
Aşkın Gözü Kör mü Yoksa Biz mi Vazgeçmek İstemiyoruz?
28 Eylül 2026 · 24 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Yeni bir ilişkiye başlarken hissettiğimiz o "küçük huzursuzluklar" gerçekten sezgilerimiz mi, yoksa evham mı? Bu bölümde; aşırı ilgiden, bireyleşememiş yetişkinlere, tutarsız tavırlardan sınır ihlallerine kadar ilişkinin başındaki en kritik kırmızı bayrakları masaya yatırıyoruz. Sinyalleri doğru okumak ve kendinizi korumak için dinlemeyi unutmayın!
instagram:@kadindediginpodcast
Transkript
Herkese merhaba, Kadın Dediğin'e hoş geldiniz, ben Gökçe.
Bugün bir ilişkiye başlarken o ilk heyecanla gözümüzü kör eden,
harika gidiyor derken gizlice içimizi oyan o sessiz tehlikeleri konuşacağız.
Hani böyle mesela bir ilişki bittikten sonra dönüp arkamıza bakarız da
şey deriz ya böyle aslında en başında belliymiş, ben nasıl görememişim ya falan deriz.
İşte tam olarak o en baştaki detayları masaya yatırıyoruz.
İlgisinin arkasında saklanan kontrolcüleri, ailesine çok düşkün sandığımız ama aslında hiç büyümemiş yetişkinleri
ve bizi böyle zihinsel bir labirente sokan o tutarsız davranışları olan profilleri konuşacağız.
Eğer şu an hayatınızdaki birinin davranışları kafanızı karıştırıyorsa veya acaba abartıyor muyum diyorsanız
bu bölümü sonuna kadar dinleyin çünkü o soruların cevabı birazdan geliyor.
O zaman daha fazla vakit kaybetmeden ilişkilerimizin başında dikkat etmemiz gereken kırmızı bayrakları
ve uzak durmamız gereken kişi profillerini detaylıca konuşmaya başlayalım.
Hadi bakalım.
Şimdi listemizin ilk sırasında günümüzde belki de en çok karşılaştığımız,
etrafımızdan en çok duyduğumuz, işte üzerine diziler yapılan, filmler çekilen falan bir şey var, başlık var.
O da romantik kılığına büründüğü için fark edilmesi en zor olan profil.
Love bombing yapanlar.
Yani hızlı ve aşırı yükleyiciler.
Şimdi bunları düşündüğümüz zaman nasıl düşünelim?
İlk buluşmayı düşünün şimdi.
Karşınızdaki insan sanki yıllardır sizi arıyormuş gibi bakıyor size.
Böyle daha birinci haftada ben hayatımda hiç böyle hissetmedim.
Ben böyle bir kadın tanımadım.
Sen benim ruh ikizimsin.
Hatta gelecekteki çocuklarımın annesisin gibi cümleler havada uçuşuyor.
Sürekli gelen çiçekler, işte gün boyu kesilmeyen mesajlar falan biliyorsunuz işte bu tipleri.
Her kadın hayatının bir döneminde böyle bir profille maalesef düşmüştür yani.
İşte gün boyu mesajlar, neredesin, kimlesin sorularının böyle ilgilenme kılıfıyla sorulması dışarıdan bakınca böyle masal gibi görünüyor.
Zaten bizi etkileyen de bu oluyor öyle değil mi?
Nihayet diyorsun işte beni el üstünde tutan biri çıktı falan diye düşünüyor kadınlar.
Peki böyle bir durumla karşılaştığımızda aslında görmemiz gereken kırmızı bayraklar ne?
Yani ikazlar, sinyaller ne?
Bir defa gerçek dışı bir kız var bu profilde biliyorsunuz.
Yani sizi henüz yeterince tanımayan birinin size aşırı bir hayranlık beslemesi aslında bir kırmızı bayrak değil mi?
Yani bugün bir love bombing'e maruz kalmayan bir kadın olarak bunu görmek çok kolay, söylemek de çok kolay.
Ama işte maruz kaldığımız zaman maalesef bunu göremeyebiliyoruz.
Bir diğer kırmızı bayrak bu profildeki alan tanımama. Yani sizin kendi hayatınızdan, arkadaşlarınızdan veya böyle kişisel alanınızdan anında feragat etmenizi beklemesi var.
