
Bireyselliğine alan açmak istersen, HİS30 koduyla Terappin’de alacağın ilk tekil ve paket seansların %30 indirimli! 💜
#AnlaşılmakİyiGelecek
Instagram: zeynomental
Apple podcastte puanla
Youtube tıklayın
Tiktok zeynomental
Twitter zeynomental
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içermektedir.
Transkript
Zor zamanlardan geçerken kendinize iyi gelecek bir şeyler arıyorsanız...
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
Otuzuna yaklaşan bir erkeksem...
Bayan Manifest Bakanı.
Sevmediğim mesleğimi...
Astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksini o kadar özledim ki...
İki binli erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep.
Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde ve hangi yılda karşılaştıysak,
terapinin sunduğu 130. bölüme iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Arkadaşlar, bu bölümü nerede hazırlıyorum biliyor musunuz?
Doğum günüm bugün, ailemle yemek yiyeceğiz.
Öncesinde erken geldim, orada hazırlıyorum.
Önceki bölümü doğum günümde yayınlamıştım ve çok teşekkür ediyorum.
İnanılmaz güzel mesajlar aldım.
Hepinize ayrı ayrı yazacağım. Çok teşekkür ediyorum. Her bölümde dediğim gibi iyi ki varsınız, iyi ki sizler varsınız.
Şimdi yemek yiyeceğiz işte ailemle. Sonra sabah Bodrum'a doğru yola çıkıyorum. Arkadaşımın düğünü var.
Ben de size birkaç bölüm önce anlattığım o otel tatilini yapmak istiyordum. Ve bu yıl yapacağıma dair hiçbir inancım yoktu açıkçası.
Arkadaşımın düğünü olunca dedim tamam hani bu bir bahane olsun.
İki yıldır hiç tatil yapamadım.
Aşırı ihtiyacım vardı.
İzin aldım iki gün.
Düğün bahanesiyle üç dört gün tam bir yatış tatili yapacağım inşallah.
Kardeşimle gidiyoruz.
Şimdi o da evlenecek.
Öncesinde onunla da vakit geçirmek istiyordum.
Umarım güzel olur.
Yani bu tatili o kadar istiyorum ki bakın.
O kadar istiyorum ki.
Ya çok yoruldum artık.
Her şeye koşturmaktan, birçok insanla, birçok işle muhatap olmaktan, kafa doluluğundan çok yoruldum.
Yoğunluk her zaman iyidir bu arada. Cidden severim.
İnsanı dinç tutar falan ama burnout'a da sürükleyebiliyor.
Normalde tahammül ettiğim şeylere tahammülümü düşürebiliyor.
Yani herkes için geçerli bu.
Normalde çok tepki vermeyeceğin şeylere çok tepki veriyorsun.
Daha depresif hissediyorsun. Daha kırılgan oluyorsun.
Ben de bu ara olumsuz duyguları sık sık yaşadığım bir dönemden geçiyorum.
Ama o olumsuz duygularda çok kalmamaya çalışıyorum.
Böyle dönemlerin, hislerin içinden daha kolay çıkabiliyorum sanırım artık.
En azından eskiye göre daha iyi baş edebiliyorum.
Dedim nasıl böyle oldu yani ne değişti?
Ben neler uyguluyorum da kötü hislerle, zor zamanlarla daha kolay baş edebiliyorum?
Oturdum cidden bunu düşündüm.
Bu konuda önerebileceğim bir şeyler olduğunu fark ettim ve madde madde toplayıp birkaç madde de toplayıp daha doğrusu size anlatmak istedim.
Umarım ihtiyacı olanların işine yarar bu şahsi taktiklerim.
Şimdi birinci madde sakin olun ve meditasyon yapın falan diyormuşum. Hayır hayır.
Birinci madde zamana teslim olmak. Zamana teslim ol diyebiliriz.
Ne demek istiyorum? Şöyle anlatayım. Geçen biriyle konuşuyordum. Hayatımı bilen biri işte bu yoğunlukları falan bilen biri. Durdu ve şey dedi. Helal olsun Zeynep ya bu hayata çok emek veriyorsun dedi. Size yemin ederim o an yere çöküp ağlayasım geldi.
sırtımı sıvazlaması, o teması yapması ve içten bir şekilde bunu söylemesi
bir anda tüm gardımı indirdi, beni savunmasız bir hale getirdi.
