
Kendinle savaşmayı bırakıp şefkatle yaklaşabilmen için KABUL20 koduyla ilk seansın %20 indirimli! 💜
#AnlaşılmakİyiGelecek
Instagram: zeynomental
Apple podcastte puanla
Youtube tıklayın
Tiktok zeynomental
Twitter zeynomental
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içermektedir.
Transkript
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde ve hangi yılda karşılaştıysak,
Terapi'nin sunduğu 132. bölüme
İyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem,
bayan manifest bakanı,
sevmediğim mesleğimi,
astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksini o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin. Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Arkadaşlar, nasılsınız? Ay o kadar özlemişim ki burada mikrofonda sizinle konuşmayı.
Aslında sadece iki hafta oldu ama devamlı yaptığınız bir şeyde iki hafta ara vermek bile çok böyle büyük bir etki yaratabiliyor.
Şu an heyecanlandım resmen. Umarım iyisinizdir. Ben iyiyim çok şükür.
İyi ve yorgunum ve mental breakdowndayım.
Mental breakdownda yaşamayı normalleştirdim artık.
Yorgunluğu da kanıksadım.
Tamam diyorum yani bu da hayatın böyle bir dönemi.
Belli ki sen devamlı bir yorgunluk içinde olacaksın bir süre.
Bir de son 4 yıldır kendi işimi yaptığım için daha rahat çalışıyordum.
O yıllara sayıyorum.
Diyorum 4 yıldır rahattım zaten okey.
Şu anda da yorul hani başka bir şey olmasın sağlıksal olarak, fiziksel olarak.
Ama diğer yandan da aklıma şu geldi dün.
İşten çıktım tamam mı?
2 saat falan sürdü eve gelişim.
Lanet olsun yani artık gerçekten Kuzey Marmara'da bile trafik var.
Kuzey Marmara İstanbul'daki çok pahalı ve paralı bir yol.
Öyle söyleyeyim.
Bu şey duble duble yollar dedikleri var ya oralar.
Neyse zar zor eve gittim.
O kadar zor sürüyorum ki arabayı yorgunluktan.
Yavaş mı kullanıyorum bilmiyorum.
Hani hatırlamıyorum.
Trafikte sağıma bir araç yaklaştı.
Ama yol yani trafik ilerlemiyor aslında.
Herkes duruyor. Adam böyle yanıma yaklaştı. Biraz hızlı hareket et, hızlı diye bağırdı tamam mı?
Ve adama dönüp bakmadım bile. Sağa kafamı çevireceğim, ona bakacağım, bir şey diyeceğim.
Öyle bir bezmiştik. Haklı mı değil mi hatırlayamıyorum. Nasıl araba kullandığımı bilmiyorum çünkü.
Belki de haklıydı. Ağzımı açmadım.
Neyse eve geldim ve bomboş bir şey izlemek istiyorum. Tuzlu kahveyi açtım.
Baya sarıyor bu arada bence güzel.
Baygın bir şekilde uzanıp onu izlerken anneannemi aradım.
Bu arada biz anneannemle çok konuşuyoruz telefonda.
Yılda bir iki kez de mutlaka yanına gidiyorum.
Şey mesela bir yerde oturuyorum akşam arkadaşlarımla.
Anneannemin aradığını görenler çok şaşırıyor.
Anneannenle telefonda mı konuşuyorsun falan diyorlar.
Ama bence hayattayken değerlerini bilmek lazım.
Hani o ilişkiyi kurabildiğimiz insanlar varsa büyüklerimiz.
Bu bana çok iyi geliyor.
Duygulandım.
Konuştuk falan anneannemle.
Ya düşünüyorum.
Hayatı boyunca çalışmamış kadın.
Dedem vefat etti.
Bir şekilde geçinebiliyor.
Biz neyi neden bu kadar kasıyoruz diye sorgulamaya başladım.
Rızık desen o bir şekilde geliyor hani belli ki.
