
Ayrılık Meğer Sevdaya Değil Matematiğe Dahilmiş
21 Eylül 2026 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bilim insanları, romantik ilişkilerdeki ayrılık vaktini ve o geri dönülmez kopuş anlarını matematiksel formüllerle öngörebileceğimizi ortaya çıkardı. Peki, duygularımızı ve ilişki krizlerimizi türevle, integralle açıklamak ne kadar mümkün?
instagram:@kadindediginpodcast
Transkript
Selamlar herkese. Kadın Dediğin'e hoş geldiniz. Ben Gökçe.
Bugün şairlerin sevdayı dahi dediği o en sancılı yeri, yani ayrılığı,
hiç beklemediğimiz bir yerden doğrudan matematikten konuşacağız.
Şimdi size bir sorsam, bir ilişkinin ne zaman biteceği,
işte o kopuş anının ne zaman geleceği formüllerle hesaplanabilir mi?
Hani böyle biz nerede koptuk dediğimiz, gecelerce kafamıza döndürdüğümüz o kırılma anı var ya.
Meğer Lyon Üniversitesi'nden uzman bir ekip oturmuş romantik ilişkilerdeki ayrılık vaktini böyle matematik formülleriyle önceden tahmin edebileceğimizi ortaya çıkarmış.
İlişkilerin gidişatını, işte duyguların zamanla aşınmasını ve o geri dönülemez kopuş noktasını denklemlerle modellemişler.
Anlayacağınız ayrılık meğer sadece sevdaya değil matematiğe de dahiymiş.
Peki o zaman artık biz bizi ne bitirdi sorusuna matematik formülleri yazarak mı cevap arayacağız?
İşte bak işte bu duygusal bağımız kritik eşiğin altına düşmüş, denklem ayrılık gösteriyor falan mı diyeceğiz?
İşin esprisi bir yana araştırmanın arkasında kadınlar olarak bizim ilişkilerde zaten çok iyi bildiğimiz ve tecrübe ettiğimiz bir gerçek var.
Biliyorsunuz tek bir kavga değil, duygusal bağın yavaş yavaş aşınması o kritik eşiğin altında düşüp orada kalmasıyla ayrılığı getiriyor aslında.
Hazırsanız bugün o ayrılık eşiğini ve bağların nasıl koptuğunu bilimsel verilerle ama tabii ki yine kendi süzgecimizden geçirerek konuşacağız.
Hadi o zaman başlayalım.
Peki ne yapmış bu araştırmacılar? Yani bu işin mantığı ne? Biraz daha yakından bakalım isterseniz.
Şimdi bu Lyon Üniversitesi'ndeki bilim insanları bu denklemleri kurarken ilhamı nereden almışlar biliyor musunuz?
Çok şaşıracaksınız. Vahşi doğadaki popülasyon dengelerinden almışlar.
Şimdi ne alakası var demeyin. Aslında şimdi dinleyince mantığın çok basit olduğunu hemen anlayacaksınız.
Şimdi biliyorsunuz doğada bir av avcı dengesi vardır.
Yani mesela nasıl örneklendireyim?
Bir bölgede, vahşi doğada bir bölgede geyik sayısı arttığında ne bileyim kurtlar daha çok yiyecek bulur.
Çünkü geyik çoktur.
Dolayısıyla kurt nüfusu artar.
Ama bir de şöyle bir şey var.
Kurtlar çoğalınca geyikler azalmaya başlar.
Çünkü av başlıyor demin de söylediğim gibi.
Geyik azalınca da bu sefer kurtlar da azalmaya başlar.
Yani doğada hiçbir şey tek başına hareket etmez.
Böyle her canlı birbirinin dengesini etkiler.
İşte araştırmacılar da diyor ki romantik ilişkiler de tam olarak böyle bir dinamik ekosistemdir.
Çünkü bir ilişkide hiçbir davranış tek taraflı kalmaz biliyoruz ki.
Şöyle düşünün işte partnerimiz bize soğuk davrandığında biz ne yapıyoruz?
İşte hemen ne oldu niye böylesin diye üzerine gidiyoruz öyle değil mi?
Biz üzerine gittikçe de o daha da bunalıp kendini geriye çekiveriyor.