Sanki içimde böyle dolmuşum dolmuşum, orada yere çöküp ağlasam rahatlayacakmışım gibi hissettim.
Bizim yine gereksiz uçlara gidiş.
Neyse bu tempoyu bilenler soruyor genelde.
Nasıl yetişiyorsun, nasıl dayanıyorsun diye.
İnanın önceden olsaydı dayanmazdım.
Bakın dayanamazdım bile demiyorum.
Dayanmazdım.
Ya beni yoran, üzen bir durum mu var ortada?
Direkt onu yok etmeye çalışırdım.
Bunu çözmem lazım.
Bu histen kurtulmam lazım.
Halledip devam etmem lazım falan derdim.
Ama sonra ya akışa devamlı müdahale etmenin beni çok erken vazgeçmeye ittiğini,
bazı fırsatları yeterince değerlendirmemeye yönlendirdiğini anladım.
Bu sebeple kendimi biraz törpüledim.
Artık hemen bir şeyleri toparlamak veya elemek yerine diyorum ki tamam bir sakin ol.
Hayat şu an sana bunları yaşatıyorsa sen de yani gidip o akıntıya karşı kürek çekme.
Bir sal kendine yapabildiğin kadarını yap.
Bakalım nereye gidecek bu durum yani sonsuza kadar sürmeyecek sonuçta.
Her şeyin kısıtlı bir vakti var ya kısıtlı demeyeyim ama bir vakti var ya.
İnsan ömrü bile böyle yani tüketeceğimiz nefesin bile sayılı olduğu, belli olduğu söyleniyor.
Hiçbir şey yani hiçbir şey kalıcı değil belli ki.
Okey o zaman nereye kadar benimle gelecek?
Yaşayıp görelim diyorum.
Bu düşünce genel tabloya baktığımda beni çok rahatlatıyor.
Şu an mesela aynı örnekten gidersem bir süredir birçok şeyle uğraşmam gerekiyor belki.
Sosyal medyayı, avukatlığı, kurumsal hayatı aynı anda yürütüyorum.
E şu an bırakmam mümkün değil hiçbirini.
Sosyal medya demişken kim bu sesin ardındaki kız derseniz tüm platformlarda Zeyno Mental olarak beni bulabilirsiniz.
Spotify ve Apple'dan da takip ederseniz çok sevinirim.
İşte her şeyi aynı anda yürütüyorum dedim.
Çok da bunalıyorum ama bakalım hayat ne noktada beni rahatlatacak ya?
Bunu düşünmeye çalışıyorum.
Bu merakımı diri tutmaya çalışıyorum.
Zamanla teslim olmaktan kastım bu.
Günü kurtarıyorum biraz aslında.
Günün ceremesini çekiyorum.
Çünkü bir noktada rahatlayacağımı biliyorum.
Hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmeyeceğini bilmek genel olarak çok rahatlatıyor.
O yüzden zamanı teslim olmayı çok öneriyorum.
İkinci madde.
Önceki tecrübelerini hatırla.
Hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor dedim ya.
Nereden biliyorum bunu?
Kendimle ilgili olarak.
Önceki tecrübelerimden biliyorum.
Geçmişte de birçok şeyde zorlandım.
Birçok şeye üzüldüm.
Birçok kötü zaman yaşadım.
Herkes gibi.
Ne oldu abi?
Hepsi geçti.
Çoğunun yaşandığını bile unuttum artık.
İnsan zihnine yapı olarak yeni şeylere adapte olmaya programlı ya zaten insandan kördür derler.
Öyle olmasak yaşayamayız, hayatı sürdüremeyiz.
Mesela melankolik insanlara, memnuniyetsiz insanlara bakın hep geçmişe takılırlar.
Olumsuz deneyimleri tekrar tekrar anlatıp böyle yaşattıkça yaşatıp hafızalarını da diri tutarlar.
İşte annelerimiz, teyzelerimiz falan böyledir ya 20 yıl önceki, 30 yıl önceki konulara hala dertlenirler, hala onları konuşurlar.
Bunun iyi bir şey olmadığını gördüm.
O yüzden yapmamaya çalışıyorum.
Onun yerine bakış açımı daha esnek ve daha her şeyin gelip geçici olduğu noktasında tutmaya çalışıyorum.
Arkadaşlar yaşamaya gerçekten emek veriyorum ya.
