
S2B32: Merak, Oyun ve Cesaret | Dr. Merve Cura
30 Eylül 2026 · 31 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Ariadne’nin İpi’nde bu hafta çocuk psikiyatristi doktor Merve Cura (@dr.mervecura) ile kendi hikayesini konuşuyoruz. Hayatında aldığı risk ve zorlu karar neydi, ve girdiği labirentte nelerle karşılaştı.
Merak, cesaret ve kendine olan inançla dolu bu sohbet yayında!
Dünyada 1 milyondan fazla ailenin tercih ettiği NovaKid ile 4-12 yaş arası çocuklarınız, profesyonel eğitmenlerle oynayarak ve konuşarak İngilizceyi doğal bir şekilde öğrensin!
---
🎁 Ariadne’nin İpi Özel İndirim Kodları:
ARIADNE15: Haftada 2+ seans için %15 İndirim
ARIADNE30: Haftada 3+ seans için %30 İndirim
🔗 İlk seans ücretsiz! Hemen deneyin:https://www.novakidschool.com/tr/?utm_source=podcast&utm_medium=social&utm_campaign=adrianinipi
---
Bu bölüm "Novakid" hakkında reklam içerir.
Transkript
Özellikle çocuklar daha çok tabii ki merakımı çekiyor.
Yani o kadar onlar yaratıcılar ki gerçekten ne cevap verebileceğini tahmin edemiyorum.
Mesela bir erişkin gelebilir.
Erişkine kafamda tabii ki bir algoritmalar artık belli bir uzmanlıktan sonra oluyor.
Hani şuraya gidebilir, bu cevabı verebilir.
Hani yaklaşık ama bir çocuk her seferinde şaşırtabiliyor.
Bir çocuk için bir araya gelen uzmanlar ve hepsinin elinde bir ip var.
İp böyle karmaşık bir hale gelmiş ama hepsi o ipi tutuyor.
ve çocuğu aslında o iple beraber, o bağlantı ağıyla beraber geliştirmeye çalışan insanlar diye anladım.
Evet, kesinlikle tam olarak da bu.
Yani ağ kurmak bence biraz böyle bir şey.
Hani hatta o ipler farklı farklı renkli ipteydi.
Hani herkes gönlündeki hangi ipi atmak istiyorsa başka tanımadığı bir uzmana atabilirsiniz
ve bu ağı biz neyle kururuz, neyle bu ağı öreceğiz derken
herkes işte belki sürdürülebilir, belki emek, belki zaman.
Hani kendilerinden kattıkları şeylerle biz orada bir ağ kurmak.
aslında bunu somutlaştırmaktı. Somut. Evet.
Benim de şimdi aklımdan o geçiyordu. Yani
şu kadar süredir işte ekrana bakıyor.
Yani ama ekrana niye bakıyor? Şimdi
sınav kaygısını unutmak için mi bakıyor?
Bir derdi var onu unutmak için mi?
Eğlenemiyor, sıkılıyor.
Bu yüzden mi? Yoksa oradan bir ilişki mi yaptı?
Romantik bir şey mi? Yazışıyor mu?
Belki çok verimli bir arkadaşlık
geliştirdi. Evet. Yani
gerçekten o neyin yerine? Ya da ailecek
hiçbir şey yapmıyoruz. Sıkılıyor. Hani
verimli aile saatinin yerine de geçmiş
olabilir. Yani
Çocuğun aslında neye ihtiyacı var ve ben o yüzden arkadaşlıklarını çok soru soran gerçekten var mı yok mu derken belki de o yüzden yine meraktan gelen bir şeyle bu arkadaşlık gruplarını kurdum.
Sonra gençlerde çok iyi çalıştığını fark ettim.
Bu bölümün sponsoru Novakid.
Çocuğunuzun İngilizce öğrenme yolculuğunu eğlenceli ve interaktif hale getirmek için Novakid ile tanışın.
4 ile 12 yaş arasındaki çocukların İngilizce yolculuğunu oyunlaştırarak ve onu geliştirerek hayata hazırlayan NovaKit'te bu bölüme özel haftada 2 ders ve üzeri için Ariadne 15 ile %15, haftada 3 ders ve üzeri için Ariadne 30 ile %30 NovaKit indirimi sizinle birlikte.
Ücretsiz deneme dersiyle çocuğunuza daha büyük bir dünya verin.
Ariadne'nin ipine hoş geldiniz. Ben Mukadder.
Bugün konuğum daha önceki haftada bizimle olan doktor, çocuk psikiyatristi Merve Cura.
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Nasılsın?
Teşekkür ederim. Sen nasılsın?
Ben de iyiyim. Teşekkürler.
Bugün klasik sorumuzu sana da soracağım, bütün konuklarıma gelen.
