
Bırakmayı Öğreniyoruz | Artık Sana İyi Gelmeyen Şeylere Veda Etmek
6 Ekim 2026 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bazen hayatımızı değiştirmek için yeni bir şeylere başlamamız değil, artık bize iyi gelmeyen şeyleri bırakmamız gerekiyor.
Instagram: @hayatdeneylerii
Transkript
Bugün biraz bırakmaktan konuşmak istiyorum.
Çünkü fark ettim ki hayatımız boyunca sürekli bir şeylere edinmeye çalışıyoruz.
Yeni alışkanlıklara edinmek istiyoruz mesela.
Daha disiplinli olmak, spora başlamak, daha çok kitap okumak, daha erken kalkmak,
yeni insanlar tanımak, yeni şeyler öğrenmek.
Ama hayatımızı değiştirmek bazen yeni bir şey eklemekten çok bir şeyi bıraktırmayı gerektiriyor.
Ve bence bırakmak başlamaktan çok daha zor.
Çünkü başlayacağımız şey henüz hayatımızda değil.
Ama bırakacağımız şey zaten orada.
Yani ona alışmışız.
Belki yıllardır bizimle.
Hatta belki kimliğimizin bir parçası olmuş.
Bırakmak neden bu kadar zor?
Şimdi kendi hayatıma baktığımda şunu fark ettim.
Bazen bir şeyi bırakmaya çalışırken sadece davranışa odaklanabiliyorum.
Yani şöyle diyebiliyorum.
Bunu artık yapmayacağım.
Ya da bunu artık yiyemeyeceğim.
Ya da artık ertelemeyeceğim.
Ama belki de sormam gereken ilk soru bu değil.
Belki ilk soru şu.
Ben bunu neden yapıyorum?
Çünkü kötü alışkanlıklarımızın bile bir noktada bize vermiş olduğu bir şeyler olabilir.
Belki bizi rahatlattı.
Belki yalnızlığımızı azalttı.
Sıkıldığımızda bizi oyaladı.
Ya da bir şeylerden kaçmamızı sağladı.
O yüzden artık bize iyi gelmeyen bir şeyi bırakırken önce onun hayatımızda neden var olduğunu anlamamız gerekiyor.
Çünkü bir şeyi sadece hayatından çıkarırsan ama onun karşıladığı ihtiyacı bırakırsan beyin o boşluğu bir şekilde yeniden dolduracak.
Ve çoğu zaman eski alışkanlıkları geri dönerek dolduracak maalesef.
Şimdi bunları madde madde söylemek istiyorum.
Bir zamanlar sana iyi geldiğini kabul et.
İlk maddemiz bu.
Bu fikir benim gerçekten hoşuma gitti çünkü genelde kötü alışkanlıklarımız konusunda kendimize çok sert darlanıyoruz.
Ben neden böyleyim? Ben neden bunu bırakamıyorum? Niye geliştiremiyorum? Niye iradem yok?
Belki biraz farklı bakabiliriz bunlara.
Bu davranış hayatıma ilk girdiğinde bana ne veriyordu?
Mesela stres olduğun bir dönemde gece saatlerce telefonla uğraşmak seni rahatlatmış olabilir.
Bir insanla sürekli konuşmak yalnız hissettiğin bir dönemde sana çok iyi gelmiş olabilir.
Ertelemek, başarısızlık ihtimaliyle yüzleşmekten seni korumuş olabilir.
Yani bugün sana zarar veren bir şey bir zamanlar gerçekten sana yardımcı olmuş olabilir.
Ama burada önemli bir fark var.
Bir zamanlar sana iyi gelmiş olması bugün de hayatında kalması gerektiği anlamına gelmiyor.
Bence büyümek biraz da bunu fark etmek.
Yani teşekkür edip bırakabilmek.
Sen bir dönem bana yardımcı oldun ama artık sana ihtiyacım yok diyebilmek.
İkinciye geçelim ikinci maddemize.
Neden bırakmak istediğini bil.
Bir şeyi bırakmak için bırakmam lazım demek artık yeterli gelmiyor.
Çünkü lazım çok zayıf bir motivasyon.
Spor yapmam lazım.
Erken yatmam lazım.
Telefonu azaltmam lazım.
Daha az harcamam lazım.
Tamam.
Tamam ama neden?
Gerçekten neden?
Çünkü zorlandığımız anda beynimiz bize çok kolay bir gerekçe buluyor.
Yani bugünlük olsun.
Yarın başlarım.
Ya da bir kereden bir şey olmaz.
Yani gerçekten de bir kereden bir şey olmayabilir.
Ama nedenini bilmiyorsan o bir kere çok kolay şekilde eski rutinin olabilir.