Ve tabii ki bir de böyle yoğun bir nasıl diyeyim idealize etme. İşte ne yapıyor bu profil, bu tip? Sizi böyle bir tahta oturtuyor değil mi?
Ama aslında sizi değil de kafasındaki mükemmel figürü sevmeye başlıyor sanki.
Öyle bir kırmızı bayraklar, sinyaller var diyebiliriz bu profil için.
Peki bu aldığımız sinyalleri nasıl yorumlamamız gerekiyor?
Şimdi love bombing özünde aslında bir kontrol ve bağımlılık yaratma taktiği.
Karşı taraf ilişkiye çok hızlı yakıt yükleyerek sizin böyle savunma mekanizmalarınızı düşürmeye başlıyor.
Sizi o kadar yoğun bir ilgiye boğuyor ki böyle mantığınızı devreye sokacak vakit bulamıyorsunuz yani böyle bir kişi karşısında.
Ama unutmayın bu kadar hızlı çıkan bir ateş aynı hızda söner.
Yani karşı taraf sizin insani bir eksikliğinizi ya da kafasındaki kusursuz tabloya uymayan bir yanınızı gördüğü an o böyle büyük ilgi bir gecede buz gibi bir soğukluğa dönüşür.
Siz böyle daha ben neyi yanlış yaptım ya falan diye kendinizi sorgularken o çoktan bir sonraki hedefine doğru yola çıkmıştır.
Kısacası bir şey gerçek olamayacak kadar iyi ve hızlı başlıyorsa orada biraz durup nefes almak gerekiyor.
Gerçek ve sağlıklı bir ilgi zamanla derinleşir.
Birinci günden üzerinize böyle bocalanmaz.
Sizi daha tanımadan tapınma derecesinde seven biri ilk fırsatta aynı hızla sizi yerin dibine sokabilir.
sokabilir. Bunu unutmamak gerekiyor.
Geldik uzak durmamız gereken
ikinci profile. Şimdi ilişkin
ilk başlarında böyle şey dedirtenler
vardır. Ay ne kadar ailesine
düşkün veya çok hayırlı bir evlat
yani bir erkek evlat olmasına rağmen
bence ailesine karşı çok çok iyi
falan diye böyle takdir ettiğimiz
ama zaman ilerledikçe
hayatımızı adeta
bir kabusa çevirme potansiyeli
olan o profile geldik. Bireyleşememiş
ve ailesine sınır koyamamış
tipler. Erkekler yani.
Şimdi burada çok önemli bir çizgi
var. Yani altını kalınca da
çizmek istiyorum. Tabii ki ailesini
sevmek, onlara değer vermek
ve saygı duymak başka bir şey.
Kendi çekirdek ailesinden
kopamayarak bir yetişkin olamamak
ise bambaşka bir şey. Aslında
bizim aradığımız şey tam olarak bu
ikincisi yani. Biraz bundan bahsedeceğiz.
Şimdi bir ilişkinin
daha başında böyle bir kişiyi
nasıl anlarız? Yani işte hiç
ailesinden kopamamış,
Bir yetişkin birey olamamış bir erkeği aslında ilişkinin başında nasıl çözebiliriz?
Bir defa her kararda bir onay arama ihtiyacı duyarlar.
Yani hafta sonunu yapacağınızdan böyle tutun da işte aldığınız basit bir karara kadar her şeyde
ya bir annemin de fikrini alalım mı bir arayayım onu ya hem de bir sesini duymuş olurum falan der.
Ondan sonra ya da böyle ya işte tamam bunu yapalım halledelim ama ben bir akşam babamla da bir konuşayım son bir durumlara bir bakalım.
Ondan sonra ama söz senin istediğini yapacağız falan.
Hani sizi de böyle yüceltir ama aslında baba onayını almaya her zaman ihtiyaç duyar.
Böyle refleksleri vardır mesela.
Onun dışında nasıl sinyalleri olabilir?
Aşırı bilgi aktarımı.
Şimdi aranızda geçen çok özel bir konuşmayı, işte minik bir tartışmayı ya da ilişkinin detaylarını anında kendi ailesine anlatır.
Yani kendi ilişkinizde asla böyle mahremiyet sınırı olmaz.
