
Eskişehir’de fiber altyapının gelişmesinin ardında nasıl bir saha hikâyesi var? Bu bölümde Ceyhun soruyor; fiber ekibimizden Cansel ve Deniz, şehrin sokaklarında yürüttükleri çalışmaları ve sahada kadın olmanın getirdiği deneyimleri anlatıyor.
Sahadaki bir günün nasıl geçtiğinden karşılaştıkları önyargılara, zorlandıkları anlardan birbirlerinden aldıkları güce uzanan samimi bir sohbet. Eskişehir’i fiberle buluşturan emeği ve bu yolculuğun görünmeyen taraflarını Cansel ve Deniz’den dinliyoruz. 💜
Transkript
Altyazı M.K.
Genelde nasılsınız diye mi hitap ediyorsun Deniz bana?
Yani genel olarak sordum.
Hani ekip olarak nasılsınız?
İstanbul'u halis olarak mı tuttunuz?
İstanbul'u halis olarak iyiyiz.
Evet Cansel ve Deniz'le beraber hoş geldiniz tekrardan.
Hoş bulduk.
Tanıyalım mı?
Cansel Külahçı ben.
Fiber Operasyon'da Güney Marmara Bölge Müdürü olarak çalışıyorum.
Yaklaşık bir yılımı doldurmuş bulunmaktayım.
Deniz Muşlu ben de.
Bir yılımı yeni doldurdum ben de.
Güney Marmara'da Eskişehir özelinde proje yöneticisi olarak çalışıyorum.
Neden sordum?
Normalde genelde hep ben tanıtırım işte bilmem ne ekibimizden işte Cansel burada, Deniz burada falan diye.
Bunu bu sefer söylüyor olmamın sebebi şu.
Bilmiyor olması mı acaba?
Yok yok bilmiyor.
Sence?
Sanki masa ilk kez beraber oturmuşuz ve karşıma sizi getirmişler gibi olmadığı aşikar olduğunla.
Şu bugün konuşacağımız konu üzerinde bir tık ne konuşacağım?
Aynen bir tık girizgah.
Bununla sizin bahsediyor olmanız bence daha güzel olur diye size söyletmek istedim.
Peki bugünkü fiber sos sohbetimizin içerisine ne var?
Bu arada koylan çok güzelmiş.
Teşekkür ederim. Canı People Culture'da gönderdi. Anneler günü hediyesi.
Nereden acaba? Hoş bir gün gördüm.
Bugünkü fiber sos sohbetimizin içine ne var? Bugün ne konuşuyoruz?
Valla bir kadın olarak fiber operasyoncu olmayı konuşacağız galiba.
Sağlarda yaşadığımız ilk karşılaşma deneyimleri de olabilir. Aldığımız tepkileri de olabilir.
Tamam okey. Bu arada şimdi ikisi hakkında ben birkaç bir şey söyleyeyim.
Eskişehir'den bu sabah geldiler. Yol boyu kahkaha atarak konuşarak geldik dediler.
Masa özenle diyor ki
Cansel diyor ki ben taklit yapabilir miyim diyor
Onun istediğini yapabilirsin dedim
Biz dedi birbirimize bakıp
Bir bakım için
Biz dedi birbirimize bakmayalım
Çekim sırasına dediler
Çünkü gülüyoruz dediler
Ben neyle karşılaşabileceğimi hiç bilmiyorum
Ben çekim önce sadece şöyle baktım ikisine
Performanslarına şöyle
Hiç kaygı maygı heyecan meyecan hiçbir şey yoktu
Şöyle baktım dinlendim ve şu an hazırım
Siz de hazırsanız
O zaman ilk sonuna beraber başlıyorum
Şimdi bu fiber sektörüne
İlk girdiğinizden itibaren
Bunun burada ne işi var
Bakışını aldığınız anlar oldu mu? Ne zamanlar oldu?
İlk 10 saniyede falan yani direkt adımınızı atar atmaz sahada.
Kesinlikle zaten buranın bir görevlisi olduğunuz ya da o sektörden birisi olduğunuzu falan düşünen bir kitleyle karşılaşmıyorsun.
