
Terapi Hakkında Merak Edilenler: Terapi Ne Kadar Sürer?
23 Ekim 2026 · 16 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Terapiye başladığımızda belki de en çok merak ettiğimiz sorulardan biri şu: Ne kadar sürede iyileşeceğim?
Peki, terapinin ne kadar süreceğini belirleyen şey ne? Neden bazen kendimizle ilgili bir şeyi fark etsek bile onu değiştirmek zaman alıyor?
Bu bölümde psikoterapi sürecini, sürenin kişiden kişiye neden değiştiğini ve terapide ilerlemeyi etkileyen faktörleri konuşuyoruz. Değişim her zaman ileriye doğru mu ilerler? Ve terapide gerçekten yol aldığımızı nasıl anlayabiliriz?
Instagram: psikologmelisacenal
Transkript
Merhaba, Bunu Hiç Düşündün mü?? podcastinin yeni bölümüne hoş geldiniz.
Burada zaman zaman psikoterapiden bahsediyorum ama bütün bir bölümü psikoterapiye ayırdığım olmamıştı daha önce hiç sanırım.
Daha çok genel psikoloji içerikli bölümler yapıyorum.
Bir de geçen hafta bölümleri kısaltacağımızı söylemiştim.
Peki öyle olmadı ama bu hafta deneyeceğiz bakalım.
Şimdi madem bölümleri kısaltıyoruz biraz da psikoterapi ile ilgili merak edilen soruları kısa kısa cevaplamak istiyorum.
Belki her hafta bir soruyu ele alarak.
Bu sorular bana bazen instagramdan, bazen arkadaş çevremden, bazen de danışanlarımdan geliyor.
Sizin de psikoloji veya psikoterapi ile ilgili merak ettiğiniz, sormak istediğiniz şeyler varsa bana yazabilirsiniz.
Gelen soruları ileriki bölümlerde burada konuşmayı çok isterim.
Podcast'ı ve Instagram hesabımı takip ederseniz hem sorularınızı bana iletmeniz kolaylaşır hem de yeni bölümlerden haberdar olabilirsiniz.
Eğer Spotify'dan dinliyorsanız zil simgesine basarak yeni bölüm geldiğinde bildirim alabilirsiniz.
Şimdi başlamadan önce kötü haberi vermek istiyorum.
Burada vereceğim cevaplar muhtemelen sizi tam olarak tasmin etmeyecek.
Bunun nedeni şu.
Şimdi her insan kendine özgü ya ve her birimizi terapiye getiren şeyler farklı.
Mesela iki kişi de aynı cümleyi kurarak gelebilir.
Mesela ikisi de kaygılıyım ya da mutsuzum diyebilir ama o cümlenin arkasında çok farklı hikayeler var tabii ki doğal olarak.
Bir kişinin kaygısı birkaç aydır yaşadığı bir iş stresine bağlı olabilir sadece ama belki diğerinin ki çocukluğundan beri taşıdığı bir şeyle bağlantılı.
Aynı zamanda hayatımızda kimlerin olduğu, ne kadar desteğimiz olduğu, daha önce terapi deneyimimizin olup olmadığı veya terapiden ne beklediğimiz kişiden kişiye değişiklik gösteriyor.
O yüzden bu sorulara herkes için geçerli tek bir cevap vermek pek mümkün değil.
Yine de genel olarak neler olduğunu ve süreci nelerin etkilediğini konuşabiliriz tabii ki.
Belki bu da kendi sürecimize biraz daha farklı bakmamızı sağlayabilir.
O zaman ilk soruyla başlayalım istiyorum.
Terapi ne kadar sürer?
Ve genelde bunun peşinden şu geliyor, ben ne kadar sürede düzelebilirim?
Bu belki de terapistlere en sık sorulan soru ve aslında çok da anlaşılır bir soru.
Zorlandığımız bir konuda yardım almaya karar verdiğimizde ne kadar zaman, ne kadar emek ve ne kadar para harcayacağımızı bilmek istiyoruz doğal olarak.
Bu sorunun cevabı önce hangi terapi yaklaşımı ile çalışıldığına göre değişiklik gösterir.
