
Bu bölümde sahneye çıkıyoruz ama tiyatro sahnesine değil… psikodrama sahnesine.“Yaprak Dökümü” dizisinden yola çıkarak, ilişkilerde üstlendiğimiz rollerin ve tekrar eden duyguların izini sürüyoruz.Konuklarım Uzman Psikolog & Çift ve Aile Terapisti Beyza Köseoğlu ve Klinik Psikolog Ecem Uysal, psikodramada “ayna”, “rol değişimi” gibi kavramların ne anlama geldiğini ve sahnede neler yaşandığını paylaşıyorlar.Ayrıca, Kasım ayının ilk haftasında başlayacak “İlişkilerin Sahnesi” adlı psikodrama grubunun detaylarından da bahsediyoruz.Grup, 6 haftalık bir süreç olacak ve her Çarşamba akşamı 20.00–22.00 arasında, Kadıköy–Bostancı’daki Unita Danışmanlık’ta gerçekleşecek.
Sahne hazır: bu kez kendi rolümüzü izliyoruz.
🎟️ Katılım ve detaylı bilgi için konuklarımın Instagram hesaplarını açıklama kısmında bulabilirsiniz.
@psikolog_ecemuysal
@psikoterapist.beyzakoseoglu
Transkript
Herkese merhaba. Bugün konseptimden biraz daha farklı bir konuyla buradayım.
Ve aynı zamanda ilk defa konuklu bir bölüm çekiyorum.
Yalnız değilim bugün. O nedenle çok heyecanlıyım.
Yanımda iki değerli meslektaşım var.
Şimdi mikrofonu onlara uzatıyorum. Onlar da kendilerini tanıtsınlar. Hoş geldiniz.
Merhaba. Ben uzman psikolog, çift ve aile terapisti Beyza Kösoğlu.
Ben de klinik psikolog Ecem Uysal.
Aynı zamanda biz psikodrama yardımcı terapisti olarak psikodramatist olma yolunda giden iki kişiyiz.
Bu anlamda grup terapisi çalışmaları yürütüyoruz.
Buraya dair de bugün bununla ilgili de çok heyecanlı geldik aslında.
Ben de çok heyecanlıyım.
Biraz dinleyicilerimiz için böyle ne konuşacağımıza dair küçük bir bilgi vereyim.
Bugün biraz sahneden konuşacağız ama tiyatro sahnesi değil.
Bu bir psikodrama sahnesi ve sahnede iç dünyamız var.
Konuklarım bize bu sahnede iç dünyamızı roller üzerinden nasıl anlayabileceğimizi anlatacaklar.
O yüzden lafı çok da uzatmak istemiyorum.
Direkt başlayalım istiyorum.
Ve sorumu soruyorum.
Psikodramada bu sahne dediğimiz yer nasıl bir yer?
Yani bir insan kendi iç dünyasını sahneye nasıl taşır?
Aslında psikodrama sahnesi kişinin iç dünyasının dışa vurulduğu bir yer.
Yani kişi orada bir olayını, bir ilişkisini ya da bir duygusunu canlandırıyor.
Ama amacımız burada oynamak değil, daha çok o rolün içinde neler hissettiğini görebilmemiz.
Bu anlamda bizim psikodrama sürecinde çok fazla kullandığımız bir deyim var.
Anlatma, göster.
Yani kişinin hissetmekte olduğu duyguları kelimelerin içinde, sözcüklerin içinde çok fazla boğulmadan bedeniyle veya bir başka nesne üzerinden bize göstermesini isteriz.
Ve bu da aslında sahneye, zihnimize rolleri getiriyor.
O zaman sahnede rol dediğimiz şey ne oluyor?
