
Bir şeyleri başardıktan sonra dönüp süreci anlatmak kolay. Ben bu kez henüz sonucunu bilmediğim bir hikâyeyi, tam ortasındayken anlatmak istiyorum.
“Yeni Bir Hayat İnşa Etmek” serisinin ilk bölümünde; yeniden başlamaktan, belirsizlikten ve her şeye rağmen devam etmekten bahsediyorum.
Instagram: @hayatdeneylerii
Transkript
Herkese merhabalar, ben Merve. Hayat Deneyleri'ne hoş geldiniz.
Bugün yine yepyeni bir seriye başlıyoruz ama bu seri tamamen yeni bir hayat inşa etmek üzerine olacak bir seri.
Hadi gelin başlayalım.
Öncelikle bu seride ne anlatmak istiyorum?
Şimdi biliyorsunuz ki son birkaç bölümdür bahsettiğim yeni bir işe başlama, önceliğin para kazanma, kariyer bunlardan zaten bahsetmiştim.
Ama şu an olduğum yerle olmak istediğim, yapmak istediğim meslek arasında kesinlikle çok büyük bir fark var ve bu fark beni strese sokuyor.
Olabilecek miyim, yapabilecek miyim, ilerleyebilecek miyim ya da yeterli miyim, yeterli donanıma sahip miyim?
Bu soruların hepsi kafamdan geçen şeyler ve biliyorum ki şu an birçok insan benimle aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyor.
Belki aynı şekilde değil hayatımız. Belki yurt dışında değilsiniz, şu an Türkiye'desiniz.
Türkiye'desiniz ve yapmak istediğiniz bir iş var
Mezun oldunuz okulu bitirdiniz
Ya da üniversiteye hazırlanıyorsunuz
O bölümlere bakıyorsunuz
Diyelim doktor olmak istiyorsunuz
Öğretmen olmak istiyorsunuz her neyse
Ama kendinizin test sonuçlarınızı elinize alıyorsunuz
Ve gördüğünüz şey belki
Yok ben yeterli değilim yapamayacağım
O üniversiteye zaten kabul almam
Ya da üniversiteyi yeni bitirdiniz
İşe başlayacaksınız
Ya da iş arıyorsunuz ve
ben hiçbir zaman o aradığım işi bulamayacağım diye düşünüyor olabilirsiniz.
Ben de bunu yurt dışında, yurt dışını vurgulamamın tek farkı
bunu İngilizce yapıyor olmuş olmam.
Neden? Çünkü İngilizce ile ilgili her zaman
zaten bununla alakalı bir bölüm de çekmiştim.
Her zaman bir kaygım vardı.
Her zaman bir korkum vardı.
Yeterli değilim.
Arkadan konuşan hep bir yeterli değilim.
İngilizce konuşurken beni anlamayacaklar, anlamıyorlar
Ya da ben onları anlamayacağım diye kaygılar her zaman beynimde var.
Bazen çok yüksek sesli, bazen daha sessiz ama hep orada var.
O yetersizlik ya da yapamayacaksın hissi her zaman orada var.
Bu beni gerçekten biraz daha iş arama sürecimi zorlaştıran bir süreç.
Yani şöyle düşünüyorum.
O yani Avustralyalı varken ya da bu dili daha iyi konuşan insanlar varken beni neden alsınlar?
Velhasıl kelam.
Buralara zaten değinmiştim.
Ama bu seride şunu yapmak istiyorum.
Korkular var.
Hepimizin çok ayrı, çok farklı korkuları, kaygıları, stres güttüğü şeyler var.
Ve bunlar çok gerçekler.
Bunlar hep de var olacaklar.
Yani ben ne kadar kendimi hazırlamaya çalışsam da, kendimi yeterli düzeye getirmeye çalışsam da gitmeyecekler.
Yani bunlar dediğim gibi kafamda konuşmaya, kafamda benim de var olmaya devam edecekler ama bunların sesini en azından biraz kısmayı öğrenmek istiyorum.