Bir de uçlarda tutumlar gösterirler.
Yani sadece bağımlı olanlar değil, kendi ailesine karşı aşırı öfkeli, saygısı, sürekli çatışan ya da tam aksine ailesinin karşısında tamamen böyle sinip ezilen tipler de aslında alarm veren profillerdir.
Bir de göz yumma cümlesi bence sinyallerden biri de bu olabilir. Yani şunu demek istiyorum ailesi sizin sınırlarınızı ihlal eden bir adım attığında veya size göre bir saygısızlık yaptığında hemen böyle kendi ailesini korumaya yönelik cümleler kurmaya başlarlar.
Ya tatlım evet haklısın ama yaşlı kadın işte ya zaten kötü niyetleri yok olabilir mi kötü niyetleri ama işte onlar da benim ailem işte alttan alacağız ne yapacağız falan gibi cümleler kurmaya başlarlar değil mi?
Peki aslında bu saydığımız sinyaller bize ne söylüyor?
Yani altından çıkaracağımız mesajlar ne?
Biraz ona bakalım isterseniz.
Şimdi kendi kök ailesiyle yetişkin düzeyinde sağlıklı bir sınır kuramamış biri aslında henüz yetişkin bir birey olamamıştır.
Bunu görmezden gelmememiz gerekiyor.
İçeride hala onay bekleyen, ailesini kızdırmaktan korkan çocuk kalmış bir yetişkin vardır.
Ve bilin bakalım ne olur böyle kalmış bir çocuk kalmış bir yetişkin birey.
Siz bu kişiyle bir yola çıktığınızda sadece o kişiyle değil arkasındaki bütün bir aile dinamiğiyle ilişki yaşamaya başlarsınız.
Özellikle daha baskın olan kimse anne ya da baba olabilir bu.
Bir insanın kendi ailesine karşı sergilediği tutum ileride size ve ilişkinize sergileceği tutumun adeta bir aslında provasıdır.
ailesine karşı haklarını ve sınırlarını koruyamayan
yarın bir kriz anında sizin haklarınızı ve sınırlarınızı da asla koruyamaz.
İlk yol ayrımında sizi yalnız bırakır
ve böyle ortamı idare edelim kılıfı altında sizi aslında feda eder.
Özetle hayatınızı alacağınız insan kendi kararlarının sorumluluğunu alabilen
biz diyebilmek için önce ben olmayı başarabilmiş bir yetişkin olmalı mutlaka.
Yani bir başkasının tamamlanmamış çocukluğunu büyütmek ya da ailesiyle olan hesaplaşmasının ortasında kalmak sizin benim görevimiz değil açıkçası.
Bu kişi tipine dikkat ediyoruz.
Sıradaki profilimiz ilişkilerin adeta bir görünmez tuzağı.
O da şu hiç sorumluluk almayan sürekli mağdur rolüne bürünenler.
Yani şimdi hemen tanıyacaksınız size örnekle söyleyeceğim nasıl bir profil olduğunu.
İşte yeni biriyle tanıştınız diyelim.
Ne bileyim kahve içiyorsunuz, sohbet ediyorsunuz.
Böyle hani konu bazen dönüp dolaşıp geçmiş ilişkilere falan gelir.
Merak da edersiniz yani karşılıklı olarak.
Şimdi karşınızdaki insan şöyle şeyler anlatmaya başlarsa, şöyle tablolar çizmeye başlarsa.
Yani öyle şeyler anlatır ki sanırsanız ki dünyadaki bütün toksik, anlayışsız ve bencil kadınlar gitmiş.
Hep onu bulmuş kardeşim.
İşte eski sevgilim çok takıntılıydı.
Zaten beni hiç anlamazdı.
Ay tüm enerjimi emdi, beni kullandı falan.
Böyle şeyler söylemeye başlarlar mesela.
Peki böyle şeyler söyleyen birinden alacağımız sinyaller ne olmalı?
Yani kırmızı bayraklar ne?
Dikkatinizi çekmesi gereken detaylar neler?
Şimdi onlara bakalım.
Bir defa sıfır öz eleştiri değil mi?
Yani anlattığı hiçbir hikayede kendi hatasından, payından veya eksikliğinden bahsetmez.
Siz sorsanız bile yani hep mi çok kötüydü?