Direkt olarak seni yabancılıyor ve tesadüfen orada bulunan bir belediye görevlisi falan sanıyor seni zaten.
Sana zaten Deniz Bey diyorlar.
Tabii tabii.
Yani tanımayan biri ya da mailde gören Deniz Bey diyor değil mi sana?
Tabii yani benim ilk karşılaştığım şey şuydu.
Sektörde ilk zamanlarımdı zaten.
Bir malzeme sevkiyatı olacaktı.
Açtım telefonu ve şey bacım ben Deniz Bey'le görüşebilir miyim dedi.
Bir Deniz Bey olduğuna çok emin.
Benim de onun asistanı olduğuma çok emin zaten.
Buyurun benim diyorum.
Sessizlik tabii tabii hanım evet.
Deniz Hanım falan diye düzeltiyordu sonra yani.
Ama çok alıştım.
Sende var mı?
Ya benim çok olmuyor.
Çünkü şöyle zaten önce işte yöneticimiz gelecek.
Cansel Hanım'la tanışacaksınız gibi olduğu için.
Sana bir intro geliyor.
Ben oraya böyle bir hani idare olarak gittiğim için ben de öyle bir durum çok oldum.
Masalarda böyle şey hissettiğin anlar oluyor mu?
Yok.
Genelde erkek masalardır diye tahmin ediyorum.
Evet.
Tam tersi şöyle oluyor genelde.
İşte mesela bazen sahada bazı problemler yaşadıklarında ya bence bir kadın alsanız burada aslında gidip insanlarla o temas kursa belki aradaki iletişim daha doğru kurulabilir dediğimde genelde şey diyorlar.
Yok Cansel Hanım ya sizden başka kadınla anlaşamıyoruz biz.
Öyle bir durumla karşılaşıyorum ben genelde.
Ama enerjiniz harika şu an.
Teşekkür ederim.
Diğer sorumu sorayım bak size.
İlk toplantıda seni karar verici değil de asistan sahan oldu mu?
Sana zaten Deniz Bey'le görüşecek bir şey oldu.
Sende var mı?
Ama senin intron gidiyor.
Hani intronun gitmediği zamanlarda öncesini falan düşünsen.
Yani geriye dönük zamanlarımda şöyle oluyordu.
Şimdi mesela yukarıda yetkili Cansel Hanım var diyor.
Benim yanıma geliyor.
Odadan içeriye giriyor.
Aslında beni görüyor fiziki olarak.
Bir kadınım ya.
Şey müdür bey benim bir maruzatım var diyor.
Cansel hanıma geldiğinden emin.
Beni de görüyor aslında.
Ama zihninde müdür dediğin şey bir kadın değil bir erkek ya.
Koşullu geldiği için mesela şey müdür bey bana destek olur musunuz diyen olmuştu tabii 3-4 tane yani.
Kalıp yargısal bir durum oluyor.
Evet.
Sende var mı?
Ya genel olarak zaten ekiplerde.
Sen bir sahada bir mühendissin.
Tabii beni genelde asistan sanıyorlar işte.
Birinin, bir yöneticinin, bir mühendisin genelde asistanı sanılıyorum yani.
Ne zaman gelir?
İşte bir gün sahaya gittim, eke başlayacağız falan.
Neyi bekliyorsun abi?
Hani başlasana artık falan.
Deniz Bey'i bekliyoruz ya işte asistan hanım falan diyorlar.
Birazdan gelirsen başla falan dediğim de oldu.
Bazen çocuk işçi formatına bürünüyoruz.
Küçük gözüküyor.
Öyle küçük de mi zannediliyorsun?
Daha küçük gösteriyor.
Çok daha genç gösteriyor yani.
Hocam tecrübeler değil misiniz? Gibi yorumlar da alıyorum. Bundan memnunum tabii.
Süper. Yani şöyle biraz bu iş yerinde hani sahada cinsiyet, cinsiyetçilik ondan sonra işte rol ayrımlarına falan denk geldi.
Psikoloji endüstri örgüt psikolojisine de denk geliyor.