O yüzden kendine şunu sor.
Bunu bırakırsan hayatında ne değişecek?
Daha az mı uyuyacağım?
Ya da daha iyi mi uyuyacağım?
Daha sakin mi olacağım?
Kendime daha mı fazla güveneceğim?
Daha mı fazla zamanım olacak?
Yani belki de bırakmak istediğin şeyin arkasında aslında çok daha büyük bir isteğin var.
Yani bunu fark edebilmek çok önemli.
Üçüncüye geçelim.
Tetikleyicileri bulmak.
Bence en önemli noktalardan biri de bu.
Çünkü bazen alışkanlığın kendisini çok iyi biliyoruz.
Ama onun neyin başlattığını bilmiyoruz.
Mesela telefon örneğiyle devam edelim.
Telefonuna çok vakit geçiriyorum diyorsun.
Tamam.
Ama ne zaman?
Sabah kalktığında mı?
Yatağa girdiğinde mi?
Sıkıldığında mı?
Birisi sana cevap vermediğinde mi?
Stresli olduğunda mı?
Bence burada kendimizi biraz gözlemlememiz gerekiyor.
Yargılamadan, sadece merak ederek.
Ben bunu yapmadan hemen önce neler oluyor?
Neredeyim? Saat kaç? Yanımda kim var? Ne hissediyorum?
Çünkü bazen alışkanlık sandığımız şey aslında bir duyguya verdiğimiz otomatik bir cevap olabilir.
Dördüncü maddeyle devam edeyim.
Kaldırabileceğin tetikleyicileri kaldır.
Burada çok basit ama çok önemli bir şey var.
Bazen kendimizi gereksiz yere test ediyoruz.
Bir şey bırakmak istiyoruz ama sürekli gözümüzün önünde tutuyoruz.
Sonra da kendimizden inanılmaz bir irade bekliyoruz.
Telefona daha az ilgilenmek istiyorsan, şimdi telefon örneğinden devam etmek istiyorum.
Telefonu yatağın yanına koyma.
Bir uygulamaya sürekli giriyorsan uygulamayı sil.
Abur cubur sürekli yiyorsan ve bunlar şikayetçiysen onu eve alma.
Bunlar çok basit görünüyor.
Ama mesele her zaman daha güçlü olmak değil.
Bazen mesele hayatını doğru seçime biraz daha kolay yapabileceğin şekilde düzenlemek.
Yani iradeye daha az ihtiyaç duyacağın bir sistem kurmak.
Beşinci maddemizle devam edelim.
Kaldıramadığın tetikleyiciler için plan yap.
Şimdi tabii her şeyi hayatımızdan çıkaramıyoruz.
Keşke stresi, örneğin stresi çıkaramıyoruz.
Yorgunluğu çıkaramıyoruz.
Bazı insanları çıkaramıyoruz.
İşimizin zor günlerini çıkaramıyoruz.
Hayat devam ediyor.
O yüzden benim çok sevdiğim bir yöntem var.
Eğer bu olursa ben bunu yapacağım.
Mesela eğer gece telefonu uzanmak istersem önce 5 dakika kitap okuyacağım.
Eğer stresi olduğum için bir şeyi ertelemek istersem sadece 5 dakika başlayacağım.
Eğer kendimi kötü hissettiğim için eski bir alışkanlığa dönmek istersem önce bir arkadaşıma mesaj atacağım.
Yani kararı o an vermiyorsun.
Kararı daha sarkinken veriyorsun.
Bence bunun güzel tarafı bu.
Ve altıncı maddemiz birine söyle.
Şimdi bazı şeyleri kendi içimize tuttuğumuzda kendimizde çok kolay pazarlık yapabiliyoruz.
Ama birine söylediğimizde biraz daha gerçek oluyor.
Ben bunu bırakmaya çalışıyorum.
Bunu söylediğin bir arkadaşın olabilir.
Partnerin, ailen.
Yani bunu sen seçersin.
Kime söylemek istedin yani?
hatta aynı şeyi bırakmaya çalışan birileri de olabilir.
Hatta belki bu daha da faydalı olabilir.
Birlikten güç doğar hesabı.
Ama burada amaç birinin seni kontrol etmesi değil.
Amaç zorlandığın anda yalnız olmadığını bilmek.
Bazen gerçekten bir mesaj bile yeterli olabilir.
Şu an diyelim ki şu an çok yemek istiyorum.
İşte o abur cubur hani sağlıklı beslenmeye çalışıyorsun.
Bunu mesaj atarak arkadaşına söyledin.
ve karşındaki insan da sana şunu söyledi.
5 dakika bekle.