Kendini Ariadne'nin ipindeki gibi labirentte hissettiğin ve zorlandığın deneyimin neydi?
Ve sonrasında çıkış için nasıl bir ipucu bulmuştun?
Ben bu Ariadne'nin metaforunu çok seviyorum aslında.
gerçekten tetuasa ip veriyor ama hani ip aslında hani ona bir yol göstermiyor.
Sadece bir bağ vermiş oluyor ya.
Sadece buradan çıkabilirsiniz diye bir ümit ve bir yerlerle bağ.
Aslında neye bağlıyız gibi bir yerden soru.
Ben de düşünüyorum kendi hayatımda.
Labirent midir bilemem ama hani belki çıkış ve yer değiştirme olarak bir hikaye anlatabilirim.
Benim için muayenehane açmak.
İşte devlet hastanesinden, güvenli alanımdan, çok iyi bildiğim tıp hekimliği, yani o benim bildiğim devlet hastanesinde muayene etme.
Zaten iyi oldun.
Hasta, şey evime yürüme mesafesi olan bir hastaneden, çok iyi ekip arkadaşlarım var.
Ahit hissediyorum.
Oradaki hastalarımı da çok seviyorum, işimi de çok seviyorum.
Hani öyle bir yerden yani yeni bir şey arama, bir merak.
Ya aslında başka bir şey de yapabilir miyim deyip, belki aldığım eğitimlerle yeni bir şeyler yapabilir miyim?
Bu psikiyatrı çocuk psikiyatrisi farklı bir şeyde dönüşebilir mi?
Öyle bir bina olur ki içeride işte ne bileyim gruplar, oyunlar, sanat bunlar bir arada olabilir mi dediğim bir muayenehane açma sürecim var.
Orada biraz düşünmüştüm.
Çünkü böyle çok da herkesin hemen yap dediği bir şey değil.
Özellikle de hani aile açısından düşünürseniz işte Ankara'nın göbeğinde herkesin istediği bir devlet hastanesinde.
İkibim çok iyiydi, çok mutluyum.
Her şey yolundayken neden değiştirmek istiyorsun?
Evet yani insanlar için bir sebep olması.
Bir acı ve kaçma.
Ama insanın bence o ip meselesi.
Ben merak diyebilirim o ipin adına.
Yani evet burası böyle.
Tamam güzel de ama bütün yaşamımız burada mı sürecek?
Yani bunun farklı bir şey dönüşme ihtimali var mı?
Ki ben çocuk psikiyatrist olduğum için bunu çocuklarda çok görüyorum.
Evet işte araba.
Ama bu araba acaba ters çevirirsem bir şeyin altı olabilir mi?
O üzerine çiftlik kurabilir miyiz?
Ya da bir garaja dönüşebilir mi?
Ya da bu sandalyeyi bir kamyona çevirebilir miyim?
Yani aslında hayata bakıp o gerçekliği de inkar etmeyeyim.
Evet bu bir araba ama bundan başka bir şey daha çıkar mı?
Yani olasılıkları görebilmek.
Ben sanki biraz daha böyle bir şey seviyorum hayatımda.
Yani merak edip diğer odalarda ne var?
Diğer olasılıklar neler?
Yani yeni olasılıklar yaratmak.
Belki de ama en önemli şey de oyun dürtüsüyle.
Yani bu sadece bir merak, bir bakayım çıkayım değil de oyun oynamaya devam etmek.
Bazen arkadaşlarıma da söylerim.
Yani sorarlar işte niye bunu yapıyorsun?
Herhangi bir şey için değil mi?
Bir işle ilgili ya da uğraştığım bir şey.
Çok uğraşıyorum, çalışıyorum değilim.
Yani niye gider?
Hani orada bir mantıklı bir sebep bulmaya çalışır param ya da başarı.
Yani tabii ki bunlar sürecine dahildir ama diyorum ki oyun oynuyorum.
Yani çünkü belli bir yaşam süremiz var.
Bu süre içinde bu vakti ne yapacağım?
Oyun oynayarak geçireceğim.
Tabii ki eğleneceğim.
Yani çünkü çocukları düşünün ne kadar serbest zamanları var değil mi?
Çocukluk da hepimizin olduğu.
İşte büyürken, canımızın sıkıldığı anlar, yaz tatilleri.
Ama kurduğumuz oyunlarla saatlerce oynaya oynaya bir günün nasıl geçtiğini bilemezdik.
Ve belki işte bizi tekrar sesleniyorlar akşam ezanlarında hani eve gel.
Biraz daha 5 dakika, daha 10 dakika diye dediğimiz şey aslında o oyun duygusu.