Ki iş arama süreci zorlaştıkça bu sesler daha yükseliyor ve bu sesler yükseldikçe ben daha stres hissediyorum.
Bu maalesef böyle bir kısır döngüye giriyor.
Şimdi bu seride ne yapacağız?
Onu anlatmak istiyorum.
Bu seride tamamen kurmak istediğim hayatı, yapmak istediğim, olmak istediğim yere nasıl adım adım geleceğim bunları sizinle paylaşmak istiyorum.
Çünkü bir şeyi başardıktan sonra paylaşmak kolay.
Onun bir başarı duygusu var.
Başardım, yaptım, ben artık buradayım.
Kendimi de şöyle hissediyorum.
Yani size artık gerçekten büyük bir yerden değil ama akıl verme.
Hani bu kimden gelirse gelsin.
Sonuçta o şeyi ben başardım.
Bakın ben bu yolları şu şekilde yaparak elde ettim bu yeri.
Siz de bunu bunu yaparak gelebilirsiniz diyebiliyor insanlar ya da diyebiliyoruz.
Hani bu benim için de geçerli.
Ama ben bunu yapmak istemiyorum.
Şu an gerçekten birçoğumuz bir mücadele içerisindeyiz.
Bir yere gelmek istiyoruz.
Yapmak istediğimiz, başarmak istediğimiz, olmak istediğimiz.
Bu illaki iş anlamında da değil.
Belki sen hayır demeyi öğrenmek istiyorsun.
Belki sen daha fazla para kazanmak istiyorsun işinde.
Yani işinden memnunsun ama daha fazla para kazanmak istiyorsun.
Neler yapabilirizi düşünen bir tarafın var belki.
Ya da kendini geliştirmek istiyorsun.
Tenis öğrenmek istiyorsun.
Yani bilmiyorum.
Yeni bir şeyler.
Ben buna yeni bir hayat kurma deneyi ya da serisi dedim.
Çünkü hayat belki aynı ama yeni bir hayat olacak o yeniliklerle beraber.
Benim şu an yapmaya çalıştığım ya da yapmak istediğim şey artık var olan.
Okul bitmeden önce şunu diyordum.
Okulu bitsin, iş gelir.
Bir şekilde iş gelir.
Halen daha aynısını düşünüyorum.
Yani o iş bir şekilde bulunacak.
İnanıyorum.
Bunun mücadelesi içerisindeyim zaten.
Ama ne zaman?
Bu süreçte yeni bir hayat kurarken neler yapıyorum, neler yapmak istiyorum?
İşte bunları paylaşacağım sizlerle.
Öncelikle neler yapılacak kısmına geçmeden önce birkaç bir şeye değinmek istiyorum.
Şimdi hayatımızda hiçbir şey net değilken, hiçbir şey ortada yokken nasıl adımlar atacağız?
Gerçekten işin belki en zor kısmı bu.
Bir şey hayal etmek kolay.
Bazen bazı şeyleri hayal etmeye bile izin vermiyoruz.
O bana layık değil.
Yani layık değil.
Daha doğrusu ben oraya layık değilim.
Ben onu yapamam.
Ben o paraları kazanamam.
Ben o insanlarla konuşamam.
Arkadaş olamam.
Sohbet edemem.
Bunları düşünebiliyoruz ve o hayale bile kendimize izin vermiyoruz.
Bu neyse.
Yeri geliyor bazen bir tenis için.
Şunu duyduğum zamanlar olmuştu.
Şu an için demiyorum ama.
Türkiye'deyken belki halen daha da geçerli.
Tenis, zengin sporu.
Bunu dediğin an kendi sosyoekonomik düzeyin iyi değilse zaten tenis oynamaya erteliyorsun, düşünmüyorsun bile.
Belki denediğinde seveceksin ama direkt bunu ekarte ettin hayatında ve
belki başka hobilere, başka şeylerle ilgilenmeye devam ediyor zihnin.
