
Çift Terapisine Gidemiyorsak Ne Yapacağız? İlişkiniz İçin Bir İlk Yardım Çantası
30 Eylül 2026 · 19 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Çift terapisine gitmek istiyorsunuz ama eşiniz istemiyor… Ya da şu an terapiye ulaşmak mümkün değil. Peki ilişkiniz için yine de yapabileceğiniz bir şeyler var mı?
Bu bölümde ilişkilerde tekrar eden tartışma döngülerini, “beni anlamıyor” hissini, zamanla eşten ev arkadaşına dönüşmeyi, yakınlığın azalmasını ve küçük ama etkili iletişim adımlarını konuşuyoruz.
İlişkiniz için küçük bir “ilk yardım çantası” hazırlıyoruz. Çünkü bazen değişim, büyük çözümlerden önce şu soruyla başlar:
“Bu aralar gerçekten nasılsın?”
🎙️ Bundan Bahsedelim Mi?
Uzman Klinik Psikolog Fatma Kurt Genç
Transkript
Herkese selamlar. Ben uzman klinik psikolog Fatma Kurtgenç. Bundan Bahsedelim mi?? podcastine hoş geldiniz.
Bugün belki de bu bölümü tek başınıza dinliyorsunuz. Belki ilişkinizde bir süredir yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hissediyorsunuz.
Ama bunu eşinizle nasıl konuşacağınızı bilmiyorsunuz. Belki siz çift terepsine gitmek istiyorsunuz ama eşiniz istemiyor.
Belki ikiniz de istiyorsunuz fakat şu an ekonomik olarak mümkün değil ya da belki de henüz bizim terapiye ihtiyacımız var diyecek kadar büyük bir problem olmadığını düşünüyorsunuz ama içinizde büyük bir yerde şöyle bir his var.
Biz eskisi gibi değiliz.
İşte bugün biraz bunu konuşmak istiyorum.
Çiftlerin terapiye en sık hangi sorunlarla geldiğini, ilişkilerde hangi döngülerin tekrar tekrar yaşandığını ve terapiye şu an ulaşamıyorsanız ilişkiniz adına neler yapabileceğinizi konuşacağız.
Ama en başta önemli bir şey söylemek istiyorum.
Bu bölüm bir çift terapisi değildir ve profesyonel desteğin yerine geçmez.
Ben bugün size ilişkinizi düzeltmenin formülünü vermeyeceğim.
Çünkü ilişkilerde böyle bir formül yok.
Ama belki de size birkaç soru bırakabilirim.
Birkaç küçük farkındalık ve ilişkinizin zorlandığı bir dönemde kullanabileceğiniz küçük bir ilişki ilk yardım çantası.
Hazırsanız Bundan Bahsedelim mi??
Şimdi sıklıkla terapi odasında da sosyal medya üzerinden de karşılaştığımız sorulardan biri çiftler terapiye neden geliyor sorusu.
Bazen çift terapisine gelen insanlar çok büyük olaylar yaşamış olması gerektiğini düşünüyor.
Örneğin aldatma olmalı, boşanmanın eşiğine gelinmiş olunmalı, çok büyük kavgalar yaşanmalı.
Oysa çift terapisinde duyduğumuz en temel cümlelerden biri aslında oldukça basittir.
Biz artık konuşamıyoruz.
Bu cümlenin farklı versiyonları da vardır. Ne söylesem yanlış anlıyor.
Konuşmaya çalışıyorum ama hemen tartışmaya dönüyor.
Ben anlatıyorum, o telefonu ile ilgileniyor.
Bir şey söylediğim anda savunmaya geçiyor.
Artık anlatmak istemiyorum.
Biz eskiden her şeyi konuşurduk ve bazen en acısı artık konuşacak bir şeyimiz bile kalmadı.
Çünkü ilişkiler çoğu zaman tek bir büyük olay yüzünden değil, küçük kopuşların uzun süre onarılmaması ile yoruluyor.