Rol de kişinin bir durumda veya ilişkide üstlendiği davranış ve tutumlarının bütünü olarak aslında belki tanımlayabiliriz.
belki günlük hayatımızda
baktığımızda da hepimizin
onlarca rolü var işte bugün burada
psikolog rolümüzle oturuyoruz
kendi ailemizde
farklı rollerimiz var
ilişkilerimizde farklı
rollerimiz var
aslında hani böyle rollerden bahsederken
belki farazi şeyler üzerinden
konuşmak yerine
biraz daha böyle hepimizin konuştuğu
kişiler üzerinden bunu konuşsak
daha anlaşılır olabilir diye
düşünüyorum. Tabii böyle
bir şey söyleyince de
aklıma hali hazırda tekrarları
sürekli televizyonda dönen
ve Türk dizi tarihinin adını
gözyaşlarıyla yazmış
dizimiz Yaprak Dökümü
aklıma geliyor. Biraz
Yaprak Dökümü'ndeki roller üzerinden düşünmeye
başlasak neler olur diye
düşünüyorum. Evet
aslında hepimizin
belki de hepimizin olmasa da
belki takip edenlerin aşina olduğu
bazı roller var bu dizilerin içinde.
Mesela Ali Rıza Bey'den başlasak. Neydi mesela onun rolü?
Tabii benim aklıma ilk gelen şey bir baba olması.
Evet baba olmakla birlikte Hayriye'nin eşiydi, Nehir Hanım'ın komşusuydu, işte Kahveci Ahmet Efendi'nin arkadaşıydı.
Her ne kadar istemese de Oğuz'un ve bir noktada sevdiği Cem'in kayınpederiydi.
Ama sanki en çok da o kaymakam rolündeydi.
Evet ve bütün bu saydığın rolleri düşündüğümüzde Ali Rıza ne yazık ki bu roller arasında hiç esneyemedi ve aslında zihinlerde ve bence dizide de her zaman kaymakam rolüyle yani bir anlamda devletin ve ahlakın temsilcisi, doğruluğun temsilcisi olarak gördü kendini.
Ve bu otorite ve baba rolünü hayatında hep iç içe geçirdi ve hep doğruyu koruyan kişi oldu.
Bir şekilde tabii bu durum toplumsal olarak değerli göründü ama iç dünyasında da sıkışmaya yol açtı.
Çünkü baba rolünün içinde insani, duygusal, esnek yanlarına gerçekten çok az yer kaldı Ali Rıza Bey'in.
Ve psikodrama çerçevesinden baktığımız zaman aslında Ali Rıza Bey tek bir rolün getirdikleriyle sıkışıp kalıyor.
Hangi sahneye çıkarsa çıksın hep aynı rolü oynuyor.
Eşiyle, çocuklarıyla hatta kendisiyle olan ilişkisinde bile her zaman o ahlakın temsilcisi maskesini takıyor ve onu hiçbir zaman çıkaramıyor.
Tabii bir anlamda bu rol onu, değerlerini koruyor ama ne yazık ki zaman içerisinde onu sınırlayan ve hasta eden bir zırha dönüşüyor.
Evet çok güzel tanımladım bence de.
Teşekkür ederim.
Bir de peki Ali Rıza Bey'i en çok zorlayan kişilerden biri Ferhunde aslında değil mi?
Mesela ona dair neler söyleyebiliriz?
Şimdi Ferhunde'yi düşündüğümüzde biz onu Şevket'in romantik partneri olarak tanıdık ve tabii ki de aklımızda kalan rolü Şevket'in eşi olması oldu.
Ama tabii Ferhunde'nin de farklı rolleri vardı.
Ali Rıza Bey'in Hayriye Hanım'ın gelini, Leyla, Necla, Ayşe ve Fikret'in yengesi ve bunlarla birlikte Nurdan Hanım'ın kızıydı.
Bir süre sonra Şevket'in eski eşi oldu.
Bunlar aklıma gelen ilk roller ama Ferhunde'nin dizi içerisinde birçok başka başka rolü de oldu.
Evet Ferhunde'yi de aslında belki aynı yerden rolün içinde esneyebilme kapasitesi açısından düşünürsek onun hikayesi Ali Rıza Bey'inkinin tam tersi yönde donmuş bir yerden akıyor.
Yani Ferhunde ilk sahnelerden itibaren belki görülmek isteyen biri rolünü oynuyor.
Başta bu rol onun için bir güç kaynağı aslında.
Dikkat çekiyor, bu şekilde görünür oluyor yaptıklarıyla.
Hatta kendini böyle var ediyor.
