
UTMB Serisi - Kaçkar by UTMB 50k Nasıl Geçti? #1
24 Eylül 2026 · 31 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde Kaçkar by UTMB 50K yarışımızı anlatıyoruz. 🏔️
Sert tırmanışlar, teknik geçişler, uçurum kenarları ve muhteşem yaylalar arasında şimdiye kadar katıldığımız en zorlu yarışlardan birini yaşadık.
Hazırlığımızdan yarış stratejimize, beslenmeden parkurda yaşadığımız anlara kadar Kaçkar 50K’nın ilk yarısını konuştuk.
Keyifli dinlemeler 🎧
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
İletişim için:
kosvergitsin@gmail.com
Kısımlar:
(00:00) - Giriş
(02:02) - Yarış Atmosferi
(03:02) - Parkur ve Hazırlık
(08:21) - Rize’ye Yolculuk
(09:42) - Konaklama, Expo ve Yarış Kiti
(12:14) - Yeni 4K Parkuru
(13:18) - 50K Startı
(16:24) - İlk Büyük Tırmanış: 3 KM’de 900 Metre Yükselti
(18:04) - Islak Kayalar, Kökler ve Kaygan Zemin
(19:56) - Ayakkabı Vurması
(22:30) - Yarışta Beslenme: Jel, Karbonhidrat ve Elektrolit
(24:30) - Runner’s High
(27:03) - İp Geçişleri, Kayalıklar ve Uçurum
(29:20) - Yaylalarda Köylülerin Desteği
(29:49) - Samistal Yaylası
Transkript
Herkese merhaba, Koşver Gitsin''e hoş geldiniz. Ben Gülüm.
Ben Onur.
Bu bölümde Kaçkar Bay UTM bir yarışımızdan bahsedeceğiz.
Biz geçen senede katılmıştık, 20K parkurundaydık.
Evet, bu arada onun için de bir bölüm kaydetmiştik.
Dilerseniz onu da dinleyebilirsiniz. Bizim üçüncü bölümümüzdü.
Evet, ilk bölümlerimizden bir tanesi.
Orada çok beğendik 20K parkurunu, o manzaralar olsun, o atmosfer olsun.
Dedik bu sene 50k bir koşalım yani daha çok manzara görelim.
Gerçekten iyi mi ettik kötü mü ettik yani zorlu bir yarıştı.
Yani özetleyecek olursam belki de katıldığımız en zor yarışlardan bir tanesiydi.
Katıldığımız en zor yarıştı bence de.
Evet en zor süre il yarışıydı.
Tabii bir yarış ne kadar zor olursa o kadar bitirdikten sonraki tatmin duygusu daha fazla oluyor ama
Ya bu yarış hem irtifadan dolayı çok irtifada koştuk hem kazandık hem böyle uçurum kenarları işte o kayalıklar derken yani baya hop oturduk hop kalktık yani.
Evet ve irtifa kazanımları da genelde böyle kısa mesafelerdeydi yani sert çıkışlara sahip bir yarış.
O yüzden hani manzara güzel oluyor tabii ki çok yükseğe çıkınca ama çıkması da bir o kadar zor oluyor tabii.
Geçen sene biz 20K parkındayken hava çok sisliydi. Yani sislerin içinde koşmuştuk. O yüzden ben uçurum falan hiçbir şey görmedim. Pataküte çıkmıştım ama burada şimdi gündük gülistanlık bir ortaya vardı.
Hava çok güzeldi değil mi geçen sene yürü?
Evet çok güzeldi sıcak hava. Bir tık sıcaktı ama yine de bence güzel bir havaydı.
Ama öyle bir sıcaklık vardı ki mesela yani yağmurluğumu hiç çıkarmadım, hiç kullanmadım.
Sıcakladığım yerler oldu ama böyle ölüyorum, yanıyorum, çok sıcak o kadar da sıcaklamadım.
Aynen.
Yani konforlu bir şekilde değil mi tüm günü geçirdik.
Yani tam zamanıymış bu yarışın bu saharihlerde yapılması.
Şey de çok güzeldi ya insanlar da ilgiliydi böyle.
Oradaki köylerde yaşayanlar böyle izliyorlar, bize bakıyorlardı her çıktığımda.
Ya çok güzel hayatlar var orada yani böyle bir yaylaya yaklaşıyorum işte birileri şarkı söylüyor türkü söylüyor böyle Karadeniz türküleri falan.
Başka bir yere gidiyorum birisi işte hayvan otlatıyor bir yere geliyorum böyle evlerinin önünde çay içiyorlar falan.
İşte bize böyle bravo alkış falan filan yani çok böyle sakin dingin güzel bir hayatları var yani.
Bir de şey şimdi yukarıdalar ya hepsi böyle yukarıda tepeler.
Çok kişi de geçmiyordur orada.
Bizim geçmemiz de onlar için bir farklılık yani.
Çok kişi görmüyorlardır.
Oradaki o yaylaları olsun bazı yerlerde bulutların üstüne çıktık falan.
Gerçekten bence her insanın yaşaması gereken bir deneyim.