Bir sabah mesajının atılmaması, günaydın dememek, bir şey anlatırken gerçekten dinlenmemek,
sarılmaların azalması, birlikte geçirilen zamanın giderek telefona, işe, çocuklara ya da günlük sorumluluklara bırakılması,
bunların hiçbiri tek başına bir ilişkiyi bitirmez.
Ama yıllar boyunca biriken küçük uzaklaşmalar bir gün iki insanın aynı evin içinde bile birbirine yabancılaşmasına neden olabilir.
Bir de çiftler sürekli şunu gündeme getiriyor.
Aynı kavga neden sürekli tekrar ediyor hocam.
Şimdi sizden kendi ilişkinizi düşünmenizi istiyorum.
Son 6 ayda yaşadığınız tartışmaları bir düşünün.
Gerçekten kaç farklı konu vardı?
Belki şaşıracaksınız ama birçok çift aslında aynı tartışmayı farklı başlıklarla tekrar tekrar yaşar.
Bugün bulaşık yüzünden kavga edilir, yarın aileler yüzünden, başka bir gün geç gelmek yüzünden, bir hafta sonra telefon yüzünden.
Ama bazen bütün bu tartışmaların altında çok daha temel bir soru vardır.
Ben senin için önemli miyim?
Mesela bir eş şöyle söylüyor, bu evde her şeyi ben yapıyorum hoca.
Diğeri de cevap veriyor, abartıyorsun ben de yapıyorum.
Ve başlıyor kavga.
Ama ilk cümlenin altında belki şunlar var.
Çok yoruldum, yalnız hissediyorum, yükümü görmeni istiyorum, ben söylemeden de fark etmeni istiyorum.
Bu hayatı birlikte taşıdığımızı hissetmeye ihtiyacım var.
Fakat bunları söylemek yerine sen zaten hiçbir şey yapmıyorsun diyoruz.
Karşı taraf ne duyuyor?
Bir ihtiyaç değil, bir saldırı.
Ve doğal olarak savunmaya geçiyor.
Nasıl hiçbir şey yapmıyorum?
Sonra ilk kişi daha çok kızıyor, diğeri daha çok savunuyor ve sesler yükseliyor.
Ve 10 dakika sonra kimse başlangıçta ne konuştuğunu bile hatırlamıyor.
İşte ilişkilerde en yorucu şeylerden biri döngülerin tekrar tekrar yaşanması.
Özünde konuşulacak kavramdan uzaklaşıp daha farklı konulara saparak ana konudan uzaklaşmaya başlıyor çiftler.
Ve bir diğer önemli konu da şu sen diliyle başlayan savaşlar.
Bir ilişkinin içinde şu kelimeler çok sık kullanılmaya başladıysa biraz dikkat etmek gerekebilir.
Sen zaten, sen hiçbir zaman, sen hep, senin yüzünden, sen böylesin.
Çünkü burada artık davranışı değil kişiyi konuşmaya başlarız.
Mesela dün akşam konuşurken telefonuna bakman beni üzdü.
Başka bir şeydir.
Sen zaten beni hiçbir zaman önemsemiyorsun ki.
Başka bir şey.
İlkinde bir davranış var, ikincisinde ise kişinin bütün karakterine yönelik bir hüküm var.
Ve insan kendisine hüküm verildiğini hissettiğinde çoğu zaman dinlemeyi bırakır, uzaklaşır, kendini savunmaya başlar.
Bu yüzden ilk yardım çantamızın ilk aracını buraya bırakalım.
Birincisi davranışı konuşun, kişiliği değil.
Yani bir tartışmada kendinize şu soruyu sorun.
Ben şu anda eşimin yaptığı bir davranışı mı anlatıyorum yoksa onun nasıl bir insan olduğuna mı karar veriyorum?
Bencilsin yerine bu kararı bana sormadan vermen beni dışarıda kalmış hissettirdi.
Beni hiç düşünmüyorsun yerine bugün bunu hatırlaman benim için önemliydi.
