
En son ne zaman hiçbir işe yaramayacak bir şeyi, sadece hoşuna gittiği için yaptın?
Kendimizi geliştirmeye çalışırken ne zaman hayatımızdaki her şeyi bir hedefe dönüştürdük? Spor, kariyer, hobiler, hatta dinlenmek bile bir amaca hizmet etmek zorunda mı?
Bu bölümde, daha iyi bir hayat kurmaya çalışırken yaşadığımız hayatı kaçırmamak üzerine konuşuyorum.
Instagram: @hayatdeneylerii
Transkript
Herkese merhabalar, ben Merve. Hayat Deneyleri'ne hoş geldiniz.
Sizinle bugün kafamdaki bir soruyu açmak, paylaşmak, çözüm için değil de nereye gidecek, sizinle beraber duymak için konuşmak istiyorum.
Düşündüğüm bir şey var. Şimdi yeni bir hayat kurmak diye bir seriye başladım biliyorsunuz.
Bununla alakalı da önceliğim, istediğim işi bulmak ve o işle çalışmak.
maddi anlamda kendimi güvenli hissetmek vs. vs.
Tabii sadece işin iş konusu ve maddiyat yok.
Artı hayatımda yapmak istediğim, olmak istediğim kişi olmak.
Ama işte bunları yapmaya çalışırken kendimi koyduğum yer kesinlikle robotlaşmak gibi.
Yani bana sadece faydada getiren işlere yönelmeliyim ya da eylemlerde bulunmalıyım.
Ne bileyim spor yapacaksam keyif aldığım için değil, oradaki vaktim kesinlikle belki daha iyi hissetmek ya da daha iyi görünmek için.
Ya da yaptığım birçok eylemin arkasında kurmak istediğim hayata doğru giderken yapılacaklar listesi var.
Bu kötü bir şey diye söylemiyorum.
Ama bu liste hiçbir zaman bitmeyecek sanki.
O listeye sürekli bir şeyler daha ekliyorum.
Bu da olmalıydı, şunu da yapmalıydım.
Ya da o listeden bir check atıldığı an hemen yerine bunu daha iyi yapabilirdim.
Ya da bu şekilde yapmalıyım.
Bir sonraki level şu olmalı.
Yani kendimi seviye seviye artırmaya çalışıyorum ve bu gerçekten çok yorucu bir şey.
Neye dönüşüyor bir süre sonra?
Var olduğun halinden hiçbir zaman memnun olmamı.
Yani dediğim gibi temelde hep şu var.
şu an olduğum yerden biraz daha ileri gidebilirim.
Ya bu bence çok tartışmalı bir konu olabilir.
Şu an beni dinliyorsan belki sen bunun tam tersini düşünüyorsun.
Eğer bir hedefe doğru gitmek istiyorsan o hedefe kilitlenip
o hedefin getirilerini yapmak zorundasın.
Yani gerekliliği neyse ona doğru hareket edip o şekilde ilerlemelisin.
Ama ve lakin ben bunu uzun zamanları yaptığım için
ve bu gereklilik listesi sürekli benimle beraber sırtımda bir yük şeklinde taşıdığım için artık bilmiyorum filozofik deyin ya da saçma deyin ne derseniz.
Çünkü ben de bunun tanımını bilmiyorum. Ben de bir şey koymadım adına.
Ama düşünceler içerisindeyim ve bu şey beni rahatsız ediyor sanırım.
Yani hani başardığım şeylerin keyfini asla çıkaramıyorum.
Size anlattım işte üniversiteden mezun oldum.
Daha doğrusu yüksek lisansımı şükürler olsun bitirdim.
Hiç düzgün bir şekilde bunun bir sevincini yaşadığımı hatırlamıyorum.
Ki size kaza bölümünde de bahsetmiştim.
Ben okula başladığımda gerçekten çok çok zorluydu.
Psikolojik anlamda.
O bölüme yeterli miyim vesaire bunları zaten uzun uzun anlatmıştım.
Ama o düşünceler beni çok stresli bir duruma, çok stresli bir moda sokmuştu ve bu mod başaramayacağım korkusu, başaramayacağım işte Türkiye'den buraya geldim, işte olmayacak neden bu bölümü seçtim.
