
Spor Yapıyorsan Takviye Şart mı? Bildiğimiz Her Şey Yanlış mı?
19 Ekim 2026 · 45 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Spor yaparken takviye kullanmalı mısın? Kreatin gerçekten işe yarıyor mu,
D vitamini neden bu kadar önemli, zayıflama ilaçları hakkında bilmen gerekenler neler? Bu bölümde spor eczacısı İrem Ergeç ile spor yapanların alması gereken takviyeler hakkında merak edilen her şeyi konuştuk. 💊🏋️
Bu bölümde neler konuştuk:
🔹 Kreatin nedir, vücudun ihtiyacı olan miktarı ne kadar?
🔹 D vitamini, demir ve magnezyum takviyeleri sporcular için gerekli mi?
🔹 Zayıflama ilaçları ve iğneleri: bilinmesi gerekenler ve riskler
🔹 Doğru takviye seçerken nelere dikkat etmeli?
🔹 Ve spor yapan herkesin aklındaki daha birçok soru
İster yeni başlıyor ol ister yıllardır antrenman yap, takviyeler hakkında bilimsel ve güvenilir bilgi almak istiyorsan bu bölümü mutlaka dinleyin.
👩⚕️ Konuğumuz: Spor Eczacısı İrem Ergeç
📸 Instagram: https://www.instagram.com/spor_eczacisi/
🎧 Bölümü beğendiysen takip etmeyi ve yorumlarda soru bırakmayı unutma!
⚠️ Bu bölüm bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tavsiye yerine geçmez. Herhangi bir takviye veya ilaç kullanmadan önce doktorunuza ya da eczacınıza danışın.
Transkript
Herkese merhaba, Geçişi Güzel Hayallere. Hoş geldiniz.
Bugün yine konuklu bölümlerimizden bir tanesi.
Hem de çok tatlı, çok ilginç mesleği olan bir konuğum var.
İrem Ergeç bizimle spor ezarcısı olarak.
Ben spor ezarcısının ne olduğunu, ne yaptığını hiç bilmiyordum açıkçası.
İrem'le Instagram'da böyle takipleşiyorduk, birbirimizin videolarını beğeniyorduk derken
baktım çok güzel paylaşımlar yapıyor.
Özellikle de böyle son zamanlarda spor yaparken hangi takviyeler kullanılmalı,
ne yenmeli ne yenmemeli gibi durumlarda çok güzel bilgiler paylaştığı için dedim ki İrem konuk olur musun bize?
Birazcık aydınlatır mısın? İrem de sağ olsun kırmızı geldi. İrem hoş geldin, nasılsın?
Hoş buldum, çok iyiyim gerçekten. Sizlerle burada birlikte olmak benim için de çok keyifli.
Sabırsızlıkla bekliyorum sohbetinizi.
Ben de bekliyorum. Hatta şöyle başlayalım mı İrem?
Spor eczacısı ne yapar, nedir, sen hangi alanlarda çalışıyorsun?
Bunları alalım istersen önce birazcık senden.
Evet zaten o kadar sık bu soruyla karşılaşıyorum ki muhtemelen adımın ne olduğundan sonra en fazla yanıtladığım soru spor eczacılığının ne olduğu.
Yani tanıştığım herkede mesleğimin ne olduğunu mutlaka açıklamam gerekiyor.
Şöyle düşünebiliriz aslında eğer spor dünyası ile içecekseniz işte spor hekimliği, spor diyetisyenliği ya da spor psikologluğunu duymuşsunuzdur mutlaka.
Onun gibi aslında her bir mesleğin sporcularla çalışmak üzere özelleşmiş alanları var.
O da eczacılığın sporcularla çalışmak üzere özelleşmiş alanı.
Günlük hayatta neye karşılık geldiğini daha iyi tarif etmem gerekirse şöyle düşünebiliriz.
Mesela bir sağlık sorunumuz olduğunda ya da bir şeye ihtiyacımız olduğunda genellikle eczaneye gideriz.
İşte benim şuramda bir şey var ya da işte şöyle bir şikayetim var ne almalıyım diye eczaneye sorarız.
Genellikle bir hastaneye vesaire daha ciddi durumlarda gideriz.
Şimdi sporcular için ya da aktif yaşayan insanlar için de bu böyle.
Aslında işte kasım ağrıyor ya da performansını artırmak için ne yapabilirim gibi ihtiyaçları olduğunda da eczanelere gidip sıklıkla bu ihtiyaçlarına yönelik bir çözüm arıyorlar.
Ama bizim eczacılık eğitimimizde özellikle sporcuların bu ihtiyaçlarına karşılık verecek nitelikte bir eğitim yok.
Ama bir eczacı eğer yani eczane eczacısı olmasa dahi bir sporcunun ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunabiliyorsa eğer biz bunu spor eczacılığı diyoruz aslında.
İşte şuram ağrıyor tamam bu şundan kaynaklanıyor olabilir o yüzden şu takviyeyi şu dozda şu zamanda almalısın gibi.
Ya da bir ilaç kullanıyor işte bu senin için doping olabilir ya da olmayabilir.
Ya da şu takviyenle etkileşime giriyor bunu şu kadar saat sonra almalısın gibi.
Ya da antrenmandan önce bunu alırsan performansın düşer.
Bunu şu zamanda almalısın ya da yarışından şu kadar zaman önce bu ilacı bırakman lazım gibi.
aslında ilaç ya da takviyeler ya da kozmetikler gibi bütün bu yaşamın içindeki şeylerin sporcu sağlığı ve performansıyla ilgili ilişkisini inceleyip sporcuya özel çözümler sunuyoruz diyebiliriz.
Süper. Peki bugünkü konumuz genelde böyle normal insanlara, normal demem doğru mu olur bilmem, sporcu olmayan, olimpik düzeyde spor yapmayan ama kendi hayatının içerisine spora aktifliği bir şekilde dahil edebilmiş insanlara yönelik olacak diye konuştuk.
Ama da ben şeyi çok merak ediyorum.
Şimdi çok fazla bilgi var.
Biz de kızlarla internette birbirimize hep şey gönderiyoruz.
Aa böyle bir takviye varmış.
Aa bu işe yarıyormuş.
Bunu biliyor muydun?
Şunu biliyor muydun?
Yani sürekli internette dolaşan spor yapıyorsanız, kas yapmak istiyorsanız, zayıflamak istiyorsanız,
şunu kullanın, bunu kullanın, enerjinizi korumak için buna da bakın gibi takviyeler var.
O yüzden ben senden şeyi duymak çok isterim.
Normal spor yapan bir insan.
İlla olimpik düzeyde sporcu olmasına gerek yok.
Sen ben gibi insanlar bilmiyorum sen hangi düzeyde simfor yapıyorsun ama bizim ne kullanmamız gerekiyor?
Buna neye göre karar vermemiz gerekiyor?
Ve neleri daha çok dikkate almamız gerekiyor karar verirken?
Çok güzel bir soru.
Bence de toplumun büyük bir kısmının en çok yanıtına ihtiyacı olduğu soru da bu aslında.
Şimdi şöyle bakmak lazım.
Mutlak surette sağlıklı yaşayabilmek, sağlıklı yaşalabilmek için bir miktar bir fiziksel aktivite ve egzersiz düzeyimizin olması gerekiyor artık.
Bu yani son zamanlarda önemi çok daha öne çıkan konulardan bir tanesi.
Hatta şöyle söyleyeyim eğer bu podcastı dinleyenler haftada birkaç gün hareket ediyorlarsa, egzersiz yapıyorlarsa kendileri için çok çok çok önemli bir şey yapıyorlar.