Bizden önceki jenerasyon çok büyük bir kısmı hiç çalışmadı çünkü.
Annem, teyzem, anneannem, halam.
Bizim halde çalışan kadın yok.
Bu insanlar bir şekilde hayatını idame ettiriyorlar.
Ve iyi bir şekilde de idame ettirdiklerini söyleyebilirim.
O yüzden diyorum hani rızık desen bir şekilde gelir.
Kariyer desen kendi adıma baktığımda yani bunu söylemek doğru mu bilmiyorum ama
benim hiçbir zaman böyle büyük bir kariyer hedefim olmadı.
Beyaz yaka çalışayım, yükseleyim falan gibi bir hedefim zaten hiç olmadı.
Çünkü o dünyayı yapamayacağıma ben 19 yaşında bir tane yaz stajına girdim.
Büyük kurumsal bir ofiste ve dedim yani ben buraya ait değilim, yapamam.
Orada 19 yaşında anladım zaten.
O yüzden hiçbir zaman öyle bir hedefim olmadı ki şu an beyaz yaka çalışıyorum bir tane kurumsal şirkette.
Orada bile anlıyorum yani uzun vadeli bir şey değil benim için.
Hani böyle yönetici olayım, ekip lideri olayım, işte ne bileyim CEO olayım yok yani.
Avukatlıkta da hani böyle çok büyük bir ofisim olsun, büyük işler alayım gibi hedefim hiç olmadı.
Gerçi bu şeyden olabilir.
Hani bu yıla kadar avukatlığı sevmiyordum.
Artık seviyorum ama bu yıla kadar sevmiyordum.
Ondan dolayı da uzaktım.
Onunla da ilgili olabilir.
Podcast'ta var hedeflerim.
Bakın.
Orada gerçekten var.
Podcast'ta kariyer kasılmıyor tabii ki.
Ama orada bir şeyler olacak yani onu biliyorum.
O yüzden de düşündüm işte acaba hani her şeyi bıraksam, ailemle yaşasam, öyle takılsam hayat nasıl olur?
Kitap okusam, film izlesem, arada gezsem, podcast'e devam ederim zaten.
Yemin ederim bunu düşünmeye başladım ciddi ciddi.
Benim bir kuzenim var mesela.
Hiç çalışmadı hayatında.
Şimdi evlendi.
Çok iyi, çok kafa, gerçekten çok tatlı bir kız.
Kendisi gibi biriyle de evlendi.
Çocuk çalışacak, o evde oturacak.
Evde ne yapacaksın diyorum.
Bilmiyorum ki öyle kendimi geliştireceğim.
Önceden yapmadığım şeyleri yapacağım.
Hobiler edineceğim.
Senin o önerdiğin kitapları okuyacağım falan diyor.
Balayından sonra terapiye başlayacakmış.
Şimdi balayına gittiler.
Bana onu soruyor düğünden sonra.
Senin indirim kodu neydi onunla başlayayım diyor.
Kocasını aldıracakmış abi.
Ya muazzam bir hayat.
Hani eşine terapi seanslarını aldırdığın bir life.
Nasip olur mu?
Burada girmeyecektim bu arada ama yeri gelmişken.
Kuzey'inle birlikte sizle başlamak isterseniz, Kabul20 koduyla terapinden tüm tekli ve paket seans alımlarında %20 indirimimiz mevcut.
Bu yıl terapinle olan iş birliğimizde terapiye başlayan çok insan oldum.
Gerçekten çok acayip mutluyum.
Başka hiçbir iş birliği herhalde beni bu kadar mutlu edemezdi.
Bire bir faydasını gördüğüm bir şey olduğu için terapiye devam etmenin insanların da başladığını görmek mutlu ediyor.
Bazen DM'den yazıyorsunuz işte ben de aldım falan diye gerçekten mutlu oluyorum.