Bu korkularla hareket ediyordum ve o alana, o bölüme, o oradaki insanların içine layık değilim düşüncesi vardı.
Ve tüm bu korkuların, tüm bu endişelerin içinde bir de kaza geçirdim.
O üstüne gerçekten böyle mum dikti.
Ben burada hiç bahsetmedim ama o dönemde maalesef derslerimden birinden başarısız oldum.
Bu da ne demek?
Ben full time eğitim alıyordum.
Yani vaktinde bitiremeyeceğim.
Tekrar vizeye başvurmam lazım.
Çünkü buradaki vizem okulun bitiş süreciyle biten bir vizeydi.
Ona göre vize vermişlerdi bana.
Ve zamanında bitiremeyeceğim için tekrar öğrenci vizesine başvurmak zorunda kalacaktım.
Yani bilmiyorum bu işlerden hani dinleyenlerim belki birçoğu haberdardır.
Belki yurt dışında yaşıyorsunuz.
Ne demek istediğimi anlıyorsunuz.
Ya da anlamıyorsanız da çok detaylı gerçekten anlatmaya gerek yok.
Sadece beni çok strese, daha da strese sokacak böyle bir gelecek bekliyordu.
Bunları düşünmek beni aşırı streslendirip kaygılandırıyordu.
Ama başarısız oldum, yapacak bir şey yok.
Çünkü o kadar korku, o kadar kaygı üstüne de kaza.
Zaten kazayla beraber gerçekten bir boşluğa düşmüştüm sonrasında.
duygusal anlamda ben ne yapıyorum, kendime gelmem gerek gibi bir durum oluşmuştu belli bir süre sonra.
Zaten o bölümde size detaylı bir şekilde anlatıyorum nasıl hissettiğimi vs.
Her neyse, yani o kadar zorlu gördüğüm, okurken, bu arada bir parantezle araya girmek istiyorum.
Bunu bir sürü insan yapıyor.
Bir sürü insan yurt dışına gidiyor ve yüksek lisansını ya da normal eğitimini, belki lise eğitimi, belki üniversite eğitimi alabiliyorlar ve belki benim yaşadığım o psikolojik olarak hissettiğim duyguların onda birini hissetmeden gayet güzel bir şekilde bitirip ülkelerine ya da o ülkeye gittikleri ülkede yaşamaya devam ediyorlar.
Yani ben şu mesajı vermeye kesinlikle çalışmıyorum.
Bu aşırı zor bir şey.
Ben öyle bir şey yaptım ki inanılmaz bir şey.
Böyle bir mesaj falan vermeye asla çalışmıyorum.
Çünkü yaptığım şey gerçekten herkesin gayet normal yaptığı bir durum.
Yurt dışına gidip yüksek lisans ya da işte dediğim gibi normal bir üniversite eğitimi ya da lise eğitimi artık her neyse almak.
Ama ben kendimi koyduğum pozisyon çok farklıydı.
Parantez kapatıyorum.
Sonrasında okulu dediğim gibi bitirdim ve yani o kadar zorlu duyguları geride bırakmama rağmen kendimi düzgünce tebrik etmedim.
Hemen nasıl iş bulabilirim, nasıl şey yapabilirim.
Bu arada arkadaşlar olacak tabii ki iş arayacağım, tabii ki bir bölüm bitirdim.
Düzenli, daha iyi geliri olan bir mesleğin içinde olmayı herkes hayal eder.
Ama ve lakin ya aferin deyip de bir sırtın sıvazla bir kendinle bilmiyorum gurur duy.
Hani başarı olarak bir şeyleri görmekte gerçekten çok zorlanan bir insanım.
Buna gerçekten maalesef demek istiyorum.
Her neyse.
Soruna tekrar dönmek istiyorum.
Çünkü bence problem tam olarak şu.
Hayatım düzene girdiğinde rahatlayacağım.
Yani hayatın belki tamamen düzenine girdiği o tarih hiç gelmeyecek.
Çünkü hayat sürekli yeni bir şeyler getirecek.
İlla problem olmak zorunda değil.
Yeni bir hedef, yeni bir hayal.