Çünkü yapılan çalışmalar şunu gösteriyor ki önlenebilir ölüm nedenleri dediğimiz nedenler.
Yani trafik kazalarını bir kenara bırakacak olursak aslında kanser, kalp ve damar hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, tansiyon, diabet gibi hastalıklar aslında insanların en fazla ölümüne sebep olan durumlar.
Ve bunlar aslında yaşam tarzıyla büyük ölçüde önleyebildiğimiz hastalıklar.
Bu hastalıkların tümüne bakacak olursak bir kişi genel hatlarıyla sağlıklı beslenme, yeterli uyuma ve haftada birkaç gün egzersiz yapma alışkanlığına sahipse bu önlenebilir ölüm nedenlerinin ve daha birçok sağlık sorununun neredeyse tamamından korunuyor bu yaşam tarzına devam ettiği sürece.
Tabi bunu bu şekilde söylediğimiz zaman önemi yeterince anlaşılıyor mu bilmiyorum ama böyle hastanelere vesaire gittiğimiz zamanlarda ya da yakınınızda böyle ağır bir hastalığın tedavisini gören bir insan varsa aslında bunları yaşamayacak olmanın ne kadar önemli olduğunu ne kadar değerli olduğunu bir kez daha görebiliyoruz.
Dolayısıyla evet insanlara zor geliyor olabilir bu kadar aktif hepimizin hayatı çok yoğun çalışma vs.
Ama ya spor yaparak günlük hayatımızda birazcık zorlanacağız ya da beslenmemize biraz biraz dikkat ederek ya da sigarayı bırakarak ufak tefek zorlanacağız.
Yani bunları yapmaya çalışırken bir miktar zorlanacağız ya da şu an bunların hiçbirisi için zorlanmayacağız.
Ama belli bir yaşın sonrasında vücudumuz artık teker teker o hastalıkların gelişmesiyle birlikte işte hastaneler, ilaç tedavileri, çok daha ağır sağlık sorunları ile birlikte kendini gösterecek.
Dolayısıyla bu hayata zorlanıp zorlanmamayı seçme şansımız yok maalesef.
Sadece geleceğinizden yani yaşlılık zamanınızdan zorluk ödünç alıp bugün bir miktar spor yaparak sağlıklı beslenme ile yaşam boyunca aslında bütün sağlık sorunlarından neredeyse korunabilirsiniz.
Dolayısıyla aslında başlı başına gelen hatlarıyla sağlıklı beslenmek ve aktif yaşıyor olmak, haftada birkaç gün egzersiz yapıyor olmak başlı başına çok değerli bir takviye olsa da olmasa da bu başlı başına yeterli bir şey.
Ama bununla birlikte toplumun genelinde şöyle bir algı var.
İşte spor salonuna yazıldım.
İşte beraberinde bir sürü takviye alıyorlar.
İşte B, C, A, kriyetin, protein tozu, O, B falan.
Sanki spora başlamakla birlikte yanında o da olması gereken bir şeymiş.
Paket bir yaşam tarzıymış gibi.
Bu tam olarak böyle değil.
Spor yapalım ya da yapmayalım.
Hepimizin vücudunun sağlıklı işlemesi için ihtiyacı olan besin üyelerinin vücudunu alması lazım.
Spor yapalım ya da yapmayalım.
Yeterli miktarda protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, mineraller, su bunlara ihtiyacımız var.
Biz egzersiz yapmaya başladığımız zaman vücudumuzda egzersize bağlı olan yıkım birazcık daha fazla olduğu için ve enerji ihtiyacı biraz daha fazla olduğu için bu ihtiyaç bir miktar artıyor.
Dolayısıyla bir kişi beslenmesiyle eğer bu ihtiyacı karşılayamıyorsa o noktada biz takviyelere başvurabiliriz.
Yani takviyelerle ilgili şu noktada durmak bence en doğrusu.
Her şeyin böyle takviyesini almak da 20 tane 30 tane takviye kullanmak da doğru değil.
Kolaylıkla beslenmeyle karşılayabileceğimiz bir şeyin takviyesini almak da doğru değil.
Ama takviyeler sanki kimyasal ve zararlı şeylermiş gibi tamamen kaçınmak da doğru değil.
Takviyeler aslında gerçek bir gıdayla ilaç arasında bir yerde.
Zaten besinlerin içerisinde olan besin öğelerinin daha kullanımı kolay bir şekilde ürün haline getirilmiş formu.
Yani bir C vitamini portakalın içinde zaten var.
Ama bir kişi günlük ihtiyacını bunları yiyerek karşılayamıyorsa o tableti içerek de karşılayabilir.
Doğru şekilde kullanıldığında takviyelerin herhangi bir zararı yok vücuda.
Tabii ki burada kişinin sağlık durumu bireysel olarak değerlendirilmeli.
Ama genel hatlarıyla ihtiyacımızı besinlerden karşılamak öncelikli olacak şekilde karşılayamadığımızı ya da hayatımızın içerisinde daha kolay karşılayabileceğimiz durumlarda takviyelerden yararlanabiliriz.
Anladım. Hazırsen kreatin demişken, kreatin vücudun üretebildiği ya da yeterli miktarda üretebildiği bir şey midir? Değilse bunu almalı mıyız?
Bunu neden soruyorum? Ben çok uzun seneler boyunca spor yaparken kreatine karşı durdum.
Vücudumuzun üretip üretmediğini ne kadar ürettiğini bilmiyordum hiçbir şekilde.
Sadece aklımda şöyle bir yanlış bilgi vardı.
Ben kreatin alırsam çok böyle şişerim, erkek gibi olurum diye düşünüyordum.
Ta ki geçen sene koçlarımdan bir tanesi, spor hocalarımdan bir tanesi bana dedi ki
yani sadece senin vücudunun, kas yapımının güçlenmesi için değil mental olarak da faydalı bir şey kreatin.
bunu kullanman gerekiyor. Ve korktuğun
gibi de şişmezsin. Ve ben
kullanmaya başladım. Gayet de memnunum.
Ama kriyetin yine böyle en çok
akıllarda olan şeylerden bir tanesi.
Bizi bu konuda aydınlatmak
ister misin İrem? Tabii ki.
Kriyetin son zamanların bence
süperstarı. Yani kriyetin her zaman aslında
etkili ve önemli bir takviyeydi.
Ama son zamanlarda böyle
bir parladı diyelim. Spot ışıkların
üzerine çekti. Kriyetin
neredeyse herkesin kullanması
gereken ya da kullanırsa fayda göreceği
takviyelerden birisi aslında. Şimdi
takviyelerde ben kendi
içimde en azından şöyle bir sınıflandırma yapıyorum.
Neredeyse herkesin kullanması gereken
ya da ihtiyacı olan bazı ürünler
var. Bazı spesifik takviyelerse
tamamen o insanın ihtiyacına göre
yani herkese yönelik değil.
Tamamen spesifik durumlarda kullanılacak bir şey.
Kriyetin bana kalırsa
organları sağlıklı olan spor
yapsın ya da yapmasın. Neredeyse herkesin
kullanması gereken bir takviye.
Dolayısıyla kreatin konusunda şöyle söyleyeyim.
Kreatinin etkilerine bakın.
Önce kreatin şöyle söyleyeyim.
Protein yapıda bir madde zaten kreatin.
Vücudumuzda doğal olarak da var olan bir içerik.
Biz bunu vücut zaten yeterli miktarda proteinle zengin beslendiğimizde kendisi de sentezleyebiliyor.
Bununla birlikte günlük kreatin ihtiyacımızı karşılamak için bizim çok fazla kırmızı et yememiz gerekir.