Ama zamanla bu rol böyle tekleşiyor gibi.
Başka hiçbir duyguya, başka bir ifade biçimine yer bırakmıyor.
Ve görülmediğini hissettiği durumlarda da manipülasyonla, baştan çıkarma ya da öfkeyle tepki veriyor.
Yani Ferhun'de de tıpkı Ali Rıza Bey gibi tek bir rolün içine sıkışıyor.
Onun için bir rolde sıkışmak ise aslında şu şekilde ortaya çıkıyor.
Yani ne olursa olsun hep aynı sahneye oynuyor.
Ve bir noktadan sonra kendi içindeki diğer rolleri, örneğin kırılgan ya da yumuşak tarafını hiç sahneye çıkaramıyor.
Ancak böyle final bölümlerine yakın biraz daha esneyebildiğini görüyoruz.
Bu esneme de Ferhunde'nin Tekin ailesinin evinden ayrılmasıyla,
yani bir nevi sahneden çıkıp o sahneye uzaktan bakabilmesiyle başlıyor.
Burası aslında beni Ferhunde'nin hikayesinde en çok etkileyen şeylerden biri.
Ferhunde'nin hikayesinde sahneden çıkma biçimi bence çok dikkat çekici.
Son bölümlerde artık Ferhunde Tekin ailesinin evinde değil ve karşı evde oturuyor.
Yani gerçekten fiziksel olarak içerisinde bulunduğu sahneden çıkıyor.
Ama aslında Ferhunde o sahneden çıksa dahi o evde bir Ferhunde rolü var olmaya devam ediyor.
Ferhunde hakkında konuşuluyor.
Ferhunde'nin etkileri sürüyor.
Her ne kadar o çatışmanın bir parçası olmasa da o çatışmadaki rolünü görebilir oluyor.
Yani aslında o evdeki rolünü rolüne bir ayna tutuyor uzaktan bakarak.
Sahneyi dışarıdan izliyor.
Bıraktığı etkiyi rahatlıkla böylece görebilmiş oluyor aslında Ferhunde.
Evet aslında bu da bizim psikodramada ayna tekniğini hatırlatıyor gibi.
Yani kişi sahnede yaşadığı bir durumu dışarıdan izlediğinde kendi davranışına, tepkisine hem de yaşanan olaylara farklı bir yerden bakabilme imkanı sağlıyor.
Ve o evden uzaklaşıp başka yerden izlemesi de bunu anlatıyor gibi.
Yani psikodrama sahnesinde ayna dönüşümün başlangıcı oluyor aslında.
Çünkü insan bir kez olsun kendini dışarıdan gördüğünde aslında hiçbir şey aynı kalamıyor.
Bir şekilde bir şeyler değişiyor diye düşünüyorum ben.
Peki psikodrama sahnesinde bu ayna tekniğini nasıl uyguluyorsunuz?
Yani aslında sahne kuruluyor, ilerliyor, oyun ilerliyor.
Ve bir noktada gerçekten bazen sözün bittiği yere geliniyor ve orada bir durup o gün meselesini kim canlandırıyorsa, kimin meselesini sahneye çıkardıysak o kişi kendi yerine birini seçiyor ve onu oraya yerleştiriyor ve sonrasında meselesi canlandırılan kişi sahneden çıkıp dışarıdan bakıyor.
farklı yerlerden
belki farklı açılardan
belki bir sandalyenin üstüne çıkıp
o sahneye kuş bakışı bakarak
ya da işte farklı noktalara
geçerek o sahnede
neler oluyor
sahnenin içinde kendisi yokken dışarıdan
o sahne nasıl görünüyor
dışarıdan baktığında
neleri fark ediyor
bunu sağlamaya yarayan bir teknik gibi
evet yani kendi hikayesine
üçüncü bir göz oluyor aslında
Bu da objektif de olabildiği bir yer olmuş oluyor.
Çünkü hikayenin içinde değil dışarıdan bakan biri oluyor.
Peki benim psikodramaya dair merak ettiğim bir terim daha var.
Mesela rol değişimi.
Rol değişimi ne demek psikodramada?