Unutulduğunda üzüldüm.
Bazen tek bir cümleyi değiştirmek bütün konuşmanın yönünü değiştirebilir.
Ve bir diğeri de beni anlamıyor.
Çiftlerden sık duyduğumuz başka bir cümle de bu.
Beni anlamıyor.
Ama burada çok önemli bir ayrım var.
Anlamak ve hak vermek aynı şey değildir.
Eşinizin yaşadığı duyguyu anlayabilirsiniz ve yine de olay hakkında farklı düşünebilirsiniz.
Mesela eşiniz dün arkadaşlarının yanında söylediğin şey beni incitti dediğinde hemen ama kötü niyetle söylemedim diyoruz.
Belki gerçekten kötü niyetiniz yoktu ama karşı taraf size niyetinizi sormadı.
Size etkisini anlattı.
Bazen ilişkilerde şu cümle inanılmaz değerlidir.
Ben öyle olmasını istememiştim ama seni incittiğini anlayabiliyorum.
Bu sen haklısın ben haksızım demek değildir.
Bu senin yaşadığın deneyimi görüyorum demektir.
Ve bazen bir ilişkide insanların en çok ihtiyacı olan şey çözüm değil görülmektir, anlaşılmaktır.
Bir sonraki önemli konulardan biri de biri konuşuyor diğeri kaçıyor ilişkide.
Şimdi çok sık gördüğümüz başka bir ilişki döngüsüne gelelim.
Bir taraf konuşmak istiyor.
Konuşmamız lazım.
Diğer taraf şimdi konuşmak istemiyorum.
İlk kişi peşinden gidiyor.
Ne zaman konuşacağız?
Diğeri daha çok uzaklaşıyor.
Beni rahat bırak.
İlk kişi daha çok kaygılanıyor.
Yine kaçıyorsun.
Diğeri tamamen kapanıyor.
Ve ortaya şöyle bir döngü çıkıyor.
Biri yaklaştıkça diğeri uzaklaşıyor.
Diğeri uzaklaştıkça ilki daha çok yaklaşıyor ve yapışmaya başlıyor.
Burada çoğu zaman ikisinin de amacı ilişkiyi bozmak değildir.
Sadece kendilerini koruma biçimleri birbirinden farklıdır.
Biri konuşarak rahatlamaya çalışır, diğeri sakinleşmek için uzaklaşmaya ihtiyaç duyar.
Bu yüzden ikinci ilk yardım çantamızdaki aracımız tartışmaya ara vermeyi terk etmekle karıştırmamak.
Ama ben gidiyorum deyip kapıyı çarpmaktan bahsetmiyorum burada.
Şöyle söylemekten bahsediyorum.
Şu anda çok yükseldin.
Böyle konuşursak birbirimizi kıracağız.
Biraz sakinleşmeye ihtiyacım var.
Yarım saat sonra bu konuşmaya dönelim.
Buradaki en önemli bölüm son cümledir.
Bu konuşmaya yeniden dönelim.
Çünkü ara vermek başka şeydir.
Karşı tarafı belirsizliğin içinde bırakmak başka bir şey.
Ve bir sonraki konulardan biri de şu.
Eş olduk sonra ev arkadaşına dönüştük zamanla.
Bazı çiftler kavga etmiyor.
Hatta dışarıdan bakıldığında gayet iyi görünüyorlar.
Çocuklarla ilgileniyorlar.
Fatura ödeniyor.
Alışverişler yapılıyor, ev işleri yürütülüyor, birlikte misafirliğe gidiyorlar.
Ama birbirlerine baktıklarında artık sevgililik hissini bulamıyorlar.
İlişki yavaş yavaş bir işletmeye dönüşüyor adeta.
Marketten ne alınacak, çocuğa kim bakacak, faturayı yatırdın mı, annemlere kaçta gideceğiz, her şey konuşuluyor.
Bir tek biz nasılız konuşulmuyor.
Ve bir gün eşlerden biri şöyle diyor, biz sanki ev arkadaşı olduk.