Dolayısıyla yani yaklaşık 1 kilo et falan yemek gerekiyor her gün.
Dolayısıyla bu kreatin ihtiyacımızı sadece beslenme ile karşılamak çok mümkün ve sürdürülebilir olmadığı için aslında takviyesine ihtiyaç duyuyoruz diyebiliriz.
Kreatinin ne olduğuna bakacak olursak aslında çoğunlukla kaslarda olmak üzere beyinde de var olan bir enerji sistemi üyesi gibi düşünebiliriz.
Vücudumuzdaki kreatin seviyesi yeterli olduğu zaman ilk olarak gözlemleyeceğimiz etki şu yaptığımız antrenmanlardan daha kolay kas kazanımı sağlayabiliyoruz.
Örnek vermem gerekirse ben aynı antrenman düzenini yapıyoruz.
Birinci senaryoda kreatin kullanmadığınızda 1 kilo kas kazanacaksınız.
Kreatin kullandığınız senaryoda belki 1.2 kilo kas kazanacaksınız.
Ya yaşam tarzınız aynı olsa dahi kas kazanımınızı daha kolay hale getiriyor ki bunun fitness hedeflerinize katkısı bir yana vücuttaki sağlık durumuna da çok ciddi katkısı var.
Çünkü biz kas dediğimiz zaman sadece böyle hoş görünmek değil aslında.
Son zamanlardaki çalışmalar şunu gösteriyor bize.
Bizim kas miktarımızın ne kadar olduğu, hastalıklardan korunma ve yaşam tarzımızın iyi olması ile çok alakalı.
Şimdi şöyle bir çalışmaya denk gelmiştim. Bütün kanser türleri arasında yani işte kanser, meme kanseri, tiroid, pankreas vs. ve bütün seviyedeki kanserler arasında bir hastanın ölecek mi yoksa hayatta mı kalacak bunu belirleyen en majör, en öne çıkan faktör vücudunda ne kadar kas olduğu.
Dolayısıyla biz kası sadece hoş görünmek ya da güçlü olmakla özdeşleştiremeyiz.
Vücudun aslında bir endokrin organı gibi vücudun sağlığına çok ciddi katkı sunan bir şey.
Dolayısıyla bizim sahip olduğumuz kas miktarı bizim yaşamsal fonksiyonlarımız için bu kadar önemliyken
antrenman yapalım ya da yapmayalım daha kolay kas kazanmamızı sağlayan
üstelik de sahip olduğumuz kası kaybetmemizi de önleyen bir madde olması kriyetinin
onu bir süpersler yapıyor diyebiliriz.
Dolayısıyla tabii ki en öne çıkan etkileri kas kazanımı, kas kaybını önlemesi ama bununla birlikte son zamanlardaki beyinle alakalı çalışmalar da onun önemini bir kez daha öne çıkardı.
Tabii ki kişinin beyninin daha efektif çalışması bir yana yani günlük hayatta herhangi bir sağlık sorunu olmayan birisinin beyninin daha efektif çalışması, ruh halinin daha iyi olması gibi etkileri bir yana eğer beyninle alakalı bir sorun varsa ya da böyle bir potansiyel varsa kişide tedaviye çok ciddi katkı sunduğu da yapılan çalışmalarla gösterilmiş.
Yani Parkinson, Demans, diğer hastalıklar aklıma gelmedi ama beynle alakalı birçok hastalığın tedavisinde çok çok ciddi tedavi sürecine katkıda bulunduğunu biz görüyoruz.
Ki burada sağlıkla alakalı olmayan kişilere şunu söyleyebilirim.
Beyinle alakalı daha doğrusu merkezi sinir sistemiyle alakalı hastalıklarda şöyle bir şey var.
Bir kere bu hastalık kişiliği gelişmeye başladığı zaman biz onu tamamen tedavi edemiyoruz.
Sadece gelişimini yavaşlatabiliyoruz.
Dolayısıyla böyle bir beyninle alakalı bir durumun tedavisine ciddi katkı sunacak bir madde olması da onu çok değerli hale getiriyor.
Bunun gibi birçok etkisi var aslında.
Günlük hayatı kendimizi genel olarak iyi hissetmemiz için, kaslarımız ve beynimiz için kreatin olmazsa olmaz.
Çok teşekkür ederim.
Gerçekten çok kıymetli bilgiler.
Ben bu kadar olduğunu bilmiyordum.
Sadece iyi hissetmemize yardımcı oluyor, odaklanmamıza yardımcı oluyor, kas gelişimine yardımcı oluyor diyebiliyordum.
Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Bu sayıları paylaştığın için.
Peki bu konu bir yana creating konusu.
Bir de şey var.
Senin gibi benim gibi gün içerisinde çalışan, yoğun çalışan ya da işte masa başında duran insanlar.
Geç saatlere kadar belki çalışan insanlar da var.
Bu süre içerisinde, gün içerisinde bir şekilde kendilerine vakit ayırıp spora gidiyorlar.
Belki erken uyanıyorlar, belki işten sonra gidiyorlar, belki iş arasına sıkıştırıyorlar falan derken böyle bir yorgunluk oluyor.
Özellikle mevsim geçişlerinde de yorgunluk oluyor ya.
bu yorgunluk kısmında
daha çok magnezyum öneriliyor. Mesela
ben işte çok yorgunken bir arkadaşım ona şey demişti
magnezyum kullan. Aldım bir tane. Hiçbir
işe yaramadı. Onların da
çeşitleri var ya. Neye göre alacağım?
Hangi takviyeyi ben neye göre seçeceğim?
İçeriğinin
burayı baştan alıyorum. İçeriğinin
kalitesini nasıl anlayacağım?
gibi bu konularda
benim mesela çok fazla araştırma yapmam
gerekiyor. Kendim bireysel olarak.
Yapıyorum da üşenmiyorum.
Ama hazır seni bulmuşken
Bunları da bir soralım mı? Şeyden başlayalım. Yorgunluk kısmında magnezyumu, D vitamini, elektroliti ya da mesela spora gitmeden önce ya da böyle yüksek yoğunlukta spor yaparken elektrolit diyorlar.
Önce buradan başlayalım. Bunlara ne kadar ihtiyacımız var? Hangi durumlarda kullanılmalı? Sonra da içeriğine göre bizi birazcık böyle bilgilendirir misin?
Tabii ki. Burada aslında şöyle düşünmek lazım. Bizim günlük hayattaki işlerimizi yaparken ya da egzersiz yaparken iyi bir kondisyonda olabilmemiz için vücudumuzdaki bütün sistemlerin tıkır tıkır çalışıyor olması lazım.
Aslında ben de sporculara danışmanlık verirken takviyelerle alakalı bunu sağlıyorum. Onların bütün sistemlerinin tıkır tıkır işlemesine yardımcı oluyorum takviyelerle.
Yoksa zaten hiçbir takviye performans artışı sağlamaz kendinden.
Bizim yaptığımız şey sistemin en iyi şekilde çalışması için gerekenleri ona veri olmak.
Bunu şey gibi düşünebilirsiniz.
Elimizde bir araba var.
Onun en iyi gitmesi için ne yaparız?
Bakımlarını çok iyi yaparız.
Lastikleri iyi durumda olur.
En iyi benzini koyarız vs. vs.
Dolayısıyla bu gibi ufak dokunuşlar aslında ondan en iyi verimi almamızı sağlıyor.
Vücudumuzda da en başta yorgunluk dediğimiz zaman kişinin şundan emin olması lazım.
Ben yeterli enerji alıyor muyum vücuduma?
Çünkü özellikle de düşük kalorili beslenmeye çalışan, kilo vermeye çalışan kişilerde yeterli enerji alamadığı için birçok insan kendini yorgun hissediyor.