Buradaki bazı şeyler var yani böyle kadının işte bir sosyal psikoloji dersinde gördüm bir şeydi.
Kadına yönelik bir störe tipler, işte erkeklerine yönelik bir störe tipler.
işte kadın bakım veren, işte anne, ev hanımı ondan sonra daha böyle evle ilgili işlerken
erkek daha böyle güç, dışarıda işte para falan filanın ilişkili olduğu böyle araştırmalar falan var.
Yani böyle kişilerin aklında.
Yani tabii bu tip bir durumla denk gelmek ve bu ezberleri bozmak cidden çok değerli.
Ya ki işinizi ne kadar iyi yaptığınızda ben Allah'tan kendim içimde, ekip içerisinde bildiğimizden dolayı
bunu konuşurken de çok da rahatım.
Ondan sonra peki böyle bu genel kalıp yargılar, süreçler falan derken
Duyduğunuz böyle çok ilginç cümleler var mı?
Böyle aklınıza yer edilmiş.
Bize dair iletilmişti.
Yani yok.
Direkt aklımıza gelen bir şey yok aslında.
Yani hitap şekilleriyle ilgili olabilir.
Yani ne diyeceklerini bilemedikleri bir ambiyans oluyor.
Ve genelde şey diyoruz.
Sağdaki çalıştığımız ekipteki arkadaşlarımız.
Ablam, ablam.
Evet öyle bir şey.
Kabloyu çekeyim mi ablam?
Buradan kazayım mı ablam?
Falan gibi durumlar var.
Ya biz biraz kadın olmayı biraz şöyle aslında pozitifede çeviriyoruz.
İşte örnek veriyorum.
Şimdi yaptığımız iş hep işte kablolarla, teçhizatla, işte biraz daha toprakla, tozla aslında daha sahada.
Dolayısıyla oradaki insanlar da hep ona alışıklar.
Biz de şöyle yapıyoruz mesela.
Arkadaşlar bu saha dolabını aktif edelim ya da bu sahayı kazasız belasız açalım.
Bunun kutlaması için biz size ellerimizle börek yapacağız.
Benim tepsi böreklerim meşhurdur mesela.
Tabii.
Börek yapıp götürüyorum hemen.
Ekiple oturuyoruz hep birlikte, yiyoruz.
Hani biz de aslında erkek egemen bir sektörde kadın olarak ekiple birlikte olmanın aslında ya kadınla çalışınca da böyle şeyler de oluyormuş aslında.
Hayatımızda böyle dokunuşlar da oluyormuş tarafını biraz daha denklendiriyoruz aslında.
O sağdaki kişi için esasında bir tık daha farklı olduğu aşikar hani bu noktalarda.
Ama bence burada senin yani nasıl söylesem bir cinsiyet rolü gibi değil canselle çalışmanın etkisi bence bu.
Çünkü cansel ekibine değer verir ve elinde ne varsa onu götürdü.
Yani bu bir şeyin cinsiyetçi olup olmadığını genelde hep şu şekilde anlaşılıyor.
Aynı durumun tersini düşündüğümüzde kişi rahatsız oluyorsa evet burada bir cinsiyetçilik var demektir o kısımdan.
Şimdi bu bir ekip lideri sahaya özellikle böyle bir şey götürmek istediğinde
hani ben de size elimle börek açayım getireyim dediğinde
evet bunu bir erkek yapabilir mi?
Yapabilir götürür de.
Benim çok güzel börek yapan, elimden gelmiyor.
Ben de çok güzel hamburger yapan ondan sonra.
Börek yapan arkadaşlar var yapabilir.
Hani cinsiyetçi bir noktada değil.
Bu bir erkek olsan da aynısını da yapabilir.
Bu çünkü senin özelliğin.
Ama onlar da özellikle bu tarz deneyim yaşamamış.
Hep aynı kalıbın içerisine kalan, aynı kalıp yargılarla beraber devam eden bir sektör esasında bu.
Özellikle sahada çok kadını görmediğimiz yerler.
Ve burada da senin özelliğinden dolayı ama daha önce hiçbir ekip lideri ona börek açıp getirmediyse.
