
Sürekli çalışmanıza, yorulmanıza ve zaman harcamanıza rağmen hedeflerinize ulaşamıyor musunuz? Sorun ne kadar çalıştığınızda değil, nasıl çalıştığınızda olabilir.
Bu bölümde, "Mesleki Gelişim Antrenmanı" kavramını masaya yatırıyor ve yanlış metotlarda ısrar etmenin bizi nasıl yerimizde saydırdığını konuşuyoruz. Kariyerinizde, eğitim hayatınızda veya günlük hobilerinizde aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemekten kurtulmanın yollarını tartışıyoruz. Kendi öğrenme modelinizi nasıl keşfedeceğinizi ve iş yapma şeklinizi nasıl güncelleyeceğinizi öğrenmek için dinleyin.
Transkript
Herkese merhaba, Ben Saati Ne? Hoş geldiniz, ben Elif.
Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde etmek çoğu zaman mümkün değil arkadaşlar.
Hedeflerimiz doğrultusunda ilerlerken, çalışırken, hep aynı metotları kullanıyorsak,
aynı yoldan gidiyorsak ve sonuçlardan memnun değilsek artık çok çalışmaya odaklanmak yerine
nasıl çalıştığımızı odaklanmamız lazım.
İş yapma şeklimizin üzerinde de çalışmamız lazım.
Demek ki biz bir işi nasıl yaptığımız üzerine çalışmıyoruz demektir.
Buna mesleki gelişim antrenmanı deniliyor arkadaşlar.
Mesela 10 saat bir iş için uğraşıyorsak, belki sınava hazırlanıyoruz, test çözüyoruz, belki piyano öğreniyoruz.
10 saat çalıyoruz kendimizi o konuda geliştirmeye çalışıyoruz.
Bir yabancı dili öğreniyoruz.
Belki başka bir beceri de olabilir ya da kariyerimizle ilgili herhangi bir konu.
Ve bu kadar çalışmaya rağmen istediğimiz gibi yol alamıyorsak ne yapacağız?
Bu 10 saatin belki onda birini, bir saatin işte iş yapma şeklimiz üzerine çalışacağız.
Acaba kullandığım metotlar doğru mu?
Gittiğim yol doğru mu?
Farklı neler yapabilirim?
Bu yolda ben iyi hızlı ilerleyebiliyor muyum?
Başka araçlar var mı?
Şimdi yıllar önce öğrenciyken üniversitede ne üflemek istedim?
Ne sazını öğrenmek istedim?
Ve belediyenin kursuna gittim.
Bir buçuk ay ses çıkarmaya çalıştım.
Kısık kısık sesler geliyor.
Ve diyorum bir sıkıntı var galiba.
Yani hocanın gösterdiği gibi tutuyorum ve sesler bir türlü düzelmiyor.
Sürekli her gün çalışıyorum falan.
Hocama söylüyorum bir problem mi var?
Yani bu neden çıkmıyor?
Zaten ses çıkartması zor bir çalgı aleti bu.
Senin şu an zorlanman normal.
Tutuşunda bir problem yok dedi.
Ben neredeyse bir, bir buçuk ay uğraştım, uğraştım.
Ya bir şey var diyorum yani çıkması lazım sesin.
Sonra kendi kendime tutuşumu değiştirdim. Sol elimi aldım neyi? Parmaklarımın yerlerini değiştirdim. Ve o anda o kadar güzel sesler çıkmaya başladı ki o sesleri hepsini çıkarabildim. Şok oldum ya.
Hani o kadar zamanı ben bir tutuşuma ne bileyim notaya basışıma biraz daha yani o yöntemimi çevirseydim onun üzerine çalışsaydım daha kolay yol alacaktım.
Şimdi sesleri çıkartınca bu sefer üzerine çok çalışınca her gün işte mesai harcayınca o güzel eserleri üflemeye başladım çalmaya başladım.
Yani piyano öğrenirken de böyle yabancı dil öğrenirken de öyle farklı yani kek yaparken de bu böyle.
Belki bir el işi yapıyorsunuz.
Her konu için bunu söyleyebiliriz.
öğretmenlikte 10 yıl boyunca
aynı şeyleri yapıyorsam ben
hep aynı şekilde ders anlatıyorsam
aynı şekilde sınavları hazırlıyorsam
bir kere ben sıkılırım ve öğrenciler
sıkılır zaten bir süre sonra. Yaptığım
işten keyif de almam ve
küflenirim. O yüzden arkadaşlar ara ara
durup iş yapma şeklimiz üzerine
çalışmamız lazım. Kendimizi
güncellememiz lazım. Bizim potansiyelimiz
cebimize kalıyor
atıl bir şekilde. O yüzden biz sıkılıyoruz.