O geri çekildikçe biz daha çok kaygılanıp tekrar üstüne gidiyoruz.
Aynı bu kurt geyik nüfus dengesi gibi bir kısır döngüye giriyoruz.
Yani matematikçilerin dinamik sistem dediği şey tam olarak da işte bu kısır döngü.
İki tarafın birbirine tetiklenerek verdiği bu tepkiler birleşiyor ve böyle ilişkinin genel iklimini oluşturmaya başlıyor.
Yani modellenen şey bu bilim insanları tarafından modellenen şey tam olarak bu hareketli denge aslında.
Ve aslında araştırmanın belki de en can alıcı yeri şurası.
Matematiksel modellere göre bu ekosistemde kritik bir duygusal eşik var.
Nasıl yani?
İşte eğer bu kısır döngüler, tartışmalar ya da ilgisizlik yüzünden o duygusal bağ belirli bir seviyenin altına düşerse
ve en önemlisi de uzun süre orada kalırsa bu ekosistem çökmeye başlıyor.
Yani matematik bize şunu söylüyor.
Ayrılık böyle pat diye durup dururken gerçekleşen bir şey değil.
o duygusal bağın eşik altında kalıp kendini besleyemez hale gelmesinin kaçınılmaz bir sonucu.
Şimdi aslında biz kadınlar bunu zaten çok iyi biliyoruz değil mi?
Yani dışarıdan bakanlar genelde aman ya küçücük bir kavgada hemen ayrıldılar falan derler.
Oysa o son kavga sadece bardağı taşıran son damladır.
Asıl mesele o kavgadan belki aylar, haftalar, yıllar önce o ilişkinin o kritik eşiğin altına düşmüş olması
ve tarafların o ekosistemi yeniden iyileştirecek adımı atmamış olmasıdır.
Şöyle şeyler de oluyor ya hani biz böyle ben aslında kafamda aylar önce bitirmiştim falan deriz.
Sadece uygun bir zamanın gelmesini bekleriz falan.
İşte Fransız bilim insanları gelmiş bizim o içsel hissimizi denklemlerle doğrulamış.
Bir double check yapmışlar yani.
Gördüğünüz gibi bir bağ bir anda kopmuyor.
O dengenin bozulmasıyla yavaş yavaş sessizce aşınmaya başlıyor.
Peki bu denklemler bize sadece bitişimi gösteriyor.
Hayır, devam ediyorum bilimle.
Bilim insanları bunu bir de yapay zeka ile birleştirip bir ilişki GPS'i kurmak istiyorlarmış.
GPS dediğim aslında bildiğimiz işte rota yani.
Rotamızda ayrılık var derse bu uygulama, peki o zaman ne yapacağız?
Yani bir uygulama geliştirmek istiyorlarmış.
Düşünsenize bize böyle sinyaller veren telefonumuzda saatimizde bir uygulama olacak.
Peki o zaman ne yapacağız? Bir de ona bakalım isterseniz.
Bence burası biraz ürkütücü bir kısım.
Şimdi araştırmacılar diyor ki biz bu matematiksel denklemleri yapay zeka ile birleştireceğiz.
Ve kriz anlarında çiftleri uyaracak böyle bir ilişki GPS'i geliştireceğiz.
Bunu günlük hayatımızda nasıl görebiliriz?
Şöyle yapay zeka biliyorsunuz artık bizim yani en küçük hücremize kadar her şeyimizi biliyor.
İşte bizim mesajlaşma dilimizi, birbirimize, partnerimizle falan cevap verme süremizi,
hatta belki ses tonumuzdaki o ufak soğumaları falan takip edecek.
Yani günün birinde siz partnerinizle her zamanki gibi mesajlaşırken,
işte akıllı saatinize ya da telefonunuza bir bildirim düşecek.
Ve bu uygulama size diyecek ki,
dikkate değer bir soğuma tespit edildi.
Son iki haftadır iletişim frekansınız %30 düştü.
Tepkileriniz sertleşti.
Duygusal bağınız kritik eşiğe yaklaşıyor.
3 ay içinde ayrılabilirsiniz.
Rotanızı yeniden oluşturun.