Burada bir trail koşmak.
Mutlaka öneriyoruz.
Ama iyi hazırlanmak kaydıyla.
Evet yani güzel bir antrenman hacmi, irtifa kazanımı.
Evet yani buradaki 50k için böyle sıradan bir 50k gibi düşünmemek lazım.
Gerçekten birçok kişinin de söylediğine göre Türkiye'deki en zor yarış şeklinde itham ediliyor.
Hatta belki de bu UTMB yarışlarında ki zor yarışlardan bir tanesi.
En zor yarışlardan bir tanesi doğru.
Herkes o şekilde söylüyor.
Hatta yani biraz daha ileri gideyim OCC'den gelenler aynı parkuru koşanlar bile hani karşılaştırdığı zaman buradaki sert çıkışların daha sert olduğunu söylüyorlar.
Biz tabii bilmiyoruz o konuda orada yarışmadığımız için ama o anlamda ciddi bir parkur.
Gerçekten ciddi zor.
O yüzden iyi hazırlanmak lazım bu parkurdan keyif almak için.
Evet yalnızca koşu hacmi arttırmak olarak değil ayrıca tabii de güç antrenmanları da gerekiyor.
Yani özellikle o çıkışlardan sonra tekrar koşabilmek için işte kramplar yememek için.
Aynı zamanda çok teknik bir parkur olduğu için öyle fıtı fıtı da çıkamıyorsun küçük adımlarla.
Yani bir ayağını kocaman atman gerekiyor o kayadan o kayadan.
Bildiğin merdiven çıkar gibi çıkıyoruz zaten değil mi?
O kadar sert ki o yakışılar.
Ve hani 2000 metre atıyorum çıkmışsın.
Onun üzerine tekrar sert bir yokuşu daha çıkabilmek için bence de dediğin gibi kuvvet antrenmanı çok önemli bu yarışta.
Evet.
Bir de batonda kullanıyoruz.
Üst vücut, kor, bacak, tüm vücut çalıştırmamız gerekiyor.
Evet bu da çok doğru bir tespit değil mi?
Mesela omuzları kuvvetli olmayan biri bu kadar uzun saatler boyunca baton kullanırken bu sefer omuz ağrıları yaşayabilir.
Bir de sırt çantası da ağır sonuçta.
Tüm vücudu çalıştırmak, keyif almak için, bu yarışta ağrılar çekmemek için, devam edebilmek için daha güçlü, güzel bir hazırlık gerekiyor.
Evet.
Peki biz ne kadar hazırlandık Onurcuğum?
Güzel soru.
Biz aslında bu yarışa çok uzun zaman önce kayıt olduk.
Yılbaşı civarındaydı herhalde yani kayıt olduğumuzu.
Ocak, Şubat civarında kayıt olduk.
O zaman şey demiştik yani evet 50K'nın zor olduğunu zaten biliyorduk.
Ama hazırlanalım diye kayıt olmuştuk.
Fakat tam olarak istediğimiz gibi hazırlanamadık.
Ya bir de şey 50K geçen sene biraz da fırtınalar falan çıkmıştı.
parkur değişmişti. Yani bu
seneki ellika ilk defa koşuldu.
Evet doğru. Hatta geçen seneyi
koşup bu seneyi de koşanlardan da
duyduğumuz kadarıyla. Çok farklı.
Geçen senenin bu seneyle alakası yok.
Yani bu sene çok daha zor.
Daha irtifalı olsun. Evet. Biz de
yani o şekilde hazırlanalım
dedik ama işin gerçeği
tam olarak hazır olamadık.
Hacim yeterli olmadı. Normalde bu
parkur için bir 70-80
haftalık kilometre gerekiyor.
Ve haftalık belli irtifa kazanımları gerekiyor.
Yani bazı sakatlıklar ve diğer yarış programlarımız dolayısıyla tam istediğimiz hazırlığı yapamadık.
Biz bir de beyaz yakayız yani tam zamanlı bir işimiz de var.
İşten vakit ayırıp hani bir uzuna gitmek, her gün koşmak, irtifalı yerlere kolay yarışım.
Kolay olmuyor hem ikisini birlikte götürmek.
Yani kilometreler arttıkça artık daha çok bu işlere zaman ayırmak gerekiyor.
Daha çok antrenman yapmak gerekiyor.
Tabii bizim trail ile de bitmediği için işte son mesela 1-2 aylık yarış programımıza bakarsan
işte İstanbul Boğazı'nı geçtik, Çanakkale Boğazı'nı geçtik, triatlon yaptık, şuydu buydu derken
işte her şey bir anda olduğu zaman her şeyden biraz alıyor ama bir şeyden çok olmamış oluyor.
Yani öyle bir durum oluyor haliyle.
Ama yine yarışı tamamlayacak kondisyona sahip olduğumuzu düşünerek yarışa girdik diyelim.
Evet bitiririz bir şekilde diyelim.
Orada amacımız seydi bu arada.
Yani bu böyle bir durum olduğu için de hani gidelim işte çok iyi bir derece yapalım falan değil de
sağlıkla tamamlayalım, güzel manzaraları görelim, 50K'daki coğrafyayı bir keşfedelim.
