
Ironman 70.3 Dünya Şampiyonası Nasıl Geçti? #2 (Konuk: Bahadır Tama)
20 Ekim 2026 · 30 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde Bahadır Tama ile Ironman 70.3 Dünya Şampiyonası macerasına kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Yarış sabahından yüzmeye, zorlu bisiklet parkurundan koşuya kadar yarış gününü baştan sona dinliyor; yaşadığı kaza tehlikelerini, beslenme stratejisini ve yarışın kritik anlarını konuşuyoruz.
Bölümün sonunda ise triatlona yeni başlayanlara tavsiyelerini, bu sporda tecrübenin önemini ve Türkiye’de triatlonun geleceğini konuşuyoruz.
Keyifli dinlemeler! 🎙️
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
İletişim için:
kosvergitsin@gmail.com
Kısımlar:
(00:00) – Ironman 70.3 Dünya Şampiyonası Yarış Sabahı
(01:52) – Yüzme Etabı: Akıntı, Swimskin
(04:20) – Bisiklet Etabı
(07:12) – Bisiklette İki Ciddi Kaza Tehlikesi
(10:45) – Bisiklette Beslenme
(12:49) – Yokuşlu Parkur
(14:16) – Koşu Etabı
(17:04) – Koşuda Beslenme
(21:11) – Yaş Grubunda 20.’lik
(21:33) – Triatlona Başlayanlara Bahadır Tama’dan Tavsiyeler
(25:01) – Türkiye’de Triatlonun Geleceği ve Genç Sporcular
(27:42) – Hedefler
Transkript
Ironman 70.3 Dünya Şampiyonası'nın ikinci kısmına Bahadır Tama ile kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Şimdi senden bu yarışı böyle o anı yaşayarak dinlemek istiyoruz.
Seninle birlikte kolaç atmak istiyoruz.
Seninle birlikte bisikletle gitmek, seninle birlikte koşmak istiyoruz.
Böyle neler yaşadın?
Hani en ince ayrıntısına kadar o an mesela yarışırken hani oluyor ya yarış atmosferinde böyle bir şeyi fark ettiğin bir an oluyor.
Veya işte nabzının yükseldiği bir an veya bir olay yaşadığın bir an oluyor.
Böyle senle birlikte o macerayı yaşamak istiyoruz.
Öncelikle böyle yarış sabahına gelirsek.
Yarış sabahında var mıydı herhangi bir durum?
Böyle her şey yolunda hazırsın.
Kendini nasıl hissediyorsun?
Şimdi şöyle ben bir gün önce Salih'i yarışa götürdüğüm için.
Yani yarış sabahı böyle bir telaşım yoktu.
Yani hani o kadar böyle şey yani rahattım.
Çünkü hani ne nerede nereden gireceğiz nereden çıksın.
Çünkü bir gün önce onun yarışında telaşını yaşadık.
Yani hani yanlış yerden girmeye çalıştık falan olmadı.
Hiç almadılar bizi falan.
Oradan kovduları tıklattım.
Neyse. O yüzden birazcık tecrübeliydim.
O yönden rahattım. Benim yarış
sabahları böyle benim için biraz beslenme
sıkıntılı. Ben devamlı işte jelle beslenemiyorum.
Öyle bir problemim var. Bu tamamen
işte mideniz neye alışkınsa
ya da nasıl şey olursa. O yüzden benim standart
beslenme. Yarış öncesi işte yüzmeden
bir 15-20 dakika önce bir tane jelim var.
Ondan sonra şey bisiklet
esnasında ilk bisiklete çıktığım zaman
gene böyle birazcık katı olsun diye
yediğim jelibon tarzı bir şey
var. Jiu'nun ne diyor ona?
jelibonları var diyeyim. Katı.
Katı evet. Yani daha şey.
Yani yutulabilir en azından. Şimdi tamamen katı
yemek de zor bisiklet esnasında.
Onun haricinde birçoğunu da ben sıva
almaya çalışıyorum. İşte suluklarımın bir tanesi
normal su ötekisi muhakkak şey oluyor.
İşte böyle bu morten tarzı,
prestijin tarzı böyle işte hem elektriğe hem
karbonhidrat içeren bir şeyler oluyor.
Kabataslak bu şekilde. Yani işte biraz yer, biraz
ondan falan beslenmeye çalışıyorum. Ve valla
sırayla anlatırsak şimdi yüzme
şurada görmüş olduğun derece mesela
Evet 28 dakika 43 saniyede çıkmışsın.
O derece mesela kötü bir derece.
Evet o kötü bir derece mesela.
Ama şöyle o gün yarışta herkesin derecesi kötüydü.
Akıntı çünkü tersti.
Biraz ondan kaynaklı.
Ama onun dışında dediğim gibi öyle çok rahatsız eden bir su dalga vesaire falan yoktu.
Start gayet böyle rahattı.
İşte biz bile ilk şeyde çıktık.
Ben biraz ortalarında çıktım.
Sadece çok böyle ne arkaya kaldım ne önde çıktım.
Su kaç dereceydi?
26 idi galiba.
Öyle bir şey olmasa.
Sıcaktı ve hiç süt yoktu var onun.
Ben hayatımda ilk defa skin suit denedim falan.
O da sağlayan şey.
Ya diyorum sana da alalım.
Tamam hani sen yüzmeden daha çok rahatsız oluyorsun falan.
Hoşlanmıyorsun falan.
Ya diyor ne fark edecek bende diyor sen al.
Hani birazcık onu zorlayıp da falan oldu ama.
E gene de aldım yani.
Onu ben hani bir sonraki yarışlarda daha sonra belki kullanırız ederiz falan diyerekten böyle.
Hayatımın yerinde olsun.
Dursun o dönemde.
Nasıl fark ettirdin mi?
Ya onu bilmiyorum hissedemiyorum.