Eğer kişi yeterli tabii ki bu enerji kaynağının temelinde karbonhidratlar var.
sağlıklı karbonhidratlardan zengin bir beslenmenin yanında kişi kendini daima yorgun hissediyorsa
o zaman biz ilk olarak demir B12 seviyelerine bakarız.
Çünkü bizim kanımızda oksijen taşıyan proteinler, hemoglobinlerin, al yuvarların seviyesi bizim kendimizi iyi hissetmemiz için
ve sportif performansımız için de çok önemli.
Dolayısıyla bunlar için de demir B12 ve folat seviyelerinin yeterli olması oldukça önemli.
Bu konuda bir eksiklik varsa bunlar takviyelerle yerine konulabilir.
Bununla birlikte D vitamini seviyelerinin yeterli olması da bizim ruh halimizde ve kendimizi iyi hissetmemiz de çok çok önemli.
Tabi ki D vitamini dediğimiz zaman aklımıza ilk önce bağışıklık ve kemik, diş sağlığı gibi şeyler geliyor.
Ama D vitamini aynı zamanda bir hormon sadece bir vitamin değil ve yeterli seviyede olması bizim kendimizi nasıl hissettiğimiz konusunda çok önemli.
Burada aklımıza şu da gelebilir.
Mesela hava günlük güneşlik olduğunda biraz daha iyi hissederiz kendimizi.
Çünkü havanın güneşli olması bizim D vitamini sentezleyebilmemize direkt ilişkili aslında.
Dolayısıyla D vitamini seviyemizin demir, B12, folat seviyelerimizin yeterli olması enerji düzeyimizle çok alakalı.
Az önce bahsetmiş olduğum kriyetin de yine vücudumuzun enerji sistemlerinin önemli bir üyesi.
Kriyetin seviyelerimizin yeterli olması da önemli bir yer kaplıyor.
Bununla birlikte senin dediğin gibi magnezyum kullanmak da çok iyi gelir.
Aslında biz magnezyum direk yorgunlukla ilişkilendirmek yerine daha çok ağrıların hafiflemesi ve gevşemeyle ilişkilendiririz.
Kas ağrısı olabilir, migren olabilir, vücutta başka kronik bir ağrı olabilir.
Ya da vücudun genel olarak gevşemesiyle ilişkili bir şey.
Yani majör olarak öne çıktığı konular bunlar.
Ama magnezyum o kadar kritik bir mineral ki yanlış hatırlamıyorsam vücutta 400 kadar işlevin gerçekleştirmesinde anahtar bir rol oynuyor.
Dolayısıyla eksikliği durumunda çok fazla sistem olumsuz etkileniyor.
O yüzden magnezyum da bizim kendimizi iyi hissetmemiz için kullanmamız gereken şeylerden birisi.
Yani günlük hayatta enerjik olmak bir yana bence enerjik olma ihtiyacımız olduğu kadar biraz kafamızın rahatlamasına da çok ihtiyacımız var.
Çünkü çok stresliyiz hepimiz.
Hatta şöyle bir şey gördüm geçen gün
Şu an Avrupa'da herhangi bir işte çalışan standart bir vatandaşın beyin şeyini çekiyorlar
Bir de 2. Dünya Savaşı'nda
2. Dünya Savaşı olmasa da önemli bir savaş dediğim
Savaşmış olan bir askerin beyin filmini çekiyorlar
Tam tekniği hatırlamıyorum
Çok benzer çıkıyor
Dolayısıyla savaşta savaşmış bir insanın stres seviyesiyle şu an
Ortalama bir insanın iş, çocuklar, aile, ekonomi derken stres seviyemiz onlarla çok yakın.
Yani savaş görmüş bir insana.
Dolayısıyla beynimizin, vücudumuzun rahatlamaya da çok ihtiyacı var.
Bu konuda magnezyum özellikle vazgeçilmez içeriklerden bir tanesi.
Özellikle uyku sorunu yaşayanlar varsa.
Magnezyumun tabii ki farklı formları var.
İşte magnezyum, sitrat, malat, bisküvisinat gibi.
Ama burada bence kompleks ürünleri kullanmak daha faydalı olacaktır.
Hani genel standart bir kişi için.
Çünkü bizim magnezyumun farklı türlerine de ihtiyacımız var.
Bunu şöyle düşünebilirsiniz.
Elementlerin yanında olan eşlikçileri o maddenin, o elementin vücudun hangi bölgesine ulaşacağını, orada nasıl bir görevi olacağını belirleyen şey.
Mesela işte magnezyumun yanında sitrat olması ya da biskilisinat olması onun hangi bölgede nasıl bir görev göreceğini etkileyen şey.
Dolayısıyla bizim aslında izole bir yani sadece sitrat sadece biskilisinat gibi formlardan ziyade vücudun her bölgesine magnezyumun ulaşmasına ihtiyacımız var.
Dolayısıyla bu formları bir arada içeren ürünler tercih edebilirsiniz.
Tek kapsülde bütün formları içeren ürünler olabildiği gibi işte gündüz alınan ve gece alınan yani gece rahat uyumayı sağlamak için beyene geçen magnezyumları içeren magnezyum türleri de var.
İkisi de gayet uygun.
Eğer unutmayacaksınız yani hem sabah hem akşam alabilirim ben diyorsanız ayrı ayrı da alabilirsiniz.
Ya ben unuturum onu kesin diyorsanız hepsi bir arada olan ürünleri de alabilirsiniz.
Çok önemli bir farklılık yaratmayacaktır.
Anladım. Bir sürü soru soracaktım. Hepsini sormadan cevaplamış oldum.
Peki bunları seçerken ben genelde şeylere bakıyorum.
Hani o ambalajların içinde seliloz var mı ya da farklı farklı maddeler var mı?
Hangisi en doğalı diye onlara bakmaya çalışıyorum.
Suda çözünen varsa onları almaya çalışıyorum.
Tamamen bunu bilinçsizlikle yapıyorum.
Hani kendimce böyle doğrudur herhalde diye yapıyorum bir yerden araştırdığımdan değil.
Ya da mümkün mertebe neden bilmiyorum güvendiğim birkaç tane marka var.
Hani böyle vegan olan markalar özellikle.
işte onların içeriği baktığımda bana bir tık daha temiz geliyor.
Hangi gözlerle bakıyorsun, nasıl bir uzmanlıkla bakıyorsun?
Herkese tabii ki de öyle bir uzmanlıkla bakmıyorum.
O yüzden senden şeyi de duymak isterim İrem.
Bir takviye alırken biz en çok neye dikkat etmeliyiz, neyine bakmalıyız?
Marka ismi vermene gerek yok ama içinde şu varsa bir uzak durun.
Ya da içinde mutlaka şunun olmasını bekliyoruz kaliteli bir takviyeden dediğin bu.
İşte D vitamini için, magnezyum için, kriyetin için, bunlar için.
Hangilerine bakmakta fayda var?
Aslında burada bence takviyelerle ilgili konu tüketicinin bireysel bir sorumluluğu olmanın çok ötesinde.
Yani şu an sen sadece kendin olarak kullandığın bütün takviyelerle alakalı bence bilinçli bir seçim yapman çok çok zor.
Çünkü her bir takviye grubunun sahip olması gereken özellikler var ve bunlar süreç içerisinde güncellenebiliyor.
Dolayısıyla bu konuda en uygun yaklaşım bence en güvenli yaklaşım bir eczaneye gidip ki takviyeler gerçekten mutlaka eczaneden alınmalı.
