
Çocuklar Ne Zaman Zorba Olur? Bir Çocuğu Kaybetmeden Önce…
22 Ekim 2026 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bir çocuk ne zaman zorba olur? Peki, biz yetişkinler ne zaman fark ederiz?
Akran zorbalığı, çocuklar arasındaki şiddet ve suça sürüklenen çocuklar… Peki, tüm bunların ardında hangi görünmeyen hikâyeler var?
Bu bölümde yalnızca zorbalığa uğrayan çocukları değil, zorbalık yapan çocukları ve çoğu zaman sessiz kalan yetişkinleri de konuşuyoruz.
Çünkü bazen bir çocuğu korumak, bazen de başka bir çocuğun zarar vermesini önlemek için çok geç olmadan fark etmek gerekir.
🎙️ Bundan Bahsedelim Mi? | Uzman Klinik Psikolog Fatma Kurt Genç
Transkript
Herkese selamlar. Ben uzman klinik psikolog Fatma Kurtgenç.
Bundan Bahsedelim mi?? podcast'inin yeni bölümüne hoş geldiniz.
Bugün biraz zor ama hepimizi ilgilendiren bir konuyu konuşacağız.
Okullarda akran zorbalığını, çocuklar arasındaki şiddeti ve suça sürüklenen çocukları.
Ama bugün yalnızca çocukları konuşmayacağız.
Biraz da biz yetişkinleri konuşmak istiyorum, ebeveynleri.
Çünkü bir çocuğun başka bir çocuğa zarar verdiğini gördüğümüzde çoğu zaman ilk sorumuz şu oluyor.
Bu çocuk nasıl bu hale geldi?
Peki şu soruyu ne kadar soruyoruz kendimize?
Bu çocuk büyürken neler gördü, neler öğrendi, hangi davranışlarına kimler sessiz kaldı?
Bir çocuğun zorbalığa uğradığını öğrenmek de,
kendi çocuğunun başka bir çocuğa zorbalık yaptığını öğrenmek de aileler için sarsıcı olabilir.
Hiçbir ebeveyn çocuğunun zorbalığa uğramayacağından ya da zorbalık yapmayacağından tamamen emin olamaz.
Bu nedenle bu bölüm bütün ailelere.
Hazırsanız Bundan Bahsedelim mi??
Şimdi ilk olarak zorbalık sıradan bir tartışma değildir.
Çocuklar tartışabilir, öfkelenebilir, birbirlerini kırabilirler ancak zorbalık sıradan bir anlaşmazlıktan çok daha farklıdır.
Zorbalıkta güç dengesizliği vardır.
Zarar veren davranış tekrar eder ya da tekrarlanma olasılığı taşır.
Sürekli dışlanmak, küçük düşürülmek, tehdit edilmek, bir mesaj grubunda hedef gösterilmek.
Bunlar çocuklar arasında olur böyle şeyler diyerek geçirebileceğimiz konular mevzular değildir.
Bazen yetişkinler boşver takma kafana ya da sen de kendini savun diyebilirler çocuklarına.
Peki çocuk zaten korktuğu için susuyorsa, her sabah okula gitmekten çekinmeye başladıysa artık,
bir çocuğun yaşadığı zorbalığı küçümsemek yardım isteme cesaretini de zayıflatabilir.
Önce çocuğu dinlememiz, inanmamız ve güvenliğini sağlamamız gerekir.
Şimdi zorbalık yapan çocuklardan konuşuyoruz ama görmediğimiz tarafları hiç düşündünüz mü?
Bir çocuk neden başka bir çocuğu korkutmaya veya aşağılamaya çalışır?
Bunun tek bir cevabı yoktur.
Bazı çocuklar şiddeti çevrelerinde öğrenir.
Bazıları bir arkadaş grubuna kabul edilmek ister.
Bazıları öfkesini düzeltmekte, empati kurmakta veya sorun çözmekte zorlanır.
Bazıları ise davranışlarının sonuçlarıyla yeterince karşılaşmamıştır.
Ama bir davranışın nedenini anlamak, onu haklı çıkarmak anlamına gelmemeli.
Zorbalık yapan çocuğun ihtiyaçlarını anlamaya çalışırken,
zarar gören çocuğun güvenliğini ve haklarını merkeze almamız gerekiyor.
Burada ailelere bir soru sormak istiyorum.
Çocuğunuzun bir arkadaşını incittiğini öğrenseniz ilk tepkiniz ne olurdu?
Benim çocuğumu asla yapmaz mı derdiniz yoksa ne olduğunu anlamalı ve bunun tekrarlanmasını önlemeliyiz mi?
Ebeveynliğin zor taraflarından biri çocuğumuzun yanlış davranışını da görebilmek ve ona sorumlu kalmayı öğretebilmektir.