Bunu diyen kişi çok doğru bir tespit yapmıştı.
bu mentali ilmek ilmek iyileştiriyoruz biz ya.
Sizler de öylesiniz biliyorum.
İşte bakış açımı oraya yönlendirirken ne yapıyorum?
Kendime kanıtlar buluyorum.
Önceki yaşanmışlıklarıma bakıyorum.
Heh diyorum önceden şöyle bir şey yaşamıştım.
Yaşadığım anda çok önemliydi benim için.
Ama sonra geçti, unuttum, atlattım.
Mesela bazen şöyle bir şey oluyor bana.
Hayatımda bir konuya, bir olaya acayip takıyorum.
Ya buna kuruluyorum.
O düşünceye saplanıyorum ve aklım hep kurcalayacakmış gibi geliyor.
Sanki o saplantım hiç geçmeyecekmiş ve orada takılı kalmaya devam edecekmişim gibi geliyor.
Bunu yaşayanlar bilir.
Bu biraz endişelendiren de bir durum.
Sonra diyorum ki tamam sen bazen böyle bir şeye saplanıyorsun.
Daha önceki saplandığım hisleri, düşünceleri aklıma getiriyorum işte.
Hepsi geçti.
Bunu fark ediyorum.
Bu saplantı da geçecek diye kendimi telkin ediyorum.
Bir yandan da insan kendisini daha iyi tanıyor ya yıllar geçtikçe.
Tamam ya ben bazen böyle takılı kalabiliyorum diyebiliyorsun.
Önceki tecrübelerini hatırlayarak.
Şu an kalıcı bir şeyin içinde olmadığını kendine kanıtlıyorsun.
Anlatabildim mi?
Bu bende acayip çalışıyor.
Yaşanmışlığım arttıkça elimdeki veriler de arttığı için
geri dönüp bakabildiğim daha çok olay olduğu için gittikçe daha iyi çalışmaya başladı.
Buna paralel olarak tecrübeli insanları daha fazla dinlemeye başladım.
Daha fazla akıl danışmaya başladım.
Benden tecrübeli biri, o yoldan geçmiş biri nasıl geçtiğini anlattığında bunu da kendime örnek almaya çalışıyorum.
İnsanlar ve olaylar bence birbirinden çok da farklı değil ya.
Hepimiz benzer bir mekanizmadayız.
Zihnimizin çalışma şekli olarak yani insan beyni olarak.
Hani ne kadar farklı işleyebilir öyle düşünüyorum ve daha çok akıl danışıyorum.
Aynı şekilde dediğim gibi kendimin de önceki yaşadıklarına bakıyorum.
Üçüncü ve en sevdiğim madde, kendinden ilham al.
Ya buna bayılıyorum.
Diyelim ki şu an tatsız bir dönemdeyim.
Ki çok yakın zamanda yaşadım.
Geçtiğimiz dört gün ya aşırı yoğun, aşırı roller coaster tadında inişli çıkışlı bir ruh halindeydim.
Bayağı kayboldum, kafam karıştı.
Benim için önemli bir konuda bir türlü karar veremedim falan.
işin içinden doğru düzgün çıkamayacakmışım gibi hissettim.
Artık öyle gelmeye başladı.
O sırada bunu düşündüm.
Ya ben daha önce de zor dönemlerden geçtim ve onları atlattım, yolumu buldum.
Şimdi de yapabilirim.
Şimdi de atlatabilirim.
Hatta şimdi daha kolay yaparım çünkü daha olgunum şüpheli.
Hem de bu zamana kadar kendime kattığım şeyler, kendime yaptığım yatırımlar
daha doğru şekilde düşünmemi sağlar.
Buna güvendim.
ve kendimden ilham aldım.
Ya bu muhteşem bir şey değil mi?
İnsanın kendi geçmiş halinden ilham alması bana çok anlamlı geliyor.
Böyle şey diyorum, helal olsun falan diyorum böyle anlarda.
29 yaşındayken şöyle bir şey yaşamıştın.
Sonra şunu şunu yaparak o dönemin içinden geçmiştin.
Şimdi de yaparsın falan diyorum.
Bunu tabii ki aynanın karşısına geçip, gözlerimin içine bakıp,
kendime böyle elimle, parmağımla işaret ederek yapmıyorum da
İşte kendi içimde böyle düşünüyorum, telkin etmeye çalışıyorum kendimi.