Vallahi gerçekten şans mı dersin şanssızlık mı dersin hepsi beni buldu ya biliyor musun peş peşe gerçekten ben çok kötü ilişkiler yaşadım falan diye bir de öyle ikna edici anlatırlar ki siz de inanabilirsiniz yani gerçekten demek ki adamın hiç hatası yokmuş işte kadınlar da bazen böyle yorucu olabiliyor falan gibi yorumlar yaptırabilir bize gerçekten.
Yani hikayenin tek masumu her zaman kendisidir.
Bir de ne yaparlar?
Genellemeler vardır işte.
Tüm eski sevgililerim sorunluydu.
Böyle toptancı ve suçlayıcı ifadeler kullanırlar.
Zaten bu direkt kırmızı bayrak.
Bir de bir kurtarıcı arayışı.
Yani böyle size şöyle şeyler söyleyebilir işte.
Sen ne kadar anlayışlısın, onlar gibi değilsin diyerek böyle aslında gizlice bir kurtarıcı konumuna yerleştirir yeni tanıştığı bu kadını.
Yani işte eğer şu an sen yaşıyorsan seni, bir zamanlar ben yaşadıysam da beni.
Peki bu sinyaller bize ne anlatıyor?
Şimdi bir insanın geçmişteki herkesi kötü, kendini ise sütten çıkmış ak kaşık ilan etmesi aslında o kişinin öz saygı ve duygusal olgunluk eksikliğine işaret eder çok net bir şekilde.
Bir ilişkide sorunlar her zaman çift taraflıdır.
İki iki daha dört.
Yani yaşananları analiz edip benim de şöyle hatalarım oldu diyemeyen biri geçmişinden hiçbir ders almamış demektir.
Ve unutmayın bugün size eski sevgilisini deliydi, toksikti diye anlatan biri yarın bir gün bilin bakalım ne yapacak.
Bizi de aslında aynı şekilde başka birine işte deliydi, toksikti, manyaktı, takıntılıydı diye anlatacak yani.
En ufak bir fikir ayrılığı yaşandığında ya da ilişki bittiğinde bizi bir sonraki insana direkt böyle anlatacak.
Yani bizi de o sorumlu eski sevgililer listesine ekleyecek ne yazık ki.
Özetle hayatındaki hiçbir olumsuzluğun, sorumluluğunu alamayan bir yetişkinden uzak durmak gerekiyor.
Yani kendi geçmişinin sorumluluğunu alıp onunla helalleşememiş biriyle sağlıklı ve dengeli bir gelecek asla inşa edemezsiniz.
Şimdi sıradaki profil uzak durulması gereken kişi tipi aslında bence bir insanın gerçek karakterini anlamak ve ihtiyacımız olan en hızlı ve en kestirme test.
Hemen söylüyorum ne olduğunu.
Hizmet sektöründeki insanlara, garsonlara, ne bileyim bazı taksicilere veya işte çalışanlarına falan nasıl tavır takındığı.
Bu çok net gerçekten bilgi veriyor bize.
Böyle bir buluşma hayal edin gene işte bir restoranda bir kafede oturuyorsunuz masada karşınızdaki kişi gözlerinizin içine bakıyor inanılmaz nazik,
centilmen ya da böyle büyüleyici güzel sohbet gidiyor her şey harika akıyor yani derken masaya sipariş diyelim ki yanlış geliyor ya da servis böyle biraz gecikiyor.
İşte tam o anda o nezaket maskesinin arkasından gerçekte kim olduğu saniyeler içinde ortaya çıkıveriyor.
Bildiniz değil mi bu profili de yani?
İşte kim buranın müdürü?
Bu servis niye böyle gecikiyor?
Yani şimdi ben yapamıyorum çünkü ben asla bir garsona falan eğer çok kusurlu bir şeyi yapmıyorsa
ya da hijyenik bir problem yoksa böyle davranmadığım için aklıma çok da fazla örnek gelmiyor.
Ama bildiniz nasıl tavırlar takınan birinden bahsettiğimi.
Burada hangi hareketler alarm zillerini çalıyor? Bir defa üsttenci ve emir kipiyle konuşma tarzı değil mi yani? Pardon bakar mısınız falan demek yerine işte parmak şıklatmak, sana kaç kere söylediğim gibi üstten ve azarlayan bir ton kullanmak mesela.