Hem keyif almıyoruz hem de
kendimizi işlerimize adamıyoruz aslında.
Bazı arkadaşlar da aşırı çalışıyor.
Ama dediğim gibi metotları üzerine çalışmadığı için
sadece bir yolda bir şekilde hedefine kilitlendiği için
o istediği hedefe ulaşamayabiliyor.
Bu aralar ukulele çalmaya çalışıyorum.
Sadece hocadan öğrenmeye çalışmıyorum açıkçası.
Artık akıllandım.
Acaba ben nasıl daha kolay öğrenebilirim?
İşte YouTube videolarına bakıyorum.
Tabii ki okulda bir müzik öğretmenimiz var.
O yardımcı oluyor falan.
zaten daha basit bir çalgı aleti, müzik aleti.
Ve bir şekilde kendimin nasıl kolay öğrendiğini anlamaya çalışıyorum bu çalgıda.
Yani YKS sınavına hazırlanan bir öğrenciye de aynı şeyi söylüyorum ben.
Sen buna böyle kendini veriyorsun, çalışıyorsun ama acaba senin öğrenme ve çalışma stilin farklı olabilir mi?
Sadece bir şekilde çalışıyorsun.
Bir bak bakalım yazarak mı, okuyarak mı, sabah mı, gece mi çalışmak senin için daha uygun?
Yani mesleki işlerimizde olduğu gibi bu bizim günlük hayatımızdaki işlerimize de aynı şekilde geçerli arkadaşlar.
Ben mutfakta falan çok iyi olmadığımı düşünüyordum önceden ama annemin öğrettiği şekilde yapamadığımı fark ettim.
Daha böyle genç zamanlarımda.
Sonra araştırdım başka şekillerde hani anneannemin tarifini onun uyguladığı şekilde yapmaya başladım.
Ya da ev işlerini falan annemden öğrendiğim şekilde yapamıyordum.
Yani güzel olmuyordu, başarılı hissetmiyordum kendimi.
Her konuda dediğim gibi bu örneği verebiliriz.
Beyaz yakalıysanız da kariyerinizde ilerlemeye çalışırken de bu eğitimler işte hizmet işi eğitimler falan yapılıyor ya bunun bir sebebi aslında mesleki gelişim antrenmanı bu.
Biraz da kendimizi güncellememiz için o seminerler bizim için de geçerli.
Eğitimciler için de öyle, memurlar için de öyle.
Özelde çalışan arkadaşlarda da bir takım eğitimler veriliyor.
Bunların sebebi aslında mesleki gelişim antrenmanı olsun, kişiler kendi işleri üzerinde de çalışsınlar.
Ama insanlar tabii bunu çok farkında olmayabiliyorlar.
Ve dediğim gibi çok çalışmakla akıllıca çalışmak arasındaki fark da zaten bu.
Mesleki gelişim antrenmanını hayatımızın bence her konusuna dahil etmeliyiz.
Şimdi ben iki sene podcast şeklinde ilerledim ben saatinde.
Hep ses kaydı yaptım.
Daha sonra dedik ki videolar olsun.
Bu sefer iş yapma şeklim üzerine çalışmaya başladım.
Gündüz videolar çekmeye başladım.
Olmuyorsa hani uymuyorsa planıma çalışma şeklime yani öbür işime uymuyorsa akşam çekmeye başladım.
Ya da kendimi hani daha nasıl rahat hissedebilirim bu anları yakalamaya çalıştım.
Çünkü gündüz sabah yaptığım zaman odaklanamıyordum ama akşamları sanki daha güzel anlatıyorum.
Daha böyle herhalde o işten geldikten sonra dinlendikten sonra akşama sessizliği bana daha iyi geliyor.
Genelde gündüz o daha gün ışığında yayınlar yapmak daha iyiymiş gibi geliyor ama bunları yapa yapa işte üzerinde çalıştıkça dediğim gibi hayatınıza yolunda gitmeyen ne varsa bir bakın bakalım gittiğiniz yolda diretiyor olabilir misiniz?
Yani bir kapıyı kırk kez mi çalmak önemli? Hani kırk kapıyı bir kez mi çalmak gerekli? Bir de bunu düşünmenizi isterim.
Bazı şeylerde o esneklik için her ikisinde denememiz gerekebiliyor arkadaşlar.