Halbuki başta canımız sıkılıyordu ama oyunun içine girdiğinizde o şey tadı damağınıza kalan bir şey dönüşebiliyor.
O vakti en verimli geçirmenin yolu bence oyun oynamak.
Yani yaşam da bana böyle hissettiriyor.
Yani sıkıştığın yeri aslında tersinden anlattığın gibi geldi bana şu anda ki bu çok güzel oldu.
Hiç bu şekilde anlatan olmamıştı.
Sıkıştığın yer aslında işte devletin sınırlarını koyduğu, saatleri belli olan,
ondan sonra uygulama yapacağın şeylerin çok sınırlı olduğu ve aslında kabiliyetlerini çok da fazla kullanamadığın bir alan.
Aslında oraya sıkışmış hissetmişsin gerçekten.
Ve ondan sonra konforlu da olsa bu arada.
Aile evi de aslında çok konforludur ama oraya sıkışmış hissederiz.
Üniversiteye gittiğimizde bir büyürüz, işte başka şehirler gördüğümüzde bir büyürüz.
Onlar hep bir oyunun parçasıdır.
Sende de aslında hani konforlu da olsa o sıkıştığın yerden çıkmak kendi muayenehaneni açmak olmuş değil mi?
Evet ama herhalde şunu söylemek de istiyorum.
Belki bazen hani mağdur durum hani hikaye biraz tersine olunca da çok mağdurluktan işte kurtulmak, kaçmak hep bir zorda.
Kendi hikayemiz öyle bir yerden de kurulmak gerekiyor olmuş gibi geliyor bana.
Yani ya da güvenli alanı, konfor alanı bırakmak meselesi bile.
Bazen derim ki evet şu an belki senin için konforlu alanda durmak iyidir.
Yani herkes konforlu alanı bırakacak diye bir şey de yok aslında.
O var ya işte konfor alanından çık.
Belki şu an onun için iyi olan orada kalmak.
Biraz konforda kalsın, keyfini yapsın.
Ama sonra belki bu keyiften sıklar yeni bir keyfi merak eder.
Sonra tekrar dönmek ister.
Aslında hepsiyle oynayabilmek, hepsini yer değiştirebilmek anlatmak istediğimde biraz.
Evet ve ihtimallerin kapalı olmadığını bilmek.
Sen tekrar devlete dönebilirsin büyük bir ihtimalle.
ya da işte... Bambaşka bir şey. Belki doktorluk
yapmayabilirsin. Yapmayabilirsin. Yurt dışına
yerleşebilirsin. Bir sürü seçeneğin
var aslında ama konforlu olduğu
için devlet dairesinde kalıp
orada devam etmek her zaman
anlamlı olmayabilir. Anlamı sen
oyun içinde de bulabilirsin. İşte
başka bir zorluğa atarak kendini de
bulabilirsin ki muayene açmak bence çok
cesurca da bir hareket bir yandan.
Ama belki orada da bulabilirdim
başka oynayacak bir şey. Evet. Aslında
hani biraz o yüzden Lebrant
hikayesinin yani Teseus'u
biraz daha buradan okumak istedim biraz
sen o soruyu sorduğunda. Yani
bu labirent acı veren bir labirent olmak
zorunda mı? Belki böyle keyifli bir labirenti
ama hani bu ip nereye götürüyordu?
Bu ipte bir merak düğümü olduğu için
ve bir düğümde var oyun.
Bunlar başka bir labirenti.
Belki bir salondan başka salona.
Yani hayatta çünkü hep aynı
beğeniyoruz diyelim ki bu evi. Senin çok hoş
bir evin var ama belki
sonra diyeceksin ki başka bir türlü bir evin
daha olabilir mi? Hani
Halbuki bu evi seviyor olabilirsin de.
Yani sadece şey gibi tercihlerimiz iyi ve kötü arasında olmak zorundaymış gibi geliyor yani.
Kötüden iyiye geçmek.
Halbuki işte elmadan armuta geçmek gibi o da güzel ama şimdi bu da güzel.
Evet evet çok güzel tanımladın aslında.
Bir yandan da o merak ipucu seni nereye götürdü bunları da merak ediyorum.
Yani bir kabirenden çıktıktan sonra o ipin ucunu tuttuğunda o seni nereye doğru taşıdı?
Psikodrama, psikoterapi alanlarında daha genişlettiğini anlatmıştın.
Buralarda yeni olanaklar, yeni imkanlar neler oldu peki?
Aslında zaten ben o kısmı sadece muayenehane dedim.
Ama aslında hep bir labirentteyiz ya bir terapiyede de.
Eğer o şekilde bakarsak hep bir odadan bir odaya geçiyoruz, oynuyoruz.
Ben evet çocuk psikiyatristi olmayı seçtiğimden beri yine terapi oyunlarının da içindeydim.