Yani yapay zeka böyle ilerlemeye devam ederse hepimiz bence birer yapay zeka sevgili yapıp kurtulacağız bence.
Yani hayatımızı iyice ele geçirdi.
İnanılmaz bir durumda gerçekten gelişmeler.
Yani ilişkilerimizin gidişatına varana kadar her şey cevap verecek duruma geliyor.
Zaten robotlar bizi ele geçirecekmiş biliyorsunuz.
Şimdi durup bir düşünelim.
Böyle bir bildirim alsaydık ne yapardık?
O uyarıyı görünce hemen ilişkimiz krizdeymiş deyip böyle direksiyonu yapıcı bir yere mi kırardık?
Yoksa o paniğin etkisiyle kriz sürecini daha da mı hızlandırırdık?
Ben açıkçası panik olabilirdim yani.
Böyle devamlı koluma bir bildirim gelse saatimden.
İşte ilişkin şöyle şunun altına düştü ayrılabilirsin ayrılabilirsin falan diye.
Bitsin de kurtulayım falan diyebilirdim gerçekten.
Yani bu teknoloji ilişkiyi kurtaran bir can simidi mi olurdu?
Yoksa kehaneti doğrulatıp bitişi hızlandıran bir baskın unsuru mu?
Ya şimdi şöyle düşünüyorum da bu yapay zekalardan falan önce böyle bir kaybetme korkusu falan vardı.
Mücadele vardı ilişkiler için.
Duygular tavan olurdu.
Şimdi bunlar giderek azalacak.
Biz de yapay zeka ile birlikte bence robotlaşacağız yani.
Ve benim yaş grubum ve bizden daha genç jenerasyonlar bunu çok acı şekilde deneyimleyecek.
Yani ben ona inanıyorum gerçekten.
Bir de uzmanların bu araştırmada altını çizdiği öyle bir şey var ki bu araştırmanın kalbi bence tam olarak orada atıyor.
Diyor ki bu uzmanlar ilişkinin kaderini belirleyen şey tartışmaların varlığı değildir.
Yani asıl belirleyici olan çiftlerin kriz sonrasında yeniden dengeye ulaşabilme kapasitesidir.
Şimdi lütfen buraya bir mim koyun, buraya bir dikkat kesilin.
Çünkü bu gerçekten partnerler olarak yapmakta çok zorlandığımız bir şey.
Çünkü biz genelde şöyle zannediyoruz.
İşte ideal ilişki hiç tartışılmayan, böyle krizleri olmayan ilişkidir.
Hayır.
Bilim de diyor ki ve hayat da gösteriyor ki aslında tartışmak, fikir ayrılığına düşmek, o ekosistemde bazen fırtınaların kopması gayet doğal.
Asıl mesele o fırtına dindikten sonra tarafların ne yaptığı.
Yani kavgadan sonra masaya geri oturabiliyor musunuz?
İşte yapay zeka kolunuzdaki uygulama size krizdesiniz dese bile böyle birbirinizin elini tutup işte seni duydum seni anladım işte gel yeniden konuşalım bunu çözebiliriz diyerek o duygusal güven alanını baştan inşa edebiliyor musunuz?
Eğer kriz sonrasında o dengeye geri dönebiliyorsanız o algoritmalar falan ne derse desin o ilişki yaşıyor demektir.
Peki o zaman şimdi bu dengeye dönme halini kadınların dünyasından, bizim dünyamızdan, kendi hislerimizden süzerek bir ele alalım istiyorum ben.
Şimdi bu bilim insanlarının bu büyük denklemlerle uğraştığı yeri işte bu matematiksel bilmem ne falan bir şeyler kodlamalar falan yapmışlar ya.
Zaten biz kadınlar ilişkilerimizde içsel bir radarla zaten biliyoruz yani bu gen bizde doğuştan var yani bu kod bizde doğuştan var.
Bizim ilişkilerde aradığımız en temel şey aslında şu, işte tartışmamak ya da her şeyin toz pembe olması değil, tartışmalardan sonraki onarım mekanizması.
Şimdi bir kriz yaşandığında o tartışmanın ortasında veya sonrasında partnerimizin bize uzattığı o eli görebilmek istiyoruz biz.