Bunun temel sebebi de en güvenli tedarik zincirinin eczanelerden geçmesinden kaynaklı aslında.
Tabii ki yurt dışında bazen supplement store gibi yerler de olabiliyor.
Onlar da direkt markanın kendisinden temin eden çok güvenilir supplement storeları olabiliyor.
Ama Türkiye özelinde konuşmam gerekirse özellikle vitamin, mineral gibi ürünleri kesinlikle eczaneden alınması gerektiği.
Çünkü sahte ürün satılma olası internette ya da eczane dışı yerlerde çok çok yüksek bir olasılık.
Dolayısıyla özellikle de zaten çok satan ürünlerin sahtesi çok fazla yapılıyor.
İşte gerçi şimdi marka ismi vermiyorum ama hepimizin bildiği markalar var.
İşte şunun multivitamini, şunun omega 3'ü, şunun D vitamini gibi.
Bunların sahtesi ve yapılıyor ve içerisine tamamen ne olduğunu bilmediğimiz şeyler koyuyorlar.
Dolayısıyla da bunlardan sakınmak hem cebimize hem sağlığımızı korumak için çok önemli.
Ama eczanelerde satılan ürünlerin %99.9'unun orijinal olduğundan, kaliteli ve güvenli olduğundan emin olabiliriz.
Tabii takviyelerdeki güvenlik konusunda şu konuya dikkat çekmek istiyorum.
Bu ülkemize de dünyanın birçok ülkesinde de böyle.
Takviyeler Sağlık Bakanlığı'ndan değil Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan onay aldığı için, ruhsat da değil onay alarak piyasaya çıktığı için aslında güvenlik sorunlarına açık bir yerde.
Burada mesela bir ilaç Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alarak piyasaya çıkabilmesi için çok ciddi güvenlik koşullarını yerine getirmesi lazım.
Ama bir takviye için öyle değil. Şu an sen, ben ve dinleyicilerimizden 3-5 kişi bir araya gelip bir takviye firması kurabiliriz.
Ve deriz ki bu ürünün içerisinde şu kadar C vitamini var. İçine o kadar C vitamini koymak zorunda da değiliz.
Sadece ambalajının uyması gereken bazı koşullar var. Mesela bir endikasyon belirtemez.
Mesela şu işe yarar diyemez hiçbir takviye.
Sadece böyle biraz dolaylı bir şekilde işte bağışıklık sisteminin doğal fonksiyonu desteklenmesi de destek olur falan gibi yuvarlak cümleler kurulabilir.
Ama hiçbir takviye şu işe yarar diyemez.
Bunun gibi bazı koşullar var ambalajda mutlaka uyulması gereken.
Onun dışında gerçekten o takviyenin içerisinde magnezyum mu var, C vitamini mi var, belirtilen miktarda mı var?
Ya da etikette mesela yazılıyor ya şu kadar magnezyum, şu kadar yardımcı maddeler falan yazıyor mesela.
Onlar var mı yok mu? Hatta etikette olmayan başka bir madde var mı yok mu? Ona da bakılmıyor.
Dolayısıyla sadece sen bildiriyorsun.
Ben böyle bir takviye çıkartıyorum ve piyasaya sunuyorum haberiniz olsun diye sadece bildiriyorsun.
Bununla alakalı bir ön kontrol yapılmıyor.
Sadece takviyeler piyasadayken randomize bir şekilde kontroller yapıyor.
Yani rastgele bir şekilde bir o kolajeni test ediyorlar.
Bir o C vitamini test ediyorlar.
Bu testlerde de şuna bakıyorlar.
Takviyelerin içerisinde mutlaka kesinlikle asla olamayacak bazı içerikler var.
Sağlığa çok zararlı olduğu için.
O var mı yok mu diye bakıyorlar.
Bununla birlikte gerçekten o belirttiği madde miktarı içeriğinde var mı diye bakılıyor.
Mesela bir kolajenin içerisinde kolajen var mı?
Ya da C vitamini içerisinde C vitamini var mı diye bakıyorlar.
Ve inanılmaz derecede fazla takviyede yani beklentimizin çok üzerinde bir oranda belirtilen içeriklere ve miktarlara sahip değil.
Bununla ilgili Türkiye'de yaşayanlar eğer incelemek isterse Tarım ve Orman Bakanlığı'nın web sitesinden bu listeler yayınlanıyor.
Yani usulsüzlük yaptığı belirlenen takviyeler yayınlanıyor.
Ama ilginç bir şekilde burada yayınlanan takviyeler piyasada hala var olabiliyor.
Dolayısıyla da takviyeler konusunda bir birey olarak bence son tüketicinin bu kadar fazla detaya hakim olması çok mümkün değil.
O yüzden güvendiğiniz yani işini iyi yaptığına inandığınız bir eczacı bulup, çünkü maalesef her eczacı da çok donanımlı değil bu konuda, iyi bir eczane bulup oradan takviyelerinizi temin edebilirsiniz.
Daha spesifik ürün sormak istersen o ürünle alakalı da daha spesifik yanıtlar vermek isterim.
Şu an aklıma spesifik bir ürün gelmedi ama söylediklerini dinlerken farkındaysan zaten ağzım açık gözlerim açılı açılı dinledim.
Yani bu bilgi bende yoktu ve gerçekten şaşırdım.
Tam şeyi soracaktım.
Her rezaneye de güvenmeli miyiz ki onu da cevapladın.
Ben sormadan sorularımın cevaplandığı bir bölüm mu?
Yaşan.
O bir ara kolejene değindin ama kolejeni bence farklı bir bölümün konusu yapabiliriz.
O yüzden onu kenara alıyorum.
Seninle konuşuruz diye anlaşmıştık.
Hatta vaktimiz varken onunla değinmek isterim.
Bu zayıflama iğneleri, hızlı zayıflama ya da yağ yakıcılar bununla alakalı inanılmaz çok şey dönüyor şu anda internette.
Ve ben de hep şöyle yaklaşıyorum.
Yani bu tehlikeli bir şey değil mi?
Nasıl tehlikeli mi değil mi?
Bu benim ilk tabii ki düşüncem.
Yine bilmeden soruyorum.
Zayıflama iğneleri kim kullanmalı, nasıl kullanmalı, tehlikesi var mı?
neden bu kadar popüler olduğu aynı şekilde yağ yakıcılarda bu neden böyle bir piyasa haline geldi kısacası?
Bunun böyle bir piyasa haline gelmesinin sebebi bence çok açık çünkü artık günümüzde spor yapıyor olmak ya da fit olmak böyle tabiri caizse böyle taş gibi olmak artık sadece şeyle alakalı değil yani bir sporu sevdiğimiz için yaptığımız bir şey değil bir statü göstergesi
ve bir insan ne kadar fitse aslında biraz da o kadar saygı duyuyor, ilgi çekiyor gibi bir durum var.
Dolayısıyla insanlar da bütün bu fit olmakla birlikte gelen bütün bu şeylerden yararlanmak istiyorlar.
Dolayısıyla da evet dediğim gibi zayıflama sektörü, kilo verme iğneleri vs. her zaman zaten çok fazla ilgi çeken şeylerdi.
Burada şöyle sağlıklı kilo vermek tabii ki mümkün ama burada şunu mutlaka göz önünde bulundurmak lazım.
Bir şeyin kısa yolu yok.
Yani kısa yolu varsa da çok tehlikeli ve beraberinde bir sürü risk getiren bir yoldur o.
Bunu şey gibi düşünebiliriz.
Ben şu an mesela varlıklı bir insan olmak istesem normal bir yoldan kazanabileceğim paranın, servetin miktarı belli.