Oraları çünkü çok beğenmiştik.
Yeni yaylalar görelim falan diye gittik.
Ya bir de senin bir bilek burkulma olayın vardı.
Evet ondan da bahsediğim hızlıca yarışa tam iki hafta kala maalesef ciddi bir bilek burkma durumu yaşadım.
Çok şöyle tam iki hafta önce koşarken bileğimi bir biraz burktum.
Sonra bir baktım iyi mi değil mi diye sonra baktım basabiliyorum falan neyse dedim devam edeyim.
Hani koşmaya devam ettim.
Ondan sonra biraz geçince böyle 1-2 kilometre sonra bu sefer tekrar çok daha sert bir şekilde burktum.
Hatta böyle yere yığıldım.
Kalkamadım falan böyle topallayarak falan yürüdüm.
O derece bir bilek burkma oldu.
Sonra hatta günlerce koşamadım.
Bunlar tam 2 hafta kalı oluyor.
Dolayısıyla o da beni bir baya düşündürdü.
Çünkü bileğim iyileşecek mi 2 haftaya ve şöyle de bir durum oluyor.
Bileği bir kere burktuğunuz zaman o bazı bağlar çok esniyor ya burkulurken.
Hani kopmasa bile aşırı esniyor ve bilek tekrar burkulmaya müsait bir yapıda oluyor.
O yüzden hani tamamen güçlenmeden, iyileşmeden tekrar burkulma ihtimali daha yüksek oluyor.
Biz de bu kadar teknik bir parkura gideceğiz.
O da benim kafamda hep bir soru işaretiydi.
Biraz bu soru işaretleriyle de gitmiş olduk.
O zaman yavaştan yarışa doğru geçelim.
Başlayalım anlatmaya.
Cuma günü sabahtan Rize'ye gidiş yaptık.
Uçak mı?
Bu arada uçak böyle kaç kar şatalı gibiydi.
İçerideki bütün herkes kaç karı yarışa gidiyor yani.
Belediye sporcu kıyafetleriyle.
Herkes bir şey açmış parkurun irtifa haritasını.
Oradan oraya bakıyor falan.
Evet yani herkes aynı anda gidiyor aşağı yukarı.
Cuma sabah gidiyor.
O yüzden böyle bir arada görebiliyorduk orada herkesi.
Tanıdıklarla karşılaşıyoruz, denk geliyoruz vesaire.
Güzel bir ortamdı. Sonra uçağımızdan indik. Hatta orada ben sonra Emir'le tanıştım. Karşılaştık. Tesadüfen böyle birisi geldi bir şey sordu. Bir baktım ben tanıyorum. Nereden tanıyorum? İlla ki denk gelmiştir koşarak tereyağı yapan bir arkadaş vardı hatırlarsınız.
Evet. Sen o değil misin ya falan deyip böyle bir konuştuk tanıştık hatta yarış boyunca da birlikte vakit geçirdik.
Sadece tereyağı yapmıyor koşarak.
Çok gülüyorsun.
En popüler olan o.
Evet.
O şekilde sonra şeye geçtik.
Biz otele doğru geçtik.
Otelimiz starta baya yakındı.
Bu arada bu baya avantaj oldu bizim için.
Biz orada Cüneyt abi, Fatih Özlem aynı yerde kalıyorduk.
Buradan ben tavsiye ediyorum.
Çünkü işte kitleri aldık geri geldik.
Ne bileyim şey katranı starta gitmesi, finishten sonra tekrar gitmesi gelmesi derken.
Tuvaletli falan filan önemli.
Evet. Hani erken bir tarihte yakın bir yer ayarlamak çok faydalı oluyor.
Orada shuttle'lar var. Böyle git gel yapan minibüsler var.
Uzak bir yerden de gelebiliyorsunuz ama yine de yakın olması faydalı.
Evet. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra expo alanına geçtik.
Expo alanı geçen seneki gibi aynı yerdeydi.
Ama içerikler bence daha fazlaydı.
Özellikle bu geçen seneki yarış standına göre ya o yarış tişörtleri olsun.
Bence tasarımlar da çok hoştu.
Kalitesi de daha iyiydi bence.
Evet hem yarış tişörtleri ve yarış polarları çok güzeldi.
Hem de dışarıdan gelen markalar da daha fazla ve daha çeşitliydi.
Her anlamda geçen seneye göre daha iyiydi.
Ben bir de özellikle Run Like Her tişörtünü çok beğendim.
Pembe.
Gerçekten güzel bir mesaj veriyordu.
Onu da giyiyorum.
Ben de polarları çok beğendim bu arada.
Hem satılan polar hem de bize finisher olarak verilen polar.
İkisi de çok güzeldi yani.
Hem tasarım olarak hem kalite olarak.
Kit içeriği de çok zengindi bence.
Ya böyle hem kitin çantası da çok güzeldi.
Çantası inanılmaz tatlıydı ya.
Karadeniz böyle şeylerinden, şalvarlarından mıdır?
