
Bizi İlişkilerde Ne Yönetiyor? | Bağlanma, Şemalar ve Tekrarlayan Döngüler
27 Ekim 2026 · 38 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
İlişkilerimizde neden hep aynı döngüleri yaşıyoruz? Bağlanma stillerimiz, çocukluk deneyimlerimiz ve şemalarımız ilişkilerimizi nasıl etkiliyor?
Psikolog Dr. Selin Akkol Solakoğlu ile bu bölümde bağlanma stillerini, şema terapisini ve tekrarlayan ilişki kalıplarımızı konuşuyoruz.
🎙️ Yeni bölüm yayında!
Konuk: Dr. Selin Akkol Solakoğlu
Instagram: https://www.instagram.com/dr.selinakkol/
Transkript
Herkese merhaba, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Ben Emine.
Bu hafta yine konuklu bölümlerimizden bir tanesi ve çok kıymetli bir konuğum var.
Doktor Selin Akkol Solakoğlu bizimle.
Selin klinik bir psikolog ve aynı zamanda yetişkinlerle şeme terapi üzerine çalışıyor.
En çok dinlenen bölümlerden bir tanesi Selin bağlanma teorileriydi.
O yüzden bugün onun da üzerinde duracağımız için çok mutluyum.
Hoş geldin. Daha doğrusu ben hoş geldim Selin kliniklerine.
Evet, evet. Hoş buldum. Sen de hoş geldin.
Çok mutluyum. Bunu yapıyor olduğumuz için konuştuğumuz bir şeydi. Yapalım birlikte bir çekim diye.
Bugün evet bağlanma ve şema terapi hakkında konuşuyor olacağız.
Aynen öyle. O zaman Selin şöyle en baştan başlayacak olursak bu bağlanma stilleri.
Çünkü çok fazla, o kadar çok bilgi var ki çok bilgi olunca bilgi kirliliği de oluyor.
Bu bağlanma stilleriyle baştan bir başlayacak olsak bize ne derdin?
Sanki hiç bilmeyen bir insana söylüyor olsan, anlatıyor olsan.
Çok güzel bir soru. Bağlanma stilleri aslında bizim yakın ilişkilerde nasıl iletişim kurduğumuzu, ne kadar yakın hissettiğimizi, güvende hissedip hissetmediğimizi belirleyen örüntüler olarak basitçe tanımlayabiliriz.
Tamam. Bu bağlanma stilleri neyden etkileniyor? Yani çocukluğa inildiğini biliyorum. Daha önceki konuşmalarımızdan da bir sürü olan postlardan da hani internet üzerine ama sadece çocukluk mu? Başka neler var ya da nasıl şekilleniyor? Değişebilir mi? Değişemez mi? Kafamda bir sürü soru var.
Evet, bağlanma stilleri aslında çocukken bize temel bakım veren kişilerle ilişkilerimizde ihtiyaçlarımız ne kadar karşılanıyor, ne kadar karşılanmıyor, ne kadar güvende hissediyoruz üzerinden gelişiyor.
Temelde evet, anne babamızla çocukken ya da erken bebekken ya da erken çocukluk dönemindeki ilişkilerimizden gelişen örüntüler.
Ama aynı zamanda yakın zamanda yapılan çalışmalar bunun tek bir faktör olmadığını gösteriyor.
Aynı zamanda da biyolojik yatkınlığımız ve daha sonra hayatımızın daha sonraki evrelerinde yaşadığımız olaylar da bağlanma stillerimizi etkileyip değiştirebiliyor.
Wow, okey. Hayatımızın daha sonraki evresi dediğimiz mesela ergenlikte yaşadığımız bir kalp kırıklığı da bizim bağlanma stilimizi etkileyebiliyor mu?
Ergenlikte yaşadığımız biri bize gerçekten biraz daha toksik demek istemiyorum.
O yaşlarda bu kadar bilmiyorduk ama bizi biraz daha üzdüyse, bize ilgi göstermediyse ya da canımızı acıttıysa o noktada biraz daha kaygılıya dönmüş olabiliyor mu?
Evet o noktada aslında yaşadığımız şeyler de bizi hala değiştiren ve dönüştüren etkiye sahip oluyor.
Ergenlik dediğimiz dönemde de zaten insan o yetişkinliğe henüz erişmemiş oluyor
Dolayısıyla orada yaşadığımız işte belki güvensizlik, belki reddedilme
Ya da arkadaşlarımızla da olabilir sadece romantik ilişkiler üzerinden değil
Mesela akran zorbalığına maruz kalmak da bir etkiye sahip olabilir
O yüzden aslında o dönemde yaşadığımız olaylarda önemli etkiye sahip oluyor
Ama biz genelde sadece şeyi biliyoruz hani anne babamızla yaşadığımız olayların etkilediği bir bilgisi var genelde işte internette diyeyim.
Ama yakın zamanda yapılan çalışmalar başka olayların da etkisinin olabileceğini söylüyor.
Bu bilgi bende yoktu mesela teşekkür ederim.
Peki bu internette olan bilgilere sen de değmişken şey de söyleyeyim.
İnsanlar birbirini etiketlemeye çok meyilli ya.
Özellikle de son birkaç yıldır böyle psikolojinin bu kadar herkese açılmasıyla beraber
ya da sosyal medyada çok fazla şey paylaşılmasıyla beraber diyeyim.
Birbirimizi çok fazla etiketlemeye başladık.
Ay ben kaçınganım sen kaygılısın.