Yani işte hani ilk hangi terapi eğitimini alayım onu aldım.
İşte bilisayar davranışı terapi onu işte tamamıyla uygulayayım, süpervizyonunu alayım.
Ama bütün hastalarım hani o devlet hastanesinde bile olsam işte yapayım.
Bu yetmedi bunun üzerine okunabilir onları da okuyayım.
Ama şimdi böyle olunca merak işte o ip sürüyor sonra ben biraz daha dinamik yönelim terapilere gideyim.
Hani burada belki de terapinin kendisidir ama ben artık hani oyunu uygulamıyor başka odaya geçeceğim ya.
dinamik yönelim terapilerde ne alayım?
Ya psikodrama diye bir şey varmış.
İşte çok farklı gelmişti bana.
İlk deneyimlediğimde.
Buna gideyim derken aslında
sonrasında da bir yandan yine durmuyoruz.
Tabii psikodrama bir grup terapisi ama
beden odaklı, eylem odaklı bir terapidir.
Bunu yaparken ya psikanaliz var.
Okuyordurum işte asistanlığımdan beri.
Psikanalize de gideyim.
Bunların ikisini birlikte gideyim.
Kendin psikanalizini ve psikodrama
seanslarını aynı anda aldın.
Evet, evet.
aynen öyle. Bireysel olarak.
Birine bireysel tabii psikodrama
grup terapisi olarak. Şimdi psikodrama
öğrenirken aslında grup terapisi size
uygulanıyor. Nasıl psikanalizde de
psikanaliz olabilmeniz için analiz önce
size yapıldığı gibi. Yani analizden
olduğunuz gibi. Çok benzer bir yer
ama çok bambaşka terapiler. Biri
konuşarak ve uzanarak ve serbest
çağrışım. Diğeri beden odaklı
bir grubun içinde ve hikaye
oynayarak yapılan bir şey.
Ben herhalde bu işte meraktan
çok fayda görüyorum. Yani
Çocukken de mi böyleydin? Meraklı mıydın?
Bence meraklıydım yani çünkü çocukken hep mesela evden kaçmayı hayal ederdim ama böyle şey değil mesela.
Acı çekiyorum evden kaçayım diye. Dünyada neler oluyor? Dışarıda neler var?
Mesela ya da bana kızdılar diyelim ya hani benim hep hikayemde şey vardır hani ailede anlatılır.
Hep derdin ki verin kıyafetlerimi sokak çocuğu olacağım.
Çok iyi. Bu arada benim gerçekten kaçma hikayem var iki tane.
En daha kaçmak girişimi diyelim.
Karşılaşmamız tesadüf.
Bir 15 dakika falan ortalıktan kaybolmam ve sonra yakalanmam hikayesi var yani.
Ben hiç kaçmadım ama hani gerçekten sokak çocuğu olmayı çok merak ettim.
Çünkü şey gibi geliyordu herhalde her şeyi görüyorlar, her şeyi izliyor.
Evet.
Her şey içindeymiş.
Biz evlerde sıkışıyoruz, göremiyor musunuz gibi yani o yüzden de hep başka insanları merak etmek.
Belki terapiste sürükleyen şey de o.
Diğerlerinin zihinlerini merak etmek.
Özellikle çocuklar daha çok tabii ki merakımı çekiyor.
Yani o kadar onlar yaratıcılar ki gerçekten ne cevap verebileceğini tahmin edemiyorum.
Mesela bir erişkin gelebilir.
Erişkine kafamda tabii ki bir algoritmalar artık belli bir uzmanlıktan sonra oluyor.
Hani şuraya gidebilir, bu cevabı verebilir.
Hani yaklaşık ama bir çocuk her seferinde şaşırtabiliyor.
Çok ilginçler gerçekten.
Yani hem kendi çocuklarımız hem danışan olarak bize gelen kişiler.
Ben de konuşma terapisinde ilginç cevaplar duyduğumda çok şaşırıyordum çocuklardan.
Veya ilerlemeler de öyle.
mesela tedavi yanıt.
Yani hiç beklemiyorsun ama tabii ki
tedavi yapmaya çalışıyorsun ama bir yandan
diyoruz ki bu zor bir durum. Herhalde
şu kız da ilerlemez ama
bazen 6-8 seansa
çalıştıktan sonra nasıl böyle oldu?
Bu bir mucize mi diyeyim? Kendi yaptığım
bir şey değil. Aslında o çocuğun
yaratıcılığı yine. O senden aldığı
bir şeyi kullanabilme becerisi.
Yani onlara da şahit oluyoruz.
Bu çocuklarla takılıyor olmak
diyeyim. Benim oyun
duygumu belki hep sürdürmeye devam ediyor.