Ben öğrencilerime hep şunu söylüyorum. Ödev getiriyorlar. Bu sözü Mümin Hoca'dan da çok duymuştum zaten. İş yapma şekliniz, ödevi getirme şekliniz, bir projeyi sunma şekliniz, bir eğitime hazırlanma şekliniz, bir yemeği yapma şekliniz yani biraz daha böyle abartayım ben.
iş yapma şeklini sizi yansıtır arkadaşlar.
Yani kazancınızın değil karakterinizin yansımasıdır.
Siz böyle bir karakterde insan mısınız?
Yani bu seni temsil ediyor, bu seni yansıtıyor.
O yüzden yaptığınız şeyleri bir de bu gözle bakın derim.
Mesleki gelişim antrenmanlarını biraz bu yönde de düşünebiliriz.
Yani branşınız ne olur bilmiyorum.
Daha fazla örnek de vermek istiyorum ama siz bunu bir düşünün derim.
Kendi işinizde acaba yeterince mesleki antrenman yapıyor musunuz?
İnsanlar işlerini beğenmiyorlar.
Bu bizde de var devlet memurlarında da var yani bir türlü beğenmiyorlar çünkü yeni bir şey eklemiyorlar arkadaşlarım ya da hani başka şekillerde yollarda acaba ne yapabilirimi çok düşünmüyorlar.
O atıl hal ruh halimize yansıyor ve bizim hayatımıza sirayet ediyor.
Ben bunu bazen hani sosyal medyada bile ürettiğim işleklerde bile gördüğüm oluyor acaba hep aynı mı kaldım birazcık daha farklı şekilde konuyu ele alabilir miyim anlatabilir miyim farklı şekillerde düşünebilir miyim.
Bu yüzden de biz bizim işlerimizle, mesleğimizle ilgili olsun, kendi günlük hayatımızda, sosyal hayatımızda okumalar da yapmamız lazım arkadaşlar.
Bizim mesleğimizle, işimizle ilgili hayatta neler dönüyor, insanlar neler yapıyor?
Ben bunu pandemi esnasında yapabiliyordum.
Girişimci öğretmenlik diye bir şey vardı, uluslararası yapılan bir iş.
Bu bizim ülkemizde yoktu.
Ben nedense fark ettim bunu, bir dönem bu nedir diye bir araştırmıştım.
Bunun bana çok katkısı oldu kendi işimde.
Biraz daha farklı bakmaya başladım.
Bu işte dil öğretimini farklı nasıl yapabilirim bunu öğrenmeye başladım.
Ve şu da oluyor bazen hani yine kendi işimden yola çıkarak söyleyeyim ki siz de kendinize göre o örneği değiştirebilirsiniz.
Çok kısa sürede çok iyi derecede İngilizce konuşmak isteyen insanlar oluyor.
Yani bedeli ödemeden bunu yapamazsınız.
Ve hep aynı şekilde çalışıyor.
Dizi izleyerek öğreneyim diyor.
Yani sürekli her gün dizi izliyor.
Tamam bunun bir yararı var ama yüzde seksen yararı yok.
Yüzde yirmi var yani bunun yararı dil öğrenmekte.
Metodunu yanlış seçiyor ve ısrarla iki üç ayını dizi izleyerek dil öğrenebileceği üzerinde tutuyor.
Yani ben izleyeyim öğreneceğim zannediyor.
Öyle bir şey değil bu.
Yani o metodu değiştirmesi lazım.
Baktı ki yol alamıyor.
Evet kulak aşinalı olur bir dinleme olayı oluyor orada ama durup şöyle yapması lazım.
Benim biraz okumam mı lazım acaba? Birazcık diyalog mu çalışmam lazım acaba? Biraz yazarak mı çalışmam lazım acaba? Diye böyle metotlara pek bakmıyor kimse. Dil öğrenirken de genelde bu hata yapılıyor. Ez cümle bakalım hayatımızda atıl kalan, ilerleyemediğimiz, tıkanmış hangi işlerimiz var? Biz hangi işlerimizle ısrarla aynı yoldan gitmeye devam ediyoruz?
Mesleki gelişim antrenmanı yapıyor muyuz? Ne kadar seviyede yapıyoruz? Nasıl yapıyoruz? Bu konuda sizin de yorumlarınızı bekliyorum. Belki benim dikkatimden kaçan bu konuyla ilgili başka perspektifler de olabilir sizden. Bunları da bekliyorum dinlemek isterim yani. Beni dinlediğiniz için çok teşekkürler, çok sevgiler, selamlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