Kavgadan sonra yalnız bırakılmamak, evet tartıştık ama ben hala buradayım ve seninle bu ilişkiyi iyileştirmek istiyorum mesajını alabilmek istiyoruz biz.
İşte uzmanların bahsettiği o matematiksel eşik tam olarak burada devreye giriyor.
Bir kriz anında işte bir kırgınlıkta o duygusal bağ aşağı düştüğünde partnerimizle aramızdaki onu tekrardan yukarı çekecek hamle gelmiyorsa.
İşte taraflardan biri zeytin dalı uzatıyor ama diğeri o dalı tutmuyorsa ki genelde zeytin dalını kadınlar uzatabiliyor.
İşte o bağ o eşiğin altında kalmaya devam ediyor.
Ve ne oluyor?
Çok iyi biliyorsunuz.
Bağımız eşik altında kaldıkça duygularımız yavaş yavaş çaktırmadan yok olmaya başlıyor.
Kadınların ilişkilerde sıklıkla yaşadığı ama anlatmakta zorlandığı süreç de tam olarak bu aslında.
Bunu erkekler anlamıyorlar.
Hani ayrılık kararı açıklandığında erkek tarafı genelde böyle şaşırır ya.
Ne oldu ya şimdi durup dururken niye bitti falan.
Oysa o karar bir günde alınmamıştır.
O bağ aylardır o eşiğin altında can çekişiyordur zaten.
Kadın kafasında o onarım çabasını defalarca vermiş, o denge kurulamayınca da sessizce rotayı çizmiştir, yeniden oluşturmuştur.
Yani Fransız araştırmacıların denklemleri ne söylerse söylesin, otursunlar, çalışsınlar, uygulamalar yapsınlar falan yani hiç önemli değil.
İlişkide o grafin yönünü belirleyen şey iki insanın yan yana gelip biz bu krizi nasıl çözeriz diyebilme cesaretidir.
Mantık ve matematiği ve bilimi her zaman evet.
Ama o denklemin içine sevgiyi, sabrı ve emeği koyacak olan yine bizleriz.
Şimdi toparlayacak olursak görünüşe göre bilim insanları ayrılığın denklemini çözmüş olabilir.
Ama biz kadınlar zaten o denklemi doğuştan biliyoruz.
Yani bizde o iç sezgiler, içgörüler çok çok fazla var erkeklere nazaran.
Ama günün sonunda böyle ne türev ne integral ne de yapay zekanın o soğuk algoritmaları iki insanın kriz anında birbirine sarılabilme gücünü ölçmeye yetmiyor dostlar.
En azından şimdilik yetmiyor.
Umarım yettiği günleri dediğim gibi bizim jenerasyonumuz en azından görmez.
Aşk belki başlangıçta bir denklem.
Duygular zaman zaman inip çıkan birer grafik olabilir.
Ama o grafin yönünü belirleyecek olan şey türevler, integraller, kodlar falan onları çözmek değil.
kriz anında gel biz bu dengeyi yeniden kuralım diyebilme cesaretimiz.
Evet geldik bölümün sonuna.
Demek ki ayrılık meğer sadece sevdaya değil matematiğe de dahilmiş evet.
Ama o denklemi baştan yazmak da yine bizim elimizde ez cümle diyeceğim aslında bu.
Peki şimdi merak ediyorum siz ne düşünüyorsunuz?
Yani kolunuzda telefonunuzda böyle bir ilişki GPS'iniz olsun ister miydiniz?
İşte kolunuzdaki saatten size ilişkinizle ilgili yönlendirmeler ve istatistikler veren bir uygulama olsa
ilişkinizde işinizi görür müydü?
Yoksa siz zaten kriz anlarında dengeyi
yeniden vurabilenlerden misiniz?
Yorumlarınızı, hislerinizi ve
kendi denklemlerinizi Instagram
hesabım kadın dediğim podcastte
benimle her zaman paylaşabilirsiniz.
Şimdi bir sonraki bölümde
yine bizi bize anlatan başka bir
hikayede buluşmak üzere diyorum. Kendinize
çok çok iyi bakın. Sevgiyle kalın.
Bırakın algoritmaları falan ya.
İlişkinize bakın. Hadi öptüm. Hoşçakalın.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