Ve merak duymuyor. Bakalım bu sefer ne olacak?
İşte muayenehanin kısmı
hala benim için bir merak. Yani artık bir
eğitim kurumuna mı çeviririz?
Yani işte ya da uzmanı
olsun. Ya da biz işte süpervizyon
da yapalım. Ya da işte o psikodrama
eğitimi ben biraz daha çocuklara
uyarladım. Bana baktım ki
gelen çocuklarda işte klinik tanı
dışında da çocukların sosyal becerileri
düşüyor. Yani sadece otizm olması
dikkat eksikliği olmasına gerek yok çocuklarda.
Yani belki dijital medyanın hayatımızda çok kullanılıyor olması ya da kardeşsiz büyüme ya da işte eve misafir kabul etmiyoruz.
Pandemi sonrası da çok arttı galiba değil mi ihtiyaç?
Evet hepimiz yalnızız belki.
Yani çocuk nereden görecek aslında?
Evet tam model alacakları çağda bir grup aslında çok izole kaldı ya.
Evet ve bu hani bir kültür olarak da oturdu.
Hani bazen biz işte herhangi bir şeyde online toplanmayalım yüz yüze derken yine de bir şekilde online'a geçiyor.
Yani hani pandemi bitti artık yüz yüze geçelim.
Peki o konfora da belki alıştım.
Ama çocuklarda sosyal beceri ağzını çok sık gördüğüm için
Sosyal Yıldızlar dediğim bir grup terapisi formatı yaratmış oldum.
Psikodrama temali diyorum da.
Psikodramadan aldığım şeyler ve çocukların sorunlarını gözlemleyerek
artık bunu klinik dışı bir gruba uygulamaya başladım.
Ama mesela yine oyun merak.
Baktım ki bu çok çocuklarda beklediğimden çok iyi çalışıyor.
Gençlere yapsak nasıl olur?
Hani arkadaşı yok çoğu gencin.
En azından belki benim takip ettiğim, belki bir şekilde karşılaşan tabii ki bir klinik içinde olduğumuz için.
Belki ama şu var, arkadaşı olup olmadığını merak etmem de benim merakım olabilir.
Yani meselenin depresyon veya kaygı değil de, ya bu çocuk kimin arkadaş?
Kankası kim? Akşam kiminle yazışıyor? Hangi uygulamaya giriyor?
Hani neyi kaydırıyor? Kaydırıyor da neyi kaydırıyor?
Çünkü mesela ekran süresi, aileler buraya biraz takık oluyor ya hani şu kadar süredir işte ekrana bakıyor.
Yani ama ekrana niye bakıyor? Şimdi sınav kaygısını unutmak için mi bakıyor?
Bir derdi var onu unutmak için mi?
Eğlenemiyor, sıkılıyor.
Bu yüzden mi yoksa oradan bir ilişki mi yaptı?
Romantik bir şey mi?
Belki çok verimli bir arkadaşlık geliştirdi.
Yani gerçekten o neyin yerine?
Ya da ailecek hiçbir şey yapmıyoruz, sıkılıyor.
Hani verimli aile saatinin yerine de geçmiş olabilir.
Yani çocuğun aslında neye ihtiyacı var?
Ve ben o yüzden arkadaşlıklarını çok soru soran,
gerçekten var mı yok mu derken belki de o yüzden yine meraktan gelen bir şeyle
bu arkadaşlık gruplarını kurdum. Sonra gençler
de çok iyi çalıştığını fark ettim.
Bir de geri bildirimleri gençler çok hızlı verdikleri
için ilk oturumlarda. Sonra
artık bu biraz genç yetişkinlere olur mu?
Biraz aslında biz biraz da okullara
kurumlara doğru götürmeye başladığım
bir süreç bunun. Ama şey merak
hani ben biliyorum ki burada kalmaz bakalım ne olacak?
Biraz da hep böyle
bir şeyi merak etmek güzel yani
sonunun ne olacağını bilmemek.
Evet yani deneme yanılma yoluyla da ilerleyebiliyoruz ya
aslında sen bir
orada ipucu bulmuşsun. Evet.
Çocuklar üzerinden.
Arıya ne varmış?
Sonra o ipucunu aslında geliştirmişsin.
Bu buraya da uyar, bu buraya da uyar.
Ve aslında kendi uzmanlık alanını, iyi hissettiğin alanı daha geniş bir kitleye yaymaya başlamışsın.
Bu çok değerli, çok kıymetli bir şey.
Belli bir yaştan sonra şey de geliyor ama.
Hani bu kadar sürekli seçenekleri çoğaltma meselesi bende olduğu için hani herkese daha farkıdır.