Evlenince ben de tekrar başlamayı düşünüyorum yani çünkü yeni bir hayata başlıyorsun, yeni bir hayat çeptarı, hayat bölümü açılıyor ve buna başka bir insanla birlikte başlıyorsun.
Orada terapinin rehberliğine ihtiyacım olacağını düşünüyorum. O yüzden evlenince kesin başlayacağım.
Terapinden bahsetmem gerekirse terapin 600'ü aşkın terapist, fizyoterapist, diyetisyen, spor eğitmeni olan bir platform.
Yani sadece terapi yok bu online platformda.
hepsine ulaşabiliyorsunuz.
Size uygun bütçeyle kendi konfor alanınızda
bu uzmanlardan destek alabiliyorsunuz.
Dediğim gibi kabul 20 koduyla
%20 indirimden yararlanabilirsiniz.
Detayları açıklamaya bırakıyorum.
Ne diyordum?
İşte bu eşine terapi seansı aldıran kuzenime
acayip özendim.
Biz neye neden bu kadar uğraşıyoruz
diye gerçekten algılayamıyorum bazen.
Ne yaşıyorum ben ya?
Neyin peşindeyim falan oluyorum.
Dünyadaki ilk günümmüş gibi şey
sorgulamasına falan giriyorum.
Ya zaten öleceğiz neden bu kadar telaş moduna girdim diye varoluşsal sancılar çekiyorum.
Hani bu da varoluşsal sancının ilk basamağı falan herhalde.
Zaten öleceğiz niye bu kadar uğraşıyorum ama cidden hani insan bazen o basit sorgulamaya kadar inebiliyor.
Her an bunu yapabilirim yani bilmiyorum.
Çalışıp kazandığım para birikecek bir para olmuyor günümüz koşullarında.
Çalıştıkça daha çok harcıyorum bir de.
Size de öyle oluyor mu bilmiyorum ama çalıştığım için ve kazandığım için daha fazla gereksiz şey harcıyor oluyorum.
O harcadığım şeyler zaruri değil.
Hani çalışmasam daha az para kazansam daha az harcayacağım.
O yüzden de çalışmak bana sadece yükmüş gibi gelmeye başladı bu aram.
Saçmaladığımın farkındayım.
Öylesine bir düşünce akışıydı.
Bu arada bu evdeki son podcast kaydımı çekiyorum.
Taşınıyorum.
Daha önce de söylemiştim.
Kaçıranlar için veya Instagram'da görmeyenler için söyleyeyim.
Instagram Zeyno Mental.
Ya o kadar üzgünüm ki.
kalbim acayip kırılıyor.
Kalbimin bildiği şeyler dışında
daha doğrusu zihnimin bildiği şeyler dışında
kalbimin başka şeylere de
kırılabilmesine şaşırıyorum bazen.
Şunu demek istiyorum. Aşk acısı
çekersen kalbin kırılır. Bunu bilirsin
ya. Ama taşınırken kalbinin
kırıldığını kimse söylemedi
bana. Daha doğrusu kalp
kırılması doğru bir kelime mi bilmiyorum yani doğru bir
tabir mi? Bu kadar üzüleceğimi
bir yerden ayrılırken
kendi evimden ayrılırken bu kadar üzüleceğimi
kimse söylemedi.
Evinden, yuvandan ayrılmanın bu kadar zor olacağını tahayyül edememiştim.
Aslında son 4-5 aydır düşündüğüm bir şey ama sırf hani böyle mental olarak kendimi hazır hissetmediğim için ötelediğim bir şeydi.
Artık sabrımın sonuna geldim ve evim ve tüm hayatımın mesafesinden dolayı.
O yüzden de böyle bir anda tamam ben taşınıyorum deyip her şeyi toplayıp o yola girmiş oldum.
Hayat kalitemi arttıracağımı düşünüyorum bu taşınmanın.
Ama ilk evim, ilk kendime ait alanım, ilk yuvam olduğu için acayip hüzünleniyorum.