Bu noktada hemen ilk yardım çantamızla üçüncü konumuz geliyor.
İlişkinizi sadece yönetmeyin.
İlişkinizde birbirinizi de merak edin.
Eşinize en son ne zaman şunu sordunuz örneğin.
Bu aralar gerçekten nasılsın?
Ve cevabı gerçekten dinlediniz mi?
İşte ne oldu değil, çocuk ne yaptı değil, yarın ne yapacağız değil.
Sen nasılsın?
Çünkü uzun ilişkilerde çok ilginç bir yanılgıya düşebiliyoruz.
Karşımızdaki insanı artık tamamen tanıdığımızı düşünüyoruz.
Oysa insanlar değişir.
Beş yıl önceki eşinizle bugünkü eşiniz aynı insan değildir.
Siz de aynı değilsiniz.
Belki ilişkinin içinde yeniden birbirinizi tanımaya ihtiyacınız vardır.
Hemen bu noktada eğer bu bölümü eşinizle birlikte dinliyorsanız
bugün size küçük bir egzersiz bırakmak istiyorum.
Sırayla şu üç cümleyi tamamlamanızı istiyorum aslında.
İlki son zamanlarda ilişkimizde en çok özlediğim şey.
Devamını siz karşılıklı olarak getirebilirsiniz ya da ayrı ayrı düşünüp yazıp karşılıklı konuşabilirsiniz.
İkincisi son zamanlarda ilişkimizde en çok özlediğim şey.
Bunu tamamlayalım.
Üçüncüsü sana kızdığım zaman aslında altında hissettiğim duygu.
Bu duyguyu anlamaya, tanımlamaya, karşı tarafa idrak ettirmeye, ifade etmeye çalışalım.
ve senden daha fazla görmeye ihtiyaç duyduğum şey.
Bunu konuşalım.
Ama bir kuralımız var.
Karşı taraf konuşurken cevap vermek yok.
Savunma yapmak asla yok.
Sen de nokta nokta şeklinde deyip cümleleri uzatmak, sürdürmek yok.
Çözüm önermek yok.
Sadece dinleyin.
Sonra şöyle başlayın.
Senden duyduğum şey şu şeklinde cümleyi başlatabilirsiniz.
Ve eşinizin söylediklerini kendi cümlelerinizle geri anlatın.
Bazen bir insanın ilişkisinde ilk kez gerçekten duyulduğunu hissetmesi bile önemli bir başlangıç, bir adım olabilir sizler için.
Bir de en sık düştüğümüz hatalardan biri şu.
Haklı olmak mı, ilişkiyi korumak mı? Bunu çok karıştırıyoruz.
Şimdi biraz zor bir yere geleceğim.
Çift tartışmalarında bazen farkında olmadan bir mahkeme kuruyoruz.
Kim haklı, kim başlattı, kim daha önce yaptı, kim daha çok fedakarlık yaptı, kim daha çok özür diledi,
ve yıllar öncesinin dosyaları açılmaya başlıyor sonrasında.
Sen 2022'de de aynısını yapmıştın.
Diğeri sen de o zaman şunu yapmıştın.
Bir anda bugünkü tartışma ortadan kayboluyor.
İki taraf da avukat oluyor.
Ve herkes kendi haklılığının delillerini ortaya koymaya sunmaya başlıyor.
Ama ilişkiler mahkeme salonu değildir.
Bazen bir tartışmanın sonunda haklı çıkabilirsiniz.
Ama eşinizle aranızdaki mesafe çok daha büyümüş olabilir.
Bu yüzden ilişkiyle ilgili ilk yardım çantamızın dördüncü maddesine gelecek olursak tartışmanın ortasında kendinize şu soruyu sorun.
Şu anda amacım anlaşılmak mı, karşımdakini yenmek mi?
Çok basit görünüyor ama cevabı bazen bütün tartışmanın yönünü değiştirebiliyor.
Peki mahkemeler kuruluyor, haklı haksız kavramları havada uçuşuyor.