Çünkü öyle bir inancın var.
Ya bu basit, belki hani böyle olmak zorunda değil.
Bunu duydun diye, bu zengin sporu, bunu ben yapmam.
Bu sadece çok basit bir örnek.
Bazı söylemler kafamızı yer edip, onu hayal kurmaya dahi izin vermiyoruz.
Yani bu bana uygun değil deyip kesip atabiliyoruz.
Ama ya öyle değilsin?
Kendime bir örnek vereyim.
Şu an dediğim gibi üniversiteyi bitirdim.
Ben bu üniversiteye girmeden önce de şöyle dönüşler aldım.
Benim background'ım hemşirelik.
Hiç unutmuyorum.
Hatta bunu arkadaşlarıma da paylaşmıştım.
Ben Brisbane'de yaşıyorum.
Melbourne'da kendilerini YouTube'da bir videoları vardı.
O vasıtayla, o video aracılığıyla keşfetmiştim.
Ve danışmanlık da veriyorlar.
Danışmanlık hizmetini bir ajanta sayesinde veriyorlar.
Kendileri direkt eğitim danışmanı değildi.
Yanlış hatırlamıyorsam.
Ben bölüm olarak her zaman farklı bir bölüm vardı aklımda.
Türkiye'deyken de öyle.
hem sağlık hem teknolojinin böyle birlikte olduğu bir şey yapmak istiyordum.
Ama adını tam koyamadığım bir şey.
Türkiye'deyken böyle bir isteğim vardı.
Her zaman dile de döküyordum.
Çevremle de bunu paylaşıyordum.
Böyle bir alanda yüksek lisans yapmak ya da okumak istiyorum diye.
Neyse sonra Avustralya'ya geldim.
Önce İngilizcemi geliştirdim.
Bu kısımları biliyorsunuz çok hızlı geçeceğim.
Sonra ben kafamda ne istediğime karar verdim.
Biyoteknoloji bunlardan biriydi. Yine başka bir bilim alanında başka bölümler. Kafamda okumak istediğim bölümleri listeledim. Hatta üniversiteye bakmaya başladım. Hangi üniversite benim o beğendiğim, istediğim, olmak istediğim, okumak istediğim bölümleri veriyor diye buldum.
Dediğim gibi YouTube videosu vasıtasıyla bu eğitim danışmanlığı hizmeti veren kişilere ulaştım.
Biz telefonda görüştük.
Telefon görüşmesinde beyefendi bana dedi ki o sorduğumuz bölümde de yalnız okuması çok zor.
Ben de bunu önce gerçekten normal karşıladım.
Çünkü normal bir şekilde bana o bölümün zorluğunu bitirmesinin kolay olmadığını vs. söylüyor ki
Yani teşekkürler gayet hani dediğim gibi mantıklı bir konuşma.
Sadece ben orada bir şeyi yanlış anladım ya da takıldım diyelim.
Belki yine bu benim kendimi yetersiz hissetmemle alakalı da olabilir.
Belki Türkiye'de bu doktor hemşire kıyaslaması ya da hemşirelerin kendisini doktorların yanında kıyaslanması,
yeterli takdiri hissetmemesi, görmemesi yüzünden de olabilir bu söyleyeceklerimi
ya da bu söylenenleri yanlış anlamam.
Telefondaki kişi bana dedi ki Ankara'da doktorluk yapan biri
hatta çok da böyle uzun yıllar olmamış mezun olduğu buraya gelmiş.
O sorduğum, bahsettiğim bölüme yakın bir bölüm okumuş ve çok zorlanmış bitirmekte.
Bana o yüzden dedi ki emin misiniz?
Yani o doktor bey ile beni biraz kıyasladı gibi.
Ben de bunu gerçekten hani dediğim gibi takıldım.
Bu belki karşımdaki insanla alakalı değildir.
Kesinlikle benimle alakalı da olabilir.
Yani benim kendimi dediğim gibi Türkiye'deki bu durumdan kaynaklı da olabilir.