Zaten olasılıkları çok hızlı görüp o da olabilir mi bu da hani zaten ihtimaller görüyorsun.
Ama artık sanırım diyorum ki artık gördüğüm ihtimalleri seçip,
yaşla beraber artık yapıyı kurma, istikrar ve sürdürülebilirlik.
Belki şu an Araya'da bana bir ip verirsin.
Belki kaçmak için değil de sürdürmek için, kurmak için, kalmak için belki olabilir.
Bir de insanın yaş yaşta yani kendinden beklediği şeyler de değişiyor.
Evet, evet. Araya'nın farklı bir beklentisi oluyor gerçekten.
Peki şeyi merak ediyorum ben.
Bu psikodramada gelen ilginç hikayeler oldu mu?
işte bir şey yapıyorduk ve bambaşka bir yere
evrildi. Başladığı yerle bittiği
yer çok farklı oldu gibi hikayelerin
var mı anlatıcı? Ya psikolojik ama zaten
bence böyle bir şey. Öncelikle kendimden
bahsedebilirim o meselelere
girmeden. Çünkü şunu rahatlıkla
söyleyebilirim ki hani sonuçta
çoğu terapi denemiş de biri olarak
hani eğitimini alarak da
eğitimini alırken içimden geçerken de
ben çok fayda gördüm. Kendi adımı.
Burada fayda görmemin sebebini
insanlar olduğunu biliyorum. Yani teknik
Evet tekniğinde bir eylem odaklı olmasını elbette onunla bir yere koyuyorum.
Fakat diğer insanların bana iyi geldiğini, evet terapide aslında öyle ikili bir ilişki diyedik dediğimiz.
Yani işte sen benim terapistimsin, sen bana iyi geliyorsun.
Aslında yine kurduğumuz alan, üçüncü alan işte bu üçüncülük meselesi belki iyi geliyor.
Ama grupta kurulan ikiden fazla, çok fazla.
Yani onunla kurduğum, yani üçümüzün ayrı, beşimizin ayrı kurduğu,
İşte balkonda ayrı konuşurken kurduğumuz bütün grubun birlikte kurduğu benim terapisiyle, grup terapisiyle ayrıca kurduğum grup terapisi, yardımcı terapisiyle ayrıca hepsinden aldığım bir iyilik hali vardı.
Ama bu her zaman şey süper desteklenmek de değil.
Bazısı ya da başka bir şey anlatır.
Bazısı sana katılmazdı ama bu evrenselliği görmek yani bir acının farklı farklı algının şekilleri olduğu ya da herhalde bana en iyi gelen şey tanık.
Yani evet bana demek ki bir tane tanık yetmiyor.
Gerçekten kendi tarafım 6 yıl sürmüştü aldığım eğitimde.
O 6 yıl boyunca hep aynı kişilerle bir de.
20 kişi başlayıp yaklaşık 15 kişi bitirmiştik.
15 kişi 6 yıl boyunca bütün yaşamıma tanık olması.
Geliyorum başka bir şey anlatıyorum.
Hayatımda bir şeyler değişiyor.
Tanıklar destekliyorlar ama şey var kafamda mesela.
Ben bir dert yaşasam gider anlatırım ya.
15 kişim var benim orada diyorum yani.
Koca bir grubunun olması kadar insana iyi hissettiren ne var bilmiyorum.
Yani son yıllarda mesela bu insanların küçük gruplar arama ihtiyacı çok arttı.
İşte kitap okuma kulüpleri çok arttı.
İnsanların bir araya gelip oyun oynama kulüpleri işte bu oyundan kastım board game olabilir.
Ya da bilgisayar oyunu olabilir.
Ya da işte hep beraber yapılan aktivitelerin artması.
Galiba şey küçük gruplarda birey olduğumuzu daha rahat görebiliyoruz.
Evet yani bence temasa çok ihtiyacımız var.
Belki işte bağlantılar artıyor dedik işte geçen hafta.
Dijital medya dedik.
Hani evet çok fazla ilişki kuruyor gibiyiz.
Ama hani o çok yüzeyde kalıyor belki.
Bizim gerçekten bir aynayı yakından evet beni gördü mü?
Gördü, geri geldi.
Hani yakınlık biraz da şöyle bir şey.
Benim sadece sana kendimi açmam değil, algılanan yakınlık dediğimiz bir şey var.
Ben kendimi açtım da sen nasıl bir tepki veriyorsun?
Yani işte önemsiyor musun?
Yoksa ben çok anlatmam mı?
Sonra eve gittiğimde keşke anlatmasaydım.
Hiç de ilgilenmedi, hissine mi kapılıyorum?
Yani o karşılıklılık, o bağı kurabildiğimiz şeylerin de sayıları çok büyük olmaması gerekiyor.