Şu şöyle bu böyle diye.
Bunun üzerine biraz konuşmak istiyorum.
Biz doğru bilgiye nasıl ulaşabiliriz?
Kendimizi nasıl daha iyi tanıyabiliriz?
karşımızdakini nasıl daha iyi tanıyabiliriz
sadece romantik ilişkilerde değil
senin de dediğin gibi çünkü ben şeye çok
şaşırmıştım insanların %50'si
güvenli bağlanıyor aslında
%50'den fazlası
değil mi? hiç kimse kalkıp da
bunu konuşmuyor herkes birilerine
bir yaptığı yapıştırıyor
bununla alakalı senin görüşünü almak isterim
yani burada nasıl bir farkındalık getirebiliriz
çok güzel bir soru
evet yani aslında
sosyal medyada medyada
daha çok böyle güvensiz bağlananlar aman onlardan uzak duralım aman çok kötü gibi bir algı var.
Ama aslında bunların neden geliştiğini yani neden biz bu bağlanma stillerine sahip oluyoruz anladıktan sonra
bence insanların bakış açısı biraz değişebilir diye düşünüyorum ben.
Mesela güvenli bağlanmayı konuşalım.
Güvenli bağlanma nasıl oluşuyor?
Çocukken annenin, bebeğin ihtiyaçlarına cevap vermesi veya babanın temel bakım veren kişi kimse.
Onun ihtiyaçlarına cevap vermesi fiziksel ve duygusal.
O ağladığında yanına gitmesi, işte o korktuğunda ona sarılması, onu yatıştırması sonucu çocuk güvenli bağlanma dediğimiz bağlanma stiline sahip oluyor.
Bu da şu demek, evet insanlar güvenilir, benim ihtiyaçlarım önemli ve yakınımdaki kişiler benim ihtiyaçlarımı karşılayacaklar.
Güvensiz bağlanmaya baktığımızda mesela kaygılı bağlanmayı konuşalım.
Kaygılı bağlanmada aslında bakım veren kişi ihtiyaçları karşılıyor.
Hiç karşılamıyor gibi bir durum yok.
Sadece tutarsız.
Sürekli yani tutarlı olarak karşıladığı bir düzen yok.
İşte bir cevap veriyor ihtiyacına bir vermiyor gibi.
Dolayısıyla bebek ya da çocuk da aslında orada kaygılı bir bağlanmaya sahip oluyor.
Kaygılı bağlanma da ne demek?
Aslında kişinin reddedilmekten korkması, yakınlığa çok ihtiyaç duyması.
Yani tabii ki bu bağlanma stillerinin yetişkinlik ilişkilerimizi etkilediğini biliyoruz.
Ve bu yüzden aslında bu kadar çok konuşuluyor bunlar.
Bunu da ayrıca eklemek isterim.
Dolayısıyla o kaygılı bağlanmaya sahip olan kişi romantik ilişkisinde çok yakın olmak istiyor.
Hep birlikte olalım, her şeyi birlikte yapalım istiyor.
Reddedilmeye karşı çok hassas oluyor.
Mesela işte erkek arkadaşı mesajına cevap vermiyor ya da geç cevap veriyor.
Bir sorun var diye düşünüyor.
Hemen ben tekrar yakın olmalıyım.
Hemen bunu düzeltmeliyim diye bir telaşa giriyor.
Dolayısıyla kaygılı bağlanmanın temeli de bu.
Yani çocukken tutarsız bir bakım verilmesi.
Kaçıngana baktığımızda bir diğer bağlanma stili olan kaçınganda da çocuk bir şeylere ihtiyaç duyuyor.
Anne babasının desteğine ihtiyaç duyuyor, korkuyor ya da işte bir şeye üzülüyor.
Ama orada bakım veren kişi anne baba cevap vermiyor ihtiyaçlarına.
Soğuk, reddedici, ihtiyaçlarından mahrum bırakan ebeveynlere sahip genelde kaçıngan bağlanan kişiler.
Biraz daha duygusal olarak sevgisini gösteremeyen ya da fiziksel olarak belki biraz daha yakınlık kurmayan hazır burası açılmışken mesela benim kendimce düşündüğüm şöyle bir şey var.
İkimiz de İngiltere'de olduğumuz için.
İngiltere'de bu uyku eğitimi var ya her yerde var da İngiltere'de çok böyle sert yöntemlerle uyku eğitimleri duyuyorum ben.
Ebeveyn olmadığım için tabii ki çok fazla bir bilgim yok ama duyduklarım şey düşündürüyor bana.
yahu çocuk ihtiyacı olduğunda ağladığında annesi babası yanına gitmeyecekse bu çocuğun bağlanma şeklini nasıl etkiler diye benim ilk aklıma gelen şeylerden bir tanesiydi mesela.
Konusu açılmışken söyleyeyim. Bu onlardan bir tanesi olabilir mi? Yani bu bir etki yaratıyor olabilir mi bu kültür içerisindeki insanların yaklaşımlarına?
Olabilir tabii yani bu konuda çok farklı görüşler var ama en temelde baktığımızda bağlanma stillerinin nasıl oluştuğuna tekrar hani o basit düzeyde baktığımızda evet yani annem babam benim ihtiyaçlarıma cevap veriyor mu? Ben ağlayınca benim yanıma geliyor mu?
Mesela uyku eğitiminde bu genelde önerilir. Ağlarsa gitme, odasında kalsın.