Benim kendimi yetersiz hissetmemden kaynaklı da olabilir.
Sebep her neyse ya da karşımdaki insanla da kaynaklı olabilir.
Ben buraya takıldım.
Yani ne alaka?
Hani neden böyle bir gereksiz örneği veriyorsun ki?
Zor olduğunu söyleyebilirsin vs. ama bence kıyaslama yapmaya hiç gerek yok.
Çünkü beni tanımıyorsun ki.
Ya da o bölümü ne kadar okuyup isteyip istemediğimi bile bilmiyorsun.
Belki gerçekten çok başarılı olacağım, olmayacağım.
Bilemiyoruz yani bir şeyi hayal ettiğinizde, hayal ettiğiniz şeyin içine girdiğinizde yaptıklarınız arasında çok farklı şeyler olabilir.
Çünkü beklentinizi karşılamayacak belki.
Belki sevmeyeceksiniz.
Belki ya da çok seveceksiniz ve çok başarılı olacaksınız.
Ya da koşullar farklı olacak.
Yani gibi gibi birçok etken var.
Olumsuzlukları söylemesini anlarım ama beni alıkoymasını anlamam.
O zaman da öyle bir konuşma yaşamıştık.
Her neyse buraya nereden geldim ya da neden bunları değinmek istedim?
Ben bu bölümü okurken bile okumaya başlamadan önce hatta size değindim diye hatırlıyorum.
Eğitim ajansının Brisbane'de bir yere gitmiştim.
O da bu okumak istediğim bölümle alakalı yine başvuru yapmamam gerektiğine yönelik şeyler söylemişti.
Okuldan kabul almak bile benim için büyük bir başarıydı.
Oraya gittiğimde de kendimi o yüzden aşırı yetersiz hissetmiştim.
Çünkü duyduğum şeyler ve profesyonel insanlardan o bölümü okuyamayacağıma dair, çok zor olduğuna dair
kendilerince belki mantıklı olduğunu
söyler ama dediğim gibi
ben inatçıyım. Adım atmak
zor değildi ama
sonrasında onun içine girdiğimde
ya bir dakika ben bunu yapamayacağım.
Ben yeterli değilim ki. İngilizcem neyime
güvendim? Böyle kafamdan bunlar
geçiyor. O yüzden adapte olmam
gerçekten çok zordu. O ortamda kendime
böyle bir yer edinmem
oraya ait hissetmem
çok uzun zaman aldı. Hele ilk
dönem böyle laboratuvar dersinde
vesaire ilk başladığımızda
zaten o kısımlara falan
değinmiştim. Sonra sonra
pratikte iyi olduğumu
gördükçe ya da işte sınavlardan
sonuçlar almaya başladıkça
ya bir dakika ya ben yapabiliyorum.
O kadar da demek ki
hani aptal değilim.
Kendimi öyle bir yere koymuştum ki
ya da koymuşum ki hiç
farkında değilim. Şimdi gelelim
bu kısımlara
neden değiniyorum. Bazen
size yapamayacağınızı söyleyecekler.
Bazen hiç kimse
değil siz söyleyeceksiniz. İzlediğiniz
şeylerden, duyduğunuz şeylerden
illaki size direkt bir örnek
verip sen bunu yapamayacaksın
demeyecekler ama
bir sosyal medyaya girdiğinizde bile etkileneceksiniz.
Belki. Ben etkileniyorum.
LinkedIn örneğini daha önce de
vermiştim. Bir LinkedIn'e giriyorum ve
bu beni gerçekten bazen kıskanıyorum.
Bazen sinirleniyorum.
Oradaki insanlar yani nasıl
bulmuş ya da nasıl bu kadar kolay gözüküyor?
Hemen internship işte
birileri internship'i sanki
böyle onlara havadan düşmüş gibi
çok kolay gözüküyor. Gerisini
bilmiyorum. Ne kadar zorluk yaşadıklarını
bilmiyorum. Ama bazı insanlar
bu kadar başarılı görülürken bazı
insanlar ya da kendim
bu kadar yetersiz hissetmeyi
ya da bu kadar çabalamayı anlamıyorum.