Kıyafetlerinden parçalar vardı.
Kit içeriğinde termos vardı.
Evet termos güzel bir detaydı bence.
Böyle yani çay demlemeli bir süzgeci bile vardı termosun.
Onun dışında çorap vardı.
Ve yani asıl benim için önemli olan şeyi sordular. Ayak numaramızı sordular ve ona göre çorap verdiler. Yani bu çok ince bir detay. İlk defa ben bir yarışta numara sorulup ona göre kit içeriğinde verildiğini görüyorum. Normalde sadece yarış tişörtünün bedenine göre verirler o da kalmışsa ama burada yani içine koydukları çorabı bile senin ayak numarana göre vermeleri ince bir hareketti bence.
Tabii dizideysek çay olmazsa olmaz. Çay vardı, magnet vardı. Magneti çok beğendim ben. Üstünde öyle kaç kar logosu vardı.
Magnet de bayağı başarılıydı bence de. Yani kısaca böyle mutlu eden bir kit içeriği vardı diyebiliriz.
Kitleri aldıktan sonra şey kağıt rana geçtik. O da 4 kilometrelik bu sene eklenen bir parkur var. Orada koşacaktık.
Sanırım bu arada organizasyonun bir şey katranı vardı yine o parkurda birlikte yaptığı ama biz onun saatine yetişemedik.
Daha sonra kendimiz biz o 4K parkurunda koştuk.
Hem de yarışta resmi olarak 4K yarışının olduğu parkurdu orası.
Ve parkur çok güzeldi yani şey katranı için.
Hani şey böyle 4K deyince 4K yani olabilir gibi düşünüyorsun ama.
Yani bir başladık böyle girdik patikalar, single trackler falan derken böyle çok keyifli tatlı bir 4K.
4K.
Yükselti de aldık falan.
Bir de şey hani yarışa gelenler bilir bir bayrak geçidi gibi bir yer var.
Hani bayrakların arasından.
Öyle S şeklinde.
Evet.
Dolandığımız bir yer var.
O 4K parkuru da oradan geçiyor.
Güzeldi yani tatlı bir parkurdu.
Yani dedik 4K'dan bu kadar keyif aldıysak 50K'yı düşünebiliriz.
Bayağı bir yükseldik değil mi orada?
Evet.
Seneye hatta 4K düşünüyorum.
Tabii bunu yarıştan sonra konuşalım.
O zaman yarış startına doğru geçelim.
Sabah 8'de başlıyor 50K'lar. Dalgalı start olarak geçiyor. 1 ve 2 olarak.
Biz 1. dalgadaydık ve saat 8'de startımızı aldık hep birlikte.
Yine o ikonik konuşmalar eşliğinde, o tulum sesleri ve o güzel atmosfer eşliğinde coşkulu bir şekilde yarışa başladık.
Ayder'de başlıyor yarış. Yani bizim bu eksponun olduğu tarafta.
Oradan böyle bu 4K'lık bir yarış parkurunda biz de bir loop atıyoruz orada.
Oradan tekrar çıkışa başlıyoruz.
Hem bu 4K bir ısınma gibi oluyor böyle.
O da güzel oldu.
Şey bakımından da iyi oluyor hani.
4K boyunca koşabiliyorsun ya.
Hani koşu yarışı ya böyle koşarak başlamak güzel oluyor.
Hemen o çıkışa verseler yani direkt yürüyerek başlamış olacağız.
Ama şey yani 4K'da da bir single track olduğu için hani ben biraz bekledim açıkçası.
Biraz arkada kalmıştım.
Çok hızlı başlamamak adına.
Güzel bir noktaya değindin bu arada.
Onu yine hatırlatalım bence.
Şimdi bu 4K'lık loop'tan sonra hemen o sert single traya girdiğimiz için biraz önde oraya ulaşmak iyi bir fikir olur.
Eğer hani biraz böyle hızlı gitmek istiyorsanız yani yokuşta durmadan ilerlemek istiyorsanız o yüzden o ilk 4K'yı biraz önlerde başlayıp biraz belki biraz daha hızlı gidip o single traya girmek önemli.
Ki hatta diyorsun sen ilk 4K'da bile sıra bekledin.
Evet işte inişi var o 4K'nın orada bekledim mesela.
Sıkıntı yok dedim zaten 50 kilometre yani 44 kilometre koşacağız.
Sıkıntı yok bekleriz.
Ama şeyi hissettim mesela çıkışlara başladığımda.
Baya bir kişiliği geçmek zorunda.
Hani yol işlemek zorunda kaldım.
Biraz arkada başlamışım.
Daha sonra işte o çıkışta bir grup buluyorsun zaten.
O grupla beraber bırakmadan gitmek lazım.
Orada bir trade-off var.
Hani bir taraftan şey diyorsun.
Ya çok sert bir çıkışa giriyorum.
ama hani nabzımı patlatmadan sakin bir şekilde başlayabilirsin.
Bir taraftan da hani çok yavaşta başlarsam önüme birileri geçecek ve sıra beklemek zorunda kalabilirim diyorsun.
Yani o dengeyi bulmak lazım.