Ben bunu desteklemiyorum açıkçası. Çocuğun o dönemde beyin gelişimi bence senin yakınlığına, senin sıcaklığına, senin yanında olmana ihtiyacı var.
O yüzden ağlıyor zaten.
Değil mi?
Evet yani o yüzden hani onun bir süreç olduğunu belki hani o uyku düzeninin de gelişimsel bir süreç olduğunu, o uyku hani regresyonu denilen şeyin o sürecin doğal bir parçası olduğuna inanıyorum ben.
Belki hani onu söyleyebilirim bununla ilgili.
Şeye geri dönecek olursak hani kaçıngan bağlanan kişilerin yetişkinlik ilişkilerinde nasıl olduğunu konuşacak olursak.
Genelde hani kaçıngan bağlanan kişiler daha uzak duran, daha belki işte bir sıcak bir soğuk, daha mesafeye ve bağımsızlıklarına ihtiyaç duyan kişiler oluyor.
Çünkü kaçıngan bağlanan kişiler çocukken şunu öğreniyor.
Ben annemin babamın yakınlığına ya da benim bir ihtiyacımı karşılamasına ihtiyaç duyduğumda onlar gelmeyecek.
Dolayısıyla kendi kendine bir şeyleri çözmeyi öğreniyorlar.
Yani ben duygularımı kendi kendime regüle etmem lazım.
Kendi başımın çaresine bakmam lazım.
Daha yalnız, daha işte o yakınlığı yaşamadan büyüyen bir çocuk düşünelim.
Hıssız adam diyebilir miyiz?
Diyebiliriz.
Aynen. O yüzden yetişkinlikte bu sefer yakınlık çok fazla gelebiliyor.
Yani yakın olunca dur bakalım bir uzaklaşalım.
Hani bu benim için çok fazla denen bir yere geliyor.
Ama bunun sebebi aslında bunu çocuklukta öğrenilen bir baş etme stili olması.
Yani çocukken güvende hissetmek için kendini geri çekiyor.
Kendini daha bireysel ve daha bağımsız bir yerden var ediyor aile ilişkisinde.
Bunu da yetişkinlikte devam ettiriyor aslında.
Anladım.
Peki mesela belli bir yaşa gelen insanlar kendilerinde bu paternleri gördüğü zaman biraz bu konulara ilgiliyse hani okuyoruz, araştırıyoruz, bir şekilde kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz ya.
Kendilerinde bu paterni gördü.
Kaygılı ya da kaçıngan.
Bunu nasıl değiştirmeye başlayabiliyor?
Çünkü benim baktığım şey insanlarda kendilerine bir etiket koyup ya ben böyleyim deyip kendileri yaptıkları, söyledikleri şeylere, davranışlarına bir bahane buldukları zaman ben de düşünüyorum.
diyorum ki sen bu yaşa kadar gelmişsin.
Bunun üzerine çalışabilirdin.
Halledebilirdin değil ama en azından
bir farkındalık yaratıp
farkındalığın var ben böyleyim diyorsun.
Ama bunun üzerine de çalışabilirdin.
Şimdi bunun üzerine çalışmak için nereden başlamak
lazım? Ne yapmak lazım?
Ya da böyle insanlar hayatımıza girdiği zaman
nasıl
bu insanları
fark edip ya da kendimizi fark edip
bu ilişki dinamiklerini nasıl dengelemek
lazım?
Çok güzel bir soru. Nereden başlasam diye düşünüyorum gerçekten.
Şimdi şöyle, bir güvenli bağlananlar var bir de güvensiz bağlananlar.
O güvensizin içinde kaygılı, kaçıngan ve kaygılı kaçınganın bir arada olduğu nadir bir birleşim de var.
Onun zaten %7 genelde popülasyonu sahip oluyor.
şeyi düşündüğümüz zaman
yani güvenli bağlanan bir
partnere sahip olmak aslında
çok büyük bir şans.
Çünkü siz eğer
güvensiz bağlanan, işte kaygılı
ya da kaçıngan bağlanma stiline
sahip biriyseniz o size
aslında çok güvenli
bir
rol model oluyor diyeyim.
Doğru. Çünkü siz işte
kaygılanıyorsunuz. Acaba
işte beni red mi ediyor? Acaba
beni gerçekten sevmiyor mu?
İşte orada çok fazla düşünüyorsunuz, çok fazla kafa yoruyorsunuz eğer kaygılıysanız.
Güvenlik kişi ne yapıyor güvenli partner?
Ben seni seviyorum, ben senin yanındayım.
İşte hep güvence veren, hep tutarlı olan bir ilişki sürdürüyor.
Eğer kaçıngansanız da güvenli olan partner yine size o ihtiyacınız duyan alanı tanıyan bir yerden ilişki kuruyor sizinle.
Dolayısıyla orada aslında ne ihtiyacınız varsa güvenli partner size onu veren kişi oluyor.
Aslında ilişkiler içinde de biz değişip dönüşüyoruz.
Yani bizim işte çocukken anne babamızla öğrendiğimiz o bağlanma stili, baş etme stilleri güvenli ilişkide değişip dönüşebilen bir şey haline geliyor.
Çünkü siz orada yeniden o yakınlık nasıl kurulur?
Nasıl iletişim kurulur?
Nasıl güvenilir?
Onu yeniden öğrenmiş oluyorsunuz ilişki içerisinde.
Bu çok doğru.
Çok güzel.
Ve zaten dedin %50'den fazlası da güvenli ama.