Bu çaba süreci
bu emek arttıkça şöyle diyorum
demek ki ben
yetersizim. Demek ki bende bir sıkıntı var.
Kalkmışım işte Türkiye'den
gelmişim. İngilizceyi burada
öğrenmeye başlamışım. Burada
konuşuyorum. Eee
işte senin bilimle ne alakan
var ki? İşte kalkmışsın. Kanser
araştırması vesaire hani
orada eskaza buldum.
Bunların hepsini o kadar küçültüyor ki
beynim ve o kadar yapamayacaksın
yerine koyuyorum
ki kendimi. O gördüğüm şeyler
direkt işte sosyal medya dediğim
kısım. Benim için link edin.
Yapamayacağım işte. İnsanlar ne kadar
yetenekli. O kaç dil biliyorlar.
Nerelere gitmişler.
Baksana hangi konferanslardalar,
seminerdeler. E ben ne yapıyorum
burada? Ben ne yapıyorum şu an burada?
Ben şu an restoranda
çalışıyorum. Ben gece
nöbetlerine gidiyorum. Burada
hemşire yardımcısı olarak da çalışıyorum
bu arada. Ondan da bahsetmemiştim.
Hep restoranta yöneldim.
Son bahsettiğim şeylerden. Burada
iki işte çalışıyorum. Nöbetten çıkıyorum.
Restoranlığa devam ediyorum.
Ama ben hala kendimi çok yetersiz hissediyorum.
Çünkü sanki daha fazla şeyler yapmam lazımmış.
Şimdi bu vergen sınımı arttırdıkça arttırabilirim ama
ne yapmak istediğime geleyim.
Sonuca birazcık bağlayayım.
Çünkü bu bölümün aşırı uzun olmasını istemiyorum.
Yeni bir hayat kurmak serisinde
size yapmak istediklerimi elleme dökerken
aktarmak istediklerim, konuşmak istediklerim, göstermek istediklerim.
Çünkü bir şey bittiğinde bu bitti ben yaptım işte siz de yapabilirsiniz.
Bunu demek belki daha kolay, belki daha konforlu.
Çünkü artık bir başarının arkasına sığınıp da bunları söyleyebilecek cesarete sahip olabilirim.
Ama şu an elimde hiç cesaretçisiyle sunabileceğim bir şey yok.
Sadece belirsizliğin içerisindeyim.
O yüzden bu seriyi başlatmak istedim.
Bir şey yokken bunu size sunmak ve o şeyi başardığımı gösterebilmek.
Ve ben başarabilirsem sizler de başarabilirsiniz.
Hatta belki sizler benden daha da önce başaracaksınız.
Ve umarım herkes kim ne istiyorsa olmak istediği, yapmak istediği her hedefini böyle sular gibi aksın.
Çok kolaylıkla, çok çok heyecanla o şeyi başarsın.
Çok isterim.
Böyle bir seri işte.
Söylemek istediğim şeye de geleyim.
Böyle bir seri olacak.
Yani başarmadan adım adım yapacaklarımı sizinle paylaşmak istiyorum.
İş arama süreci kesinlikle devam edecek.
Bu iş arama sürecinden bahsetmek istiyorum.
LinkedIn ile alakalı şu an önümde kafamda tasarladığım şeyler.
LinkedIn'den her gün en az bir insana maksimum 3 kişiye en az bir insana mail yazmak, mesaj atmak, kendime anlatmak.
İş bulmaya her gün en az 5 tane.
Belki bu 5 her gün bulamayabilirim çünkü iş ilanlarını ben açmıyorum.
Ama iş ilanları bakmaya devam etmek.
İngilizce konusunda kendimi çok yargılıyorum.
O yargı halen daha devam ediyor.
Bu aralar Chachipiti ile o özelliğini kullanıyorum.