Yani birazcık daha böyle hani durgun böyle bir suda olmuş olsaydık.
Hani akıntısı normal olanmıştı.
O daha fazla anlaşılabilirdi.
ama illa ki etmiştir düşünüm. O kadar insan
kullanıyor. Herhalde vardır bir
veri o tarafı diye düşünüyorum. Biri alışık olmak
lazım aslında bu tarz şeyleri kullanırken.
Bu denemeden, hiç denemediğim bir şey.
Daha önce tamam
Bay Suite defalarca kullandım ama
Skin Suite hiç kullanmamıştım.
İlla ki ama bir faydası olmuştur.
O açıdan öyle düşünüyorum yani. Olmasa da
psikolojik olarak olmuş.
Peki sen önlerde mi başladın?
Bu ön grupla gittin mi? Nasıl oldu
o iş? Ya ben biraz ortalarda başladım
açıkçası. Çok fazla
öne girmek istemedim. Tamam burada
herkes iyi yüzüyor. Çok fazla birbirine değen falan yok ama
şöyle bir şey var. Şimdi sonuçta
yüzdüğünüz grubun içerisindeki insanların
nasıl yüzdükleri konusunda bir fikriniz yok.
Yani bu iyi yüzen birileri
benimle arka tarafta da olabilir. Daha arkada da olabilir.
Daha önde de olabilirlerdi. Bu bir şey.
Ne derler ona? Kumar gibi diyelim. Çünkü bilemeyeceğiniz
bir şey. Orada birazcık kaderinize de
razı olacaksınız. Bazen şartları da çok böyle
zorlamadan hani böyle tamam hadi burası
iyi deyip hani kalmak da lazım.
Ben o yüzden ortada kaldım. Hani bulunduğum yerde
bence iyiydi. Çünkü zaten yalnız yüzdüm çoğu.
Yani %90'ını yalnız üzdüm.
Tabii ki etrafımda 3-5 kişi vardı illa ki.
O yüzden de diyorum ya şimdi burada 8.liği görünce de
hani buradaki derece de evet 28 küsur dakika 29 dakikaya yakın.
Normal şartlarda kötü bir derece aslında ama.
78'e çıkmak.
Evet evet şey diyorum ya akıntı birazcık fazlaydı.
Ondan dolayı herkesin derecesi kötüydü.
Yarışan proların da dereceleri bu arada normalden bir tık daha kötüydü.
Bir gün önceden de zaten onu biz şey kadınlar yarışırlarken az çok kestirip yani görmüştüm.
Burada asıl olay şeyde bisiklette yaşadık.
Yani tamam parkuru ben defalarca Ruhi'de yaptım.
Denedim falan.
Ama gerçekte olmak orada farklı.
Ben bisiklette tek bir tane yaprak kullanıyorum ve büyük.
Ve parkur ciddi yokuş.
Yani ilk 15. kilometreden sonra başlıyorsun tırmanmaya.
45'e kadar devamlı tırmanıyorduk.
Yani ve kesintisi tırmanıyor.
Şimdi şöyle tırmanıyorsun, tırmanıyorsun, tırmanıyorsun.
Bir viraj dönüyorsun.
Diyorsun ki virajın sonunda bitecek herhalde.
Tırmanıyorsun.
Kafayı bir kaldırıyordum.
Yukarıda birileri var böyle.
Daha yukarıda böyle.
Bitmiyordu.
Tırman tırman bitmiyor falan.
Toplam yükselti ne kadardı burada bisikletin?
Burada 1200 metreydi.
Aslında bir sene önce Marbella'da daha fazlaydı.
Ama orası bir tık daha rollingti.
Yayılmış bir şekilde yani.
İnişek inişek.
Ve yol genişti.
Şimdi mesela orada da 55. kilometreye kadar tırmandık.
1600 metre rakım olmasına rağmen ben geçen sene orada 2 saat 35 dakikada yapmışım.
Bisiklet çevirmiştim.
Burada 2 saat 47 dakika.
Ama buradaki asıl olan şey şu olay.
Tırmandık.
İnişe başladık.
Tamam iniyoruz ama yollar çok dar ve çok keskin dönüşler var.
Tehlikeli.
Yani tehlikeli yerlerde şöyle şu şekilde bisiklet çevirirseniz eğer bu parkur öyle biter yani.
İşte her virajda ben yavaşlarım işte ondan sonra dönerim sakince bisikleti işte kaldır tekrar hızlandırırım falan bu parkur böyle gider.
Ama benim için öyle olmadı bu iş.
Özellikle iniş kısmı evet dönüşlerde yavaşlıyorduk ama her dönüşün çıkışında sanki sprint'e kalkar gibi tekrar tempo yolculuğu.
Evet çok verimsiz oluyordu değil mi?
Yani şu anlamda verimsiz eskiden yarıştığım şeyleri hatırlıyorsunuz.
Çünkü milis takımında koşarken işte o yarışların görselliği açısından genelde şehir içlerinde olurdu.
Turları ve sekiz tur olurdu.
Ve şehir içerisine devamlı dönersin.
Yani devamlı köşeye dönüyorsun.
Her köşe dönüşü bir atak çekilir.
Çünkü herkes birbirini kopartabileceği noktalar arası bir yavaşlayıp hızlandığınız zamanlar.
Bu parkur da o yönden çok benziyordu birbirine.
Ona çünkü devamlı dönüyoruz.
Devamlı bir viraj dönüyoruz.
Yani her viraj döndüğümüzde yavaşlıyoruz.
Bisiklet 60-65 km sürete çıkıyor.
Yavaşlıyorum.
İşte 25'lere düşüyorsunuz.
Çünkü çok keskin dönüşler.
ve sağınız ya da solunuz bir tarafınızda uçurum yani.
Parkur gerçekten çok teknik.
Ve trafiği açık bu arada.