Evet.
Şöyle bir şey de var okuduğum kaynaklar arasında.
Doğru mu?
Ve sen ne düşünüyorsun?
Çok merak ediyorum.
Kaçıngalarla kaygılar birbirini çekiyor genellikle.
Evet.
Bir durum var.
Böyle bir dinamit varmış.
Bu durumda ne yapacağız?
Yani karşımızdaki güvenli değil.
Karşımızdaki güvenli partner ki onu nasıl bulacağız?
Güvenli partneri nasıl biraz daha fark edeceğiz?
Onu da soracağım ama.
Diyelim ki ben kaçıngan bağlanan biriyim.
Ve ne hikmetse hep kaygılıları çekiyor.
Neden, neye göre ve bunu nasıl fark edip nasıl düzenleyebilirim?
Evet güzel bir soru gerçekten.
Çünkü çok fazla bu dinamiği görüyoruz ilişkilerde.
Şimdi neden bu oluyor?
Neden bu çekim oluyor?
Biraz onu konuşalım.
Şeyi düşündüğümüzde yani kaygılı bağlanan kişi neyi öğreniyor çocukken?
Tutarsız bir ebeveyn, tutarsız bir ihtiyaçların karşılanıldığı bir ilişki örüntüsü.
Dolayısıyla kaçıngan ne yapıyor?
Kaçıngan da bunu yapıyor aslında.
Bir sıcak bir soğuk.
Bir işte seninle çok ilgileniyor.
Seni aşırı değerli hissettiriyor, aşırı sevildiğini hissettiriyor.
Ama sen böyle yakınlaşıyorsun, bu sefer hop o geri çekiliyor.
Çünkü o yakınlık ona fazla geliyor.
Şöyle bir şey de var, yani şimdi kaçınganın ihtiyacı olan şey ne?
Mesafe.
Mesafe, bağımsızlık.
Kaygılı bağlanan kişilerin çok sıklıkla yaptığı hatalardan bir tanesi
aslında o ilişkide
hani
istenilen kişi olmak istiyor
yani istenilen, arzulanan
sevilen kişi olmak istiyor
herkes istiyor bunu
evet herkes istiyor ama onlar daha çok
istiyor yani orada ona dair bir
hassasiyet var geçmişten gelen
dolayısıyla
onu istiyor ve
bu sefer hani
şöyle yapıyor mesela kaçıngan
uzaklaştı diyelim ne yapıyor
Aa ben de meşgulüm aslında.
İşte cevap vermiyor mesela.
Geç cevap veriyor kaçınganın mesajına.
Kaçıngan da diyor ki tamam bu bana ihtiyacım olan alanı tanıyor zaten.
Ama aslında kaygılığın ihtiyacı olan o değil.
Kaygılı yakın olmak istiyor.
Yakın olmak isterken sevilmek için böyle hani küçük oyunları oynuyor aslında.
Sevilmek için işte meşgul gibi yapıyor, trip atıyor, kıskandırmaya çalışıyor olabilir.
Dolayısıyla orada kaçıngan da tamam bu benim ihtiyacım olan alanı tanıyor bana diyor.
Ve böyle bir dinamik gelişiyor.
Aslında kaygılının ihtiyacı olan yakınlık kaçınganın da mesafe.
İkisi de ihtiyacının tam tersi bir partnerle aslında birleşmiş oluyor.
Bunu nasıl yönetecekler?
Peki bunun iletişimini iki yetişkin nasıl kuracak?
Çünkü yetişkin dediğimiz zaman her zaman mantıklı bir şekilde hareket etmelerini beklemiyoruz.
İnsanlar duygularıyla hareket eden varlıklar ya.
Böyle bir patern var.
Bunu nasıl yönetecek kaygılı, kaçıngan dinamiğinde insanlar?
Öncelikle kolay bir şey değil bu tabii ki.
Böyle hani tamam işte ben şunu yapayım o şunu yapsın.
Bu gerçekten çok fazla ortaya duygu çıkıyor.
Çok tartışma, çok çatışma ortaya çıkaran bir ilişki dinamiği.
O yüzden idealinde aslında bizim ihtiyaçlarımızı karşılayan bir partnerle ilişki kurmamız en ideali.
Yani ihtiyaçlarımızı karşılayan, bizi dinleyen, duygularımızı merak eden, nasılsın, ne hissediyorsun, sorun çıktığında konuşabileceğimiz ve onarım yapabileceğimiz tartıştığımızda o onarım çok önemli oluyor çünkü.
Ve açık iletişim kuran.
Dolayısıyla herkesin ihtiyacı bu aslında.
Herkes bunu yapmaya çalışırsa, iki taraf da bunu yapmaya çalışırsa aslında olacak şey sağlıklı bir ilişki dinlemeyi.
Ama yapmıyorlar.
Ama yapmakta zorlanıyorlar.
Çünkü bu öğrenmeleri gereken bir şey, bir beceri.
Çünkü geçmişte farklı bir şey öğrendiler.
İlişkiler, işte kaçıngan ne öğrendi?
Kaygılı da bunu öğrendi.
ilişkilerde güvenmemeliyim.
Çünkü karşımdaki kişi benim ihtiyaçlarımı karşılamayacak.
Bazen karşılayacak, bazen karşılamayacak ya da hiç karşılamayacak.
Bu öğretiyi değiştirmek gerekiyor.
Bu öğretiyi yeniden deneyimlemek, yeniden çerçevelemek, o inancı değiştirmek gerekiyor.
