık 8 katı yani 338.226 asker kurtarılmıştı.
Bunların yaklaşık 120.000'i müttefik Fransız ve Belçika birliklerinden oluşuyordu.
Erne kadar İngiliz birlikleri geride 65.000 araç ve 2.472 ağır top bırakmak zorunda kalmış olsalar da operasyon genel anlamda başarılı bir şekilde sonuçlanmış, müttefik ordusunun çok ciddi bir kısmı kurtarılmıştı.
Yani Hitler'in dengesiz bir şekilde bazen agresif bazen ise aşırı dikkatli davranmasının bedeli çok ağır olmuştu.
Almanlar için ciddi bir fırsat neredeyse hiç pahasına kaybedilmişti.
Bu daha sonraları halledilmesi gereken ciddi bir problem olarak karşılarına çıkacaktı.
1940 senesinde bitebilecek savaş uzamıştı ve bunun bedelini en çok Alman birlikleri ödeyecekti.
Ne var ki Hitler'in tutarsız askeri kararları burada sona ermeyecekti.
Bunu anlamak için Dunkirk hezimetinin sadece bir yıl sonrasına göz atabiliriz.
Alman birlikleri her ne kadar İngilizleri ve müttefik birliklerini ellerinden kaçırmış olsalar da
Batı Avrupa'yı neredeyse tamamen kontrol altına almışlardı.
Fransa'nın başına kukla bir hükümet getirilmişti.
Güneydoğu Avrupa'daki işgal harekatlarının çoğu tamamlanmış,
Balkanlar neredeyse tamamen Alman kontrolüne girmişti.
Genel durum Almanların lehine ilerliyordu.
Ancak Hitler'i rahatsız eden bazı şeyler vardı.
İlk olarak agresif bir politika izleyen Sovyet lideri Josef Stalin'e güvenmiyordu.
Stalin seneler boyunca sosyalizmi yayma bahanesiyle etrafındaki ülkeleri işgal etmiş ve kontrol altına almıştı.
İkincisi ise Hitler'in ideolojisinin en önemli unsurlarından biri olan Lebensraum yani yaşam alanı planıydı.
Bu plan, Alman halkı için tarımsal açıdan verimsiz olan Alman topraklarına alternatifler aramanın önemini öne sürüyordu.
Buna göre Almanlar kendi topraklarına sabitlenip kalmak yerine tarımsal açıdan elverişli olan Slav ve Rus topraklarına yerleşmeliydiler.
Lebens Raum için öngörülen alanın da ciddi bir kısmı Sovyetler kontrolündeki Ukrayna topraklarından oluşuyordu.
Bütün bu sebepler bir araya geldiğinde Hitler'in Sovyetleri işgal düşüncesi daha da ciddileşmeye başladı.
Her ne kadar aralarında Stalin'le imzalanan bir saldırmazlık halkı da olsa da iki taraf arasındaki karşılıklı güvensizlik gerilimin gittikçe tırmanmasına sebep oldu.
1941 senesinin 22 Haziran günü olaylar artık kopma noktasına gelmiş durumdaydı.
O gün Adolf Hitler Barbarossa Operasyonu'nun emrini verdi.
Alman ve Alman kontrolündeki devletlerden gelen tam 3.800.000 asker, 3.350 tank ve 2.750 uçak operasyona dahil oldu.
Baltık Denizi'nden Karadeniz'e uzanan yaklaşık 3.000 kilometrelik bir hat üzerine cephe kurulmuştu.
Bu harekat tarihin en geniş kapsamlı askeriye operasyonlarından biri olarak tarihe geçecekti.
İlk başta Almanlar ciddi bir başarı elde ettiler.
Yıldırım harbi taktikleri işe yaramıştı.
Minsk ve Kiev hızlıca ele geçirilmiş, milyonlarca Sovyet askeri etkisiz hale getirilmiş veya esir alınmıştı.
Ancak bu momentum çok da uzun soluklu olmayacaktı.
Çoğu Rusya'dan oluşan Sovyet toprakları Fransızların kolay aşılabilen arazilerine benzemiyordu.
Rusya'nın batısında kalan cephe hattı kısıtlı bir alanda kalıyordu.
Ancak Almanlar doğuya ilerleyişlerini sürdürdükçe cephe hattını da genişletmek zorunda kaldılar.
Alman birlikleri iklimine ve arazi yapısına alışık olmadıkları bir alanda sürekli sekteye uğrayan ikmal hatlarıyla ilerlemeye çalışıyorlardı.
Sovyet birlikleri ise rahatlıkla geri çekiliyor, Almanları yoruyor ve etkili karşı saldırılar düzenliyorlardı.