Böyle bir ayrıntı da vardı.
Trafiği şöyle açıktı.
Yollar az olduğu için yolu tek yönde trafiği açmışlardı.
Benimle aynı yönde akıyor trafik.
Gittiğimiz yolun sol tarafı araçlara ayrılmıştı.
Tabii biz o yola giriyorduk ister istemez.
Çünkü o kadar süratli giderken yapmamız mümkün değil.
Ama ister istemez mesela eğer trafikte önünüzde birisi varsa
ve arabalar bizden yavaş dönüyor.
Öyle oluyor yani şey değil.
Şimdi o da bir risk.
Önünüzü görmediğiniz bir yere bisikletinizi kapatıyorsunuz.
Kafanızı kaldırdığınızda önünüzde bir araba olma ihtimali var.
Bu şeyden dolayı değil.
Karşıdan geldiği için değil.
Aynı yöndesiniz ama sizden yavaş olduğu için.
Ki nitekim onu da gördüm.
Yani yaşadık ufak.
Özellikle sağa dönerken mesela biraz dıştan almaya çalışıyorsan daha da yaklaşmıyorsunuz.
Dışarıda da savuruyor ister istemez sağa dönerken.
Yani öyle bir şey var.
İki kere çok ciddi kaza atlattım bisiklete.
Hadi ya.
Herkesin başına bir şeyler ufak tefek geliyordu.
Benimkisi şöyle oldu. Tam biz
yokuşları bitirdik. İnşa başladık.
Arkadan iki Fransız çocuk geldi. Ama çocuklar
parkuru biliyorlar belli. Çünkü
gördüğüm bütün işte çukur
vesaire falan filan hepsini yani
sağından solundan geçiyorlar. Hani biliyorlar yani belli
parkuru. Bir yokuş vardı. Şey
yokuştan inerken bir yerde bir
tabela vardı. S işareti
koymuşlar ve yavaş diye işaret var.
Biz yavaşlamadık ama. Yani ben dedim ki
yani çünkü bütün tabelalar bu arada
tutuyor. Yani oraya bir tabela koydularsa
kesinlikle gerçekten yavaşlanması
gereken bir yer. Çünkü bazıları var mesela
tamam virajın arkası gözükmüyor ama
gittiğinizde barda bile olsanız
dönebilirsiniz o süratte.
Sadece uzun viraj.
Bunda çok keskin ve dar. Eğer bir
tabela varsa o şekildeydi. Geldik
çocuklar böyle önümdeydi.
Bir anda, bir anda ama böyle
ben böyle aklıma geçiriyorum ya. Diyorum ki
yavaşlamamız gerekiyordu. Niye yavaşlamadık falan derken
sola açılıp sağa bir kapattılar
bisikletleri. İkisi de önümdeydi ya.
Yani hani o süratte ben böyle frenlere falan asıldım ama hani böyle durmak ya da onların peşinden dönmek gibi bir şansım yok.
Ben direkt yolun bitiminden devam ettim.
Bir tane abinin çiftliğine.
Ne diyorsun?
Sadece böyle adam da kapıları falan açmış zaten.
Muhtemelen oradan kaptıran bir benden başka çıkan da olmuştur.
Böyle çıktım yokuşu adamın evini gördüm.
Orada böyle bahçede oturuyorlardı.
El salladım.
Döndüm bisikletle tekrardan parkur girdim falan böyle.
Çok iyi.
Ondan sonra onlar gittiler tabii sonra.
Çok geçmişti o.
Evet evet.
tabii geliyoruz ama
o an böyle bir şey değil
bisiklet dönmeyecek buradan tamam oraya çıkalım falan
iyi ki uçuruma falan denk gelmemiş
Allah'tan
herhalde öyle bir şey olsaydı bilmiyorum onlar da herhalde öyle dönmezler
ben düşünüyorum
biraz onlara güvendin orada
evet evet ben de o sarkalarını
onlarla beraber gidiyoruz çok da güzel iniyoruz
çocuklar da parkuru biliyorlar falan
yani yavaşlamadılarsa vardır bir bilgiler
biliyorlarmış hakikaten
tabii ben onu sonra
yani geç kalmıştım ben
hıskaç bu arada yaklaşık
Valla 60-65 civarında iniyorduk.
Çoğu zaten öyleydi. Bayağı dik çünkü yokuş.
Sonra bir yerde de
bir tane tümsek vardı. Ben tümseyi
fark etmedim. Bayağı böyle bisikletle
bir havalandık böyle. Tekrar bisiklet
oturdu böyle. Arkası kaydı hissettim.
Tamam buraya da atlattık. Bakalım bundan sonra ne olacak
falan diyeyim.
Keyifliydi yani
parkur. Evet evet o iniş kısmı
biraz şeydi. Zaten şöyle
yarıştan önce Salih Ağman diyor ki
bak şimdi inişlerde riske almıyorsun.
Ben oraları gittim gördüm parkuru.
bak oralar çok riskli. Sen diyor
bir süre sonra kendini kaptırıyorsun buna.
Hızlı gitme. Yani
oralarda çok önemli değil. Yani
derece çok önemli değil. Oralarda çok
şey yapma. Hani böyle
tamam deyip
yarışta çok farklı oluyorsun.
Gerçekten ben de mesela
bir yarışta sakatmıştım.
Yani çok basmamam lazım.
Yani yürümek için katıldım ama bir
baktım en öndeyim. En önde koşuyorum
o düdükle. O yarış psikolojisi
çok farklı bir şey. Ama şöyle bir şey söyleyeyim.
Ben böyle şimdi kıyaslarsam mesela hani eskiden olsa o parkurda çok daha fazla riske girip girilecek yerlerde vardı bu arada.
Yani tamam parkur gerçekten çok keyifliydi ama yani onu da söylemek lazım.