Tabii şartlı yapıyorum.
Mutfak şeylere, maharetleri olan erkekler değiller ve getirmedilerse.
Tabii onlar için sizi daha farklı olmuş olabilir.
Evet.
Bir tane iş ortaklarımızdan birisi şimdi ismini vermeyeyim.
Bir tane iş ortağımız mesela börek yapacağım dedi ki ya yanlış anlamazsanız ben patatesli börek sevmiyorum.
Bak patatesli börek sevmiyorum dedi.
Neyse ben bir peynirli bir patatesli yaptım götürdüm.
Ondan sonra dedi ki döndü yanındakilere benim hanımın yaptığını sevmiyormuşum ben.
Aslında ben patatesli börek seviyormuşum dedi.
Sonra geçen ay bir sahayı daha yani zor bir sahayı daha aktif ettiler.
Dönmüş bana diyor ki müdürüm bir şey isteyebilir miyim sizden?
Patatesli börek.
Evet teşekkür babında bir patatesli börek daha alabilir miyim?
Yaptım tekrar götürdüm yedik hep birlikte.
Afiyet olsun valla çok güzel.
Sende var mı?
Ben yiyici taraftayım.
Afiyet olsun öncelikle sana.
Sahada başarıya koşup böyle kutlama tarafına katılıyordum yani.
O sürekli sahalarda mücadelenin içerisinde.
Çekersin abi buradan biraz daha kastan yapabiliriz burayı diyen tarafta.
Eskişehir'de nasıl şu an bir fiber operasyon var peki?
Yani nasıl bir günlük hayatınız var?
Biraz belki ondan bahsetmek güzel olur.
Buyurun efendim.
Yani birbirinden çok farklı günler ama her haftanın ya da her günün planlaması bizim için çok değişiyor.
Yani birçok alanda biz sahada sadece proje kısmında yer almıyoruz.
Uçtan uca bütün alanı birlikte yürüttüğümüz için aklınıza gelebilecek her alanda biz varız.
O yüzden bir planlı çalışma doğrultusunda o günün önceliği, o günün planı neyse o şekilde yürütüyoruz.
Ya buna şey diyebilir miyiz yani buradaki özellikle dinleyiciler için biraz konuyu açmaya çalışıyorum.
Eskişehir'de hem bu kabloların hanelere götürülmesi kısmında özellikle bizim için fiberin daha da artacağı bir şehir Eskişehir.
Aynı zamanda arıza operasyonları olduğunda, efendime söyleyeyim kurulumlar gerçekleştiğinde esasında her adımda oradasınız diyebilir miyiz?
Tabii tabii.
İşin satışında.
Satış da var doğru.
Bir gün beni dolabın başında peçkoz takarken görüp ertesi gün belediyede böyle giyinmiş toplantıda görülebilir yani.
Öyle bir hayatımız var.
Eskişehir şu an TÜKNET'in göz bebeklerinden, inci tanelerinden biri.
Eskişehir spor da öyle.
Bitkide daha da büyüyor.
Baya bir hanede var.
Benim de sevdiğim bir yer Eskişehir kısmında.
Peki size bu tarz bir sahada tutan süper gücünüz ne?
Yani bu esasında bir mücadele gerektiriyor.
Kesinlikle.
Toplumun, herkesin alışık olduğu düzenin dışarısına yer alabilmek bir süper güç gerektiriyor.
Sizin buradaki süper gücünüz tam olarak ne?
Ya şöyle.
Eliniz gülüyor.
Evet.
Ya şöyle konuşuyorum size.
Ben Deniz'le ilk tanıştığımız günden beri şey diyorum.
Deniz'e dedim ki sen benim 20'li yaşlarım gibisin.
Ya aşırı benziyoruz.
Yani 5 sene öncesi falan mı?
Çok teşekkür ederim.
Yani şöyle aslında.
Şimdi hem ikimiz de işimizi çok titizlikle ve gerçekten maksimum verimlilikle yapmaya özen gösteren insanlarız.