Bazı yaklaşımlar baştan aşağı yukarı belli bir seans sayısıyla çalışırlar.
Kısa süreli terapiler bunlar.
Mesela 12 ya da işte 20 seans gibi bir süre belirlenir ve daha çok belli bir soruna, belli bir hedefe odaklanılır.
Bazı yaklaşımlardaysa süre baştan belirlenmez.
Bu yaklaşımlarda bizi terapiye getiren şikayetin yanında o şikayetin nereden geldiğim, hayatımızda nelerle bağlantılı olduğu ve hangi ilişkilerimizde tekrar ettiği de anlaşılmaya çalışılır.
Bu da genellikle daha uzun bir zaman gerektirir.
Ama terapistler her zaman tek bir yaklaşıma bağlı olarak çalışmıyorlar.
Ben de birden fazla terapi ekolünden eğitim aldım ve hangi yaklaşımdan ne kadar yararlanacağım, bir konuya hangi açıdan bakacağım kişiye ve o anki duruma göre değişiklik gösteriyor.
Biz bunu aslında bir alet çantasına benzetiyoruz.
Çantada farklı aletler var ve hangisinin kullanılacağı karşıdaki kişiye ve onun o anki ihtiyacına göre değişiklik gösteriyor.
Bugün pek çok terapiste bu şekilde farklı yaklaşımları bir arada kullanarak çalışıyor aslında.
Yani terapinin ne kadar süreceği biraz da terapide neyin hedeflendiğine ve nasıl bir yol izlendiğine bağlı.
Ama aynı yaklaşımla çalışılsa bile bu süre kişiden kişiye değişiklik gösterir.
O yüzden aslında daha işe yarar bir soru süreyi nelerin etkilediği.
Mesela bunlardan biri bizi terapiye getiren şeyin ne kadar zamandır hayatımızda olduğu.
Çoğumuz terapiye bir sorun daha yeni başladığında gelmeyiz.
Genelde yıllardır taşıdığımız belki bir kısmı çocukluğumuza kadar uzanan şeylerle ilgili olabilir.
Yıllar içinde oluşmuş bir düşünme, hissetme ya da ilişki kurma biçiminin birkaç haftada değişmesini beklemek çok gerçekçi değil.
Mesela yeni bir dil öğrendiğimizi düşünelim.
Aynı yeni bir dil öğrenmek gibi 6 haftada mesela o dili akıcı konuşamayız değil mi?
Terapide de değiştirmeye çalıştığımız şeyler çoğu zaman daha karmaşık oluyorlar.
Ve aynı zamanda terapide konuşulan konular da zamanla değişiyor.
Çoğu zaman belki tek bir şikayetle geliyoruz.
Mesela diyelim ki iş yerindeki kaygımız için geldik.
Ama bunu konuşurken bir süre sonra genellikle başka şeyler de ortaya çıkıyor.
Mesela kaygının yıllardır süren bir mükemmelliyetçilikle ilgili olduğunu görebiliriz.
ya da belki ailemizle olan ilişkimizle de bağlantılı bir yanının olduğunu görebiliriz.
Bir konuya dokunduğumuz zaman onun arkasından genellikle başka konular açılabiliyor.
Bir de ilk seanslarda genellikle her şeyi anlatmayız.
Bu da çok doğal.
Çünkü henüz karşımızdaki kişiyi tanımıyoruz.
Ona ne kadar güvenebileceğimizi bilmiyoruz.
Ve o güven ilişkisi sağlandıktan sonra mesela birkaç ay sonra başta hiç bahsetmediğimiz konuları konuşmaya başlayabiliyoruz.
Bu da çok doğal bir şey ve terapinin ilerlediğini gösteren, oradaki terapetik ilişkinin kurulduğunu gösteren bir şey.
Ama tabii ki süreyi uzatan da bir faktör.
Aynı zamanda terapi devam ederken hayatımızda olanlar da süreyi etkiliyor.
Diyelim ki biz belli bir konu üzerinde çalışmak için terapiye başladık ve bu konuyu çalışmak için istekliyiz, motiveyiz.