Düşünsenize dağın tepesine çıkıyorsunuz ağaçların arasındasınız hala daha falan.
İşte iniyorsunuz karşınızda bir deniz var.
Ama tabii çok şey süratle böyle devamlı parkura bakıyorsunuz.
Yani o anlamda öyle ama eskiden olsa daha çok risk alırdım.
Biraz daha böyle temkinli biraz daha böyle emin gitmeye çalıştım yani öyle söyleyeyim.
söyleyeyim. Bisiklet
ile ilgili yani başka da böyle
çok böyle büyük anlatılacak bir şey var
bilmiyorum ama tırmanışlar gerçekten zorlu. Peki
beslenme nasıl gitti bisiklette? İşte
dediğim gibi jel ve jelibonlarla
beraber. Yani hedeflediğin
karbonhidrat miktarlarını
tutturduğun mu? Tabii tabii onu almaya çalışıyorum.
Ben almadığım zaman zaten direkt şey
performans olarak hissediyorum. Eskiden çok
önemsemiyordum ben beslenmeyi.
Bunda bir sonrasında bir
diyetisyen arkadaşımız var. Onunla oturup konuştuğumuz
zaman hani fark ettim.
o konunun gerçekten ciddi bir taraf olduğunu
ama tabii çok uzun zaman önce.
7-8 yıl öncesinden bahsediyorum.
O da triatlon yapan bir diyetisyendi.
O kısım gerçekten şey.
Ne derler ona?
Bende böyle flu'du.
Yani ondan sonra bu beslenme kısmını
ve alınması gereken
yani açlığınızı hissetmeden
işte susuzluğunuzu hissetmeden
onların hepsinin giderilmiş olması lazım.
Bir yani tamam
herkesin beslenebildiği, yapabildiği bir plan vardır.
Hani o planı tutturmak gerekiyor.
En azından yaklaşmak gerekiyor ona.
Bazen istenilen gibi olmuyor.
Ama her zaman ona hakim olmak lazım yani.
Orada bulunmak lazım.
Sen saatte kaç gram almaya çalışıyorsun?
O 90 gram kısmını ben tutturmaya çalışıyorum.
Saatlik kısmını.
Dediğim gibi ben hani çok fazla jelle beslenme kısmı bana uymuyor.
Ama hani bir saat içerisinde işte muhakkak bir tane jelim oluyor.
Yani o bir saat içerisinde.
Ama kalanını bir şekilde işte sıvı olarak veya işte bu jeli onlarla falan desteklemeye çalışıyorum.
Full years dedim kesin katı bir şeyler de olurdu yani yanında.
Çünkü ne derler ona?
3. 2. 3. saatten sonra artık böyle hani tek taraftan da beslenmek işte jelde yiyemeyeceğim için yetmeyebilirdi yani.
Peki suluk kaç tane içiyorsun mesela?
2 var bisikletin üzerinde.
Bisikletimin üzerinde benim.
Ama ben 8 station'dan alıyorum.
Hani onu ona göre planlayıp.
Bir tane de orada alıyorum.
Yani 3'e tamamlıyorum.
Bu da birazcık şeyden dolayı.
Aslında eskiden almıyordum.
Arkada oluyordu bir tane de.
Ama son dönemde onu ben söktüm.
Şey son yarışlara gittiğimizden beri.
Çünkü gittiğim çoğu yarış yokuşlu parkur.
Evet düşüyor.
Bu sallantıdan vesaireden dolayı.
Düşecekse zaten taşımanın da pek bir anlamı kalmıyor.
Tamam şimdi buralarda çıkarken falan
yine kullanıyorum ama onun dışında
iki tane soluk iş idare ediyorsun.
Organizasyon esnasında veriyorlar.
Peki vat hedeflerini ne tutturabildin?
Onlar nasıldı? Mesela yokuşlu bir parkurda
zor oluyor mu tutturmak?
Yokuşta şöyle zor. İster istemez
vatlar normal değerlerinin üstünde çıkıyor.
İşte benim antrenmanda
benim şöyle düz bir parkur olmuş olsaydı
benim vereceğim watt değeri 285-290
bandında olacaktı. Burada
yokuşturma anlamız için ister istemez 300-320
yani o watt aralığında falan
oluyor tuttuğum. Yani işte FTP'me
göre değerler bunlar. Doğal olarak
inişte bu düşüyor. İster istemez.
Bu yarış özelliğini de söyleyeyim. Şimdi bu yarışta
çok fazla kesinti oluyor. Ne oluyor? İşte pedal
çevirmediğiniz yer var. İşte
viraja yaklaşıyorsunuz. Mecbursunuz pedal geçeceksiniz.
Virajdan çıktım. İşte
tekrardan bisikleti hızlandırmak için
atak çekmeniz lazım. Orada da böyle bir
grafikte işte çok fazla
artış oluyor veya böyle bir düz giden
bir alan oluyor. Öyle olunca da o ortalamayı
değiştiriyor. İşte bu da
270'lere, 265'lere falan denk gelmiş
oluyor. Tabii düz bir park olsa bu böyle olmaz.
Ortalamat biraz daha böyle yakın çıkar.
İşte 280 civarında falan çıkmış olurdu.
Mesela bir sene önce Marbella
da öyle olmadı. Çünkü orada inişler
hem uzun
hem de yol çok genişti. Yani böyle bir
şehir arası gibi bir yoldaydık. Tırmanış
yaptığımız yerler evet burası gibiydi. Dardı.
Zaten oraları yavaş ister istemedi
ama vat değeri olarak yüksek. Öteki yol
geniş, uzun ve önünüzü görüyorsunuz.
Orada da doğal olarak yokuş aşağı
da olsa ortalama vata yakın bir değer
olduğu için orada mesela bu 280
civarındaydı ya da 275
falan da geçen bir yüzyılki sene şey yapmıştım
tutmuştum boksak yöntemler.