Bir de aynı anda çok bu işi aslında kendiyle dalga geçip eğlenceye dökebilen bir tarafımız var.
Dolayısıyla biz bir anda çok kaotik bir günün içerisinde aynı anda bir şeylerle boğuşurken bir anda bir şeye çok komik bir caps kendimizde yaratıp gülmeye başlayabiliyoruz mesela.
Birbirimizi hep öyle motive ettik.
Yani en çıldırdığı zamanda örnek veriyorum Deniz şu saate kadar çay içmemiş çabuk çayını getirin falan diyorum mesela.
Çünkü onun çayla ilgili hassasiyeti var.
Çay içmezse sakin kalamıyor.
Sağdan oluştuk evet.
Sağdan oluştuk.
Dolayısıyla biz böyle birbirimizi bir tamamlıyoruz.
Tabii aynı anda gülüyoruz, aynı anda işte mücadele ediyoruz ama...
Kuz'dan yetkililere sesleniyorum.
Yani tabii yine de destek olmakta fayda var.
Evet, evet.
Mizah oturdu o zaman sizin kendinizden.
Evet ya, her an.
Sen Deniz'in mi taklidini yapacaktın burada?
Aklındaki neydi?
Yok, hayır.
Tamam okey o zaman.
Şöyle, güzel bence, güzel bir süper güç.
Ben duyduklarım ve bildiklerim kadarıyla şeyi söylerim.
Şimdi gene aynı noktadan hani erkek işi ve kadın işi olarak oturtulan bir şama içerisinde toplumun genellikle erkek işi dediği bir işi yapıyorsunuz.
Ama burada gene nasıl söylesem kişiler işte daha motive olabilmek, işte başarılı olabilmenin erkekleşme olduğuna inanarak bunu devam ediyor.
Daha demin anlattığın örnek mesela bir erkekleşme örneği değil senin.
Hani işe kendinden bir şeyler katabilme.
Yani ondan sonra giyimin böyle şeyler olur ya böyle giyimin takımını daha böyle erkek gibi giyinmek.
Yani terfinin, gücün ve belki ya da sahadaki onayın, o liderlik yapabilmenin gücünün erkek otoritesi olana inanır.
Ama bunun olmaması bence yani kendinizden kopmayışınız bence buradaki en büyük süper gücünüz derdim ben.
Bence de burada biz aslında tam tersini yapıyor gibiyiz.
Aslında kadın olmanın pozitif yanlarını kullanıyoruz.
Yani hani daha kibarca yaklaştığımız ve daha kibar ortamlarda çalıştığımız bir alan oluşturduk kendimize.
Ve aslında zor şartlarda yapılacak bir şeylerde ya rica ediyorum lütfen bunu yapabilir misin falan dediğinde
ve karşındaki usta da sen bir şey rica etmişsin bu sefer daha bir hassasiyetle ve titizlikle yapıyor yani.
Bence aksi duruma çevirdik diyebilirim.
Ya şöyle işi yaptırmak istediğimizde bir hassasiyet gidiyorsak eğer,
karşı tarafta da bir rahatlık hissediyorsak,
karşında belki bir erkek olsa onu çok daha sert bir dille aslında ifade edebilecekken
bizimle bizdeki mizah aslında sahaya da yansıyor.
Yani sahadaki ekip kazı yaparken de mesela birbiriyle bizim yanımızda bir şakalaşabiliyor ya da işte Deniz birden onlara bir laf atarak işte onların gülmesine sebep olabiliyor.
Dolayısıyla aslında biz sadece kendi içimizde eğlenmiyoruz aslında biraz daha ortamı da biraz daha şenli bir hale getirerek işi yaptırmaya çalışıyoruz.
Mizahın haricinde böyle birbirinize söylediğiniz ve birbirinizi motive edecek cümleleriniz var mı peki?
Sen her süre neye cansele bakıp diyorsun? Her soruyu sonra şöyle yapıyorum.
Benim müdürümün burada çok edebiyi kullandığı bir cümle var.
Yani bence okullarda ders niteliğinde kullanılmalı.
Asalım ofisi şuraya yazdım.
Aynen.