Burada da aslında şema terapi devreye giriyor.
Tam onu soracaktım. Nasıl yapacaklar?
Evet, nasıl yapacaklar? Şöyle, şema terapiden birazcık bahsedeyim burada. Şema terapi aslında ilişkilerde tekrarlayan ilişki sorunları için ve bağlanma bazlı, trauma bazlı, çocukluk travmaları bazlı yaşanan problemler için çok etkili ve bütünleştirici bir yaklaşım.
Şema terapi böyle birkaç ekolden işte gestalt, psikodinamik, bilissel davranışlı terapi gibi birçok ekoli bütünleştiren yani onların tekniklerini içeren bir yaklaşım.
Dolayısıyla oldukça etkili bir yaklaşım ilişki problemleri yaşayan kişiler için.
Şema dediğimiz şey de aslında bizim çocukken anne babamızla yaşadığımız o zedeleyici deneyimler sonucu öğrendiğimiz kurallar gibi düşünebiliriz kısaca.
Yani ben çocukken diyelim ki sevilmediğimi hissettiğim, soğuk, reddedici, eleştirel bir ailede büyüdüysem
benim dünyaya, ilişkilere, kendime bakış açımda bu çerçevede oluyor.
Ve öyle insanları çekiyorum bir noktada çünkü o bana tanıdık geliyor.
Evet çok güzel. Hem tanıdık geliyor hem de o çekici gelebiliyor sana.
Tanıdık geldiği için çekici gelebiliyor.
Ve buna da inanıyorum zaten.
Beni zaten kimse sevmeyecek.
Benim ihtiyaçlarım önemli değil.
Dolayısıyla öyle bir partner karşıma çıktığı zaman tamam bu bana çok tanıdık geliyor bir yerden diyorum.
Ama tanıdıklık her zaman onun iyi bir şey olduğu anlamına gelmiyor ne yazık ki.
Ve bu şekilde aslında şemanın özelliklerinden bir tanesi de bu zaten.
Kendini devam ettirme özelliğine sahip.
Yani o biz çünkü şemamızı doğrulayan, şemamızı destekleyen şeyleri de daha çok dikkatimizi çekiyor diyeyim.
O bilgiyi...
Bu bahsettiğin şey bir şema o zaman.
Bu benim şemam ve ben bu şemamı devam ettiren o döngünün içerisinde olan insanları seçiyorum.
Doğru mu anladın?
Evet ama bu bilinçli bir seçim değil.
Fark etmeden yapılan bir şey.
Tamam.
Şema terapide de bunu fark etmeye çalışıyoruz.
Evet, şema terapide şöyle yani 18 tane şema var.
Farklı bizim çocuklukta bazı temel ihtiyaçlarımız var.
İşte güvenli bağlanma, yeterlilik, kendiliğindenlik ve oyun, sağlıklı sınırlar gibi.
Bunlar eksik kaldığında ya da bunlar yeterince karşılanamadığında bazı şemalar oluşuyor.
18 tane şema var.
Çok mu şemalar?
Evet ve herkes bu şemalardan bazılarına sahip.
Mesela az önce söylediğim duygusal yoksunluk şeması.
Benim ihtiyaçlarım karşılanmayacak.
Kimse beni sevmiyor.
Ya da işte yüksek standartlar şeması var.
Ne yaparsam yapayım mükemmel yapmalıyım.
En iyi şekilde olmalı.
Çünkü öyle yaptığında sevildim.
Burada mı geliyor?
Evet koşullu sevgi deneyimlendiyse böyle bir şema gelişiyor.
Ya da kendini feda şeması.
Benim ihtiyaçlarım önemli değil, başkalarının ihtiyaçları daha önemli.
Ben hep kendi ihtiyaçlarımı geri planda tutuyorum.
Bu da genelde çocukken anne babasının rahatsız olduğu bir durum olabilir
ya da anne baba kendi ihtiyaçlarını daha ön plana koyuyordur.
Çocuk bunu deneyimler ve bunu öğrenir.
Böyle farklı şemalarımız var ve şema terapinin amacı da bu şemaları fark etmek.
Ben bu şemalarla nasıl baş ediyorum?
Üç tane de baş etme stili var.
Belki biraz ondan da bahsedebilirim.
Anladım ben bunu bilmiyordum.
Bu bilgi bende yok.
Devam edelim.
Şemalar öncelikle şeyi söyleyeyim.
Şema dediğimiz şey aslında erken dönem uyum bozucu şemalar.
Yani erken dönem çocukluk dönemine temsil ediyor.
Uyum bozucu olması da zarar verici olması aslında.
Bizi çünkü ihtiyacımız olan şeyden alıkoyan kalıplar.
Yani benim duygusal yoksunluk şemam neden oldu? Ben duygusal olarak yoksun kaldım çocukken. Sevgi, şefkat görmedim. Yetişkinlikte de öyle partnerler seçiyorum. Yine duygusal olarak yoksun bırakıyorum kendimi.
Kayyamı tekrarlıyorum. Bir noktada kendini gerçekleştiren kehanete dönüyor da diyebilir miyim?
Aynen öyle. Yok aynen öyle. Evet öyle bir dinamik var.
Bu baş etme sitillerinden bir tanesi. Teslim olmak dediğimiz şey mesela.
Evet ben sevilmiyorum, sevilmediğim partnerler seçiyorum.
Ya da kaçınma dediğimiz bir baş etme stili var.