Şu an kolilerin arasında alıyorum bu kaydı.
Siz dinlerken de nakliye gelmiş ve her şeyi taşımış olacak.
Yaş ilerledikçe hüzünlenecek olaylar artıyor.
Bu duruma bazen alışamıyorum ve hatta şey oluyorum hani şu an buna üzülüyorum ama ileride kesin daha büyük şeyler olacak üzüleceğim diye düşünüyorum.
Ve 35'li, 40'lı, 50'li yaşlarımda yeni yeni neler eklenecek hayatımı çok merak ediyorum.
Geçenlerde değer verdiğim bir büyüğüm şöyle bir şey dedi.
Yani büyüğüm dedim yine hani 40'lı yaşlarında bir abim.
Çok hoşuma gitti.
Bir tane böyle çok keyifli bir akşam yemeğindeydik.
Çok güzel muhabbetler dönüyor masada tamam mı?
Kadın erkek ilişkileri falan konuşuluyor.
İşte masada evli olanlar var, bekar olanlar var, ilişkisi olanlar var.
Her yaş grubundan insanlar var.
İlişkilerde insanların birbirine bir şeylere izin vermesi, vermemesi gibi konuları konuşuyorduk o sırada da
Şey oldu evlisin eşin kız arkadaşları ile gece tek başına dışarı çıkmak istiyor
Hani sen olmadan dışarı çıkmak istiyor muhabbeti oldu
Bizim yaşımızdaki erkekler hayır abi tabii ki olmaz öyle şey yok artık falan dediler böyle
Bizden biraz daha büyük olan kırklı yaşlarındaki birkaç abi de ya çıksın ne var gitsin eğlensin falan dedi
Bunlar evli bu arada
Ben de dedim abi insan yaş ilerledikçe eşini salıyor mu o yüzden mi böyle diyorsun dedim.
O abi de dedi ki Necip abi yaş ilerledikçe kendini salıyorsun.
Kendinle derdin azalıyor dedi.
Ya böyle kısıtlamalar hep insanın kendiyle derdinden kaynaklanıyor.
Ben şu an hiçbir şeye karışmam çünkü kendimi saldım.
Artık kendimle uğraşmıyorum dedi.
Eşin mutlu olduğu her şeyi tabii ki yapabilir.
O zaten bilir.
Bana sormasına da gerek yok dedi.
Bunu çok alelade bir şekilde söyledi tamam mı?
Ama bakın bugün biz bu bölümdeyiz.
Ya benimle oturduğunuz bir masadan veya ettiğiniz bir muhabbetten sizin öylesine söylediğiniz bir şey koca bir bölüm haline gelebilir.
Bazen bu soruluyor. Arkadaşlarım ve tanıdıklarım özellikle çok soruyor.
Nereden buluyorsun bölüm konularını diye.
Buradan buluyorum işte. Her muhabbette, her muhabbette değil tabii de böyle kafamda bir şey yakan veya hoşuma giden bir şey dediğinde insanlar.
Onu hemen böyle pıt pıt not alıyorum ve diyorum ki ben bunu podcasttekilerle derinlemesine konuşurum.
Şimdi bunu duyunca ileriki yaşlarda kendimi salacak olma fikri bana iyi geldi.
Yani çok mutlu oldum.
Dedim süper.
Yaş ilerledikçe biraz daha demek ki huzurlanacağım kendimle ilgili.
Sonra geçmişe dönük olarak bir düşündüm.
Geçmişe kıyasla şu anda da kendimi saldığım çok konu olduğunu fark ettim.
Eskiden kendime yüklendiğim, daha acımasız davrandığım, daha eleştirdiğim, kızdığım birçok şeyi artık kabullenmişim.
Artık 31 yaşındayım ve 31 yıldır aynı bedende aynı zihinle yaşıyorum.
Zihnimin çalışma şeklini yapabileceklerini artık öngörüyorum.