Ben bu yolu kısaltmak istediğimde daha kısa sürede bunu kazanayım dersem eğer riskli işlere bulaşmam lazım.
Bunun gibi aslında kilo verme konusunda da normal olan, sağlıklı olan bir süreç var.
Biz bu süreci kısaltmaya çalıştığımız zaman birçok sağlık riskini beraberinde getiriyoruz ve aslında kendimizi üstesinden gelemeyeceğimiz bir zorluğun da altına sokuyoruz aslında.
Şöyle düşünelim ben mesela 10 kilo vermek için 10 haftam varsa haftada 1 kilo vererek bu süreci çok zorlanmadan belki atlatabilirim.
Ben aynı miktarda kiloyu 5 haftada vermek istesem kendimi çok daha sıkı bir diyete çok daha ağır bir spora maruz bırakmam gerek.
Dolayısıyla burada en başta şunu sorgulamak lazım.
Neden bu kadar acele ediyoruz kilo verme konusunda?
Çünkü yıllardır bizimle olan, yıllardır hayatımızın bir parçası olan beslenme alışkanlıkları, spor alışkanlıkları birkaç haftalık süreç içerisinde değişmeyecek.
Kendimizi bu stresin altına sokup psikolojik olarak da üzerimizde baskı kurmak aslında bize de sürece de iyi gelmiyor.
Dolayısıyla burada şunu yapmak lazım.
İlk başta kendimizde oturup dürüst bir şekilde ben gerçekten kilo vermek için gerekli şeyleri yapmaya gönüllü müyüm?
Yani beslenmemi düzenlemeye gönüllü değilsem, biraz da olsun hayatımı daha aktif hale getirmeye gönüllü değilsem o zaman zaten bir şey değişmeyecek.
Anlatabiliyor muyum demeye çalıştım.
Yani bu şunun gibi bir şey.
Ben Hacatepe tipi kazanmak istiyorum ama ders çalışmak istemiyorum.
O zaman Hacatepe tip ders çalışanların gidebildiği bir yer.
O zaman sen oraya ait değilsin.
O vücut da yani o zayıf fit vücut da beslenmese dikkat eden, kendine özen gösteren, yorgun olsa da yoğun olsa da spor yapan insanların sahip olduğu bir şey.
Sen bu yaşam tarzına sahip olmaya gönüllü değilsen o zaman o beden de senin olmayacak.
Çünkü sen ona ulaşmak için gerekenleri yapmıyorsun.
Dolayısıyla kısa yollar bizim için her zaman risklidir ve önerdiğimiz şeyler değil zaten çoğunlukla da başarısız olurlar.
Burada şunu yapmak lazım.
Kilo vermek isteyen bir kişi ilk olarak bir sağlık kontrolünden geçip kan değerlerine baktırdıktan sonra bir vitamin mineral eksikliği varsa mutlak surette bunlar takviye ile yerine konulmalı ki demir, B12, folat gibi vitamin seviyeleri, mineral seviyeleri düşük olan birisinin kilo vermesi çok çok çok zor zaten.
Çünkü kilo verme dediğimiz şey bizim yağ yakımdır aslında.
Yani insanların kilo verme dediği yağ kaybetme.
Bizim vücudumuzdaki yağların yakılabildiği tek enerji sistemi oksijenli solunum adını verdiğimiz enerji sistemi.
Ve oksijenli solunumun da aslında ikinci tercihidir yağ yakmak.
Öyle söyleyeyim.
Şimdi bunu detaylandıracağım birazdan.
Şimdi bizim vücudumuzun oksijenli solunumu yapacak, oksijensiz solunumu yapacak.
Yani enerjiyi oksijen kullanarak mı üretecek, oksijen kullanmadan mı üretecek?
Belirleyici olan tek şey ortamda oksijen olup olmaması.
Ama kaslara ve bütün dokulara oksijeni taşıyan şey ise hemoglobin.
Dolayısıyla bizim vücudumuzda yeterli al yuvar ve hemoglobin olmadan ki bunların yeterli olması demir, B12 ve folat seviyesine bağlı.
Biz yağ yakamayız.
Dolayısıyla da ilk başta yapmamız gereken vücudumuzdaki vitaminlerin, minerallerin seviyesini uygun düzeye çekmek.
D vitamini, demir, magnezyum, B12, folat gibi şeyler bizim için çok önemli.
Bununla birlikte kilo vermek isteyen bir kişinin zayıflama iğnesi olsun ya da olmasın şuna dikkat etmesi lazım.
Kalori açığı oluşturması lazım.
Bunu mutlak surette duymuşsunuzdur zaten.
Kalori açığı şu demek benim vücuduma aldığım enerji harcadığım enerjiden düşük olacak ki yani ben çok fazla enerji harcayacağım ama o kadar aynı miktarda yemeyeceğim ki vücut o farkı benim sahip olduğum yağ depolarından karşılasın.
Böylece ben yağ vermiş olayım.
Temel mantık bu.
Bunu bir kenarda tutacak olursak bu kalori açının oluşması için mutlak surette gereken şeyler şunlar.
1- Az kalorili beslenmek ama yine vücudumuzun ihtiyaç duyduğu protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminleri ve mineralleri alacak şekilde düşük kalorili beslenmek.
Bununla birlikte aktivite düzeyimizi artırmak.
Yani yapabiliyorsanız haftada 3 gün ağırlık çalışması yapmak, kilo verme sürecine katkıda bulunmak için çok çok çok önemli.
Bununla birlikte yine yapabildiğiniz ölçüde kardiyo dediğimiz aktiviteler yani kalp bitmemizi biraz hızlandıran işte yürüyüş olur, bisiklet sürmek olur, dans etmek olur.
Yani hangisini sürdürmekten en çok keyif alabilecekseniz ve hangisini de rutin olarak sürdürebilecekseniz aslında.
Ben mesela bir koşu grubuna başladım ama koşu benlik değil devam edemedim yani ama insan keyif aldığı, sürdürebildiği şeyden daha fazla fayda alıyor.
Dolayısıyla sürdürebileceğiniz bir aktivite bulun kendinize.
Bunu yaptığınız zaman haftada birkaç gün kilo vermeniz çok ciddi bir şekilde desteklenecektir.
Burada büyük şeylerin altına girmeden önce küçük adımlarla başlamak lazım.
Hiç hareket etmeyen birisiyseniz belki hayatınıza en başta şunu eklersiniz.
Ya ben bir 15 dakika şöyle bir dolaşacağım yemekten sonra.
Ya da yarım saat bir yürüyüş yapacağım gibi.
Ki hepimizin yarım saati var yani Instagram'da 30 dakika mutlaka bir şey geziyoruzdur.
Yani onun yerine yürüyüş yapmak kilo verme sürecinize çok destek olacaktır.
Bununla birlikte dediğim gibi az kalorili beslenip aktivite düzeyimizi artırdığımızda vitamin mineral seviyelerimiz yeterli olduğunda kilo verme sürecimizin en büyük koşullarını sağlamış oluyoruz.
Bununla birlikte yeterli uyuyu olmak çok önemli uyku sürecinde.
Çünkü çok az uyuyan insanlar da vücut bir kendini stres altında hissediyor aslında.
Bir survival mode dediğimiz şeyde yaşıyor gibi hissediyor.
Ve bu survival mode bizim mutlak surette kaçınmamız gereken bir şey.
Çünkü vücut survival mode'dayken kilo vermek istemez.
Çünkü survive edebilmesi için, hayatta kalabilmesi için o yağlara ihtiyacı var.
Yani en azından 6 saatlik bir gece uykusu mümkünse 8 saate kadar çıkabilir.
Mutlak surette bizim için sağlığımız için ve kilo verme süreci için çok gerekli.