Bizim gelecek olduğumuz soru şu, özür dilemek neden bu kadar zor?
Çünkü çoğu insan özür dilemeyi suçun tamamını kabul etmek gibi algılıyor.
Oysa bazen şöyle diyebilirsiniz.
Bu konuda hala farklı düşünüyorum ama konuşma biçimim yüzünden senden özür dilerim.
Ya da seni incitmek istemedim ama incittiğimi görüyorum.
Bunun için özgünüm.
Özür, ben tamamen kötüyüm, sen tamamen haklısın anlamında değildir burada.
Bazen sadece benim davranışımın sende yarattığı etkiyi önemsiyorum, görüyorum, farkındayım demektir.
Şimdi size oldukça basit bir öneri bırakacağım. Haftada bir kez 20 dakikalık bir ilişki konuşması yapın.
Ama bu konuşma kavga çıktıktan sonra yapılmasın. Sakin bir zamanda olsun. Telefonları bir kenara bırakalım. Televizyonu kapatalım ve birbirinize 3 soru sorun.
Bu hafta ilişkimizde hoşuna giden ne oldu? Bu hafta seni zorlayan ne oldu? Önümüzdeki hafta benden neye ihtiyacın var? Hepsi bu kadar.
Büyük analizlere, detaylara gerek yok.
Bazen ilişkileri koruyan şey büyük romantik jestlerden çok düzenli küçük temaslardır.
Birbirimizi görelim, duyalım, farkına varalım, idrak edelim derken.
Bir de bu konunun bir diğer konusu olan cinsellik.
Çift terapisinde konuşulması bazen en zor konulardan biri cinselliktir.
Eskisi gibi değiliz, beni istemiyor, ben yaklaşmaktan vazgeçtim, reddedilmekten yoruldum.
Ama cinsel yakınlık çoğu zaman ilişkinin geri kalanından tamamen bağımsız değildir.
Kırgınlıklar, yorgunluk, stres, bedenle ilgili değişimler, ebeveynlik, sağlık sorunları, ilaçlar, güven problemleri, duygusal uzaklık bunların hepsi yakınlığı etkileyebilir.
Bu nedenle cinsel yakınlığın azaldığı ilişkilerde meseleyi hemen artık beni sevmiyor diye yorumlamak yerine konuşabilmek çok kıymetlidir.
Son zamanlarda aramızdaki fiziksel yakının azaldığını hissediyorum.
Bunu suçlamak için değil, ikimizin nasıl hissettiğini anlamak için konuşmak istiyorum.
Bu konuşma bile bazen uzun zamandır sessizce taşınan birçok şeyi görünür hale getirebilir.
Yeniden duygusal ve fiziksel anlamda çiftlerin yakınlaşmasına bir olanak sağlar aslında.
Bazen de çift terapilerinde kadın ya da erkek şunu sorabiliyor.
Her problemi çözmek zorunda mıyım hocam?
Hayır, belki de uzun ilişkilerle ilgili en rahatlatıcı bilgilerden biri bu.
Bazı farklılıklar tamamen ortadan kalkmayabilir.
Biriniz daha sosyal olabilir, diğeriniz daha yalnız kalmayı sevebilir.
Biriniz para harcama konusunda daha rahat olabilir, diğeriniz daha kontrollüdür.
Biriniz ailelerle daha sık görüşmek isteyebilir, diğeriniz daha fazla sınır isteyebilir.
Ama sağlıklı ilişki demek iki insanın tamamen aynı olması demek değildir.
Asıl soru şudur burada.
farklılıklarımızın içinde birbirimize saygı gösterebiliyor muyuz?
Çünkü bazı problemler çözülmez, sadece yönetilebilir.
Şimdi özetleyecek olursak ilişkiniz için ilk yardım çantası konusunu.
Bugün konuştuklarımızı küçük bir çantaya koyalım.
Birincisi kişiliği değil davranışı konuşun.