Bunun dışında farklı nasıl alarm zilleri var? Empati yoksunluğu tabii ki yani mekandaki yoğunluğu ya da insani bir hatayı anlamak yerine böyle anında sertleşmek, garsona veya işte ne bileyim valeye ben kimin biliyor musun edasıyla yaklaşmak falan gibi tavırlar gösterirler, diyaloglar kurarlar, böyle sinyaller verirler.
Bir de pasif agresif aşağılama bence onu yaparlar. Yani kendi neşesini veya egosunu hizmet eden insanları küçük düşürerek böyle ima yollu acayip kötü esprilerle tatmin etmeye çalışırlar.
Bu tip sinyaller veren biri aslında bize ne anlatıyor, ne söylüyor yani? Buradaki kritik noktalar ne?
Şimdi bir insanın size karşı ilk zamanlarda kibar olması çok kolaydır. Çünkü sizden bir beklentisi vardır değil mi? Sizi etkilemek istiyordur yani.
Ancak gerçek karakter bir insanın kendisinden hizmet aldığı veya güç dengesinin kendi lehine olduğu durumlarda ne yaptığıyla ölçülür bence.
İşte garsona, valeye, kuryeye, kaba, sabırsız ve saygısız davranan biri aslında içten gelen bir nezaketi değil de koşullu bir nezakete sahiptir yani.
Bugün size gösterdiği o tatlı ve ilgili tavır tamamen taktikseldir.
Yarın ilişkinizdeki ilk kriz anında, ilk kavganızda veya cicim ayları bitip heyecan böyle biraz yatıştığında o garsona gösterdiği sabırsızlığı ve kabalığı tam olarak size gösterecektir.
Kısacası bir insanın gerçek yüzünü görmek istiyorsanız size nasıl davrandığına değil, kendisinden bir çıkarı olmayan insanlara nasıl davrandığına bakın.
Yani gücü elinde hissettiğinde kibir saçan biriyle eşit ve saygılı bir ilişki asla ve asla kuramazsınız.
Geldik ilişkinin en sinsi, en yavaş işleyen tuzağına yani şu tiplerden bahsediyorum uzak durulması gereken mikro kontrolcüler ve sınır test edenler.
Yani gerçekten ömür torpüsü dediğimiz profillerden bahsediyoruz.
Bu tipler hayatınıza ilk girdiğinde asla ben seni yöneteceğim demezler.
Aksine böyle inanılmaz ilgili, korumacı ve düşünceli görünürler.
Yani şöyle şeyler söylerler hatta.
Ya seni düşündüğüm için söylüyorum tatlım, ben senin iyiliğin için söylüyorum.
Böyle bu kılıfa bürünmüş minik tavsiyelerle hayatınıza sızmaya başlarlar.
Ancak zamanla fark edersiniz ki aldığınız nefese kadar aslında her şeye hafif hafif müdahale edilmektedir.
Peki bir ilişkinin böyle daha başındayken bu mikro kontrol sinyallerini nasıl yakalarız?
Mesela şaka yolla eleştiriler yaparlar işte.
Ya oruç sana sanki çok gitmemiş mi ya?
Bir şey diyeceğim ya bu kıyafetin biraz fazla mı açık?
Sana bir şey söyleyeyim ya o arkadaşın seni acayip kıskanıyor.
Bence onunla arana biraz ufaktan mesafe koymaya başla gibi tatlı tatlı sunulan ama içi özgüven törpüleyen cümleler kurmaya başlarlar.
Ve tabii ki sınır ihlali ve esneklik testi yapabilirsiniz.
Yani sizin hayır dediğiniz, planınızı ya da rahatsızlığınızı belirttiğiniz küçük konularda aman canım ne olacak ya, beni kırma tatlım ama diyerek sınırlarınızı esnetmeye ve esnetebildiği kadar zorlamaya çalışması mesela ciddi bir sınır ihlali ve ciddi bir sinyal olarak karşımıza çıkabilir.
Bir diğeri mesela kararlarınızı küçümsemesi. Ne bileyim işte sizin seçtiğiniz mekanı, dinlediğiniz müziği ya da aldığınız bir kararı böyle alttan alta yanlış veya yetersiz hissettirerek kendi doğrusunu empoze etmeye çalışması.