Orada da ilişkilerden direkt uzak duruyorum. Ben kimseyle ilişki kurmak istemiyorum diyorum.
Böyle kendimi koruyorum.
Ya da aşırı telafi dediğimiz bir baş etme stili var.
Aşırı telafide de şemamın tam tersi davranıyorum.
Yani duygusal yoksunluk şemam varsa tam tersi davranarak ne yapıyorum mesela?
İlişkimde partnerimden çok fazla şey istiyorum bu sefer.
Her şeyimi o karşılasın.
Bütün ihtiyacımı ondan alayım gibi.
Yani duygusal yoksunluğun tam tersi bir yere gidiyorum.
Bu baş etme stilleri de uyumsuz.
uyumsuz onları da uyumsuz şemma baş etme siteleri deniyor Neden uyumsuz Çünkü günün sonunda ben
bana sevildiğimi hissettirmeyen bir partner seçtiğimde de romantik ilişkilerden uzak
durduğumda da ya da partnerimin her şeyi yapmasını istediğimde de kendimi sonunda duygusal olarak yoksun
bırakıyorum yani bu kökten bir çözüm bulmamış oluyorum aslında tamamen yüzeysel bir çözüm
oluyorum. Meseleyi kökünden
halletmemiş oluyorum gibi mi?
Şöyle yani
meseleyi devam ettiriyorum.
Yani bu baş etme stilleri de
meseleyi devam ettiriyor.
Ama şöyle düşünelim.
Bunlar çocukken bizi koruyan stratejilerdi.
Yani bunları
bizim edinmemizin bir sebebi
var. Çocukken işte
uzak durmamız
ya da işte çok fazla şey
istemek bize belki
orada sevgiyi almanın
tek yolu oydu. Dolayısıyla
bunları bizim öğrenmemizin
sebebi çocukken işe yaramaları.
Çocukken o ortamda
o kaynaklarla hayatta kalmamızı
sağladılar. Ama bugün
baktığımız zaman bugün
onlar bizi ihtiyacımız olan şeyden
alıkoyan
yolları oluyor. O zaman
şeme terapide bu yolları fark edip
bunların daha farklı
versiyonlarını, sağlıklı demek doğru olur mu
bilmiyorum ama biraz daha sağlıklı
versiyonlarını koyup kendimizin üzerine, ilişkilerimizin üzerine çalışmaya,
bir farkındalık yaratmaya destek olan bir terapi şekli.
Aynen öyle.
Şöyle bir özelliği de var şema terapinin.
Şema terapide terapist-danışan ilişkisi çok önemli.
Çok önem verdiğimiz bir şey.
Çünkü terapist aynı zamanda danışana yeniden ebeveynlik yapıyor terapi süreci içerisinde.
Yani danışanın o şemalarına göre ihtiyacı olan neyse, eksik olan şey neyse,
Daha çok kabul mü? Daha çok rehberlik mi? Daha fazla anlayış mı?
Bunları aslında o terapi ilişki sınırları içerisinde danışan deneyimleyerek
aslında kendi ihtiyaçlarını kendi kendine karşılamayı öğrenen sağlıklı yetişkin yanını geliştirmiş oluyor.
Güzelmiş.
Çok bilinen bir şey değil ama sanki senin yani. Ben seninle tanışana kadar bilmiyordum mesela.
Ben burada arkadaşlar seninle Instagram'daki videolarından buldum.
Sözü geçmişken seni takip etmek isterlerse nasıl takip edebilirler?
Ya da seninle iletişime geçmek isterse dinleyicilerim nasıl iletişime geçmelidir?
Websitem üzerinden geçebilirler.
Instagram hesabımı da belki paylaşabiliriz.
Doktor.selinakkoz
Oradan da beni takip edebilirler.
O şekilde geçebilirler.
Şema terapi gerçekten son yıllarda daha çok farkındalık kazanılan bir yaklaşım oldu.
Daha çok Türkiye'de bilişsel davranışlı terapi, psikodinamik bunlar çok konuşuluyor.
Ama şema terapide bence geliyor arkadan.
Çünkü insanlar artık şey istemiyor.
Benim semptomlarım ne?
İşte semptomlarımı azaltalım gibi bir yaklaşımdan ziyade
daha derine bakan, daha kalıcı bir değişim yaratan bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyorlar.
duyuyorlar. Şema terapide de biz semptom bazında bir tedavi yaklaşımı kullanmıyoruz. Daha çok bu
evrensel olan çocukluktaki temel ihtiyaçlarımız üzerinden ilerliyoruz. Yani senin hangi
ihtiyaçların eksik kaldı çocukken, hangi ihtiyaçların karşılanmadı, bunlarla nasıl baş etmeyi
öğrendin sen çocukken, bugün nasıl baş ediyorsun ve bugün şemaların tetiklendiğinde bu baş etme
Mantemlerin senin istediğin amaçları seni ulaştırıyor mu acaba?
Senin güvenli ilişki kurma gibi bir amacın varsa, sevildiğini, değer gördüğünü hissettiren bir partnerle bir ilişki kurmak gibi bir amacın varsa
acaba bu şemalar ve bu şema baş etme stillerin seni bu amacına ulaştırıyor mu?
Buna bakıyoruz.
Genellikle gelen kişiyi ulaştırmadığı için zaten terapiye geliyor oluyor.
Ve orada temel olarak aslında şema terapinin amacı şu.