Bilmiyorum.
Yeni, yeni, yeni.
Her gün yeni.
Her saniye, her salise yeni.
Biraz belki anda nasıl kalmalıyım?
Ya da yani asıl hayat başlamadan önceki dönem gibi görmemeliyim şu anki durumu.
Belki beni şu an çok iyi hissediyorsun, çok iyi anlıyorsun.
Çünkü hep önümüzde şu olursa daha iyi olacağım.
Bu bence birçok insanda var.
Yani bunu başkaldırmak istiyorum gerçekten.
Çünkü bununla o kadar uzun süredir yaşıyorum ki
elimdekileri bir türlü elimdeymiş gibi hissetmiyorum.
Elimde olmayanlara, hemen elimde olmayanlara şunu yapmam lazım.
Türkiye'deyken diyelim Avustralya'ya gelmek istiyordum.
Bu benim için bir hayaldi belki.
Buraya gelince hiç öyle bir şey gerçekleştirilmiş gibi değil.
Ya da İngilizcemi geliştirmek.
İngilizcemi geliştirdiğimi bile kabul etmiyorum.
Daha iyi olmam lazım.
Nasıl daha iyi olmam lazım?
Anadili İngilizce konuşanlar gibi konuşmam lazım.
Bir de şu var.
Şunu da eklemek istiyorum.
Mesela her şeyi faydaya çevirme.
Şimdi yetişkin olduğumuzda zamanı çok ekonomik düşünmeye başlayabiliyoruz.
işte bir şey yapacaksak
o şeyin getirisi olmak zorunda.
En başta da söylemiştim.
Mesela spor, fiziksel gelişim için,
işte kitap, bilgi için,
ne bileyim etkinliklere gidiyorum,
networking için,
insanları tanımak için
ya da İngilizce kariyerim için,
bir hobi bile beceri elde etmek için.
Yani hatta dinlenmenin bile bir amacı var.
Bugün dinleneyim ki yarın daha öğretken olayım.
Yani düşünsenize.
Dinlenmeye bile kendi başına değer vermiyoruz.
Onun bile yarının performansının haline getirebiliyoruz.
Kendime sorduğum soruyu size de sormak istiyorum.
En son ne zaman hiçbir işe yaramayacak bir şeyi sadece istediğin için yaptın?
Yani kendime döneyim CV'ye yazmayacağım bir şeyi ya da para kazandırmayacak bir şeyi.
Ya da belki sen Instagram için fotoğraf çekilmeyi ya da bir yerlere gitmeyi seviyorsun.
Instagram'a koymayacağın bir şey için yaptığın bir eylem.
Yani sadece hoşuna gidecek bir eylem.
Düşünüyorum çocukken hayatı böyle yaşamıyorduk.
Ne bileyim hani çocukken bir resim çizdiğinde bunu ileride bana kariyer avantajı olur mu diye düşünmüyorduk.
Ya da bisiklete binerken şimdi kardiyo yapmam lazım diye geçirmiyorduk aklımızdan.
Sadece bir şeyi merak ettiğinde onun sana ne kazandıracağını düşünmüyordun.
Yani merak yeterli bir sebepti.
Merak ettim ve yaptım.
Ama yetişkinlikte gerçekten her şey çok farklı.
Her şeyin sanki bir gerekçesi olması lazım.
İşte neden bunu yapıyorsun sorusuna.
Bilmiyorum, hoşuma gidiyor.
Demek sanki yeterli cevap değilmiş gibi.
O da belki de yeterli.
Neden illaki gerçek?
Bakın gerçek diyorum.
Bence bu bile eleştirilisi bir kelime.
Çünkü hoşuna giden bir şey hoşuna gidiyordur.
başka insanları ikna edecek bir sebep bulmak zorunda mıyız?
Bilmiyorum.
Bu konuyla alakalı daha çok belki uzun uzun konuşabilirim.
Kendimi eleştirdiğim noktalardan biri zaten.
Belki hatta fazla eleştirdiğim.
Belki bu anlattıklarım hepsi kafanızı karıştırdı.
Sadece anlatmak istedim.
Şöyle bir şey var.
Potansiyelimi harcamamalıyım.