Hani gruplar için belli sayı vardır.
Mesela grup terepleri için de.
İşte tabii konuşacağımız konu neyse, nasıl bir teknik uygulayacaksak o şeylerle değişir.
Daha çok büyük gruplarda da çalışabiliyoruz ama o zaman olayları daha tematik yaparız.
Daha kişiselleştirmeyiz vs.
Bunların teknikleri zaten bu 6 yıl boyunca öğretiliyor.
Ama eğer gerçekten çok daha yakın temas istiyorsak daha küçük gruplar, topluluklar.
Ve insanların bence zaman içinde daha da artacak.
Yani şu an başlıyormuşuz gibi geliyor bana gruplara olan ihtiyacı.
Çünkü şimdiye kadar hep bireyselleştirilmeye çalışıldık.
Bu da güzeldi.
Bireyselleştik.
Çünkü o kolektif toplumun sürekli hani senin mi benim mi?
Hani o hep biz olmaktan ben olamamayı yaşamıştık belki onun acısı ama
bunun acısı bizi başka bir tarafa itti sanki.
bu sefer de ben o kadar tek başıma benim ki
ben tek başıma ben olamam. Sana ihtiyacım
var. Bize olmaya da ihtiyacım var.
Yer yer ben, yer yer biz.
Yer yer senin rolüne de geçmem.
İşte bunun psikodrama sağlıyordu benim için.
Ve bana bu kadar iyi geliyorsa
hani başkalarının da iyi geleceğini düşündüm.
Kurum kültürü de aslında böyle.
Ben bunu kurumlara uygulayayım fikri de buradan geldi.
Yani yapay zeka çağında artık
bilgi erişim o kadar kolay ki
bir şey bilmek çok bizi bir araya
getirmiyor olabilir ama birlikte çalışabilen
insan sayısı çok az artık.
Bir ekibin içinde evet sorun
çıkacak ama soruna rağmen devam
edebilmek. Bir anda her şeyi bitirmemek.
Çünkü herkes çok önemli olursa
minicik bir sorunu bile telafi
etmez. O birlikte olmanın keyfini de
sürebilmek her şeye rağmen.
Yakın zamanda sen bir sosyal medyadan
fotoğraf paylaşmıştın. Bir çocuk
için bir araya gelen uzmanlar ve hepsinin
elinde bir ip var. İp
böyle karmaşık bir hale gelmiş ama hepsi
o ipi tutuyor ve çocuğu aslında
o iple beraber, o bağlantı ağıyla beraber geliştirmeye çalışan insanlar diye anladım.
Evet, kesinlikle tam olarak da bu.
Yani ağ kurmak bence biraz böyle bir şey.
Hani hatta o ipler farklı farklı renkli ipteydi.
Hani herkes gönlündeki hangi ipi atmak istiyorsa başka tanımadığı bir uzmana atabilirsiniz
ve bu ağı biz neyle kururuz, neyle bu ağı öreceğiz derken
herkes işte belki sürdürülebilir, belki emek, belki zaman.
Hani kendilerinden kattıkları şeylerle biz orada bir ağ kurmak, aslında bunu somutlaştırmak da.
Evet benim de şimdi aklımdan o geçiyordu.
Yani aslında o ağı biz WhatsApp grupları ile de kurmaya çalışıyoruz.
Mesela işte veli grubu olabilir.
İşte bir çocuğun bütün eğitmenlerinin bir arada olduğu bir WhatsApp grubu olabilir.
Ama o kadar somut olmuyor ya havada kalıyor.
Biri okudu mu okumadı mı emin olamıyorsun yazdığın mesajdan.
Ama o grubun içinde göz göze hatta bazen bir iple karşılıklı.
Evet tutarak.
Evet eve somut ve canlı bir şekilde yaşamak çok daha akılda kalıcı oluyordur.
fark ediyorsun. Aslında mesela senin dikkatin
o kadar önemli ki. Mesela gruptaki birinin dikkati.
Yani sen telefonuna bakamazsın. Çünkü ağa ipi
tutuyorsun ya oyunda mesela. Evet.
Onu bir anlık bırakırsan ağa çöker. Evet.
Yani senin dikkatine ihtiyacımız var.
30 kişiden 1 kişisin diye sen
koyveremezsin yükünü. Evet yükü dağıtıyoruz
ama senin bu ağada sorumlu
olduğun insanlar var ve senin sayende
bu ağa oluşuyor.
İnsanların bence buna da ihtiyacı var.
Kendileri sayesinde bir şey yaptıklarına.
Şeyi belki bahsetmedim ama bu konuları
konuşurken. Psikodramada
neler oluyor. Evet. Şöyle söyleyebilirim.