Belki o 5 dakika bekle mesajı bile o anı geçirmene yardımcı oldu
ve sonrasında o isteğin azaldı.
Yedinci maddemize devam edelim.
Boşlukları doldurmak.
Yani bırakmanın en çok gözden kaçan kısmı bence bu.
Bir şey bıraktığında hayatında bir boşluk oluşuyor.
Telefonu bırakırsan zaman boşluğu.
Bir insanı bırakırsan duygusal bir boşluk.
Bir alışkanlığı bırakırsan rutin boşluğu.
Bir düşünceyi bırakırsan kimlik boşluğu.
Ve bazen kötü olduğunu bildiğimiz bir şeye geri dönmemizin sebebi onu gerçekten istememiz bile değil.
O boşlukta ne yapacağımızı bilmememiz.
Tanıdığımız kötü şey bazen tanımadığımız boşluktan daha güvenli geliyor.
O yüzden sadece bunu yapmayacağım demek yerine bunun yerine ne yapacağım diye sormamız gerekiyor.
Ama alışkanlıklardan daha fazlasını bırakıyoruz.
Bunu gerçekten bunu kavramamız gerekiyor.
Şimdi buraya kadar davranışlardan konuştuk.
Ama ben konuyu düşünürken fark ettim ki hayatımızda bırakmamız gereken şeyler sadece kötü alışkanlıklar değil.
Bazen bir insanı bırakıyoruz.
Bir arkadaşlığı, bir beklentiyi ve bazen yıllardır kendimiz hakkında anlattığımız bir hikayeyi ve bazen eski halimizi.
Bence en zor bırakılanlardan biri de bu maalesef.
Çünkü insan bazen kendi geçmişine sadakat duyuyor.
Ben zaten böyle biriyim.
Ben hep böyleydim.
Ben bunu yapmam.
Ben böyle insanlarla konuşmam diyelim ki.
Ama belki değilsin.
Belki sadece uzun zamandır öylesin.
Ve bu ikisi aynı şey değil.
Bırakırsam kim olacağım?
Bence bazı şeyleri bırakmamamızın çok ilginç bir nedeni var.
Onlarsız kim olduğumuzu bilmiyoruz.
Mesela yıllardır kendine ben disiplinli biri değilim diyorsun.
Bir gün disiplinli davranmaya başladığında eski hikayenle çelişiyor.
Ya da yıllardır belli bir ilişkinin, belli bir arkadaş grubunun, belli bir işin içindeysen ondan ayrılmak sadece onu bırakmak değil.
Biraz da oradaki kendini bırakmak.
Ve bu korkutucu biliyorum.
Çünkü sonra şu soru geliyor.
Peki şimdi ben kimin?
Belki büyümenin en garip taraflarından biri bu.
Yeni bir insan olmadan önce eski insan olmaktan vazgeçmek gerekiyor.
Ve ikisinin arasında kısa bir süre hiçbir yere ait değilmişsin gibi hissedebilirsin.
Gerçekten bıraktın mı yoksa sadece uzaklaştın mı?
Şimdi bir de bunun üzerinde düşünüyorum.
Bir şeyi hayatımızdan çıkardığımızda gerçekten bırakmış oluyor muyuz?
Bir insanla diyelim ki artık konuşmuyorsun, onu hayatından çıkardın.
Ama hala sürekli onun ne düşündüğünü merak ediyorsan,
yani gerçekten o insanı hayatından çıkarmış mı oluyorsun bu şekilde?
Ya da bir işi bırakmış olabilirsin ama hala kendini oradaki başarısızlık üzerinden değerlendiriyorsan.
Ya da bir hata yıllar önce olmuş olabilir.
Ama hala kafanda o konuşmayı tekrar tekrar yapıyorsan fiziksel olarak uzaklaşmakla zihinsel olarak bırakmak aynı şey olmayabilir.
Ve belki bazı vedalar dışarıda değil içimizde gerçekleşiyor.
Bırakmak bazen yansıtmaktır.
Bence bunu da kabul etmemiz gerekiyor.
Bir şeyin sana iyi gelmediğini bilmek, onu özlemeyeceğin anlamına gelmiyor.
Burayı tekrar etmek istiyorum.
Bir şeyin sana iyi gelmediğini bilmek onu özlemeyeceğin anlamına gelmiyor.
Bazen doğru karar verirsin ve yine de üzülürsün.
Bazen bir insanın hayatında olmaması gerektiğini bilirsin ama yine de özlersin.
Bazen eski hayatına dönmek istemezsin ama eski hayatındaki bazı şeyleri özlersin.
Ve bence burada çok kolay bir hata yapıyoruz.
Özlediğimizde demek ki yanlış karar verdim diye düşünebiliyoruz.