Allah'a uçak kazası vermesin der.
Ya bir şey olmuş mesela.
Yandık burada işte kazı da şu olmuş.
Eyvah diyor ya mesela.
Tamam.
Boş ver Deniz'e Allah'a uçak kazası vermesin diyorum.
Spesifik bir şey ama.
Ya hayır bunun aslında beklemediği de bir cevap oluyor ya böyle.
Gülüyor.
Artık ona da çok yerleşti.
Geçen gün mesela başka bir ortamda işte bir iş ortaklarımızdan birisi hatalı bir süreçle ilgili.
Eyvah Deniz Hanım burada böyle bir sorun oldu dedi.
Boşa.
Allah'ın çakalası.
Allah'ın çakalası.
Sen nerede öğrendin bunu?
Valla biz böyle çok penguen vesaire işte böyle bir sürü dergi okuyorduk ya.
Oradaki birkaç şeyle ilgili sohbet ederken bir yerde nereden çıktığını hatırlamıyorum ama yıllar önce kendi içimizde çıkmış bir espriydi bu yani.
Ondan beri de hep kullanırım ben bunu ya.
Güzel ben sevdim bunu bu arada.
Evet.
Sende var mı?
hep Cansel'in üstünden gidiyoruz.
Yani aslında benim ondan duyduklarımı aktarıyorum.
Yani başka bir replik kullanıyorsam da
sana akıyorsa onu bilmiyorum.
Ya da anlık ben daha çok doğaçlama o anın.
Arada böyle Cansel'i motive etmek için
söylediğin cümleler falan yok mu?
Boş.
Pampesi açtık.
Pampesi açıldı aynen.
Devam.
Task tamamlandı.
Ondan evet evet ondan motive olacağımız için.
Spesifik bir kutlama anınız var mı?
Ya yapamadığımız var.
Evet bir türlü vakit bulup da.
Neymiş?
Biz ilk sağ dolabımızı aktif ettiğimizde dondurma yiyerek bunu kutlamak istemiştik ama.
Arkasına bir sürü dolap kurup bir türlü o dondurma yiyemedik.
Bir tane çok meşhur dondurmacı duymuştuk Eskişehir'de.
Önünden bir yere yetişmeye çalışırken bir kazıyla ile akıl önünden geçerken dedim ki Deniz'e.
Ya bak bu çok güzel bir dondurmacıymış.
İsmi ne?
Söyleyebilirsin bu arada.
Tadındı galiba.
Tadımdı.
Reje ekibimiz biliyor mu?
Doğru mu?
Tadımdı.
Tamam.
Reje ekibimiz de Eskişehir'de bu arada.
Evet.
dondurmacısından geçiyordum. Evet evet.
Tabii tabii tadın. Sonra dedim ki ya
burası çok güzelmiş bak burada yiyelim
dondurma dedim. Tamam dedi o zaman kendimize
şeyimiz olsun. Bunu ısmarlayalım
ilk sağ dolabından sonra dedik. Buradan
tadım dondurmadan bir küçük
ricamız var. Ekibimiz bir türlü gitmeye
fırsat bulamadı. Sizlerle beraber görüşüp
ekibimize dondurma göndermek istiyoruz.
Ya çok teşekkür ederim.
En kısa sürede haberleşmek üzere.
Tabii biz o yiyemediğimiz yani.
Ne istiyorsunuz? Bir tane saha dolabını
kurup yiyeceğimiz dondurmanın üstüne
yiyemeden 7 tane sağa dondurmak. O zaman
7 tane dondurmak.
Evet.
Güzel tamamdır. Peki
burada şimdi dediğimiz gibi erkek işi kadın işi
özellikle toplum tarafından böyle daha
kafamızda strateplerde olanları
düşündüğünüzde sizlerle beraber benzer.
Hani fiber işinde olabilir başka bir işte
olabilir ama toplum tarafından erkek işi olarak
görülen işlerde çalışanlara ne söylemek
istersiniz? Bu şoförlük olabilir. Mesela
hala şeyde Türkiye'de bir otobüs
şoförüne bir kadın otobüs şoförü görüldü
hala böyle bir şey olabiliyor.