Bu kendinden ilham alma kısmını henüz yapamıyor olabilirsiniz bu arada.
En basitinden şöyle bir örnek verebilirim.
İlk kez aşk acısı çekiyorsanız hiç atlatamayacağım sanıyor olabilirsiniz.
Ama bir kez o süreci yaşadıktan sonra bunu yaşayanlar bilir.
Atlattığınızı gördükten sonra tekrar aşk acısı çektiğiniz bir ayrılık yaşadığınızda
diyorsunuz ki tamam abi daha önce de yaşadım ben bunu.
Farklı insanlarla farklı şekilde yaşadım ama geçti mi geçti, unuttum mu unuttum, şimdi yine geçer.
Daha önce atlattıysam yine atlatırım diyebiliyorsunuz.
Ama hayatınızda ilk kez yaşıyorsanız önceye dair bir kanıtınız olmadığı için hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor.
Ve orada biraz kendinizden ilham almanız da zorlaşabiliyor.
Mesela ben artık işle ilgili konularda bayağı tecrübeliyim.
8-9 yıldır aktif çalışıyorum.
Aktif olarak çalışma hayatının içindeyim.
Çok fazla şey gördüm, çok fazla şey yaşadım.
Elimde çok data oldu.
Yeni bir olay yaşadığımda o datalara bakarak yine üstesinden gelebileceğimi kendime telkin edebiliyorum.
Tabii ki her olayı defalarca yaşayamıyoruz.
Bazı şeyler daha spesifik kalıyor, baş etmesi daha zor oluyor.
Ama sağlam bir mental inşa ettiğimize, kendimize ona yaslanabiliyoruz ya.
Zeynep tamam da ben bu mentali tek başıma inşa edemiyorum derseniz hemen terapine giriyorsunuz.
His 30 koduyla %30 indiriminizi kullanıyorsunuz.
İçinize sinen size uygun bir terapistle istediğiniz yerden istediğiniz zamanda terapiye başlıyorsunuz.
Terapinde yalnızca terapistler yok bu arada yani 600'den fazla terapist, fizyoterapist, diyetisyen ve spor eğitmeni bulunuyor.
Size en uygun bütçeyle kendi konfor alanınızda bu uzmanlardan destek alabiliyorsunuz.
Detayları açıklamaya bırakıyorum.
Terapinle 9 aydır birlikte çalışıyoruz.
Birçok insan faydalandı.
Ben şeyim böyle, keşke şehirdeki hoparlörlerden yapabilsem şu anonsu.
Alacağınız faydadan o kadar eminim ki daha fazla insan denesin ve yararlansın istiyorum.
Bu 3 madde, zamana teslim ol.
Önceki tecrübelerini hatırla, kendinden ilham al.
Bu üçü benim dar zamanlarımda kötü hislerle baş etmeye çalıştığım anlarda kendimi en çok telkin ettiğim, bana en çok fayda sağlayan ve basit gibi görünen, anlatırken biraz daha basit gözüküyor olabilir.
Ama uyguladığınızda eminim siz de fayda göreceksiniz.
Ben uyguladığımda çok etkili yöntemler oluyor.
O yüzden bugün size bahsetmek istedim.
Geçen bölümde söylemiştim ya hayatta hep her şey aynı anda düzgün gitsin diye çabalıyoruz.
Ama öyle bir şey sanırım mümkün değil.
O küçük renkli küp oyuncaklar gibi ilerliyor hayat.
Ya tam her şeyi düzelttim, renkli küpü yaptım sanıyoruz, arkasını bir çeviriyoruz, diğer taraf bozulmuş.
Bu beni bazen çok zorluyor.
Hayal kırıklığı yaşıyorum.
Ya diyorum neden aynı anda düzgün gitmiyor her şey?
Hep bir mücadeleyle uğraşmak zorunda kalıyorum.
Var oluşsal sancılara giriyorum bunu düşünüp.
Ama yaşamak tam olarak böyle bir şey sanırım.
Hep bir mücadele, hep bir uğraş.
O yüzden böyle ufak detaylarla yaşamayı kolaylaştırmaya çalışıyorum.
Umarım size de bir fayda sağlar bu anlattıklarım, naçizane.
Bir şekilde aşarız ve yaşarız diyorum.
Sizi seviyorum, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