Ama mesela sonra hayat sürdüğü için, hayat devam ettiği için süreç devam ederken bir yakınımızı kaybedebiliriz, işimizi kaybedebiliriz, bir ayrılık yaşayabiliriz ya da hayatımızda başka büyük bir değişiklik olabilir.
Şimdi böyle bir durumda terapide başta konuştuğumuz konuya biraz ara vermek ve o anda o yaşanılan şeye odaklanmak gerekebilir.
Zor bir dönemi terapide konuşabilmek çoğu zaman bize iyi gelen bir şey ve genel sürece de katkı sağlayan bir şey ama tabii ki toplam süreye eklenen bir faktör oluyor.
Bir de terapinin rahatsız edici bir süreç olduğunu kabul etmek lazım.
Sadece iyi şeyler konuşulmuyor ya da bize iyi şeyler hissettirmiyor çoğu zaman.
Bazen kaçındığımız duygular, düşünmek istemediğimiz anılar, kendimizle ilgili kabul etmesi zor şeyler de odaya gelebiliyor.
Ve bu duygularla bir süre kalabilmek, onlardan hemen uzaklaşmamak sürecin önemli bir kısmı.
Ve bunu yapabilmek de herkes için aynı kolaylıkta olmuyor ki bu da çok anlaşılır bir şey.
Şimdi biz bu duygulara yaklaşabildikçe süreç ilerletebiliyoruz ama bu duygulardan kaçındıkça da süreç yavaşlayabiliyor ve bu kaçınmanın da bir nedeni var.
Ve bizim aslında o kaçınmayı da anlamamız gerekiyor terapide.
Bununla bağlantılı olarak terapiye gelmeden önce çoğumuz hayatımızdaki pek çok şeyi sorgulamayız.
Onu öyle kabul etmişizdir.
Bu da aslında hayatta kalmamızı sağlayan bir şey.
Zor şeylere alışarak o zor şeylerle bir şekilde yaşamayı öğreniyoruz.
Mesela çok eleştirel bir evde büyüyen biri sürekli eleştirilmeyi hayatın bir parçası olarak görebilir.
Terapide bu tür şeyleri sorgulamaya başladığımızda da alıştığımız düzen sarsılabiliyor.
Ben bunca zaman bunun böyle olması gerektiğini düşündüm ama acaba gerçekten böyle mi olmalıydı?
Bu bana ne hissettiriyor?
Ben peki şu anki bakış açımla hayattan hayatımda ne istiyorum, neyi istemiyorum gibi sorular zorlayıcı ve bazen de korkutucu olabiliyor.
Bu yüzden bu sorgulamanın da acele edilmeden kaldırabileceğimiz bir hızda yapılması gerekiyor.
Çok hızlı gittiğimizde bunalıp terapiyi de bırakabiliyoruz.
Bir de bir şeyi fark etmekle o şeyin değişmesi arasında da bir mesafe var.
Terapide kendimizle ilgili önemli şeyleri fark edebiliyoruz.
Evet, hangi inançlarla yaşadığımızı, ilişkilerimizde neden hep benzer sorunlar yaşadığımızı görmeye başlayabiliriz mesela.
Bu çok kıymetli ama bir inancı fark etmek onun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Çünkü bu inançlar sadece düşüncelerimizde değil tepkilerimizde, bedenimizde ve ilişki kurma biçimimizde de yer alıyorlar.
Özellikle bir zamanlar bizi korumuş olan inançlar kolay kolay değişmiyor tabii ki de.
Değişmeleri için farklı bir deneyime tekrar tekrar yaşamamız gerekiyor bazen.
Ve terapi ilişkisi de bu deneyimlerin yaşandığı yerlerden biri aslında.
Bir de bu aynı inanç hayatın farklı alanlarında yeniden karşımıza çıkabiliyor.
Biz bir alandan onun üzerine çalışıp bir şeylerin değiştiğini görsek bile bir süre sonra başka bir alanda aynı inancın yine etkili olduğunu fark edebiliyoruz.
Dışarıdan bakınca bu yeni bir sorun gibi görünebiliyor çoğu zaman ama yine altında aynı inancın yattığını görebiliriz.
Ve o yeni alanda da onun üzerine yeniden çalışmak gerekiyor.