Bunun altında olduğu zaman kilo alma olasılığımız da çok artıyor.
Bununla birlikte stres düzeyimizin yönetilebilmesi ruh halimiz de çok önemli.
Hani bir insanın kortizol hormonu sürekli olarak yüksekse o da kilo almaya çok meyilli yapıyor kişiyi.
Yani yediğiniz kalori direkt yağ olarak depolanır halde oluyor sürekli kortizol hormonunuz, stres hormonunuz yüksekse.
Bu hormonun kontrol altında olması da yani kişinin kendi stresini kontrol edebilmesi, kilo verme sürecinin etkili olması için çok önemli.
Zayıflama iğnelerine gelecek olursak da zayıflama iğnelerinin temelde yaptığı şey aslında şu.
İştahınızı azaltıyor.
Aslında var olan yağlarınızı yakmıyor.
Sadece bizim güncel beslenme rutinlerimizde, güncel modern insanın yaşam tarzında besinlerle ilişkimiz ve açlık, tokluk hormonlarımızın seviyesi o kadar çok bozulmuş durumda ki
biz yani aç mıyız, tok muyuz, aç olmadan yemek yiyoruz vs. bunların ayarlarını düzeltiyor aslında zayıflama iğneleri.
Yani zayıflama iğneleri dediğimiz şey bizim GLP1 reseptör agonisi dediğimiz bir içerik.
Vücutta zaten doğal olarak var olan bir şey.
Bizim açlık tokluk sinyallerimizi düzenliyor.
Zayıflama iğnesi kullanan bir insan sadece şöyle hissediyor.
İştahı çok çok az.
Yani neredeyse bütün gün boyunca hani sofradan yeni kalktığınızda bir haliniz olur ya.
Böyle ben tokum ama şöyle bir iki lokma da bir şey yerim.
Hani azıcık da bir yerim var yani deriz ya.
Bütün gün boyunca öyle hissettiğinizi düşünün.
Dolayısıyla porsiyonlarınız küçülüyor.
Yani çok az yeseniz bile hemen doyuyorsunuz.
Gün içerisinde kimi insan mesela hep böyle gelir gider atıştırır böyle işte tezgahta olan bir şeylerden.
Ya da ben de böyle mesaide çalışırken falan hep böyle bilgisayarımın yanında atıştırmaklar olurdu.
Kahvenin yanında bisküvi işte bir şeyler oreo falan.
Hep bunları yerdim.
Ama bunların hepsi gün içerisinde aldığımız gereksiz kalorileri olduğu için kilo verme sürecini zorlaştırıyor.
Gün içerisinde neredeyse hiç atıştırma isteği duymuyorsun.
Dolayısıyla da sadece ana öğünlerinizi yemek için yeriniz oluyor vücudunuzda.
Onda da çok az yediğinizde bile doyabiliyor oluyorsunuz.
Zayıflama iğnelerinin yaptığı tek şey bu.
Var olan yağlarınızı yakmaz zayıflama iğnesi.
Sadece iştahınız azaldığı için daha az yersiniz.
Bu kalori açığı oluşmasına fayda sunar.
Dolaylı olarak da kilo verirsin.
Burada zayıflama iğnesi kullanırken mutlaka bir doktorla birlikte süreci yönetmekte fayda var.
Çünkü mutlaka ihtiyacı olan sadece uygun olan kişilerin kullanması gereken bir şey.
Burada şöyle düşünebilirsin.
Bence yani 10 kiloya kadar falan yani kişinin 10 kilo bir fazlan var falan dediği bir nokta vardır ya da 5 kilo fazlan var.
Bence böyle durumlarda o iğneyi kullanarak kişinin böyle bir sağlık riski almasına ya da böyle bir masrafın altına girmesine bence gerek yok.
Birkaç kiloya kadar bence yine beslenmeyle ve sporla verilebilir.
Ama çok böyle obez diyeceğimiz ya da çok kilo fazlası olan bireylerde ya da bazı kişiler yağ vermesi sağlık durumu için çok önemli olan insanlar var.
Mesela dizinden ameliyat olmuş birisi ve çok kilolu diyelim ki onun yağ vermesi dizine yük binmemesi için dizine binen yükü azaltmak için çok önemli.
Ama dizinden ameliyat olduğu için spor da yapamaz.
Dolayısıyla da bu gibi aslında hastalıklarla alakalı durumlarda kilo vermek için doktorlar tarafından uygun şekilde kullanılabilir.
Bu şekilde yani zayıflama iğneleri genellikle haftada bir enjeksiyon şeklinde yapılıyor.
Kendiniz yapabileceğiniz ya da işte birisine yaptırabileceğiniz insülin iğnesi gibi çok ince iğnelerle yapılıyor ve iğneler çok acıtmıyor.
Ve ilacın kendisi de yakmıyor.
Böyle bazı enjeksiyonlar çok yakar.
Mesela B12 iğnesi yaptırdıysanız böyle bir acı yok yani.
O kendisinden kaynaklanan bir yakma oluyor.
Böyle bir şey yok yani pek fazla bir şey hissedilmiyor.
Sadece zayıflama iğnesi kullanırken şuna dikkat etmekte fayda var.
iştahınız öyle bir kapanıyor ve yediğiniz şey o kadar çok azalıyor ki
ya küçük küçük iki ana öğün gibi
mesela kahvaltıda hafif bir şey bir de akşam yemeği gibi bir şey yiyebiliyorsunuz.
Bazı insanlarsa günde mesela öğlen tek bir öğün yiyor o gibi.
O kadar çok azalıyor ki yediğiniz öğünün miktarı ve sayısı.
Buna uyarken ihtiyacınız olan enerjiyi, proteini, lifi almanız çok çok zorlaşıyor.
Dolayısıyla da bütün bu ihtiyaçlarınızı besinlerle alamadığınız için
takviyelere birazcık daha ihtiyaç olabiliyor.
Ve yine bununla birlikte daha az enerji alıyorsunuz vücudunuza.
Yorgunluk hissiyatı olabilir.
Ve bu iğneleri kullanırken en önemli detaylardan birisi de şu.
Açlık hissetmediğiniz için.
Yani aç olsanız dahi.
Mesela bütün gün hiçbir şey yemediniz.
Akşam 5 oldu.
Sabahtan beri hiçbir şey yemediniz.
Aç hissetmiyorsunuz.
Yani aç hissetmediğiniz için kan şekerinizin düştüğünü
ve artık bir şey yemeye ihtiyacınız olduğunu da fark etmeyebiliyorsunuz.
Dolayısıyla bu sürecin bence zayıflama iğnesi kullanırken mutlaka bir diyetisyenle birlikte yönetilmesi lazım.
Ve öğünlerin ona göre programlanması lazım.
Yoksa insan çok çok çok düşük enerji alıyor.
Yani çok az yediği için.
Ve günlük hayatta hep yorgun ya da bazen birden şekere düşüyor.
Ya da işte baş dönmesi yaşıyor gibi şeyler yaşayabiliyor.
Burada şu çok önemli.
Biz buna artık neredeyse hipoglisemi diyoruz.
Yani kan şekerinin çok düşmesi olayı.
Burada en fazla dikkat etmemiz gereken şey şu.
sadece glikozla ya da majör olarak glikozla yani bizim kan şekerimizle çalışan bazı organlarımız var.
Bunun en önemlilerinden birisi gözümüz ve beynimiz.
Bu kan şekerinin düşük olmasına bağlı olarak görme kaybı ya da böyle bir anda görüşün bulanıklaşması gibi gözle ilgili ciddi sorunlar yaşayabiliyoruz.