Şoför kadınmış falan.
Taksim şoförleri gibi.
Benim aklıma ekspesifik şoförler geldi.
Burada konuşsak doluca meslek üretiriz.
Erkek işi, kadın işi gibi.
Sizle beraber aynı zorlukları çektiğini düşündüğünüz mesleğinizdeki kadın arkadaşlarınızı ne söylemek istersiniz?
Yolda gelirken, sohbet ederken şeyi söylemiştim.
La Casa de Papel'de Tokyo karakteri vardı biliyorsun.
Tokyo'nun inanılmaz bir mücadeleci tarzı var.
Hatta birinci sezonun sonunda çatışmaya girdikleri bir sahne var.
Böyle bütün ekibin bir araya geldiği, işte önüne bütün yığınakları koyup arkasından deli gibi ateş açtığı, kendilerini koruduğu, birlikte olduğu.
Bence bir yerde bir şeyle ilgili başarılı olmak için kadın ya da erkek olmanın önemi yok ama ekip olabilmenin önemi var bu bir.
İkincisi o ekibin bir parçası olarak kendinize inanıyorsanız konunun ne olduğundan hiç bence bağımsız onun üstüne gitmek gerekiyor.
Yani bunu ben yapabilirim, niye ben orada fark yaratmayayım ki diyebiliyorsanız eğer bence bunun üstüne gitmek lazım.
Süper.
Ya ben de açıkçası bunun kadın veya erkek yapılabilitesinden öte bir şeyi çok istemekle ilgili olduğunu düşünüyorum.
Yani bir işi yapmak istiyorsan önce çok istemem ve ona inanman gerekiyor.
Ya biz bu işe başlarken ilk bir araya geldiğimizde Eskişehir'de buluşup ilk oturduğumuzda ben bu işi yapmayı çok istiyorum diyerek bir araya geldik.
Süper ya artık sizi bir ekip olarak düşünüyoruz yani burada şeyde Eskişehir dediğimiz anda bizim için yani Cansel ve Deniz'dir.
Arada da Mehmet Oktay çıktı. Eskişehir'e gidip geldim.
Bizim için de çok karanlık.
Çok karanlık.
Yok yok sonu çok yani.
Çok karanlık şeydir.
Size son bir sorum var.
Peki şimdi TürkNet'teki hayatınızı düşündüğünüzde böyle tadı damağınıza kalan bir an var mı?
Aklınıza kalan bir an.
Yılbaşı gecesi.
Gerçekten.
Aşırı yani o senin bizi aşırı coşturduğun.
Hangi an?
Senin bizi o aşırı coşturduğun.
Ya açıkçası özellikle bu kendi kendimize eğlendiğimiz ana geçtiğimiz alan var ya.
Senin biraz DJ'liğin de başına geçtiğin alan var ya.
Yani aşırı eğlendik ya.
İnanılmaz.
Yerli yerli yerli.
Sahneye ilk çıkanlar planlamadan Betül abla.
Dolan'tan Yakup Umut Eren ve bendim yani.
İlk biz çıktık zaten yani inanılmaz eğlenceliydi.
İyi eğlenceniz vardı.
Sizin soruya beraber çalışmış gibi bir haliniz var.
Yok ya yani sadece böyle bir şey olsa hani böyle bir konu geçse.
Hakikaten geriye dönüp baktığımda biz ne yaşadık?
İyi kötü ne yaşadık diye konuştuk.
Hatta şeyi konuştuk.
Biz şimdi yolculuklarda böyle birlikte yolculuk yaparken en motive olduğumuz şeylerden birisi playlistimiz.
Şundan dolayı çok habsürt yani çok ters köşe şeyler çalabiliyor.
Mesela bir anda arabeske bağlayıp yüksek sesle böyle bahara bahara arabesk söyleyip arkasından birden Lady Gaga'ya dönebiliyoruz.
Şaşırmam buna. Bu buna bir sürü şaşırabilirim.