Ama zaten yok işte her türlü yani ne yaparsan yap yüksek nabızda çıktığın için orada
yani yürüsen bile yüksek nabızda çıkıyorsun.
Çok da geriye kalmamak iyi bir fikir sanki diyebiliriz.
Hiç durmamak önemli.
Yani tabii ki yorulduğunda yani devam edemeyecek haldeysen dur ama
durmadan ritmi korumak ve bir gruba
takılmak yani. Önünde biri olsun
arkanda biri olsun. Önündeki
senden böyle bir tık iyi olsun.
Hep onu tutun. Arkandaki de sana
böyle çok bekletmesi
seni hani onu hep kollayarak gitmek
seni yokuşta diri tutuyor.
Yani ben hiç durmadım mesela
o ilk çıkışta. Hep bam bam bam
hani çıkmaya çalıştım. Evet.
Bence de yani arkandaki de seni
itiyor bu arada. Evet. Bir taraftan hani
öndekine yetişmeye çalışıyorsun. Hep
onu bırakmamaya çalışıyorsun.
Bir taraftan da çok yavaşlarsan arkandan gelenler var.
Yani orada psikolojik bir motivasyon oluşuyor.
Dediğin gibi o grubun içinde, grupla birlikte ilerlemeye çalışıyorsun.
Ya bir de şey hatırlıyorum.
Şimdi bu çıkışta sadece önümdekinin ayaklarını hatırlıyorum.
Bir de sürekli arkama bakıp arkamdakini hatırlıyorum.
Bir ara şey oldu ya.
Bir sağıma bakayım dedim.
Hani manzara orada ya.
Ya dedim ne kadar güzel yeşilliklerin içindeyiz.
Şöyle bir ben bakacağım ya şimdi ama grupla beraber gidiyorum.
Bu sefer herkes de sağ tarafa bakın manzara çünkü.
Böyle bir manzara arası verdik.
Sonra tekrar devam ettik.
Güzel oldu.
O bana söylüyor manzaraya bak manzaraya bak.
Dediğin doğru bu arada.
Ben de böyle bazen nefes nefese çıkmaktan böyle hani kafamı şöyle bir çeviriyorum.
Yani müthiş bir manzara ama o manzaranın keyfini çıkaramıyormuş gibi de hissediyorum sürekli çıktığımız için.
Ve şey yani zemin de çok teknik.
Bu arada sürekli zeminde kontrol etmemiz gerekiyor bastığımız yere düzgün basmak için.
Hani ayağımızı burkmayalım, takılmayalım, kaymayalım vs.
O yüzden de hep böyle dikkat pür dikkat yani.
Batamlarla çıkıyorsunuz.
Bu arada bahsettiğimiz çıkışta, şimdi hani ilk 4 kilometrede normal bir loop attık.
Ondan sonra bahsettiğim çıkış yaklaşık böyle 3 kilometrede 900 metre civarı falan.
Yani kilometre başı 300 küsur irtifa kazandığımız bir yer.
Az değil.
Yani çok.
Çok.
Hatta şöyle mesela Uludağ biliyorsunuzdur orada Zeyniler çıkışı çok meşhur hani.
O Zeyniler çıkışı buranın yanında çok kolay kalan bir çıkış ki çıkış sırasında da hatta birçok kişi de öyle söylüyordu.
Ben de Zeynileri bir kere çıktım daha önce ve orayla karşılaştırdığım zaman bence de burası kesinlikle daha zordu.
Yani oradan biraz hani pay biçebilirsiniz.
Benim bu arada şöyle bir tavsiyem olabilir.
Şimdi hava mesela güzeldi ya yağmur falan yoktu havada ama yine de şunu akılda bulundurmakta fayda var.
Hava her ne kadar yağmursuz da olsa çıkış sırasında patikada birçok yerde böyle yerden sular akıyor.
Hani su kaynakları var ve bazı yerler ıslak oluyor.
Hani ayakkabı ve ekipman seçiminde ona dikkat etmek lazım.
Benim dikkat ettiğim böyle kaygan zemin olarak beni hani zorlayan 3 tane şey vardı.
Bir tanesi dallardı.
Böyle hani ağaçların kökleri var ya hani odun gibi böyle kökleri var büyük.
Ve onlar işte akan sulardan dolayı ıslak.
Ve onların üstüne bastığımda inanılmaz kaygan oluyordu.
Yani bir tanesi buydu.
İkincisi böyle hani kayalıklar taşlar var illaki ve bunlar bunların üzerinden de su akıyor.
Ve bunlar da yosun tutmuş oluyor çoğunlukla.
Dolayısıyla bu kayaların üstüne basınca da çok kaygan bir zemin oluşuyordu.
Yani üçüncüsü de daha standart.
Hani o akan suyla beraber toprağın da ıslanıp direkt böyle hani çamur gibi olup da kaygın olduğu yerlerde vardı.
Yani elimizde batonlar böyle her adımda sürekli doğru yere mi basıyorum aman kaymayayım diye hep bunlara dikkat etmek durumunda kaldık.