Ya da beynimizde böyle beyin sisi gibi odaklanamıyorum, beynim tam çalışmıyor gibi durumlar yaşayabiliyoruz.
Bu gibi şeyler görüldüğünde mutlaka doktora söyleyip bu durumla alakalı bir müdahale yapılması lazım.
Yine zayıflama ineleriyle ilgili öne çıkan korkulardan birisi organlarıma hasar verir mi oluyor?
Karaciğer hasarı yapmıyor.
Böbrek hasarı da direkt olarak yapmıyor.
Sadece kişi susuz kalırsa yani su içmeyi unuttuğu için su içmezse akut bir böbrek hasarı olabiliyor.
Bununla birlikte eğer kişi çok hızlı kilo verirse safrasında, safra taşlarında ilgili bir sorun olabilir.
Dolayısıyla sırt bölgesinde bir ağrı falan hissedilirse çok ani kilo veren kişilerde mutlaka bununla alakalı da bir doktora gitmek lazım.
Ve yine bu çok fazla ani ve hızlı bir kilo verişi olursa burada derinin sarkmaması için korojen takviyeleri de bizim için çok önemli.
Çünkü dediğim gibi yeterli proteini yiyeceklerden alamıyor olacağız.
Benim aklıma gelenler bunlar. Zayıflamayın neler ile alakalı var mı? Bilmiyorum değinmediğim bir şey.
Yok gelen sorular içinde de vardı zaten. Hızlı kilo vermeye ona da değindin. Çok teşekkür ederim.
Yani o kadar güzel bilgileri o kadar güzel bir şekilde anlatıyorsun ki ben böyle saatlerce oturup dinleyebilirim.
Ama şöyle yavaştan toparlayacak olursak. Aklımızda neler kaldı?
Birincisi takviyelerimizi doktor kontrolünde alıyoruz. Vücudumuzun neye ihtiyacı olduğuna bakıyoruz.
İkincisi kreatin spor yapsak da yapmasak da zaten vücudumuzun kendi kendine yeterli miktarda üretebildiği bir şey olmadığı için kreatin takviyetesinden çekinmiyoruz.
Üçüncüsü aldığımız takviyeleri mümkün mertebe ezaneden ve güvendiğimiz ezanelerden alıyoruz.
Çünkü bu konu hakkında sağlıkla alakalı büyük problemler olabiliyor özellikle Türkiye'de.
Onun dışında vücudumuzun yine ihtiyacı olduğu kadarını alıyoruz.
Magnezyum yorgunluk aslında benim anladığım şey biraz da hayran.
Doğru beslenip, düzgün miktarda uyku, birazcık hareket, hedefimize göre ne kadar olduğu değişiyor.
Ve yine vücudumuzu dinleyerek ihtiyacına göre uzmanlar eşliğinde aldığımız takviyelerle, zayıflama yenilerine zaten değindik.
Gayet sağlıklı bir şekilde hayatımıza devam edebiliyoruz.
Evet kesinlikle öyle gerçekten.
Ben de şöyle kısaca özetlemem gerekirse yani ihtiyaç dahilinde kullanıldığı sürece takviyelerin bize bir zarar vermeyeceğinden emin olabiliriz.
Burada tabii ki güvenli markalardan ve orijinal ürünlerden kullanmak dozunda ve doğru zamanda kullanmak lazım.
Takviyelerin işe yarayabilmesi için doğru zamanlamada kullanılması da çok önemli.
Bu konuda eczacınız yardımcı olacaktır size.
rutin olarak yani genel olarak sağlıklı yaşayan bir insanın ne kullanmaya ihtiyacı var diye en son bir üzerinden geçecek olursam
genel olarak sağlıklı beslenmeye ek olarak bir D vitamini yine kandaki seviyenize uygun olarak da uzanmış bir şekilde
D vitamini, magnezyum, yine ihtiyacınız varsa demir B12 kullanılabilir.
Omega 3 yine mutlaka neredeyse herkesin kullanması gereken çok önemli bir içerik bunu kullanabilirsiniz.
Kriyatin kullanabilirsiniz. Bununla birlikte eğer bağırsaklarınızla alakalı bir ihtiyacınız varsa diyeyim ya da bağırsaklarınız özellikle besinlerle özen gösteren bir durumda değilseniz hepimizin ihtiyacı var bu arada.
Probiyotik takviyesi kullanabilirsiniz. Spor yapıyorsanız ek olarak yani bir haftada 3-4 gün Cime gidiyorsunuz ya da işte koşu grubunuz var vs.
Günlük beslenme ile aldığınız protein yeterliyse protein tozu kullanabilirsiniz ve iyi proteinlerden.
Bira ocak şeklinde su veya sütle karıştırarak herhangi bir şekilde tariflerin içerisinde de kullanabilirsiniz.
Kreatini söylemiştik.
Aslında bunlar genel olarak aktif yaşayan bir insan için fazlasıyla yeterli takviyeler.
Ama elektrolitler şu durumda kullanılabilir.
Çok fazla terleyip su kaybı yaşıyorsanız o zaman duruma göre kullanılabilir.
Ama spor yapan herkesin mutlak suretle elektrolit kullanması gerekti diyemeyiz.
Zaten tuzlu özellikle kaya tuzu, himalaya tuzu gibi tuzlardan besleniyorsanız onlar da bu elektrolitleri almanıza yardımcı olacaktır.
Çok yorgun argın spor yapıyorsanız da kafein tableti ya da kafein içeren şeyler yine performansınıza katkıda bulunabilir.
Bunun dışındaki bütün aslında takviyeler işte BCA'lar olsun diğer bütün bu takviyeler profesyonel sporculara yönelik.
Yani pre-workout hiç hiç gerek yok BCA bu tarz ürünlere.
Profesyonel olmayan hiç kimsenin bence ihtiyacı yok.
Bu şekilde toparlayabilirim.
Evet elektrolit ve pre-workout'a değinmemiştik.
Çok teşekkür ederim onları da söylediğin için.
Peki diyelim ki bu podcast'ı dinleyen kişilerden profesyonel sporcu olmayan ama yine de böyle takviye konusunda destek almak isteyen bir uzmanlık çalışmak isteyen birileri olacak.
Seninle iletişime geçebilirler mi?
Geçebilirlerse hangi kanaldan geçebilirler?
Instagram hesabımdan bana yazabilirler.
Ya da e-posta adresini de yazıyor zaten Instagram hesabımda.
Oradan da iletişime geçebilirler.
Tabii bu podcast aracılığıyla geldiğinizi yazarsanız mutlaka daha da öncelik vereceğim size.
O şekilde yardımcı olabilirim.
Süper. Çok teşekkür ederim İrem.
Çok keyifli bir sohbet oldu.
Çok aydınlandığım bir sohbet oldu.
Şimdi gidip bu bilgileri birazcık kendimce birazcık bir dinlendireceğim.
Üstüne bir düşüneceğim.
Teşekkür ederim bugün bize katıldığın için.
Rica ederim. Ben de çok mutluyum seninle olmaktan.
Belki istek gelirse bunları daha detaylı konuştuğumuz başka bölümlerde yaparız.
Bu da olur. Cilt bakımı da olur.
Onu da çünkü bir ezaçı gözüyle cilt bakımında konuşmak isteriz.
Hani belki konuşuruz diye düşünmüştük.
Çünkü o da böyle çok gündemde olan ya da bana gelen sorulardan bir tanesi diyeyim.
Olur mu olmaz mı onu da sorarız zaten takipçilerimize, dinleyicilerimize.
Ne kadar bir iştah var orada ona göre tekrardan yaparız.
Anlaştık.
Pekala görüşmek üzere.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