Ama özlemek her zaman geri dönmen gerektiği anlamına gelmiyor.
Bazen sadece o şeyin hayatının ne kadar önemli olduğunu gösterebilir.
Ve önemli şeyleri bırakırken biraz yas tutuyoruz.
Peki her zor şeyi bırakmalı mıyız?
Burada kendime sorduğum başka bir soru daha var.
Çünkü son zamanlarda çok sık duyuyoruz.
Yani sana hizmet etmiyorsa bırak.
Enerjini düşürüyorsa çıkar.
İyi gelmiyorsa git.
Ama hayatın her zor kısmı kötü değil.
Spor bazen iyi gelmiyor.
Yeni bir işe başlamak korkunç hissettirebilir.
Yeni bir dil öğrenirken kendini aptal gibi hissedebilirsin.
Ki ne kadar anlattığımı, ne iler hissettiğimi biliyorsunuz.
Ya da bir ilişki bazen zor bir dönemden geçebilir.
Bir hedef seni yorabilir.
Ama bu hepsini bırakmamız gerektiği anlamına gelmiyor.
O yüzden belki kendimize başka bir soru sormamız gerekiyor.
Bana gerçekten zarar mı veriyor yoksa şu anda sadece zor mu geliyor?
Çünkü bazen bırakmak cesaret, bazen de kalmak cesaret.
Ve hangisinin hangisi olduğunu ayırt etmek.
Bence işin en zor tarafı bu.
Yani şununla da devam etmek istiyorum.
Özellikle de ilişkiler üzerinden.
Bu kadar emek verdim tuzağa.
Bir şeyi bırakırken bazen şöyle düşünüyoruz.
Ben buna yıllarımı verdim.
İlişkiye diyelim.
Bu ilişkiye çok emek verdim.
Bu işi yıllardır yapıyorum.
Buraya gelmek için çok uğraştım.
Ve o zaman bırakmak sanki bütün geçmişimizi çöpe atmak gibi geliyor.
Ama geçmişte bir şeye zaman vermiş olman,
gelecekte de ona zaman vermek zorunda olduğun anlamına gelmiyor.
Belki o dönem gerçekten ihtiyacın vardı.
Belki sadece sana çok şey öğretti.
Belki hayatının çok önemli bir parçasıydı ve yine de bitebilir.
Bir şeyin bitmesi onun değersiz olduğu anlamına gelmiyor.
Ve son olarak bırakmaya karar verdin.
3 gün yaptın, 5 gün yaptın, 10 gün yaptın.
Sonra bir gün eski alışkanlığına geri döndün ve beynin hemen geliyor.
Gördün mü? Sen zaten yapamıyorsun.
Bozdun artık.
Bence asıl tehlikeli olan o bir gün değil.
Asıl tehlikeli olan zaten bozdun cümlesi.
Bir kere eski alışkanlığa dönmek seni başlangıç noktasına kesinlikle götürmüyor.
Çünkü artık daha fazla şey biliyorsun.
Neyin tetiklediğini biliyorsun, nerede zorlandığını biliyorsun.
Bir sonraki sefer için veri topladım.
Belki de kendimizi başarısız olduğum yerine burada ne oldu diye sormamız gerekiyor.
Bu bölümle ilgili daha da konuşmak aslında isterim ama artık daha fazla uzatmak istemiyorum.
Umarım ki istemediğimiz artık bize hizmet etmeyen davranış ya da her neyse o şey onu bırakmaya hazırızdır bu bölümden sonra.
Ya da bir nebze olsun size o cesareti bize o cesareti vermiştir.
Çünkü bırakmaya çalıştığımız şeyin hayatımızda hangi görevi yaptığını anlamamış olabiliriz öncesinde ama
belki bırakmak bir şeyi hayatımdan zorla çıkarmak değil.
Artık ona neden ihtiyacımız olmadığını anlayacak kadar değişmek.
Sadece şunları eklemek istiyorum.
Bırakmak bir kere de olan bir şey değil.
Bazen her gün yeniden verdiğimiz küçük bir karar.
Bugünün hayat deneyi de bu olsun, bu kadar olsun.
Ama şu soruyu sorarak bitirmek istiyorum.
Bu hafta neyi bırakmaya hazırsın?
Son kapatmadan önce şunu da eklemek istiyorum bu arada.
Instagram hesabım açıklamalarda.
Bana oradan ulaşabilirsiniz.
Hatta bu sorduğum soruya eğer Instagram'dan iletişime geçerek cevap verirseniz çok mutlu olurum.
Gerçekten mesajlarınız beni çok mutlu ediyor.
Instagram'da da daha aktif olmaya başladım.
Oradan da görüşelim.
Kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