Konuşma özelliği.
İngilizce pratik yapmaya başladım ve bu da bana çok iyi geldi.
Çünkü çatı çipiti benim yanlışlarımı düzeltiyor.
Ve yapay zeka ile konuşunca o kadar da stresli hissetmiyorsun.
Yani ben o kadar da stresli hissetmiyorum.
Başkalarının beni yadırgamasındansa bir yapay zekanın yadırgamasını tercih ederim.
Bu da kesinlikle bana hem iş anlamında hem de özgüven anlamında bir şeyler katacak.
Şu an aşırı yoğunum ama bu yoğunluğa bir şeyler katmam lazım.
Motivasyonumu bir seviyede tutmam.
Yani motivasyonum aşağı düşmeye o kadar meyilli ki çünkü çok yoruluyorum.
Zihnen bunları düşünmek olacak mı olmayacak mı, nereye gidiyorum, başaracak mıyım?
Bunları düşünmek zihnimi zaten çok yoruyor.
Artı bedensel anlamda da çok yorulduğum, gerçekten çok tempolu işler yaptığım, nöbetten çıkıp güne devam etmek bazen çok kolay olmuyor.
özellikle zihinsel anlamda da bir yorgunluğunuz varsa bu daha da yorucu bir hale geliyor.
İyi uyumaya çalışmak, dengeli beslenmek, spora gitmek, vakit buldukça bunu da stresli bir hale getirmek istemiyorum.
Çünkü spora gitmediğimde de kendimi çok hantal, kendime böyle bakmıyormuşum gibi hissetmeye de başladım.
Bunlardan böyle daha toparlanmış halini zaten sizlere aktaracağım.
Ama dediğim gibi kafamda çok fazla şey var. Olabildiğince daha sağlıklı bir hayat sürdürülebilir hayat en azından şu anki koşullarda. İleriki umuyorum ki ufak ufak o hedeflerimi gerçekleştirdikçe o hedeflerimin özellikle de spor anlamında bir tık daha değişecek, bir tık daha kademesini artırmayı planlıyorum.
Ama şu anki şeylerde olabilen en iyi şekilde hayatıma bir hareket katmak.
Olabildiğince spora gitmek, yürüyüş yapmak ve size söylediğim o yeni bir deney.
O bu hafta sonu gerçekleşecek.
Çok heyecanlıyım.
Çünkü 10 kilometre hiç koşmadım ve hiç vaktim olmadı ki bir 8 kilometrenin üstüne koşmayı deneyeyim.
maalesef inanılmaz yorucu bir haftaydı.
Bunu da şikayetçi olduğum bir yerden gerçekten söylemiyorum ama
iş bakmaya devam ederken, kafam çünkü orada.
Hani başka şeyler yaparken
yok ben yeterli enerji ya da yeterli vakti
iş arama sürecinde vermedim diye
böyle çok vicdanen kendimi kötü hissettiğim bir süreçteyim.
İşte bunları nasıl dengeleyeceğimi öğrenmek istiyorum.
Böyle bir seri olacak.
Hayatımla alakalı neler yapıyorum, neler değişti, ufak değişimler olması gerekiyor.
Adım adım bir şeyleri değiştirerek, kendime bir şeyler katarak o iş bulma sürecini başarıyla tamamlamak istiyorum.
Bu süreci yaparken de hobi anlamında, hayatımı aktif tutma anlamında, sosyalleşmek anlamında da en iyisini yapmak istiyorum.
Umarım severek dinlediğiniz bir bölüm olmuştur.
Ben de merak ediyorum bu seriyi çünkü gerçekten bu seri beni belki de en çok motive edecek şeylerden biri olacak.
Umarım benimle beraber yenilik ya da değişim ya da bulmak istediğiniz, yapmak istediğiniz şey neyse siz de benimle beraber harekete geçersiniz.
Bu yolda beraber başarırız.
Umuyorum ki.
Kendinize iyi bakın.
Sevgiyle kalın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