İkincisi tartışma çok yükseldiğinde ara verin ama ne zaman geri döneceğinizi söyleyin, belirsizlikte bırakmayın.
Üçüncüsü eşinizi yeniden merak edin.
Önemsediğinizi merak ettiğinizi hissettirin.
Dördüncüsü haklı çıkmaya mı çalışıyorum anlaşılmaya mı diye kendimize soralım ve objektif davranalım.
Beşincisi haftada 20 dakika sadece ilişkinizi konuşun.
Ve altıncısı kızgınlığınızın altında hangi duygunun olduğunu bulmaya çalışın.
Çünkü bazen öfkenin altında kırgınlık vardır.
Bazen korku, bazen yalnızlık, bazen değersizlik.
Bazen de beni hala seçiyor musun sorusu vardır.
Ama bunları konuşurken burada önemli bir sınır da var.
Bunu da hatırlatmak istiyorum.
Şimdi çok önemli bir şeye dokunacak olursak her ilişki problemi iletişim teknikleriyle çözülebilecek bir problem değildir.
Eğer ilişkinizde fiziksel şiddet, cinsel şiddet, tehdit, korkutma, ağır psikolojik şiddet, zorlayıcı kontrol ya da güvenliğinizle ilgili bir risk varsa
Bugün anlattığım egzersizleri uygulamaya çalışmak doğru bir yaklaşım olmayabilir.
Bunları birbirinden ayırmamız gerekiyor.
Böyle durumlarda öncelik ilişkinin iletişimini geliştirmek değil, güvenliktir.
Aynı şekilde uzun süredir çözülmeyen yoğun çatışmalar, sadakatsizlik sonrası,
ciddi güven sorunları, cinsel problemler, ayrılık düşünceleri veya ilişki ciddi biçimde etkileyen bireysel psikolojik sorunlar varsa
profesyonel destek önemlidir.
ve bazen çiftlerden biri terapiye gelmek istemeyebilir.
Bu da diğer kişinin hiçbir şey yapmayacağı anlamına gelmez.
Kendi sınırlarınızı, ihtiyaçlarınızı ilişkide tekrar eden döngülerde
sizin nasıl bir rolünüz olduğunu bireysel terapi içinde kendi adınıza çalışabilirsiniz.
Çünkü ilişki iki kişiliktir.
Ama kendi davranışımızı fark etmek için diğer kişinin değişmesini beklemek zorunda değiliz.
Kapanışa geldiğimizde bugün bu bölümü dinledikten sonra sizden ilişkinizi düzeltmenizi istemiyorum.
Sadece küçük bir şey yapmanızı istiyorum.
Bu akşam eşinize bakın ve bir an için onu yıllardır tanıdığınız kişi olarak değil,
bugün yeniden tanıştığınız biri gibi düşünün.
Sonra ona şunu sorun.
Bu aralar gerçekten nasılsın?
Ve cevabı değiştirmeyi çalışmadan dinleyin.
Belki ilişkinizin bütün problemleri çözülmeyecek.
belki hala konuşmanız gereken çok şey olacak ama bazen iki insan arasındaki mesafeyi kapatan ilk şey büyük bir çözüm değildir.
Küçük bir meraktır, biraz şefkat ve seni hala anlamak istiyorum diyebilen biri.
Çünkü uzun ilişkilerde sevgi yalnızca birbirini sevmek değildir.
Zaman içerisinde değişen o insanı tekrar tekrar tanımaya gönüllü olmaktır.
Bugünlük benden bu kadar.
Ben uzman klinik psikolog Fatma Kurtgenç.
Bundan bahsedelim bu podcastinde.
Bugün çift terepsine gidemediğimiz zaman ilişkimiz için neler yapabileceğimizi konuştuk.
Eğer bu bölüm size birini hatırlattıysa onunla paylaşabilirsiniz.
Belki de eşinize göndermek istediğiniz bölüm tam olarak budur.
Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle.
Kendinize ve ilişkinize iyi bakın.
Sevgilerle.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