Bu da terapinin neden bazen uzun sürdüğünü açıklayan faktörlerden bir tanesi.
Bu noktada bir de bir beklentiden bahsetmek istiyorum.
Terapiye geldiğimizde çoğumuz bunu açıkça düşünmesek bile terapistin bir şeyler yapıp bizi düzeltebileceğini umuyoruz.
Bu çok anlaşılır bir beklenti çünkü zorlandığımızda o yükü bizimle birlikte taşıyacak birini arıyoruz ama
terapi terapistin bize bir şeyler yaptığı bir süreç olmaktan çok iki kişinin birlikte çalıştığı bir süreç.
Terapist bize eşlik ediyor ve fark etmediğimiz şeyleri görmemize yardım ediyor belki.
Ama değişimin büyük kısmı aslında bizim tarafımızda oluyor.
Terapistin bir çözüm bulup vermesini beklemek aslında süreci daha da yavaşlatıyor.
Değişimde kendimizin de payı olduğunu fark ettiğimizde süreç daha kolay ilerlemiş oluyor.
Peki kendi tarafımızda ne yapabiliriz?
Süreci hızlandırmanın garantili bir yolu yok ama daha rahat ilerlemesine belki yardımcı olabilecek birkaç şey var.
Birincisi kendimize ve terapistimize karşı sabırlı olmak.
Takıldığımızı ya da sürecin çok uzun sürdüğünü hissediyorsak eğer bunu terapistimizle konuşabiliriz.
Ona nerelerde ilerleme gördüğünü, neyin üzerine çalışabileceğimizi, nereye doğru gittiğimizi sorabiliriz.
Bu konuşmalar çoğu zaman hem bizi rahatlatır hem de terapiye de yeni bir şey katmış olur.
Bazen biz hiçbir şeyin değişmediğini düşünürken terapist orada farklı bir şeyler görebilir.
Mesela eskiden hiç açmadığımız bir konuyu artık daha rahat konuşabildiğimizi ya da eskiden kaçtığımız bir durumda daha farklı bir davranış geliştirdiğimizi fark etmiş olabilir.
Bunları duymak değişimin bazen bizim pek fark etmediğimiz yerlerde olduğunu gösterir.
Terapiyle ilgili hayal kırıklığımızı ya da sabırsızlığımızı terapistimize söylemek de terapinin bir parçası.
Ve aslında terapistimize karşı hissettiklerimiz de seansta konuşabileceğimiz şeyler.
Bu yüzden sürece aktif olarak katılmak önemli.
Seanslarda aklımıza gelenleri söylemek, seanslar arasında konuşulanlar üzerine düşünmek, terapistimiz bir şey önerdiyse bunu denemek de sürecin bir parçası.
Eğer önerilen bir şey bize anlamlı gelmiyorsa bunu da konuşabiliriz.
Onun neden önerdiğini sormak, bunun üzerine konuşmak da bu sürece katılmanın bir yolu aslında.
Kısacası bu sorunun cevabı belli bir hafta ya da seans sayısı değil.
Ama değişimin çoğu zaman sanıldığından daha erken başladığını da söylemek istiyorum.
Yardım almaya karar vermek, bir terapiste ulaşmak, ilk seansa gelmek kendimiz için bir şey yapmaya başladığımızı gösteriyor.
Bazılarımız ilk haftalarda biraz rahatladığımızı hissedebiliriz.
Bunun bir kısmı uzun zamandır tek başımıza taşıdığımız şeyi birisiyle paylaşabilmekten geliyor olabilir mesela.
Bu rahatlama önemli burada ama bu tabii terapinin bittiğini ya da çok hızlı ilerlediği anlamına gelmiyor.
Üzerine çalışılacak konular çoğu zaman bundan sonra ortaya çıkıyor.
Terapi zaman içinde ilerleyen bir süreç ve değişim de genelde yavaş yavaş oluyor.
Ve hatta bazen iki ileri bir geri giderek oluyor.
Bu yüzden süreyi bir hedef gibi düşünmek yerine sürecin içinde neler olduğuna bakmamız gerekiyor.
Bu haftalık bu kadar. Haftaya görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