Ayrıca faydalı olabilecek herhangi bir unsurun da Almanlar tarafından ele geçirilmesine müsaade etmiyorlardı.
Tarlaları ateşe veriyor, fabrikaları ise yıkıyorlardı.
Hatta bazı fabrikaları Almanların eline geçmesine engel olmak için söküp parçalarını Ural dağlarına,
Almanların onlara ulaşamayacakları tesislere taşıyorlardı.
Burada bu parçaları yeniden birleştirip fabrikaları yeniden inşa ediyorlardı.
Bu şekilde 1500'den fazla fabrika taşımışlardı.
Kısacası Sovyet birlikleri Almanlara göre çok daha esnek hareket edebiliyordu.
Bunun yanı sıra Almanların karşısında konuşulanan Batı müttefik devletleri de sürekli olarak Sovyetlere yardımcı oluyordu.
Amerika ve İngiltere ise Sovyetlere kaynak aktarıyor ve bu durum Rusların savaşa devam etmesini sağlıyordu.
Kısacası tek bir hamlede Sovyet tehdidini ortadan kaldırabileceğini düşünen Hitler'in planı başarısız olmuştu.
Alman birliklerinin Stalingrad'da kıstırılması ve teslim olmaya zorlanması operasyonun dönüm noktası oldu.
Bu andan sonra durum sürekli olarak Almanların aleyhine gelişti.
Stalin'den destek alan General Georgi Zhukov, Sibirya birliklerini de kullanarak devasa bir karşı saldırı harekatı başlattı.
Batı cephesinde de durum iyi gitmiyordu.
Müttefiklerin batıdan bir çıkarma yapma tehlikesi giderek ciddi bir hal almaya başlamıştı.
Bunun yanı sıra Alman hava kuvvetleri batı cephesinde kraliyet hava kuvvetleriyle de çarpışmak zorundaydı.
Bu durum da bu hava birliklerinin Rus-Sovyet cephesinde etkili bir şekilde kullanılmasını çok güç hale getiriyordu.
Bunun yanı sıra kara birliklerinin de eli kolu bağlıydı.
Hitler işgal edilen hemen hemen her yerin halkına karşı ırkçı bir politika izlediği için sürekli olarak direniş hareketleriyle baş etmek zorunda kalıyordu.
Bu da Alman kara kuvvetlerini gereksiz yere yoruyor ve kaynak harcamalarına sebep oluyordu.
En sonunda Almanlar kendilerini sürekli olarak iki cephede savaş sürdürmek zorunda kaldıkları bir durumun içinde buldular.
Bu cephelerden birinin devam edebilmesi için diğerinden fedakarlık yapılması gerekiyordu.
Bu cephede Sovyet-Rus cephesi olacaktı.
Almanlar doğuya ayırdıkları kaynakları zamanla daha da azaltmak zorunda kaldılar.
Bu ise Sovyet karşı saldırısının hız kesmeden devam etmesine ve Almanların bu cepheyi tamamen kaybetmesine sebep oldu.
Sovyet cephesindeki bu felaket aslında Almanların en ciddi problemini ve belki de savaşı kaybetmelerinin asıl nedenini de gözler önüne seriyordu.
Petrol kıtlığı
Sürekli modern, motorize ve mekanize olmakla övünen Alman ordusu,
savaşın zaferle geçen yıllarında bile felaket boyutlarına varan bir sorunla karşı karşıyaydı.
Petrol kaynakları yetersizdi.
Sürekli devam ettirdikleri agresif politikalar onların pek çok ülkeden petrol ambargosu yemelerine sebep olmuştu
ve bu nedenle çok az ülkeden petrol satın alabiliyorlardı.
Romanya gibi ele geçirdikleri bazı ülkelerdeki petrol rafineleri yeterli üretimi sağlayamıyordu.
Kömür gibi diğer fosil yakıtlardan, sentetik petrol üretme çabaları da başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Ortaya çıkan ürün yeterli verimlilikte olmuyordu.
Bu bütün taktik ve stratejisi efektif araç ve uçak kullanımına dayanan Alman ordusu için tam bir felaketti.
helak etti.
Hemen hemen bütün Alman harekatlarının temel başlangıç hamlesi olan Yıldırım
Harbi yaklaşımı milyonlarca litre petrol tüketilmesini gerektiriyordu.
Bu tüketim ise sürekli olarak petrol elde edebilmek için yeni operasyonlar yapılmasını
gerektiriyor ancak bu operasyonların dönüp dolaşıp aşırı tüketime sebep olmasıyla
sonuçlanıyordu.