Ne yaşanırsa nasıl hissedeceğimi, karakteristik olarak nasıl tepkiler vereceğimi artık bayağı biliyorum.
Bu acayip hoşuma gidiyor.
Hani olduğum kişiden çok memnunum anlamında değil ama yaşadığım bedeni ve zihni biliyor olmak,
ona hakim olmak, tepkilerini tahmin edebiliyor olmak benim çok hoşuma gidiyor.
Sanki böyle bir belirsizliği azaltıyor.
Eskiden kendimden olmadık beklentilerim oluyordu.
Mesela bakın çok basit bir örnek vereceğim.
Sadece aptallar 8 saat uyur diye bir kitap okumuştum.
Dışı mavi bir kitap.
Hatırlayanlar olduğunu biliyorum çünkü geçen story attım ve birçok insanın hatırladığını fark ettim.
Biz küçükken popüler bir kitaptı.
Saçmalık bu arada yani.
Neyse o kitabı okuduktan sonra günde 4 saat uyumaya falan çalışıyordum.
Ve kendime kızıyordum.
Neden yapamıyorum?
Neden 4 saat uyuyamıyorum?
Neden sabah 5 ile kalkamıyorum falan diye.
Bunu yaptığım zaman tabii ki çok küçük olduğum zamanlar.
Ergenim hani ortaokul, lise falan o zamanlardayım.
Abi yapamazsın çünkü her vücudun ihtiyacı farklı.
Bazı insan cidden 4 saat uyuyor.
Benim babam öyle bir insan.
4 saat yetiyor adama.
Ama bazısına 7 bazısına 10 saat yetiyor.
Büyüdükçe deneye deneye anladım ki artık benim tam 7 saat uykuya ihtiyacım var.
Ne daha az ne daha çok.
7 saatte zınk gibi oluyorum.
Önceden gece 3'de yatıp sabah 10'da uyanınca kendime kızıyordum.
Geç uyandım diye.
Şu an biliyorum ki bu vücudun bir uyku ihtiyacı var.
Geç uyanmadım.
İhtiyacım olan saat kadar uyudum.
Sonra mesela akademik konularda hiçbir zaman başarılı olmadım.
Hukuk fakültesine nasıl girdim hiçbir fikrim yok açıkçası.
Şu an olsa giremem, şu an olsa o sınavları da geçemem.
Hani o okuduğumuz kalın kalın kitapları okuyup da o sınavlara girip o sınavları geçtiğimi hayal edemiyorum.
Zaten her yaz bütünlemeye kalıyordum.
Yani her dönem 6 dersten falan bütünlemeye kalıyordum.
Zaten bir dönemde önemli olan 6 ders oluyordu maksimum.
Böyle şey muhabbetleri oluyor ya Twitter'da falan.
Lisede gördüğümüz o matematik derslerini nasıl anlıyormuşuz?
15 yaşındaki aklım 25 yaşındaki aklımdan nasıl daha iyi olabilir falan diyor.
Gerçekten öyle yani şu an ben de anlamıyorum o polinomlar, kare kökler, denklemler bile ya.
Türev, integral bunları nasıl öğrenip nasıl yapmışız çok uzak geliyor.
Neyse yani genel olarak hayatım boyunca bir sınava girip de onu kazanma ihtimalim benim çok düşüktür.
Tamam mı? Çok ilgimi çeken bir konu olması lazım.
Çünkü oturup o derste çalışamıyorum. Elimde olan bir şey değil.
Bu konuda da kendime çok kızıyordum.
Büyüdükçe diyorum ki tamam senin de başka alanlarda yeteneğin var.
Herkes her şeyi yapmak zorunda değil.
Bu konuda hiçbir beklentim yok artık mesela.
Geçen marka vekilliği sınavı oldu. Girmedim bile. Zaten şu an hazırlanamam. Öyle bir yerde değilim de. İki yıl önce girdim kazanamadım. Bu sefer denemedim bile. İki yıl sonra belki denerim. Ama ondan önce ara buluculuğu halletmem lazım.
