
İnsan ne zaman tatmin olur ? Bunun sonu var mı ? İnsan neyi arıyor ve buluyor ? Bunun üzerine akışta konuştuğum bir bölüm oldu. Umarım seversiniz.
Düşüncelerinizi bana yazarsanız sevinirim.
Transkript
Merhaba Umarım Herkes İyidir.
Bugün direkt konuya gireceğim aslında.
Bu aralar düşündüğüm, aslında ara ara düşündüğüm bir konu.
Nihai bir nokta var mı dünyada?
Yani hep gidip çabalayıp hep daha ileriye gitmeye çalışıyoruz.
Daha çok kazanmak, daha güzel bir ev, daha güzel bir araba, ilişkiler, kendinin en iyi versiyonu, daha iyi bir versiyon.
hep böyle bir sanki
çarkın içinde ya da merdivenlerden
çıkmaya çalışıyoruz. Orada
nihai bir nokta var mı gerçekten?
Bunu sormak istiyorum. Size de
sormak istiyorum. Bu dünyada
doğuyoruz. Her yıl
yaşımız ilerliyor.
Bir noktaya geliyoruz ve ölüyoruz.
Belli sınırlı bir
düzende, sınırlı bir
zamandayız ve bu zaman
içinde elimizden geleni en iyisini yapmaya
çalışıyoruz. Tabii ki maddi anlamda
konuşuyorum. Maddi anlamda
hep daha iyisini elde etme arzumuz
bir türlü bitmiyor ama içerideki
o his tatmin de olmuyor.
Bir hedef koyuyorsun, o arabayı
alıyorsun, belki bir süre
tatmin oluyorsun ve sonra
alışkanlığa dönüyor ve o tatmin hissi bitiyor.
Sonra yenisi, yenisi, yenisi
bir bakmışsın, 80 yaşındasın
veya öldün.
Burada aslında nihai bir sonun
maddede olmadığını, maddi dünyada
elde edip de
Oh be rahatladım diyebileceğim bir yer olmadığımı görmüş oluyoruz.
Hepiniz bu zamana kadar bunu yaşamışsınızdır.
Bir problem var çözeyim rahatlayacağım.
Rahatlayacağım hissi şey sanıyor hani sonsuz bir tatmin.
Hayır.
Dünyadaki hiçbir madde, hiçbir hedef bizi o sonsuz içsel huzur ve tatmine götürmüyor.
Kimseye götürmemiş ve götürmeyecek.
Yani yok aslında.
Nihayet bir nokta var mı bu dünyada?
Yok.
Kimse bulamamış.
insan hep aramış hep daha çok istemiş
bazen elde etmiş bazen kaybetmiş
ama tatmin olmamış
o yüzden yorma kendini
hiç bitmeyecek doyumsuzluk
zaten tamsın
bütünsün yeterlisin
ama dışarıda arayıp
tamamlanacağın sandığın her şey
seni hep daha eksik hissettirecek
yani
şunu demek istiyorum
maddi dünyada bizi tatmin edecek hiçbir şey yok
böyle düşünüyorum
Bunlar sadece aracı ve yardımcı. Tabii ki önemsiz değil. Yaşamamız için, hayattan keyif almamız için, kendimiz için önemli şeyler ama içindeki doyumsuzluk hissini, boşluk hissini tamamlayacak ve tatmin edecek hiçbir şey yok.
Yani bulan veya bilen varsa söylesin hangi para, hangi konum, hangi güç, hangi madde ve para veya ulaştığın hedef seni tatmin etti ve ölene kadar oh be rahatladım ben bunu başardım ve artık içim huzurlu oh huzuru hiç kaybetmedim diyen var mı? Sanmıyorum.
Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz bu konuda.
Öyle anlık bir bölüm açıp konuşmak istedim.
Bir de aynı zamanda bu dünyada her şeyin geçiciliğini de unutmamak gerekiyor.
Yani bu dışarıdaki tatminsizlik kötü bir şey değil.
İnsanın hedefleri olmalı işinde, gücünde, parada, onda bunda.
Sadece bu yolda kendini kaybedip tüm değerini oraya bağlamamalı.
Bunu söylemek istiyorum aslında.
Bu dünyada her şeyin geçiciliği ve sen geçicisin, ben geçiciyim, her şey geçici aslında.
Biz burada bir misafiriz. Evler, arabalar, insanlar, insanların hayatlarına dair yoluşumuz hepsi geçici.
Ve bu gösteriyor ki aslında hepsi o kadar da önemli değil.
Çünkü geçip giden şeyler aslında.
Ve bu noktada insanın kendini anlaması, içine dönmesi ve manevi bir şeyler bulmasına götürüyor aslında.
Dışarıda arıyor, koşturuyor, bulamıyor ve artık kendini çaresiz ve dipte hissediyor belki.
Çünkü dışarıda sandığı elde edip sonra da hayal kırıklığı yaşadığı birçok deneyimden sonra kimisi dönüyor, kimisi belki de arayışına devam ediyor.
İnsan insan olduğunu hatırlamalı.
Kendine çok yüklenmeden, hata yapabileceğini bilerek korkan, kaygılanan, aşık olan, heyecanlanan, heveslenen, bazen umut eden, inanan, sorgulayan bir canlı aslında insan.
düşünen, bazen düşünmek istemeyen, bazen fazla düşünen, bazen cesur olan, bazen korkan hepsini içinde barındırıyor.