Senin kendi kendine benim neye ihtiyacın var, ben ne istiyorum sorusunu sorabilmen ve bunu uygun yollarla karşılayabilmen aslında.
O sağlıklı yetişkin dediğim yanımız bunları yapabilen yanımız aslında.
Ve şema terapinin amacı da bu yanı güçlendirmek. Sağlıklı yetişkin yanımızı güçlendirmek.
Selin?
birden böyle bir bilgi akımı oldu.
Teşekkür ederim. Şematerapiye çünkü seninle o kadar
konuştuk ama bu kadar derin konuşma fırsatımız
olmamıştı. O yüzden
şöyle bir sindirelim.
Evet. Nefes alalım.
Peki. Şöyle yavaştan
toparlayacak olursak. Konuşmayı
unuttuğumuz bir şey varmış. Şematerapi,
bağlanma şekilleri bunu konuştuk.
Düşünüyorum. Hani başka doğru bilinen
yanlışlar kısmında ya da bu
konuda böyle bir farkındalıkla ilgili adım atmak
isteyen kişiler için nereden
başlamalıyız? Ne yapmalıyız?
Evet bence bu bağlanma stilleri ve şema terapi zaten çok ilişkili.
Onu belki konuşmamış olabiliriz.
Bağlanma stillerini de içine alan bir yaklaşım şema terapi.
Çünkü ikisi de şeyi söylüyor.
Bizim çocuklukta eksik kalan ihtiyaçlarımız bizim yetişkinlikteki yakın ilişkilerimizi etkiliyor.
Bunu baz alan yaklaşımlar ikisi de.
Ve böyle hani eğer ki bizi dinleyenler hani bana kalırsa şeyi anlayacaklardır.
Hani ben evet ben de ben kaçıngana sahibim, ben kaygılıya sahibim ya da ben güvenli bağlanmaya sahibim.
Bunu anlamak çok zor olmuyor genelde kişiler için hani bunu fark etmek.
Burada hani şey önemli bunu fark ettikten sonra bununla ne yapacağım ben yani bu bilgiyle ne yapacağım?
Hani öncelikle hani güvenli bağlanan bir partnere sahip olmak dediğin gibi çok önemli bir şey.
Çünkü bizim hayattan doyum almamızı ya da hayattan doyum almamamızı etkileyen bir şey oluyor sahip olduğumuz partnerin ilişki kurma biçimi.
Ama onu seçmek de bir şey.
Mesela ben şunu çok fark ediyorum çevremde. Neye ihtiyacı olduğunu bilen ama ihtiyacı doğrultusunda katiyen hareket etmeyen bir kitle var.
Evet ihtiyacım güvenli partner ama ben nedense kendimi bir şekilde hep tam tersi yerlerde buluyorum.
Olmak istemediğim yerde buluyorum ama isteyerek orada oluyorum. Bir çelişki var.
Mesela bana çok değişik bir dinamik olarak geliyor.
Evet yani orada işte o örüntüyü fark etmek çok önemli.
Yani başlangıçta evet ben işte eski ilişkilerime baktığım zaman ben hep aslında bana değersiz hissettiren kişilerle birlikte olmuşum.
Sevilmediğimi hissettiren kişilerle birlikte olmuşum.
Ya da hep benim fedakarlık yapmamı beklemişler.
Hep ben vermişim.
Hiç almamışım denilen noktada ya ben gerçekten böyle mi yaşamaya devam etmek istiyorum?
yoksa farklı bir şey mi istiyorum?
Eğer ki şimdi şöyle bir şey de var.
Yani o çekicilik kısmı da önemli ya.
Hani o dinamik hani karşımızdaki kişiyi çekici bulmak.
Orada hani acaba bu kişi bana tanıdık geldiği için geçmişten mi çekici buluyorum?
Yoksa gerçekten çekici mi?
Değil mi?
Çekici buluyorum sorusunu sormak önemli.
Çünkü eğer geçmişten tanıdık geldiği için çekici buluyorsam
Orada bir yavaşlamam gerekiyor çünkü orada bir şema kimyası var muhtemelen.
Orada şu yanılgıya çok düşülüyor.
Ben hayalimde bir ideal partner var ve kafamdaki boşlukları öyle dolduruyorum.
Ya evet işte şöyle yaptı o çünkü işte şöyle gibi bir yerden ama aslında gerçekten onun nasıl biri olduğunu tanımaya çalışmıyor genelde insanlar.
Yani o çekim çok yüksek olduğu zaman özellikle yavaşlayıp bir ne oluyor burada?
Hani ben bu kişiyi yani çekim şu demek evet ben daha fazla seni tanımak istiyorum demek aslında.
Hop atlayayım her şeyi bir anda yaşayalım işte o kıvılcımla hemen yakınlaşalım sonra uzaklaşalım olmamalı.
Bunun olmamasının bir yolu da birazcık yavaşlamak.
Ne oluyor burada? Ben çok hoşlandım. Çok çekim hissediyorum ona karşı.
Bir tanıyayım bakalım nasıl birisi? Ben şunu istiyorum, buna ihtiyacım var.
İşte şu yemeği yiyelim dediğimde nasıl tepki veriyor?
Hayır benim istediğim şey olsun mu diyor.
Yoksa evet hani bunu deneyebiliriz. Evet senin şuna ihtiyacın var.
Bunu bana hissettiriyor mu? Bana anlaşılmış hissettiriyor mu? Bana sevildiğimi hissettiriyor mu kısmı önemli?