Abi avukat olanlar şimdi beni anlayacaktır.
Ara buluculuk için çok sınav açılmıyor tamam mı?
Ta 4 yıl önce falan açıldı en son.
Ve o sınava girme hakkı benim önüme geldi.
Hani çok az sınav açıldığı için ona denk geldim bak 4 yıl önce.
Gittim ders aldım.
Ders aldım diyorum eğitime katıldım.
Eğitimi de zar zor ayarladım.
Yurt dışına gidecektim.
Böyle 3 hafta falan kalacaktım.
Ona göre bir eğitim ayarladım.
Ondan sonra gittim ben geldim.
Sınav başvurusunu yapacağım.
Son güne bırakmışım zaten.
Sınav başvurusunu o neden yani mal mısın?
Ondan sonra diplomamı arıyorum son gün.
Böyle akşam saatleri.
Diplomamı asla bulamıyorum.
Sonra diplomamı bulacağım yeri anladım.
Dolabımda bir köşe yapmışım.
Tüm işte anılar, defterler, günlükler, fotoğraflar, diplomalar falan hepsi orada.
Buldum orayı.
O sırada bir arkadaşım aradı.
Onunla baya bir telefonda konuştum.
Saat 8'de muhtemelen 10 falan oldu.
Ondan sonra dağıldım ben günlüklerimi okumaya, fotoğraflara bakmaya,
Eskilere bakıyorum, bakıyorum.
Sonra uyudum.
Bakın sınav başvurusu tamamen aklımdan çıktı.
Diğer gün uyandım.
Sınav başvuru süresi geçmişti.
Ve başvuruyu yapmayı unutmuştum.
O diplomanın içinde.
Diploma yatağımın üzerinde duruyor.
Ben diğer şeylere dalmışım.
Ve daha saçma olanı şu.
Bir tane çok sevdiğim bir arkadaşımın babası yeni vefat etmişti.
Kızı elli kere uyarmıştım.
Bak işte başvurmayı unutma.
Hani aklından çıkabilir.
İstersen ben yardım edeyim falan.
O kız başvurdu. Ben başvuramadım abi sınava. O yüzden de sınava giremedim ve ara bulucu olamadım.
Ve 4 yıldır bir daha açılmadı. Hatta 4, evet 4 yıl geçti.
O ara buluculuk olsaydı şu an benim hayatımda sınavı kazanabilir miydim bilmiyorum da kazanırdım herhalde o kadar da değil.
O ara buluculuk olsaydı benim hayatımda ben gerçekten 4 yıldır maddi olarak güzel bir ek bir gelir olurdu.
Kendime kızdığım şeylerden birisi mesela bu.
Ama bunun da ADHD'den olduğunu ADHD tanısı alınca anladım.
O ADHD sebebiyle insan işte bir şeylere hiperfokus olup diğer şeyleri unutabiliyormuş.
Bir şeye böyle dalıp gidiyorsun saatlerce.
Böyle yaşadığım anlardan birisiydi.
Neyse vardır bir hayır.
Olan da ve olmayan da hayır vardır.
Hep kendime bunu hatırlatıp kendimin yaptığı yanlışı da görüp tabii ki.
Burada yaptığım büyük bir yanlış ve tam olarak salaklık var.
Böyle bir kelime kullanmak istemiyorum ama aptallık var diyebilirim.
Onu da görüp kendime de çuvaldızı batırıp devam ediyorum.
Aileme de bunu söyleyemedim.
Çünkü ailem benim böyle şeylerime çok kızıyordu hep.
Ben de onlara bunu söylersem yine çok söylenecekleri için.
Dedim ki ya ben sınava giremiyormuşum.
Benim kıdemim yetmiyormuş falan dedim.
Yalan yani.