Ya aslında bir ekiple gidince şimdi öndekinin bastığı yerlere basarak gitmek biraz daha rahat oluyor.
Hani o bastı düşmedi.
Yani ben de düşmem herhalde bu anıtıyla çok şey olmuyor ama tek başına kaldığında hep böyle bir yoklaman gerekiyor.
Yani şuraya basayım şuraya basayım.
Mesela benim önümdeki böyle 2-3 kere düşmüştü.
Yani ben aynı yerlere bastım onunla mesela.
Benim ayakkabının diş yapısından veya o bir rantabandan dolayı
yani gerçekten çok güzel toprağa tutundum, kaymadım.
O konuda şanslıydım yani.
Ayakkabıma bir kere daha teşekkür ettim.
Ya sadece benim burada yaşadığım şey şu oldu.
Çok dik çıkıyoruz ya.
Bu sefer ben ayakkabını çok topuk topuk basıyorum.
Yani hani topuktan, kalftan çektiğim için topuğa çok sürtündü benim ayakkabım.
Yani sadece çıkarken hissediyorum.
Biraz ayak topuk üst kısmına yara yaptı.
Yani her çıktığımda canım yanıyor.
Şeyi bağlamış bildin bu ekstra ip bağlamaya.
Evet.
Yani bileğimi tutun diye.
Yani bileğimi tutun diye bağladım.
Bir de ben inişlerde bambam indirim diye biraz da ayağımı geriye ittim yani.
Aslında benim yanlışım oradaydı.
Yani normal ayağımı koyup oturup bağlamam gerekiyordu.
Ama ben biraz daha güvenlik payı vereyim hani baş parmağım öne batmasın diye biraz daha geri çekmiştim ayağımı.
O da benim işte şey yaptı topuktan vurdu.
Yani bir iki ikinci kilometrede direkt hissettim yani artık yara olmaya başladı.
Artık dayanamıyorum edemiyorum.
Neyse dedim şu bizim ekibi kaybetmeyeyim ekiple beraber çıkayım.
Ekiple beraber çıktıktan sonra işte CP'de geçtim.
Geçtim CP'den sonra hani baktım hatta unuttum bir ara şey olduğunu ama baktım yine çıkış var.
Bu sefer yine basıyor CP'den sonra.
Hemen durdum kenara.
Bizim zorunlu ekipmanlarımızdan bandaj bandını aldım.
Bileğime sardım böyle sol bileğime oturuyorum.
Bu arada hep gelen geçen iyi misin iyi misin?
İyiyim iyiyim sıkıntı yok hani.
Bu güzel bir şey yani kendi kendine.
Keşke bir yara bandı koysaydım onu şu an düşündüm.
Çünkü bileği sarmak yerine bilek de artık sarılmaması gerekiyor.
O da kan toplar.
Tabii saatlerce şimdi kan akışını orada engellemiş oluyorsun.
Aynen biraz bol sarmaya çalıştım.
Orada bir en azından yarama denk gelmesin diye.
Ama yine de dar oldu.
O yüzden bir yara bandı güzel olabilirmiş.
Onu sardıktan sonra tekrar devam ettim.
Ya şey oldu.
Bu sefer de sardığım yerlerdeki çizikler kesmeye başladı.
Ama en azından topuğumdaki o şey acımadı.
o yarayı en azından biraz daha
kader etmiş oldum. İyi ama bir problemle
karşılaştın. Kendince zorunlu malzemelerini
kullanarak problemi çözüp devam ettin.
Güzel bir şey. Ya ben de çok hoşuma gitti.
Böyle hani kimseye ihtiyacım yok.
Kendi kendime yaralandım.
Tamir ettim falan. Gidiyorum.
Bir güçlü hissettirdi açıkçası.
Bir güven verdin. Aynen.
Yaparım bitiririm bu parkı. Hani kafama
koymuşum yani. Onu anladım orada.
Güzel. XCP bu arada
8,5 kilometre civarındaydı.
Biz şimdi ilk 4K'ya attık.
Sonra yaklaşık 3 kilometrelik çıkışı yaptık.
Böyle ondan sonra 1-1,5 kilometre sonra CP'ye varmış olduk.
Bu arada sen mesela beslenmeni nasıl yaptın?
Yani ben yokuşta şimdi 2 tane 500 milimlik suyum vardı.
İkisinde de hatta karbonhidrat ve elektrolit vardı.
Ama ben bir tanesini zor içtim.
Bu arada bak ilk CP'ye geliş süren 1 saat 42 dakika.
8,5 kilometre.
Yani öyle bir çıkıştan bahsediyoruz.
Düşünün.
Ve bu sürede sadece bir tane suyumu içtim.
Çünkü şey yani o kadar böyle sürekli yüksek nabızdayım böyle su içesim de gelmiyor.
Böyle hatta suyu zordan içtim.
Hatta jel de mesela normalde daha sık kullanacaktım ama XCP'ye gelene kadar sadece bir jel kullandım.
XCP'de ikinci jelimi kullandım.
Normalde daha sık kullanmayı planlıyordum.
Böyle yani beslenme biraz daha sekteye uğradı gibi oldu.