Zorbalığı gerçekleştiren çocukları konuşurken suça sürüklenen çocuklardan bahsetmek istiyorum.
Erken müdahaleyi konuşacak olursak bu aşamada suça sürüklenen çocuk ifadesi önemlidir.
Bir çocuğun yalnızca bir fiille etiketlemememizi de hatırlatır.
Ancak bu yaklaşım mağdurun yaşadığı zararı veya çocuğun davranışının sonuçlarını yok saymak anlamına gelmez.
Aile içi şiddet, ihmal, olumsuz akran ilişkileri, okuldan kopma ve sosyal koşullar kimi çocuklar için risk oluşturabilir.
Ancak tek bir neden yoktur.
Aynı koşullarda büyüyen her çocuk aynı davranışı göstermez.
Her zorbalık yapan çocuk suça sürükleneceği anlamına da gelmiyor.
Her suça sürüklenen çocuğun geçmişinde de mutlaka zorbalık bulunmaz.
Bizim burada dikkat etmemiz gereken şey şu.
Yine de tekrar eden tehditleri, giderek artan saldırganlığı ve başkalarına zarar vermeyi normalleştiren davranışları ciddiye almamız gerekiyor.
Büyüyünce geçer demek yerine okul, aile ve gerektiğinde çocuk ergen ruh sağlığı uzmanları birlikte değerlendirme yapmalılardır.
Erken müdahale bir çocuğu damgalamak değil, zarar veren davranışını durdurmak ve gelişimi için yeni bir yol açmaktır.
Peki çocuğum zorbalığa uğruyor olabilir mi diye soracak olursak ailelere?
Çocuklar yaşadıklarını her zaman doğrudan anlatmazlar.
Korkabilirler, utanabilirler, kimsenin inanmayacağını düşünebilirler.
Okula gitmek, istememek, sık sık karın veya baş ağrısından yakınmak, arkadaşlarından uzaklaşmak, uyku ve ruh halinde değişiklikler yaşamak dikkat edilmesi gereken işaretler olabilir bizim için.
Fakat bunlar tek başına zorbalık kanıtı değildir. Başka nedenlerle de ortaya çıkabilir.
Okul nasıl geçti sorusunun yanına şunları ekleyebiliriz mesela gün içerisinde çocuk okuldan dönünce konuşurken.
Bugün seni üzen bir şey oldu mu?
Arkadaşlarının yanında kendini güvende hissediyor musun?
Birisi seni korkutuyor mu?
Çocuğunuz anlatırsa önce sakin kalmamız gerekiyor.
Bunu benimle paylaştığın için teşekkür ederim.
Yaşadığın şey senin suçun değil.
Seni korumak için birlikte adım atacağız diyebiliriz.
bu şekilde ilerleyebiliriz bir konuyla yüzleştiğimizde, öğrendiğimizde.
Çocukların bazen çözümlerden önce güven duymaya ihtiyacı vardır çünkü.
Bir de işin en kritik konusu çocuğun zorbalık yapıyorsa.
Çünkü bazı ebeveynler bunu kabul etmek istemiyor ya da karşı tarafta bir hata aramaya çalışabiliyorlar.
Bu konuda konuşacak olursak da savunmaya geçmeden durumu öğrenmemiz lazım önce.
Çocuğunuzu kötü çocuk diye etiketlememelisiniz.
Fakat davranışın yanlış olduğunu açıkça konuşmamız gerekiyor çocuğa.
Yaptığın şey başka bir çocuğa zarar verdi, buna izin veremem.
Neden böyle davrandığını anlamak ve bunu değiştirmene yardımcı olmak istiyorum şeklinde bir konuşma yapılabilir.
Sınırlarımızı netleştirmemiz gerekiyor yine çocukla konuşurken.
Davranışın sonuçlarını anlamasını, sorumluluk almasını ve yeni iletişim becerilerini geliştirmesini desteklememiz gerekiyor.
Bu aşamada ilk adımda okul rehberlik servisiyle de görüşebilirsiniz.
Davranış sürüyorsa, tekrarlayıcı nitelikte devam ediyorsa profesyonel destek ve değerlendirme almamız da gerekebilir.
Zorbalığa uğrayan çocukla zorbalık yapan çocuğu zorla yüzleştirmek veya özür dilemeye zorlamak tek başına çözüm değildir.
Sık sık okulda yaşanılan problemlerde örneğin rehberlik odasında ya da okul müdürünün odasında böyle benzer hikayeler duyabiliyoruz.
Bu çok doğru bir yaklaşım değil.
Önce güvenlik sonra uygun bir onarım süreci gerekir.
O yüzden durumu olayı anladıktan sonra bir uzman ve profesyonel desteğiyle birlikte yolu çözmeye çalışmamız lazım.
Şimdi bu anlattıklarımıza istinaden ailelere somut bir yol haritası çizecek olursak birincisi çocuğunuzla yalnızca sorun çıktığında konuşmayın.