Yetiyordu ve girebiliyordum.
Neyse.
Başka bir örnek vermem gerekirse.
Yani şu anda da kafam o kadar dolu ki böyle net net örnekler aklıma gelmiyor.
Ama mesela şu geliyor aklıma.
Bir tane tweet attım dün.
Tweet acayip tuttu arkadaşlar.
Belki ana sayfanıza düşmüş olabilir.
Bakın okuyayım size.
Yine birilerine akıl veriyoruz ama.
Arkadaş ilişkilerim çok iyidir.
Ama öğrendiğim bir şey var.
Mezuniyet, taşınma, düğün, çocuk ve benzeri önemli kırılımları sizden önce yaşayan arkadaşlarınızın yanında olmak için çok emek vermeyin.
Sıra size gelince bu insanları bulamıyorsunuz.
Çoktan başka bir hayata geçmiş oluyorlar.
Ve sizin onlara gösterdiğiniz özeni, içtenliği görme ihtimaliniz kalmıyor.
Karşılık beklememek lazım.
Evet ama denge bozulunca kalp kırılıyor diye bir tweet atmıştım.
Bu tweet acayip tuttu.
Böyle insanlar kendi yaşadıklarını yazmış işte hani arkadaşının hep yanında olup karşılık bulamadığı anları yazmış.
Kendisine kızmış hani benim hatam ben çok geç anladım böyle bir şey olduğunu falan.
Hani bu arkadaşın böyle bir insan olduğunu.
Ben mesela önceden böyle bir tweet atmazdım bile.
Çünkü derdim ki tamam sen zaten insanların yanında oldun ve sen üzerine düşeni yaptın.
Bunun için karşılık beklememelisin diye kendi duygularımı bastırırdım.
Ama şu an öyle bir şey yapmıyorum.
Ya mesela orada bir şey kırılıyorsam bunu belli ediyorum günlük hayatımda da.
Hani burada bu tweet'i atmamdaki sebep bu arada bariz bir şey yaşamadım.
Sadece aklıma geldi.
Bazen düşünüyorum ben evleneceğimde şu an evlenirken yanında olduğum insanların yanında olacağını zannetmiyorum.
Yani bunu kötü niyetten yapmayacaklar ama hayat akışları öyle olacak.
Ya çocuğu olacak ya bir şey olacak.
Hani anladınız mı bekar bir insanın her şeye koşup yardımcı olabilmesiyle evli bir insanın, çocuğu olan bir insanın bunu yapabilmesi aynı şey değil.
Bu hayat akışıyla alakalı bir durum.
Yoksa arkadaşlarımla ilgili hiçbir şüphem yok.
Hani niyetleriyle ilgili.
Ama hayat böyle bir şey.
İşte bu tweet'i önceden olsa atmazdım.
Bu düşünceye de kendi içimde bastırırdım.
Derdim ki sen hani yanlış düşünüyorsun.
Bunda kırılacak bir şey yok falan diye düşünürdüm.
Ama şu anda artık kendi düşüncelerimi, kendi beklentilerimi veya kendi kırgınlıklarımı ön plana alabiliyorum.
Anlatabildim mi?
Böyle hissel bir burukluk yaşadığımda kırılmamış gibi yapmaya çalışmıyorum.
Önceden olsa ya ben abartıyorum.
Hani buna gerek yok diye falan düşünürdüm.
O içimdeki kırgınlığı bilirdim de hani suçu kendime atmaya çalışırdım.
Kırılmamış gibi yapardım.
Artık bunu yapmıyorum.
Bu arada illa büyük büyük olaylara gerek yok insanın kırılması için.
Karşındaki insana bağlı olarak bazı şeyler burukluk yaratabiliyor.
Bazılarını da cidden kendimize abartıyoruz bu arada.
Hani kafada büyütüyoruz onları ayrı tutuyorum.
Kendine yüklenip de karşı tarafı aklamamak lazım diye düşünüyorum.