Peki koşu kısmına gelelim. Orada nasıl
başladın? Yani nasıldı durum? Bacaklar
nasıldı? Ben koşuda gerçekten
ilk indim çok kuvvetli hissediyordum.
Yani böyle daha önceki koştuğum
yarışlar gibi değildi. Hissiyat olarak
iyiydim ama şimdi bir noktada
öncenin vermiş olduğu böyle bir şeylik var.
Çekingenlik vardı.
Dedim ki bir başlasın bir 5 kilometre geçsin
göreyim. İşte pace'ler gayet
güzel böyle. İşte 3.50, 3.45
böyle gittik 5 kilometre.
Hedef kaç bu arada?
Benim amacım şeydi 1.22'nin altını koşmaktı.
Nitekim zaten ilk 7'yi
döndüm. Oraya kadar da her şey güzeldi.
Gayet iyi. 10. 11. kilometrelere
geldim. Gayet güzel. Her şey şey
yani böyle tıkırına gidiyor. Sonra ben
başka bir problemden dolayı yavaşlamak
zorunda kaldım. Ama böyle kısım kısım
yavaşlıyorum. 1-2 kilometre kadar
4 onlara düşüyorum. Sonra tekrar
hızlanıyorum 3 ellere. Hani böyle nabzım
falan çok iyi. Hani gitmek istiyorum
aslında ama o sıkıntıdan dolayı yavaşlıyorum
falan. Sonrasında da bu şekilde
artık rutine bağlandı. Son
10 kilometre böyle devam etti. Ama
dediğim gibi son 5'e girdiğimizde
artık hani hadi tamam burada
artık giderim dedim. Hani dedim ki tamam
en azından işte 1.23 gibi
bir derece gelir falan hesabım vardı
aklımda. Ki nitekim zaten son
5'e girdiğinde ben eğer işte
3.50 pace ile devam edebilse bir şey olsaydım
o geliyordu. Bir kilometre daha
gitti sonra tekrar yavaşlamak zorunda kaldım.
Zaten hani şöyle bir
kürsüt gibi bir durum söz konusu
değil ama ben hep böyle yani
kendi derecemin iyisini yapayım modunda
olduğum için biraz da ha tamam hadi bundan sonrasında
böyle devam etsin keyfini çıkartalım falan
kısmına geçti olay. Yani ne kadar
keyif olursa.
Evet orada o 1.25
o yüzden aslında ama dediğim gibi
bu gerçekten gelirdi yani 3 dakika falan
altını rahat koşabilirdim. Ben zaten
yarış bittikten sonra yani böyle öldüm
bittim diyebileceğim böyle 3-4 tane
yarış oluyor. Bu onlardan değildi.
Gerçekten çok rahattım. Hani şu hem
süre olarak uzun olmasına rağmen
hem de koşu derecesi hani 1.25 olmasına
rağmen hani değildi. Daha iyisini çıkartırdım
yani. O konuda rahat şeydi.
Emindim yani. Ama olmayınca olmuyor
yani. Yapacak bir şey yok. Peki bu koşuda
ortam nasıldı? Yani çok fazla
çirzon var mıydı yoksa
tek kaldın her yerde. Her yerde
da vardı. Yani o gidip
sona gidip 7. kilometrenin sonunda döndüğümüz
yerde de vardı. Aralarda da vardı.
Zaten aralara dişiyeler falan koymuşlar. Onun dışında
yani insanlarla çok ilgililer.
Çok seviyorlar. Yani herkesi her yerden
destekliyordu. O yönden de gerçekten
çok iyiydi. Bir de Hoka
kendisi böyle işte tabi birazcık da reklam
yapmak için falan da aralara
atmışlar işte.
Her şey yani dediğim gibi
o taraflar çok keyifliydi. Her yerde
tezahürat ediyorlardı. Öyle söyleyeyim. Hani birileri
bağırıyordu. İşte tezahürat
ediyorlardı. Yani bir ihtiyacınız
varsa onu bile karşıladılar. Yani işte su
falan filan işte su tutanlar vesaire
yapanlar falan hani onlar bile vardı.
Peki bu koşuda beslenme olayı
nasıl gitti? Şimdi sen jel içmekte
zorlandığın için orada biraz daha o kısım
zor oluyor o zaman değil mi? Evet. Ya şöyle
koşuda bir tane
jel alabildim. Ben onun dışında sadece
kola içtim. Katı bir şey de yiyemedim doğal olarak.
Koşuda sadece kola içtim.
Kola da bana iyi geliyor. O anlamda
herhalde birdenbire şey ama
8 station da çok fazlaydı. Sadece işte şey
bazı noktalarda yani bazı
8 stationlarda hani
kola standının önüne geldiğimde durmak zorunda
kaldım. Çünkü şey
alıp dök evet bardakta oldukları için
alıp gitme şansım yok. Bir de
şimdi dökülmesin diye yarım
koyuyorlar. O bir yudum
bir nevi. Birkaç tane.
Evet aynen öyle. O yüzden. Sırf
o yüzden duruyordum. Şimdi yaklaşık
işte 7 kilometre bir şeyin
gidişi. O 7 kilometrelik alan
içerisinde de 3 tane şey var.
Aid Station koymuşlar. İşte bunun da dönüşünde de
aynı şekilde 3 tane oluyor. Onların ortada
olanlarında devamlı durdum.
Ortadakinde ama o iki
uçtaki dönüş noktalarında yakın
olanlarda ise hani alıp geçtim.
Ama sadece neredeyse kolayla beslendim diyebilirim yani.