Bence bu evet hiç kimse pozansiyelini harcamamalı.
Ama şöyle de bir şey var.
Daha fazlasını yapabilirim.
Bence çok çok tuzak bir düşünce.
Güzel bir düşünce gibi geliyor ama çok da tuzak bir düşünce.
Çünkü başlangıçta bu güçlü bir motivasyon veriyor.
Ama sonra daha fazlasını yapabilirim, daha fazlasını yapmalıyım.
Ya da daha fazlasını yapmıyorsam zamanımı harcıyorum.
Ve artık özgürleştirici olması gereken potansiyel kavramı insanın üzerinde baskıya dönüşüyor.
Bugün hiçbir şey yapmadım.
Ben gerçekten bazen böyle hissediyorum.
Bugün hiçbir şey yapmadım.
İşte aşırı uyudum ya da biraz sağlıksız beslendiğimde ben neden böyle sağlıksız besleniyorum?
Çünkü beynim sürekli sağlıklı beslenmek, sürekli iyi olmak, sürekli gösterilen iyi neyse onun gibi olmam lazımmış gibi hissettiriyor.
Ama belki de işte aslında bir şeyler yaptım.
Belki sadece bir kahve içtim, yemek yedim, belki bir arkadaşımla konuştum, annemle konuştum, babamla konuştum ya da müzik dinledim.
Belki sadece izlediğim bir şeye gülümsedim.
Ya bunların hiçbirinin ölçülebilir çıktısı olmadığı için beyin onları bir şey kategorisine koymuyor.
Belki de sorun zamanımı boşaltamam değil.
Sadece sonuç üretmeyen zamanı değersiz kabul etmeyi öğrenmiş olmam.
Belki ileride de neyi farklı yapabilirim kısmına daha ayrıntılı konuşabilirim.
Çünkü bu bölüm farkındayım ki giderek uzuyor.
Şu an sadece kafamdakilerle size seslenmiş oldum.
Ama kapatırken şunları söylemek istiyorum.
Sanırım insan gelecekteki kendisine karşı çok sorumluluk hissediyor.
İşte gelecekteki ben iyi bir kariyere sahip olsun ya da gelecekteki ben maddi olarak rahat olsun, sağlıklı olsun, ne bileyim İngilizceyi iyi konuşsun, daha güçlü olsun.
Ama bunun için bugünkü kendimizden sürekli bir şey istiyoruz.
Çalış, öğren, başvur, spor yap, biriktir.
Ne bileyim geliş.
Gelecekteki kendim için bu kadar şey yaparken bugünkü kendime nasıl davranıyorum?
Bugünkü sen sadece gelecekteki senin çalışanı değil.
Onun da bir hayatı var.
Şunu söyleyerek bölümü toparlamak istiyorum.
Hayatımı geliştirmekle o kadar meşgul olmak istemiyorum ki
geliştirmeye çalıştığım hayatı yaşamayı unutayım.
Yani ne demek istiyorum?
Daha iyi bir hayat kurmaya çalışırken şu an yaşadığım hayatı kaçırmak istemiyorum.
Bu arada biliyorum benim podcastimin adı Hayat Deneyleri.
Ben denemeyi aşırı seven bir insanım.
Bir sonraki, bir sonraki hep kafamda böyle.
Bir sonraki hep vardır.
Ve bunları düşünmek beni aşırı heyecanlandırır.
Ama bir sonrakini düşünmeden şimdiye de gerçekten bakmayı unutmamamız lazım.
Denemeye kesinlikle devam.
Hayal etmeye, hayallerimiz için adımlar atmaya kesinlikle devam.
Ama kendimizi unutmamaya da devam.
Kendimize bakmaya da devam.
Bugünkü beni kucaklamaya da devam.
Umarım severek dinlediğiniz bir bölüm olmuştur.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu arada tekrar hatırlatma yaparak kapatmak istiyorum.
Beni Instagram'dan takip etmeyi unutmazsan çok sevinirim.
Eğer yazmak istediğim bir şey olursa da Instagram'a beklerim.
Burada da keza yorum olarak yazarsan çok memnun olurum.
Kendine iyi bak.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