Peki bu sinyaller bize ne anlatıyor?
Şimdi mikro kontrolcülük aşama aşama ilerleyen bence bir özgürlük kısıtlama taktiğidir.
Yani karşı taraf küçük sınır ihlalleriyle önce sizin tepki eşiğinizi ölçer.
Eğer o küçük şaka görünümlü eleştirilere aman ya ne olacak deyip sessiz kalırsanız o alan giderek büyür.
Çünkü amaç zamanla sizin kendi yargılarınıza güveninizi sarsmak, sizi kendinizden şüphe ettirmek ve farkında bile olmadan sizi kendi hayatınızdan, arkadaşlarınızdan ve kendi benliğinizden izole etmektir.
Bir bakmışsınız ki bir süre sonra onun onayını almadan kıyafet bile seçemiyorsunuz.
Özetle sizi seven insan, sizi kendi kalıplarına sokmaya çalışan değil, olduğunuz halinizle alan açan insandır.
Seni koruyorum kılıfı altında alanınızı daraltmaya çalışan biri sevgiyi değil kontrolü seviyordur.
Yani sınırlarınıza ilk günden sahip çıkın derim ben.
Geldik liste sonundaki ama çoğumuzun en çok zaman ve enerji kaybettiği o profile.
Gizemli görünmeyi seven tutarsız tipler.
Gerçekten çok var erkeklerden böyle ya.
Bu profili hepimiz çok iyi tanıyoruz.
Yani bir gün telefonunuz susmaz, mesajlar, harika planlar, derin sohbetler.
Derseniz ki tamam aradığım iletişimi ve bağı buldum.
Fakat böyle ertesi gün bir bakarsınız tek kelimelik soğuk cevaplar ya da saatlerce gelmeyen işte dönüşler.
Sizi bir gün bulutların üzerine çıkarır, ertesi gün hiç yokmuşsunuz gibi hissettirir.
Burada love bombing yapanlardan biraz daha farklı.
Bu bir gün var bir gün yok.
Yani hayatınızdan tamamen gitmiyor.
Sizi çok mutlu ediyor.
Hayatınızda hep var ama tutarsız davranıyor.
Ve bu belirsizliği genellikle de böyle işte ne bileyim çok yoğunum,
işte ben biraz içime kapanık biriyim ya da böyle gizemli havalar kılıfına uydururlar yani.
Peki buradaki kırmızı bayraklar ne?
Bir defa demin de söylediğim gibi bu gel gitti ilgi.
İşte iletişimde bir an inanılmaz yakın, bir an tamamen mesafe koyan öngörülemez bir tutum sergilerler.
Sözlerle eylemler uyuşmaz mesela.
Yani seni çok görmek istiyorum denmesi ama iş icraata gelince sürekli bir mazeretin ortaya çıkması falan.
Bir diğer kırmızı bayrak ne olabilir?
Mesela sizi böyle sürekli çıkarımda bulunmaya zorlaması.
Yani ne hissettiğini, ne istediğini net söylemek yerine sizi devamlı bir dedektif gibi bir onun ipuçlarını çözmek zorunda bırakması mesela.
Yani hayatınızı zorlaştırması.
Peki bu gelen sinyalleri nasıl yorumlamalıyız?
Öncelikle şunu çok net bir şekilde cebimize koyalım.
Aşırı belirsizlik bir çekim unsuru veya karizma değildir hanımlar.
Güvensizlik ve olgunlaşmamışlık sinyalidir aslında.
Yani karşı tarafın yarattığı bu sıcak soğuk dalgalanmalar beyinde tam olarak böyle kumardaki bağımlılık mekanizmasını çalıştırıyor.
Yani bize bir parça ilgi verdiğinde mutlu oluyoruz.
Vermediğinde ise neyi yanlış yaptım diye takıntı geliştiriyoruz açıkçası.
Karşı taraf aslında sizi bir yedekte tutma ya da kendi ego ihtiyacına göre hayatına girip çıkma hakkını kendinde görüyor bu durumda.
Yani sizi merakta bırakarak zihninizi meşgul etmeyi başarıyor.
Aynı böyle bak kumar gerçekten çok güzel bir örnek kumar bağımlılığı gibi.