Bu arada sende jel genel
olarak mı mideye dokunuyor? Aslında
hayır. Tam olarak şöyle her jel
değil. Yani hepsini yiyemiyorum zaten
de. Yiyebildiğim birkaç tane
marka var. Yani denemek zorundayım
onu da hani test ettikten sonra hani tamam
bunu kullanabilirim dediğim birkaç tane
marka var. Bir süre sonra
şey benim boğazımdan geçmiyor. Hani
tadından mı artık bilmiyorum hani böyle. Bir süre sonra
boğazımdan geçmemeye başlıyor. Sonra onu
fark ettim ki hani böyle biraz daha ben böyle katı
beslenmeliyim aslında. Çok fazla işte sıvı almaya
yani o jel olarak almaya başladığım
zaman problem yaşıyorum. Tabii şimdi
koşarken bu daha zor. Yanınıza taşımak
mesela falan. Bir de şimdi koştukları şeyde biraz sınırlı.
Olsaydı yanımda, gerçi jelim
vardı bak onu unuttum ben. Onu da yedim
bu arada. O yüzden o
jelibon gerçekten ben de hayat kurtarıya diyebilirim.
Kullanmak açısından değil. Rahat da
küçük işte en kötü ihtimalle yutuyorum yani
böyle bir şekilde. Dediğim gibi hani
mümkün olduğunca yemeye çalışıyorum ama
hani yiyemedi. Biraz ilaç gibi geliyor bana.
Anladım. Tadı o yüzden. Aslında bu
o zaman Ironman'de daha büyük bir problem olacak
değil mi? Ama onda da mesela katıya döneriz.
Yani hani öyle bir şey.
Çünkü onda zaman daha böyle rahat
olabilir. Yüksek tempo bu kadar olmayacak.
Yani nabız bu kadar.
Daha endüans bir peyste. Daha rahat gidiyor
olursa. Aynen öyle. Zaten hele ilk yarışı
falan hani bilmiyorum da hani biraz daha böyle
antrenman havasında falan olur herhalde. Ben onu bir sene yapmak
istiyordum. Böyle antrenman niyetine böyle bir
taneyi böyle hiç şey yapmadan
nabız yükseltmeden böyle bir tane koşmak
istiyordum. Da bir türlü zaman olmadı, fırsat olmadı
falan. Böyle kafama göre bir yarış da bulamadım
açıkçası. Böyle bir keyifli olacak dedim ya bir yer.
İşte bakalım işte. Peki şey hani
şimdi böyle jelle ilgili böyle bir durum var ya
mesela koşuya çıkarken
böyle yanına 250 milim, 500 milimlik
bir şey almak olabilir mi? Çok
rahatsız eder veya hani çünkü
şey dedin ya, CP'lerde sürekli durmam
gerekiyor. Ha şey, yarış esnasında.
Evet evet. Antrenmanla onu yapıyorum zaten ama
bir yarışta açıkçası şöyle, onu böyle çok
nedenle onu ben çok önemsemeye
çalışıyorum. Beslenme kısmını
yani yeterli bir şekilde aldığımı
da düşünüyorum aslında. Şöyle
ben kolayla dedim ya hani
beslendim ama mesela ilk çıktığımda
bir tane şeyle attım koşuya. Arada
gene jelibon yedim. Ama tabii gene de
bir şeyler almam lazım. Hala daha sonuçta
ihtiyaç devam ediyor. Birazcık da
bende de herhalde bu konuyla
alakalı bir durum. Kolanın iyi geldiğini
düşünüyorum. Hakikaten de iyi geliyor bu arada.
Kolanın öyle bir etkisi de var. O yüzden onu çok
yadırgamıyorum. Ben çoklukta rahatsız etmiyorum.
Ama uzun da onu olur onu bilmiyorum. Onu göreceğim
artık. Tabii zaten bu yarışta
gerçekten 1 saat 20 dakikalardan
falan bahsettiğimiz için aslında
birkaç takviye yapsan yetiyor
zaten. O kadar. Aslında uzun
bir yarış senin için kısa.
Yani bizim için
süreler çok kısa.
O yüzden beslenme de normal.
Zaten şey mesela yarım maraton falan
koşacağım zaman mesela yarış öncesi
kahvaltı ettiysem mesela
sadece yarışta bir tane jel alıp ben mesela yarışı
çıkartıyorum. Hani daha fazlasına ihtiyaç duymuyorum.
Canı da istemiyor zaten.
Diyorum ya hani ben bir süre sonra yiyemiyorum diye.
Canı da istemiyor zaten ama şey öyle değil.
Mesela işte bisiklet öyle değil.
Yani bisiklet, uzun bisiklete çıktıkysa muhakkak
besleniyorum. Tam olarak bu şekilde olmuyor.
Bisiklete tabii katı beslenmek de zaten daha
kolay oluyor. Tabii tabii. Onu da rahatlıyor.
Aynen öyle. Daha rahatız.
Yarışa dönecek olursak da şimdi
28 dakikada yüzmeyi
tamamladın. 2 saat 47 dakikada
bisiklet, 1 saat 25 dakikada
koşu. Arada transitionlarla
beraber toplamda 4 saat 48
dakika 58 saniyelik
bir dereceyle yaş grubunda 20.
oldun. Tebrik ederiz tekrardan.
Çok teşekkür ederim. Çok iyi süre
gerçekten. Böyle bir parkurda.
Peki bu kadar şimdi dünya şampiyonlarında
yarışmış, bir sürü tecrübe
etmiş biri olarak. Türkiye'de
bu Ironman 70.3'lere
hazırlanan veya genel olarak Triathlon
yarışlarına hazırlanan triatletlere
genel anlamda neler tavsiye etmek
istersin? Triatlon insanlar böyle
gözlerinde büyüyen
bir şey. Şimdi bu yapılan şeyi
küçümsemek anlamında söylemiyorum bunu.