Bizde hep bir karşı tarafı masumlaştırma eğilimi oluyor.
Kendi kendimizi manipüle ediyoruz.
Bunu yaptıkça da karşıdan gelen olumsuz davranışlar artıyor.
Bu konuyu daha çok böyle arkadaş ilişkileri özelinde söylüyorum.
Ama siz normal ilişkileriniz, romantik ilişkileriniz anlamında da düşünebilirsiniz.
Yaşım ilerledikçe bir şeylerde kırılma hakkını kendime daha fazla tanımaya başladım.
Anlatabilmişimdir umarım.
O Necip abinin dediği kendini salma meselesine gelince de muhtemelen kendini soktuğu kalıpları kastetti.
Ya benim eşim gece dışarı çıkamaz kalıbına.
Kendini yerleştirip içten içe rahatsız olmasa bile hani erkek adam böyle olur.
Kalıbında kaldığı zamanlardan bahsetti diye düşünüyorum.
Veya belki özdeğersizlik sebebiyle kıskançlık yaptığı zamanlardan bahsetti.
Bilmiyorum şimdi akıl okuma yapmayayım adamın adını da verdim.
Bana düşündürttüğü şeyler bunlar.
Bu arada bana acayip ters geliyor böyle şeyler.
Algım dışında kalıyor.
Evli bir çiften herhangi birinin diğeri olmadan gece dışarı çıkmasını algılayamıyorum.
Gerçekten birçok düşüncem mağara düşüncesi.
Yaşım ilerledikçe de daha çok mağaralaşıyorum.
Bazı düşüncelerimi söylemeye utanıyorum artık.
Tabii her atıp tutmamız bir aşık olmaya bakar.
Dışarıdan konuşmak çok kolay da işin içine girince nasıl olur bilemiyorum.
Yine de genel olarak düşününce 30'lu 40'lu yaşlarım için çok heyecanlanıyorum.
20'ler çok zordu, çok karmaşıktı.
Ya kendinle savaşının bitmediği zamanlardı.
Benim de kendimle savaşım diye bir bölüm var kanalda.
Şu an dinlemeye çekiniyorum hani şu an açıp dinleyemem.
Kim bilir neler anlatmışımdır.
30'larda daha kendimi kabullendiğim, Necip abinin dediği gibi hani kendimi saldığım bir zaman dilimine girdim.
Bunu şimdiden hissedebiliyorum.
Kendime çok kızıyorum ama bazen de sarılmak istiyorum.
Bir şekilde idare ediyoruz yani.
Herkes bir şekilde mücadelesini veriyor.
Bence o mücadeleyi vermek önemli olan.
Vazgeçmemek, pes etmemek.
Kişisel gelişimde de böyle, iş hayatında da böyle.
Ne bileyim sınavlarda da böyle bu olay.
Yoldayız yani yolda bir şekilde hallediyoruz.
İki hafta ara vermiştim podcast'e.
Sanırım ilk kez böyle bir şey oldu.
Hani bir hafta verdiğim oldu ama iki hafta hatırlamıyorum.
Gerçekten çok karmaşık ve zor bir zamandan geçiyorum.
Bu hafta taşınıyorum. Sonrasında düzene gireceğiz.
İnşallah yeni düzenimde, işimle evimin yakın olduğu durumda hedefim haftada iki bölüme çıkmak.
Bu taşınma, bir yeri bırakma ve ben nereye taşınıyorum, nasıl bir düzene geçiyorum bunları ayrı bir bölümde anlatacağım.
Muhtemelen önümüzdeki hafta anlatırım. Yeni düzenimde çekiyor olurum.
Beni Zenomental olarak tüm platformlarda bulabilirsiniz.
Anlayacağınız üzere Twitter'da çok aktifim bu ara.
YouTube vloglarda devam edecek. Sadece biraz zaman gerekiyor.
Siz beni anlarsınız biliyorum. Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