Yani her rol var bizde o yüzden onlarla ilgili sohbet ederken aslında hani iyi ne oldu geriye dönüp baktığımızda kötü ne oldu nerede zorlanmıştık falan sohbet ederken aslında.
Evet ya yılbaşı çok güzeldi demiştik yani.
Evet çok iyiydi.
Teşekkür ederiz.
Ne demek ne demek her zaman.
Peki sizin ekibimize katılmak isteyen arkadaşlarınıza söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Özellikle böyle tüber operasyonla kadın olarak görev almak isteyenlere söylemek istediğiniz bir şeyler.
Kaç senelerin geçti?
Mesela senin de.
Başarılı olma duygusunu çok seven birisi olmalı bence.
Yani ben başarılı olmak istiyorum.
Başarının da takdir edildiğini görmek istiyorum ki bu tübbette çok fazla gerçekten.
O çok memnun ediyor insanı.
Ya bu duyguyu seviyorum ve ben bunun olduğu kültürün içerisinde olma istiyorum diyen herkes hoş gelmiş değil mi yani?
Artık tatlı.
Geliyor.
Karın ağrısı çekmek lazım.
Yani tabii ki her şeyi yapamayabiliriz.
Tabii ki başaramayabiliriz bu arada.
Ama ben bugün gerçekten verimli olabildim mi?
Bir katma değer sağlayabildim mi?
Bir şeye artı koyabildim mi?
İşte dündeki herhangi bir şeyden kendime ders çıkartabildim mi?
Ve bunlarla ilgili rahatsızlık duyuyor muyum?
Yani iyi yaptığım için mutlu oluyor muyum?
Kötü yaptığım şeyler için rahatsızlık duyuyor muyum?
Dert edinmek gibi.
Evet.
Yani hep buna çok inanıyorum.
Bir de hep savunduğum bir şey vardır.
Yani ben örnek veriyorum.
İşi bilmeyen birine biz bir şekilde işi zaten öğretiyoruz.
Ama gerçekten iyi niyetli olup dert edinen birisi ise ekiple tutunup da yoluna devam edebiliyor.
Yolculuğa devam edebiliyor.
Çünkü iyi niyetli olmayan birine ben iyi niyeti öğretemem.
Ama işi bilmeyen birine ben her zaman işi öğretebilirim.
3 ay, 6 ay, 1 sene bir şekilde öğretirim yani.
Çok güzel mesajlar oldu.
Ben çok keyif aldım size yaptığınız sohbetten.
Biz de çok keyif aldık.
Tekrardan bambaşka bir konu hakkında bir podcast daha çekelim sizinle.
Tamam.
Bu sefer böyle daha eğlenceli.
Konuyu sana şey yapıyorum.
Konuyu sen bulursan süper olur Deniz.
Tamam.
Böyle bambaşka bir şey.
Çünkü Cansel'in ben taklidini hala alamadım.
Kimin taklidi yapacağı hakkında hiçbir fikrim yok.
Ya şimdi sahada bazen dedin ya mesela en çok duyduğunuz şeylerden birisi.
Şimdi biz sahadaki çalıştığımız arkadaşlarımızın genelde kendi lisanlarında hep standart belli sonu biten cümleler var.
Mesela hep mışımla biten cümle.
Örnek veriyorum.
Ama ben ne yapayım Cansel Hanım?
Ben kabloyu oradan çekmişim.
Getirmişim, burada eklenmişim.
Adam diyor ki sök.
Yani bunu çok duyuyoruz ya.
Başka var mı?
Yani.
Sende yok.
Sende zaten taklit hiç yok.
Anlatmayayım zaten.
Ama da kayıt altındayız.
O sağım ve benim adam da falan diyeyim.
Sağda olan sağda kalır.
Evet.
Sağda olan bazı şeyler sağda kalmıyor.
O zaman size teşekkür ediyorum.
Diğer podcast konusu sende.
sizlerle ikinizle beraber bir podcast daha çekelim.
Tamam. Anlaştık mı? Sağ dolabı nasıl
kurulur?
Aynen.
Bir Fiber Soslu sohbetimizin daha sonuna
geldik. Kendinize dikkat edin.
Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