Ama hiç yapılamayacak bir şeymiş gibi
bir şey de değil. Yani bu yapılabilir
bir şey. Ben her zaman şunu söylüyorum. Hani
herkes bu kadar böyle yukarıda
yapmak zorunda değil bunu. Sonuçta bir
yerde bir noktada başladığınız zaman
hani bunu bir emeklediniz ve yürüdünüz
ve sonra koştunuz zamanları oluyor. Ben
bu sürece erken başladım. Erken başladığım
için koşuyorum diyeyim. Hani
hızlı. Tabii ki buna böyle emekleyerek
başlayan birisi de ona göre
derecelerde yapacak. Dediğim gibi bu iş
ben keyif aldığım için yapmayı
seviyorum. Bu dereceler olmasaydı da keyif
alırdım. Hani o yüzden de
en önemli şey bence hani gerçekten böyle
hani böyle isteniyorsa
birisi bunu yapmayı yapabilir. Yani
imkansız değil. Sadece
ne kadar heves ettiğin ve işte ne kadar
üzere düştüğünün alakası var. Dediğim gibi işte
emeklersiniz. Sonra yürüsünüz. Sonra koşarsınız
bunu yaparken. Bu süreçte ne kadar uzun
olursa her geçen gün daha iyisi
olur. Yarış özelinde de
herkesin kendi
bu yarışın en önemli özelliklerinden bir tanesi de o.
Herkesin kendi hikayesi oluyor.
Nasıl yani derseniz de
herkesin yaşadığı şey farklı işte. Herkesin yaşadığı
beslenme problemi ayrı, yüzmede
yaşadığı şey farklı, bisiklet sürerken
yaşadıkları farklı, koşarken hissettikleri
farklı. O yüzden herkesin kendine
ait bir hikaye oluşuyor.
O hikayesi oluşuyor. Bu hikaye oluşurken
de çok farklı şeyler de olabilir. Herkesin
böyle ortak işte bu da
olduğu dediği yerler dolmuş olabilir. Burada da
işte ön plana işte tecrübe
ne kadar yarış koşarsanız
gördüğünüz şey o kadar fazla olduğu için
az çok bir şeyleri kestirebilme şansınız
oluyor. O yüzden de dediğim gibi
bu mesafeler özelliğinde söylüyorum
gerçekten de böyle emek vermek
gerekiyor ama keyif almak
lazım aslında. En güzel tarafı
orası. En büyük verecek tavsiye
o yani. Yoksa bu iş
böyle bir yaptığından sonra eziyete dönüyorsa
bence yapmanın da pek bir anlamı kalmıyor.
Ben hani bir tavsiye istesem benden ben bunu söyleyebilirim ancak.
Dediğim gibi ben çünkü keyif alıyorum.
Ben keyif aldığım için yapıyorum.
Yoksa zaten çekidi lezzetli bu yani.
Bu kadar uzun antrenmanlar yani verilen fedakarlıklar zamanını veriyorsun.
Hani hepsi bu işte o haz için.
Ya şey geçen sene İtalya'da yarışa gittik.
İşte salaya yarışacak.
Ondan sonra bir gün önce de full yarış var.
Bir arkadaşım da full yarışıyor.
Daha önce de full yaptı.
Ama daha önce böyle çok antrenmansız falan
Geliyordu hep yarışlara. Bu yarışa baya böyle
Antrenman yapıp falan geldi. Ondan sonra
Neyse yarıştan bir gün önce dedi ki
Ben de bir daha antrenman falan yapmayacağım ya
Yani bir saatleri daha kısa yapacağım
Derdi. Bunca saatli antrenman mı yapılır?
Bir saatleri daha geç
Bittirdim daha iyi bu falan dedi
Değil mi?
Asıl zor olan antrenman kısmı zaten
Tabii canım. Aynen öyle
Dedim böyle daha kısa yapmak için
Bu kadar saatli antrenman yapmaya gerek yok
Yani bir saat uzun sürsün falan
Bir saat az değil yani.
Hiç verilen emek
çok daha zor.
Keyif aldığınız nokta orada önemli.
Benden tavsiyesi bu ama
mesela bunu yapan genç, yeni
başlayacak birisi olmuş olsa
ona söylenecek şeyler daha fazla.
Çünkü performans sporu olarak yapacaksa falan.
Orada işin seyri değişir.
Ama keyif için bu.
Gördüğümüz üzere zaten genç sporcularda
da bir artış var triatlonda.
Çok iyi dereceler geliyor. Böyle sürekli
Sporcu sayısı artmaya devam ediyor.
Ve yarışmalar artmaya devam ediyor vesaire.
Bir yeme var sanki.
Biz aslında genetik olarak bence çok böyle ne derler ona yetenekliyiz.
Yani genetik olarak mevcutuz zaten.
Ama bizim imkanlarımız dahilinde bu sporu yapmamız aslında sadece bu spor için değil.
Diğer sporlar için de öyle.
Çünkü bakıyorsunuz işte bir çocuk işte 16-17 yaşına gelene kadar çok iyi dereceler yapıyor.
Yüzme de böyle atlı.
Simde böyle falan.
Ama o yaştan sonra açıkçası böyle bir şeyle kesilmiş gibi insanlar yok oluyorlar.
Sadece işte geçmişinde kalıyor Mike.
İlerleyen yaşlarda devam etmiyor.
Bunun içerisinde bir sürü etken var.
Hani işte aile etken, maddi durumlar etken vesaire vesaire buna bir sürü şey eklenir.
İşte eğitim.
Yani bir şeyler kaygısı, gelecek kaygısı o bu falan filan.
Bunlar birazcık daha böyle yoluna girdiği zaman hani gerçekten çok çok çok daha iyilerin çıkacağına eminim ben.
Zaten çıkması da lazım.
Yani bugün sadece benim üzerinde mesela işte benim işte bu kadar sene yapıyor olmam konuşmaktan sonra böyle şimdi mesela olimpiyata gitmiş birisinin burada misafir etmiş olmanızı ben daha çok yerlerden.