İnsanın kendine fazla mükemmelliyetçi olup hata yaptığında çok acımasız davranmaması da gerekiyor.
Ama hata yaptığında çok ekstra şefkatli de olmaması gerekiyor.
Çünkü bir sonrakinde daha da rahat hata yapmasına sebep olabilir.
bazen evet canımız sağ olsun
demek gerek ama bazen
yanlışlara da canın sağ olsun
diyerek kapı açmamak gerek bu ikisi arasında
bir denge gerekiyor her şeyde olduğu gibi
o yüzden kendimize
hem şefkat göstermek çok önemli
ama ya bak ben burada da hata
yaptım bu bu yüzden oldum
bir daha bu durumu düşüp
kendimi üzmek istemiyorsam neyi değiştireyim
diye düşünmek de önemli
bunun da dozunda şefkatten geçtiğini düşünüyorum
evet her ne kadar
çok fazla eleştiri, mükemmel
çimdik ve kendine kızmak
zararlı olsa da fazla
şefkatin, fazla anlayışın da
insana zarar verebileceğini düşünüyorum.
Çünkü o hatayı normalleştirip
tekrar tekrar yapmanın ve aslında
gün sonunda seni mutsuz eden hataların
içinde kendini bulmana sebep olabiliyor.
Biraz böyle
kondan konuya atlıyor gibi oldum ama
beynimin akışında ne geliyorsa
konuşmak istiyorum.
Bir Venus Retrosu zamanındayız.
Böyle birazcık değişik zamanlar. Bunu başka bir bölümde konuşuruz.
Ama şunu söylemek istiyorum. Hayatta varlığın, varoluşun, kendi değerin hiçbir şeyin bir yere bağlı olmamalı.
Bir insanın gözlerine, sözlerine verdiği değere bir konuma güce, paraya veya başarılarına değil.
sen zaten yaratılışınla, varoluşunla değerlisin, olduğun halinle eksik hissetmen bu dünyada arayışından kaynaklı.
Bu dünyaya ait değiliz, o yüzden tam ait hissetmiyoruz.
Bu dünyaya ait değiliz, o yüzden dünyadaki hiçbir şey bizim içimizdeki eksikliği tamamlamıyor.
Bunu bilmek, bunu hatırlamak çok önemli.
Öbür türlü inip kalkan, düşen, yorulan, tekrar düşen bir döngüde kalabiliyoruz.
insan unutuyor
insan unutamayacağını
o yüzden hatırlatmak istedim
hem kendime hem size bunları aslında
geçen instagramda da bir yazı yazmıştım
onu da tekrar okumak istiyorum
belki dinleyenler görmeyenler için
hatırlatıcı olur
olduğun gibi varoluşunla
yaratıldığın halinle yeterlisin
değerlisin
dışarıdaki hiçbir şey bunu ne çoğaltabilir ne eksiltir
karanlığıyla yüzleşmeli insan
o zaman ancak tam olarak kendi olabilir
Kendini tam görebilir ve tanıyabilir.
Özüne ulaşabilir.
Hatalarınla, iyi ve kötü tüm yanlarınla sensin.
Ve inkar edek değil.
Önce görerek dönüşebilirsin.
Olduğun halinle değerlisin, yeterlisin.
Unuttuysan hatırla.
Dışarıdaki hiçbir şey senin değerini azaltıp çoğaltamaz.
Öyle sanıp oralarda kendini tüketme.
Hatalar insanlar için kusurlar.
Her insan kusurlu.
İnsan olmak biraz da böyle.
Ama önemli olan sonrasında neye dönüştüğü.
Kendine şefkatli ol ama her şeyi maruz görüp yokuş aşağı gitmesine izin verme.
Seni her zaman sen koruyacaksın.
Bu görev senin.
Seni seven ve kabul eden, yaratıcıyı hissediyorsan ona dön, ondaki değerini hatırla.
İçinde zaten tam ve bütünsün.
Eksik olduğuna inandırıldın ve yıllarca o eksiği doldurmak için çabaladın durdun.
Olduğun gibi, varoluşunla, yaratıldığın halinle yeterlisin ve değerlisin.
Dışarıdaki hiçbir şey bunu ne çoğaltabilir ne eksiltebilir.
Ve sen bunu anlayana kadar bu döngüde dönüp duracaksın.
Ta ki anladığın ana kadar anlayıp sindirdiğin zaman döngüden çıkacaksın.
Seçim senin.
Seçim bizim.
Evet.
Bu döngüden çıkmak veya burada kalmak irademiz var.
Hiçbir şey yapmak zorunda değiliz tabii ki.
Herkes kendi seçimlerini yaşıyor.
Hem iyi hem kötü.
Bilmiyorum.
Bu da başka bir konunun tartışması olsun.
Ama şunu biliyorum ki dışarıda gördüğün her şey sadece bir aracı.
Senin içindeki değerini, varlığının değerini ne alçaltabilir ne çoğaltabilir.
Bunu unuttuysan bunu hatırlatmak istedim.
Umarım birazcık faydalı olabilmişimdir.
Kendinize çok iyi bakın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