Hatta durum tamamen çökme noktasına gelmeden önce bile bazı uyarılar yapılmıştı.
Askeri üretimden sorumlu olan Albert Speer, Hitler Romanya'daki petrol rafinelerinin kaybedilmesiyle savaşın kaybedilmesinin eş anlamlı olduğu konusunda uyarmıştı.
Sovyet cephesi üzerinden Bakü ve Maykop gibi petrol yataklarına ulaşmaya çalışan Alman ordusunun Stalingrad'ı geçemediği gibi orada hezimete uğraması da sorunun iyiden iyiye derinleşmesine sebep oldu.
Alman ordusunun teknolojik üstünlüğü artık anlamsız kalmıştı.
Bütün düşman tanklarından daha iyi kabul edilen Tiger tankları bile oldukları yere çakılıp kalmışlardı.
Cepheden cepheye gidip operasyona katılmak bir yana bazı tankların 2 kilometre bile ilerleyecek yakıtları yoktu.
Modernize, mekanize ve motorize olmayı önceliklendirme prensipleriyle kurulmuş olan Alman ordusu,
lojistiğinin %80'ini atlar ve trenlerle karşılamak zorunda kalmıştı.
Alman ordusunda kullanılan at sayısı 1 milyon 100 bine ulaşmış durumdaydı.
Bu lojistik problemi müttefik İngiliz ve Amerikan hava kuvvetlerinin operasyonlarıyla daha da derinleşiyordu.
Alman fabrikaları, petrol rafineleri ve demir yolları sürekli olarak hedef alınıyordu.
Milyonlarca asker, binlerce araç ve uçaktan oluşan Alman ordusu manevra kabiliyetini neredeyse tamamen yitirmişti.
İşte tam da böyle bir ortamda müttefikler bitirici hamleyi yapmaya karar verdiler.
Bu hamlenin kışkırtıcısı ise Josef Stalin'di.
Sürekli olarak Almanlarla tek başına mücadele etmek zorunda kalmaktan yakınan Stalin,
Churchill ve Roosevelt'i Almanya'nın karadan işgal edilmesi gerektiği konusunda ikna etmeye çalışıyordu.
Stalin'in şikayetlerini ciddiye alan müttefikler, Overlord olarak isimlendirilen bir operasyon hazırlığına başladı.
Bu operasyon Alman işgali altındaki Fransa'ya bir çıkartma yapılmasını ve doğuda Kızıl Ordu ile uğraşmakta olan Almanların batıdan kıstırılmasını öngörüyordu.
6 Haziran 1944 tarihine gelindiğinde bu operasyon başladı.
Müttefik kuvvetleri tam 7 bin gemi, 11 bin uçak ve 156 bin askerle çıkartmayı yürütüyordu.
Normandiya bölgesinde yer alan Uta, Juno, Omaha, Gold ve Svort sahillerine çıkartma yapıldı.
Alman komutası bu saldırı karşısında çok etkisiz kalmıştı.
Hitler saldırının başka bir yerden yapılacağını, Normandiya saldırısının ise sadece bir yanıltmacı olduğunu düşünüyordu.
Aslında böyle düşünmesine sebep olan şey, müttefiklerin başarılı bir şekilde uyguladıkları dezenformasyon operasyonuydu.
Almanları asıl saldırının başka bir yerden yapılacağına ikna etmişlerdi.
Hitler'in ve Alman komuta kademelerinin Normandiya'nın bir yanıltmacı olduğu konusundaki kararlılığı Almanların zamanında karşı saldırıya geçmesini engelledi.
Alman savunma hatları çöktü.
Normandiya'dan güneye ilerleyen müttefik birlikleri yerel Fransız direnişiyle iş birliği yaparak Almanları Fransa'dan kovmayı başardı.
Almanlar artık batıdaki müttefik kuvvetler ve doğudaki Kızılordu tarafından çevrelenmiş durumdaydı.
Bundan sonrası ise sadece trajik bir çözülme süreci olarak tarihe geçecekti.
Alman savunma hatları bir seneden kısa sürede tamamen çöktü.
Müttefikler ve Sovyetler Almanların bütün stratejik noktalarını ele geçirdiler.
Ve nihayetinde 2 Mayıs 1945'te Berlin tamamen ele geçirildi.
Hitler tam anlamıyla yenilgiye uğratılmıştı.
Hitler'in neden yenildiğini adım adım ele aldığımız bu videomuzun sonuna geldik.
Gelecek videoları kaçırmamak için kanala abone olup bildirimleri açtığınızdan emin olun.
Bir sonraki videoda görüşmek üzere.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