Hani bu şey değil.
Dediğim gibi hiçbir zaman bunu şey için söylemiyorum.
Hani yaptığım işi böyle küçümsüm.
Aa işte triatlon da aslında böyle basit değil.
Aslında bu o değil.
Herkesin en iyi yaptığı zaman var.
Sonra onun bir süresinin de olduğu zaman var artık.
Hani ben o kısımda olduğunu düşünüyorum.
Benden de daha iyilerinin olacağını düşünüyorum her zaman.
Gelecek bir şekilde çıkacak yani.
Bu arada senin bu yaptığın bunca yıl milli takımda çalışman olsun, yarışlara katılan olsun şu anki gelecek atletlerin de önünü açtı.
Aslında sen de bir bayrak taşıdın onlara bir örnek oldu.
Buraya kadar getirdim onlar da o bayrağı bir ileriye götürecekler.
Kesinlikle ben de aynı şekilde düşünüyorum.
Senin aslında burada bir yol gösterici rolün de var.
Bu zaten bir dediğin gibi bayrak yarışı gibi.
Hani sen aldın çıtayı bir yere koydun.
Senden sonra gelen sana bakıp ilham alacak.
Onu alıp biraz daha ileri koyacak.
Daha ileri koyacak derken birkaç nesil sonra belki çok daha farklı şeyleri konuşuyor olacağız artık.
Belki dediğin gibi olimpiyatlar vesaire.
Hatta şu an bile Uğurcan mesela olimpiyatlarda yarıştı.
Böyle yavaş yavaş sporcularımız da ivmeleniyor yani bu alanlarda.
Ben de zaten öyle olduğunu düşünüyorum.
Başka türlü zaten bu işin ilerlemesi mümkün değil.
bilimde de öyle. Birisi bir şey bulur
sonra onun üzerine başka bir şey koyarlar.
Bu da buna benziyor zaten.
Çok bir farkı yok bence. Eminim ki
çok daha iyilerini yapacaklar.
Zaten doğası gereği böyle olmak zorunda bu iş.
Daha az zamanlar gelir yavaşlar.
Sonra tekrardan da çok daha hızlı olur falan.
Bunlar da bir şekilde herhalde
çözülecektir. Yani girmek zorunda yani.
Doğası gereği girecek diye düşünüyorum.
Evet Ironman hedefinden konuştuk ama
bir 70.3'te de
daha hızlı bir hedef düşünüyor musun?
Mesela 4 saat 6 gibi böyle ileride bir kafanda öyle bir rakam var mı veya farklı bir hedef var mı?
Hızlı bir parkur bulun.
Yani olabilir.
Ya 4 saat 6 evet şimdi oraya çok yaklaşınca işte bir süre sonra onu da altına yiyebilir miyim acaba kısmı böyle herkesin aklında böyle bir oluşuyor.
Ya olmazsa da olur.
Olursa da güzel olur.
Yani hani öyle bakıyorum.
Niye olmasın?
Hani olmayacak diye bir şey yok.
Değil mi ya?
Hani uygun zaman şartlar sağlandığı sürece denenebilir bir şey yapılabilir bir şey.
Yani ilk defa ben de yapacak olmayacağım ama yapılsa bence yapabilsem güzel olur.
Yani benim adıma çok büyük bir şey olur yani en azından.
Hani o işte 4.03 işte 4 saatin altına inmiş olur.
O da güzel bir şey olur.
Tabii 4 saate yaklaştıkça o 03'ler de daha zor iniyordu.
Öyle de bir şey var.
Tabii tabii aynen.
Yani o dakikalar.
Ya Transition işte orada kaç dakika yazıyor?
4.13 yazıyor mesela bir tanesi.
Diyorsunuz ki ben bunu bir dakika daha zorlamayabilirim falan.
Ama gerçekten o süre yani öyle olmaya başlıyor artık aşağı inmesi.
Sprint triathlon'a dönüyorum.
Tabii tabii orada çok ne kadar hızlı olabilirsin.
Evet yani çok dolu dolu bir bölüm oldu gerçekten.
Hani burada bir buçuk saate yaklaştık.
Hem sporda Endurance hem podcast'te de.
Hiç dolu dolu hiç durmadan anlattın.
Teşekkür ederiz.
Ağzına sağlık.
Geldiğin için de çok teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.
Bazen heyecanlanıp böyle hızlı konuşmaya falan başvururum.
O zamanlar artık yapacak bir şey geldi.
Kötü çıkmamış herhalde.
Yok yok biz seviyoruz o heyecanı.
Aynen ya hızlı sporcu hızlı konuşur yani normalde.
Sıkıntı yok.
O zaman ben size çok teşekkür ederim.
Koş ver gitsin diyelim.
Çok güzel.
Teşekkür ederiz.
Burada senin aracılığınla bu arada eşin de başta olmak üzere diğer dünya şampiyonasında yarışan Türk atletlerimizi de tebrik ediyoruz.
Yani inşallah her geçen yıl bu dünya şampiyonalarında daha fazla Türk sporcuyu görmüş oluruz.
Bu şekilde yani örneklerle birlikte daha da böyle büyüye büyüye gitsin diye ümit ediyoruz.
Günün birinde biz de.
Neden olmasın?
Neden olmasın?
Neden olmasın?
Bence çok güzel olur.
Beraber antrenman yapmamız lazım.
Onu yapacağız ya tamam.
Evet evet onu yapacağız.
Beraber onu yapacağız.
Çok yakın oturuyoruz bu arada o yüzden arada antrenman yapmayı planlıyoruz.
Evet bu bölümümüzün de sonuna geldik.
Bizleri Spotify, Apple Podcast'tan takip edip dinleyebilirsiniz.
Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın sporla kalın.
Teşekkür ederim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