Her gün kısa da olsa gerçekten dinlediğiniz bir zaman yaratın.
İkincisi şiddeti güç göstergesi olarak sunmayın.
Kendini savunmak ile başkasına zarar vermek arasındaki farkı güzel bir şekilde çocuğa aktarmamız gerekiyor.
Üçüncüsü dijital dünyasını tanımamız gerekiyor.
Şimdi çocuk odasına girdiğinde ya da elinde telefonu, tableti varken neler yapıyor bu çocuk?
Nerelere giriyor?
Hangi sitelerde, nasıl uygulamalarda zaman tüketiyor?
Bunların da farkında olması gerekiyor ailelerin.
Mesaj grupları, çevrim içi oyunlar ve sosyal medyada zorbalığın yaşandığı alanlar da olabilir.
Buralarda gözden kaçırmamamız gereken detayları unutmamamız lazım.
Dördüncüsü, zorbalık varsa olayları tarihiyle not edin ebeveynler.
Dijital kanıtları saklayın, okul yönetimi ve rehberlik servisiyle somut bir güvenlik planı oluşturun.
Çocuğu tek başına yüzleşmeye tekrar tekrar söylüyorum zorlamayın.
Ve beşincisi ciddi tehdit, fiziksel saldırı, cinsel şiddet veya acil tehlike varsa yalnızca okul içi görüşmelerle de yetinmemek gerekiyor.
Bu durumda acil tehlikede 112'yi arayın ve uygun resmi korunma yollarına başvurmakta gecikmemenizi öneririm.
Ve bir diğeri altıncısı kendi davranışınızı da gözden geçirin.
Çocuklara saygıyı anlatırken biz yetişkinler birbirimize nasıl davranıyoruz?
Ev içerisinde karı koca ilişkimiz, iletişimimiz ne durumda?
Yani söylediklerimizle yaptıklarımızın tutarlı olması gerekiyor ki çocuk da rol model alırken bunları daha sağlıklı bir bakış açısıyla öğrensin, gözlemlesin.
Bir anlaşmazlıkta bağırıyor, aşağılıyor, tehdit ediyor olabilir miyiz aile içerisinde ya da yakın çevremizde benzer durum ve davranışlar var mı?
Biraz ebeveynlerimizin de bu konuda bir öz eleştiri yapması gerekiyor.
Çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, ilişkilerimizi de öğreniyor bu sayede.
Kusursuz olmamız gerekmiyor onlara karşı.
Hata yaptığımızda sorumluluk almamız gerekiyor ve çocuğun bunu da objektif bir şekilde bizlerden gözlemlemesi gerekiyor.
Şimdi kapanışa gelmeden önce bir çocuğu kaybetmeden önce aslında söylemek istediğim şeyler var.
Şimdi sizden üç çocuk düşünmenizi istiyorum.
Biri yarın okulda yeniden alay konusu olacağı korkusuyla gece yatağında uyuyamıyor.
Bir diğeri arkadaşlarını korkuttuğunda kendisini çok güçlü hissediyor.
Çünkü gücü başka türlü göstermeyi henüz öğrenememiş.
Ve bir diğeri bütün bunlara tanık oluyor.
Ama sıradaki kişi olmaktan korktuğu için susuyor.
Bu iş çocuğunda yetişkinlere ihtiyacı var.
Birinin korunmaya, birinin davranışlarının sorumluluğunu öğrenmeye,
diğerinin ise güvenli biçimde yardım istemeye.
Akran zorbalığı yalnızca iki çocuk arasındaki bir mesele değildir.
Bunu tekrar tekrar hatırlatmak istiyorum.
Okulun, ailenin ve toplumun ortak sorumluluğudur.
Bugün podcastımızın sonunda size bir soru bırakmak istiyorum.
Çocuğumuzun başarılı, güçlü ve kendine güvenen birini olmasını isterken
ona iyi bir insan olmanın ne demek olduğunu ne kadar anlatıyoruz?
Belki de çocuklara verebileceğimiz en değerli mesaj şu.
Güç bir başkasını korkutabilmek değil, kendini korurken başkasının insanlığını da görebilmektir.
Bir çocuğu kaybetmeden önce onu duymaya çalışalım.
Bir başka çocuk zarar görmeden önce yanlış davranışını durduralım.
Ve hiçbir çocuğu yaşadığı acıyla ya da yaptığı hatayla tek başına tanımlamayalım.
Ben uzman klinik psikolog Fatma Kurtgenç.
Bundan Bahsedelim mi? podcastinin bu bölümünde benimle olduğunuz için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde yeniden görüşmek üzere.
Kendinize ve çocuklara iyi bakın.
Sevgilerle.
Veteriner Hekim
Abdullah ŞAH
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