Hani 45 dakika dediğim şey bir saat oldu.
Böyle bir saat dediğim bir buçuk saat oldu falan.
Yani o yokuşta hiç böyle şey yapmak istemiyorsun.
Ritmini bozmak istemiyorsun.
Öyle bir psikoloji geliyor.
Bir de batonlar elinde açamıyorsunuz elini.
Yani kenara durup tabii ki durmadan da yapabilirsin de o kadar böyle konsantre olmuş ve hani limitlerinde çıkıyorsun ki zaten.
Hani o ekibi kaybetmeyeyim.
Hem durmayayım hem de hani tamam kendimi de patlatmayayım ama o ritmimi de bozmayayım aynı zamanda diyorsun.
Ama sonuçta beslenmezsen de enerjinin düşeceği kesin.
O yüzden beslenmek de zorundasın.
O yüzden yine de aslında ikisini bitirmem gerekiyordu ama birini bitirerek vardım.
Sen ikisini içebilmiş miydin?
Ben ikisini de içtim.
Yani ben var ya şiir gibi bir beslenme yaptım.
45. dakikada jelimi hemen ucundan açtım.
Böyle hüplete hüplete elimde bir baton ağzımda jel.
Yani boşluk yani şimdi ekiple gidiyoruz ya.
Böyle biraz öndekine yanaştım jelin şeyini açtım.
Sonra bir tur daha biz şimdi S şeklinde gidiyoruz.
Yine yanaştım bir hüplettim.
Ben böyle sürekli hüplete hüplete bitirdim.
Yani ben de 45 dakikada bir aldığım için iki tane jel almış oldum şeye gelirken.
İki saat olmuştu çünkü.
Bir buçuk daha almıştım diğerini.
Sonra CP'de doldurdum.
Bu arada CP'de iki bardak kolamı da içtim.
Kola gerçekten çok iyi gidiyor.
Kola çok iyi gidiyor değil mi?
Hatta videom da vardı.
Reels videom.
Orada baya bir runner say olmuş.
Ama gerçekten ekiple gidince böyle ekibe iyisin sen çok iyisin ben iyiyim.
Sen iyi misin? Böyle birbirimizin motifi
Ede'ye de gittik. Bir de benim kulaklıktan
sürekli horon. Hayde hayde.
Böyle ha hemşin
horon iyi falan. Böyle gümüş anne
kızları falan. Sürekli bir horon
çalıyor. Böyle bazen batonlarla
böyle şey yapıyor. Kelime açmışım.
Çok iyi. Gerçek
o runner sayı yaşadım.
Tabii daha kayalıklar yok o zaman.
Daha geleceğiz ona.
Geleceğim.
Bu arada bu
müzikleri burada dinliyorsun ya. Geçen sene
de şey olmuştu. Yarış dışında
sonra Karadeniz müziği açtığın zaman gözüne
oralar geliyordu değil mi? Evet.
Oralardan çok bu sefer mücadelem
geliyor. Hani çok manzara
işte o sert çıkışta çok bakamadım.
Hani birkaç kere baktım ama
bu yaşadığımı bırakmama
şeyi geliyor oradaki. O yokuşları
çıkma maceram geliyor.
Güzel. Sen şeyi seviyorsun.
Yani Karadeniz'de yarışıyorsam
Karadeniz müzikleri dinleyeyim. Tamamen
onu bir bütün olarak
yaşayayım olayını seviyorsun. Bir de Karadeniz
müzikleri çok güzel ritmi.
Bu sana yokuş. Koşturur.
Koşturur yani.
Direkt al takken.
Ben şu an mesela easy joglar
falan atarken de dinliyorum. Birden
jogum oluyor. Hızlı
koşuyan. Durduramıyorum
ayakları. Çok güzel bir ritme var.
Evet sonrasında devam ettik
ikinci CP'ye doğru. Ama
ilk CP'ye geldik ama çıkış bitmemişti
aslında. Her ne kadar sert çıkış
bitmiş olsa da ondan sonra tırmanış
devam ediyordu. Böyle bir 2800-2900
metre irtifaya kadar
çıkışımız devam ediyor. Hatta
böyle bir evlerin içinden geçmiştik.
Ya bu arada ya ormanın
içi yani resmen yeşil
bir banyo yani. Gerçekten
o kadar güzeldi ki doğa. O
nefes aldım, oksijen
bol bol. Yani ben şu an
en keyif aldığım yerlerden
bir tanesi. Yokuş çıktım ama
daha da çıkarım yani. O
ikinci CP'ye kadar da çok güzeldi
bence. Evet.
Zaten aslına bakarsan
bu kaç karı kaç karı yapan da
bu çıkışları değil mi? O sert
çıkışlar ve o çıkışlardaki
zorluklarla birlikte o gördüğün
manzara, bulutların üzerine
çıkman. Bayağı burada tehlikeli
çıkışlar, inişler vardı.
Yani böyle ip geçişleri
vardı. Yani önümde
arkamda kayanlar, şey yapanlar.