Belki rol değişimini yani psikodramanın içindeki rol değişimi kavramını şöyle anlatabiliriz.
Aslında olmazsa olmazı diyebiliriz.
Çünkü bununla birlikte diğerinin gözünden kendimize bakma deneyimi kazanıyoruz bir noktada.
Sahnede rol değişimlerinde protagonist ve rol verdiği diğer üyeler fiziksel ve duygusal olarak yer değiştiriyorlar.
Yani burada protagonist karşısındaki kişinin yerine geçme fırsatı buluyor.
Bir dakika burada durduracağım.
Protagonist dedin.
Şimdi dinleyicilerin de anlaması açısından onu da açıklayalım.
Ne demek tam olarak bu?
Doğru bir noktaya değindik bence de.
Protagonist sahnede, eylemde bulunan kişi demektir.
Şimdi grup olarak buluşuyoruz ve bu grup seanslar için her buluştuğunda her bir üye protagonist adayı oluyor.
Yani bu demek oluyor ki gruptaki her bir üyenin hikayesi o sahneye gelebilir.
Ve kimin hikayesi sahneye geliyorsa, o hikaye canlandırılıyorsa o hikayesi canlandırılan kişi protagonist olur.
Yani aslında o hikayenin baş kahramanıdır.
Bununla birlikte grupta, gruptaki diğer üyeler de kendi meselelerini protagonistin sahneye taşıdıklarıyla birlikte çalışıyorlar.
Yani o gün gruptaki herkes kendi iç dünyalarından bir şeyleri, kendi anılarından bir şeyleri protogonistle birlikte onun için yeniden anlamlandırıyorlar ve birlikte yeniden anlıyorlar aslında.
Rol değişimi biraz arada kaynadı gibi hissediyorum.
Geri dönelim rol değişimine ama hatta şöyle yapalım bu sefer.
Mesela Ferhunde ve Ali Rıza üzerinden anlatalım rol değişimini.
Olur mu?
Evet ama ben önce psikodramada rol değişimini böyle basitçe bir anlatayım.
Sonra Ferhunde ve Ali Rıza üzerinden de konuşalım.
Rol değişimi en basit haliyle sahnede iki kişi var.
Biri protagonist, diğeri de onun hayatındaki bir rolü canlandırıyor.
Bu diğer kişiyi de protagonist grup üyelerinden seçti zaten.
Sonra bu iki kişi yer değiştiriyor yani rol değiştiriyor.
Yani protagonist az önce kendisine bir şey söyleyen kişinin yerine geçiyor ve onun gözünden bakıyor, onun ağzından konuşuyor.
Yani basit gibi görünüyor ama etkisi derin oluyor.
Şimdi mesela Ferhunde'nin protagonist olduğu bir senaryo düşünelim.
sahneye çıkıyor ve grup üyelerinin arasından birini Ali Rıza'nın yerine seçiyor.
Daha sonra Ali Rıza ile rol değişimi yaparak diyalog kuruyor.
Ve bu süreç içerisinde aslında belki de Ali Rıza'nın çocukları için doğru olanı yapmak istediğini fark edebilir.
O fark etmese bile yani Ferhunde bunu oyunu esnasında sahnede fark etmese bile
Ali Rıza'nın rolünde oynayan kişi roldeyken bunu hissedebilir ve sahne kapandıktan sonra bunu protagoniste yani Ferhun diye söyleyebilir.
Terim olarak buna da rol geri bildirimi diyoruz.
Aslında tek seçenek protagonistin bunu hissetmesi değil aynı zamanda rol verdiği kişilerin de sahnedeyken hissettiği şeyler bizim için bir zenginlik oluyor psikodramada.
Başta da şey demiştik hatırlarsanız Ali Rıza ve Ferhunde'nin rol içinde esneyememesine dair bir şeyler konuşmuştuk.
Bu rol içinde esneyememe aslında belki biraz da psikodramayı deneyimlememelerinden geliyordur.
Çünkü psikodrama sahnesinde farklı roller alarak sanki bu rol esnekliğimizi, diğer rollerimizin içinde nasıl olduğumuzu da görme imkanı buluyoruz aslında.