Anladım. Bunun için de her zaman söylüyorum kanalda ama öz hakiki farkındalık çok önemli.
Çünkü öz hakiki farkındalık diyorum çünkü farkındalık deyince tam böyle yerine oturmuyor gibi hissediyorum.
Bir de ben neyi çekici buluyorum? Bunu mesela insanlar çok fazla kendine sormuyor.
Bu da yine benim kendi minik alandaki bir gözlemim ama ben neyi çekici buluyorum ya da ben nasıl bir partner istiyorum?
Ve bu istediğim partnerin özelliklerini bir yere yazdığımda mesela benim için bir partnerde önemli olan şeyler ne?
Ve 1 ila 10 arasında ne kadar önemli?
1 en düşük, 10 en yüksek.
Bu insan bunların kaçını ne derece karşılıyor, ne derece karşılamıyor?
Ben mesela böyle baktığım zaman çok daha net bir resim geliyor bana.
Ama bunları sorgulamadığımız zaman biraz daha çok da farkında olmadan ilerliyoruz diyeyim.
Selin çok teşekkür ederim.
Gerçekten çok güzel konulara değindik.
Çok güzel anlattın.
Şema terapi konusunda eminim benim gibi bilmeyen bir sürü insan vardır.
Arkadaşlar bu konularla alakalı sorularınız olursa ya da bu bölümün devamı gelsin derseniz bana yazın, Selin'e yazın.
Selin'le ben İrlanda'da da aynı dönemde beraber yaşamışız ama asla birbirimizin farkında değil.
Ben senin hesabına bakınca söyledim.
Oha ne kadar benziyor bizim yollarımız diye.
Gerçekten çok da güzel bir enerjimiz var.
Bilmiyorum fark ettiniz mi kameradan?
Çok fark edilmiyor olabilir.
İlk çekirdeğe yürürüm.
İlk çekirdeğe yürürüm.
İlk çekirdeğe yürürüm.
Üstüne evet.
Ama bize yazın.
Bugünü burada yavaş yavaş bitirelim.
Bir de senin bir kitap önerin olacaktır.
Evet, evet, evet.
Ben şu kitabı çok beğeniyorum.
Bağlanma, aşkı bulmanın ve korumanın bilimsel yolları.
Bu kitap gerçekten ilk başta sizin hangi bağlanma stiline sahip olduğunuzu anlamanıza yardımcı olacak bir testle başlıyor.
Ve bu test sonrasında eğer kaygılı bağlanmaya sahipseniz nasıl kendinize yardımcı olabilirsiniz?
Kaçıngan bağlanmaya sahipseniz nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Ya da güvenli bağlanmaya sahip birini nasıl anlarsınız?
Çok güzel pratik bilgiler veriyor.
Ve bilimsel olması benim için çok önemli ve değerli.
O yüzden bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm.
Bir de hayatı yeniden keşfedin ne önermezsem olmaz.
O da şema terapiyi anlatan, şemalarımızı anlatan, o da yine bunun gibi bilimsel temelli.
Kendi kendinize hangi şemaya sahipsiniz onu anlıyorsunuz.
Sonrasında o şema nasıl gözüküyor, ne hissettiriyor?
Bunları çok güzel anlatan bir kitap ve kendinize kendi kendine yardım kitabı diyebiliriz ona da.
Eğer hani terapiye erişimi olmayan, terapi almak isteyen, şematerapiyi merak eden kişiler varsa o kitap böyle güzel bir yol gösterici rehber oluyor.
Neye kitabını tekrar?
Hayası Yeniden Keşfedin.
Tamam.
Pekonet yayınlarının kitabı.
Tamam.
Onu da eklerim zaten açıklamalara.
Bu kitap bu arada yıllar önce annem bana önermişti.
Dedi ki Emine bunu oku çok güzel kitap.
Hatırlıyorum ne zamandı 2020 ya da 2021'in kışıydı.
Ben bunu okudum.
Böyle çok etkilenip bununla alakalı bölüm çekmiştim.
O bölüm hala daha bu kanalda en çok dinlenen bölümlerden bir tanesi.
İlişkilerde neyi bilseydik kalplerimiz kırılmazdı.
Dünyanın en uzun başlığı.
Ama nefessiz kal.
ama gerçekten bu kitap
benim de baya bir konuda
aydınlanmamı sağlamıştı
ben teşekkür ederim
ilişkiler hepimizin zorlandığı
en çok zorlandığı alan bence
ve hayatımızı da en çok etkileyen
kısım olduğunu düşünüyorum
belki şu mesajla
bitirmek
güzel olabilir
geçmişte ihtiyacımız olan
anne babaya sahip olmamış olabiliriz
Ama bugün bir yetişkin olarak ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz kaynaklara sahibiz.
Güvenli bağlanmayı yeniden öğrenebiliriz.
İhtiyaçlarımızı merak edip bunları uygun yollarla karşılamayı öğrenebiliriz.
Geçmişimiz kaderimiz değil.
Bunu değiştirmek bizim elimizde.
Çok teşekkür ederim Selin.
Geldiğin için, kanala konuk olduğun için ve bu bütün güzel bilgileri bizimle paylaştığın için.
Ben çok teşekkür ederim davetin için.
çok mutlu oldum. Çok keyifli oldu.
Bir mukabele. Arkadaşlar size de
çok teşekkür ederiz. Eğer hala buraya
kadar dinlediyseniz kendinize çok iyi
bakın. Hoşçakalın. Bir sonraki bölümde
görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