Ben bir şekilde
çok odaklandığım için
çok fazla şey yapmadım. Hani
iyi gidiyordum yani. Hani oradan oraya
o taşa basıyorum, bu taşa basıyorum.
Gayet benim için parkur zevkli
geçiyor yani. Uçuruma çok bakmadım.
Yani kenarım böyle uçurum
şeklinde. Çok oraya odaklanmadım.
Hani taşlara odaklandım. Şey diyorum
hani ayağım kayarsa diğer tarafa
doğru düşerim.
Yani o taraf. Çünkü bir tane çıkış
vardı onun. Unutamıyorum. Orada
biraz korktum. Yani
şöyle bir merdiven gibi bir şey
vardı. Yani
dik çıktık. Yani ben
elimle tutundum.
Hatırlıyorum ben de. Hani tamam
çıkışlarda hani bir öne doğru eğilirsin ya
bu baya 90 dereceydi.
Yani bir 2 derece kendimi
arkaya bıraksam hop yokum ben.
Uçtum. Orada bir korktum.
Ellerimle tutunarak çıktım.
Ellerde batonlar vardı zaten.
Onları da bir şekilde yaptım.
Orası biraz korkutmuştu ama yine de
çok keyifliydi yani. Evet.
Bu arada şimdi XCP'den sonra
hani ilk CP'ye kadar zaten çok koşulabilir değildi yani.
Yani ikinci CP'ye doğru yine çıkışlar devam ediyordu ama
hani ilk CP beni bayağı yormuştu.
Böyle ikinci CP'ye doğru hani yürü koşlar falan yapmaya çalıştım yer yer ama
böyle bacaklarım yorulmuştu yani.
O ilk çıkış harbiden adamı bir hırpılıyor yani sağlam bir şekilde.
Evet ben de ikinci CP'ye birazcık şey zor geldim.
Yani çok koştuğumu çok hatırlamıyorum.
Koşmaya çalıştım ama yürü koşlar falan bir şekilde o şekilde geldim.
Ben aslında çoğunluğunda koştum.
Hatta böyle 20. kilometreye kadar gayet dirençliydim.
Gayet güzel gidiyordu.
Hatta bir tane şeyi gördüm.
Orada köylülerden bir tanesini böyle alkışlıyorlardı falan.
Biri bana şey sordu.
Ha sen buraya kaç saatte geldin dedim böyle.
Bak ağzım da kayıyor.
Oraya örtü Karadeniz diziklerinde.
Şey ben de dedim işte 3,5 saatte geldim.
Ha biz buraya arabayla 2,5 saatte çıktık dedim.
İyi gelmişsin.
ben de dedim ama bir de içeride
lup attım dedim.
Onu da unutmayalım.
Arkamda köp koşuyor.
Ey ey diyor falan.
Sonra eşine anlatıyor. Bak bu kız saatte gelmiş.
Çok gülmüştü bu arada.
Onlar için de tabii
yılda bir kere olan değişik bir olay yani.
Böyle bakıyorlardı yani.
Gözlerinin içi parlıyor böyle.
Destekliyorlardı.
Genel olarak hepsi çok misafirperver.
Zaten komik videolarda var ya bu
birincileri de hep çekmişler.
böyle laf atmışlar, konuşmuşlar falan.
Evet ben şeye çok gülmüştüm.
Birinciye CP'ye gelmiş
işte Tuğçe Karakaya. Ha bu biraz
aceleci dedi.
Birinci olduğundan
komikti yani.
Sonra ben ikinci CP'ye vardım
Samistallı Yaylası'na.
3 saat 2 dakikada varmışım.
Yani sonlara doğru hani ilk
CP'den çıktıktan sonra yine biraz
dediğim gibi zorlanmıştım ama
sonlara doğru bu Samistallı Yaylası'na
yaklaşırken tekrar koşmaya başladım.
Oraya gelince orası da bir iyi geldi.
Tekrar işte orada beslenmek,
su içmek vesaire. Hatta
batonlarımı masaya bırakmışım.
Tam böyle batonsuz gidiyordum. Biri
uyardı beni. Hani batonları alıp
o şekilde devam ettim oradan. Ya bir de
büyük yani çok fazla
bir irtifa yükseklikteyiz de yani.
Hem yokuş çıkıyoruz hem de
irtifa olarak da çok yükseğiz.
Benim biraz artık böyle hani
çatmadı da hava. Böyle artık bir
yüzümde böyle bir aptal bir
Gidip sana böyle çok mutluyum.
Acı çekiyorum ama bir şekilde
mutluyum. Hatta bir tane
videom var. Şey yapıyorum işte
yokuşları çıkıyoruz, yapıyoruz
manzaraları, doyuyoruz falan filan.
Manzaraları gösteriyorum. Çorak
Arati Bey toprağı.
Hani o an benim için o manzara.
Halbuki yani ne güzel
manzaralardan geçtik oraya çeker misin?
O an benim kafadaki
çok ırtı falanın da etkisiyle
ben her yer çok güzel.
kaç kar maceramızın ilk bölümü bitti
ikinci bölümde kaldığımız yerden devam edeceğiz
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