Yani tek bir rolde sıkışıp kaldığımız zamanları fark ediyoruz.
Belki Ali Rıza ve Ferhun'da böyle bir şansı olsaydı tek bir rolde sıkışıp kaldıklarını fark edebilirlerdi bu sahnede.
Tabii psikodramanın amacı da biraz buraları harekete geçirmek.
Farklı farklı rollerde insanların neler yaptıklarını anlamalarını sağlamak.
Bugün sizinle birlikte psikodramaya küçük bir giriş yaptık.
Böyle hani anlayabileceğimiz yerlerden örnekler de aldık sizden.
Bir de bitirmeden önce şunu sormak istiyorum size.
Şu an bildiğim kadarıyla sizin aktif olarak kayıt aldığınız bir grup var.
İsterseniz burada da hani biraz bahsederseniz belki buradaki dinleyicilerden de katılmak ve bunu deneyimlemek isteyenler çıkabilir.
Evet şu anda ilişkilerin sahnesi adını verdiğimiz bir psikodrama grubumuz için aslında kayıt alıyoruz.
Bu grup romantik ilişkilerde kendimizi ve ilişkideki rollerimizi daha yakından anlamaya alan açacak olan 6 haftalık bir çalışma olarak planladık.
Her hafta sahnede başka bir hikayeye yani aslında başka başka duygulara dokunacağız.
Bazen yakınlık ve mesafe ihtiyacımız, bazen anlaşılmadığımız anlar, bazen de ilişkilerde kendimizi nasıl ifade ettiğimiz üzerine çalışacağız.
Ama tüm bunları konuşarak değil, sahnede deneyimleyerek ve canlandırarak yapacağız.
Katılımcılar başta belirlediğimiz küçük bir grupla ilerliyor olacak.
Kapalı bir grup olacak ve her oturumda aynı kişiler bir arada oluyor olacak.
Ve bu da güvenli ve derin bir alan yaratıyor aslında çalışırken.
Ve gruba katılmadan önce kısa bir ön görüşme yapıyoruz.
Böylece sürecin sizin için uygun olup olmadığını birlikte değerlendiriyoruz.
Öncelendiriyoruz.
Oturumlar Kasım ayının ilk haftasında başlayacak.
Çarşamba akşamları 8 ve 10 arasında.
Bostancı'da ünite danışmanlık da gerçekleşecek.
Sınırlı kontenjanımız var katılım için.
O yüzden ilgilenenler Instagram hesaplarımıza yer alan bilgiler üzerinden bize ulaşıp bilgi alabilirler süreçle ilgili.
Ayrıca belki kendine söylememiz gerekirse her oturum için ücretlendirmede ruh sağlığı hizmetinin ulaşılabilir olmasına özen göstererek planlandı.
Amacımız bu deneyimden herkesin faydalanabilmesi. Ne yazık ki günümüz şartlarında bireysel psikoterapi sürecini sürdürmek çok mümkün olmayabiliyor herkes için. Biz bu çalışmada ücretlendirmeyi sürdürülebilir olacak şekilde planladık.
Bu nedenle ihtiyaç duyduğunu düşünen herkes katılabilir ve ihtiyaç duyduğunu düşündüğünüz kişilere de önerebilirsiniz.
Çok kıymetli bence bu yaptığınız.
Bir de hem ilişkilerle ilgili farkındalık kazanmak isteyen böyle hem de kendini sahnede deneyimlemek isteyenler için çok güzel bir fırsat gibi görünüyor.
Ben de hani detayları açıklama kısmına koyacağım.
Orada bulabilirsiniz.
Evet çok güzel keyifli bir sohbet oldu
Benim adıma çok teşekkür ederiz
Melisa bizi davet ettiğin için
Evet bizim için çok keyifli bir sohbet oldu
Gerçekten çok teşekkürler
Davetin için
Rica ederim benim için de öyle oldu
Katıldığınız için beni yalnız bırakmadığınız için
Tekrar çok teşekkür ederim
Dinleyen herkese de sevgiler
Haftaya görüşmek üzere
Hoşçakalın
Hoşçakalın
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