Böyle kazandıkça mutlu oluyorsunuz devam ediyorsunuz ya oynamaya falan ama birdenbire tek bir hamlede de bütün paranızı her şeyinizi alıp sizi alaşağı ediyor.
İşte bu profilde aynen böyle.
Özetle bir insan sizinle gerçekten ilgileniyorsa bunu anlamak için elinize böyle yani büyüte çalıp dedektiflik yapmanıza gerek kalmaz.
Acaba bunu mu demek istedi bunu mu demek istedi yarın mı görüşürüz ne yaparız falan diye düşünmenize gerek kalmaz.
Doğru ve sağlıklı bir insan zaten zihninize karmaşa ve anksiyete değil de netlik ve huzur getirir.
Net olmayan hiçbir tutumu lütfen hayatınızın merkezine koymayın.
Evet sevgili Kadın Dediğin dinleyicileri.
Bugün bir ilişkiye başlarken gözden kaçırmamamız gereken o böyle kırmızı bayrakları, uyarı sinyallerini ve doğru insanı ayırt etmenin yollarını konuştuk.
Yani uzak durmamız gereken profilleri, insan tiplerini konuştuk aslında.
Yani love bombing yapanlardan, bireyleşememiş yetişkinlere, mağdur rolü oynayanlardan, böyle mikro kontrolcülere kadar pek çok profili masaya yatırdık.
Ama günün sonunda cebimize koymamız gereken en temel ders bence şu.
Hiç kimse, hiçbir ilgi ya da hiçbir ilişki, vaadi sizin iç huzurunuzdan ve kendinize olan saygınızdan daha değerli değil.
Bir ilişkinin başında böyle zihniniz sürekli karmaşa içindeyse, kendinizi sürekli bir şeyleri anlamlandırmaya çalışırken ya da acaba yanlış mı yaptım diye sorgularken buluyorsanız orada bir durmak gerekiyor.
Yani doğru insan hayatınıza karmaşa, kaygı veya belirsizlik getirmez.
Aksine hayatınıza netlik, güven ve derin bir huzur katar.
Sezgilerinize güvenin.
İçinizdeki o küçük ses, burada bir şeyler yanlış gidiyor diyorsa o sesi bastırmayın.
Yani birini olduğu gibi kabul edemiyorsanız böyle değişir umuduyla kendi sınırlarınızdan taviz vermeyin.
Kimsenin tamir projesi de olmak zorunda değilsiniz.
Lütfen bunu da unutmayın.
Peki şimdi sıra sizde.
Ben çok anlattım.
Bu bölüm bayağı bir konuştum aslında.
sizin bir ilişkinin başında fark ettiğiniz ama böyle ya bir şey olmaz ya deyip geçtiğiniz,
görmezden geldiğiniz, sonradan başınızı ağrıtan ilk kırmızı bayrak neydi?
Ya da iyi ki o sinyali görmüşüm, dinlemişim de uzak durmuşum dediğiniz bir anınız var mı?
Yorumlarda veya biliyorsunuz bizi Instagram'da birbirimize bağlayan
Kadın Dediğim Podcast hesabımdan DM üzerinden gönderebilirsiniz.
Mesajlarınızı postlarımla paylaşabilirsiniz.
Hepsini tek tek okuyorum ve ilginç olanları da mutlaka bizi takip eden diğer kadın dediğim podcast takipçileriyle paylaşmayı da seviyorum.
Bu arada bölümü beğendiyseniz dinlediğiniz platformlardan takip etmeyi, değerlendirmeyi ve bu konuyu duymaya ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz bakın bir arkadaşınıza göndermeyi ihmal etmeyin.
Böyle birbirimize böyle destek olacağız.
Bak dinle sadece ben söylemiyorum benim sakalım yok belki işte bu podcasti dinlersen akıllanırsın.
Benim dediğimi yapmıyorsun ama bu Kadın Dediğin'i yaparsın.
Diyeceğiniz bir arkadaşınız varsa lütfen bölümü onunla da paylaşmayı unutmayın.
Bir sonraki bölümde yine hayatın tam içinden bir konuyla görüşmek üzere.
Kendinize ve sınırlarınıza çok iyi bakın.
Hoşçakalın.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