Şimdi psikodramada bir grup oyunları
var. Bir de bireysel oyunlar vardır.
Bireysel oyun senin. Yani normalde
kişisel terapistinle anlattığın oyunu
biz grupçak oynarız.
Hikayeni oynarız. Ve oyunda
bana o kadar uzak geliyor ki
anlattığın şey. Yani ben oynayamam
ya bu olmaz bana diyorum ama
benim ne zaman böyle büyük konuşsam
çok işime yarayacak bir şeydir o.
Ve ben onu yani yaşamadan
bilemem işime yarayacağını.
çok merak ediyorum şu an sen anlatırken.
Ama gerçekten de hani
benim adıma da bence diğer insanların
adına da bir kere biz grup kültürüne
çok birlikte yaşayan bir toplum olmamıza
rağmen güya. Grupta kendi açma
kültürüne hiç yakın insanlar
ve kültür ve toplum
değiliz yani. Onun bir şeyi var
yani ben burada anlatırsam eksik mi
gözükürüm? Çoğu insanda olabiliyor.
İkincisi hakikaten ne anlatacağım?
İşte psikodramın genelde büyüsü
bu oluyor. Bir ayağa kalkıyor, başka
bir şey anlatmak için geliyor. Bir
metafor getiriyor. Yani diyor ki
elma. Şu an aklıma sadece elma geliyor.
Niye elma dediğimi bilmiyorum. Ama
sonra diyorum ki mesela bu elma
düşün bu elma. Elma nerede? Kimin
elinde? Nasıl bir yer? Ne renk? Isırılmış
mı? Isırılmamış mı? Derken aslında
işte 15 yaşında onun mutfağında
gördü bir elma ama 15 yaşında o mutfağın
balkonunda bir olay oluyor.
Serbest çağrışım gibi aslında. Evet.
Aslında serbest çağrışım zaten. Serbest
çağrışımı bedeniyle yapıyoruz. Yani bedeni
çağrıştırıyor aslında. Metaforu
getiriyor. Beden o harekete girdiği
zaman sonra işte mutfakta diyelim ki
anne ve babası kavga ederken biz
anneyi babayı oraya getiriyoruz ama o daha
ben bir oyun oynayayım kalkayım derken
o sahneyi düşünmemişti.
Peki o konuyu karakterleri
kendi mi seçiyor? Sen annen sen babam
ol diye yoksa psikolog? Evet kendi seçiyor.
Kendi seçiyor anladım. Bayağı kurguyu
tamamen o şekillendiriyor ve o anıyı
yeniden yaşıyorsunuz aslında. Evet.
İyemdiğer gibi de. Evet.
Biraz farkı da hani bir tarafıyla beden
odaklı olması. Tabii
Yemdir'in de bedaneli temasında.
Yok o anıya gidiyorsun ya onda da anıya gidip yaşıyorsun tekrardan.
Bu bir de üç boyutlu yani hani hayali yaşamıyorsun da gerçekten orada canlandırarak yaşıyorsun.
Çok ilginç.
Aslında konuşma terapisi de şey.
Yine canlandırma.
Yani duygu olmazsa zaten bir anıyı hatırlamanın çok bir mantığı yok.
Çünkü genelde şey olur ya terapiste gitmeyeyim kendi kendime anılarımı yazayım.
Yani ya da bir arkadaşıma anlatayım.
Eğer tam olarak duygulanarak anlatmıyorsan.
Hani anlatıyorsan o ayrı bir şey ama.
Yeniden yaşıyor gibi olmuyorsan o çok da bilişsel bir savunma mekanizmalarının arkasından, perdeden bakıyormuşsun gibi.
O yeniden yaşantılama her terapi için şart aslında.
Duyguya gitmemiz lazım.
Aklıma şeyi getirdi bu söylediğin duyguya gitmek lazım demen.
Yapay zeka ile yaptığımız yazışmalarda da orada çok daha bilişsel bir yerden yazıyoruz ya öyle oldu böyle oldu.
O bana bu dedi sence ne demek istedi falan gibi.
Ama aslında çok şeyde kalıyor.
Evet bilişselde kalıyor yani.
O senin duygunu ortaya çıkartmana çok da destek olamıyor.
Biliyorum ama yine de denen bir şey vardır.
Terefi zaten budur.
Bildiğin ama yine de yaptığın.
Ya da yine de öyle hissettiğin.
Yani mantıksız olduğunu bile bile.
Öyle olmadığını bilsen de ben böyle hissediyorum.
Acı çekiyorum dediğin şeyler.
Aslında terefilerin genel mantığında bu var ama bu işte beden odaklığı.
Yani o sırada gerçekten yaşıyorsun ve yine anayı değiştirebilme şansı var.
Yani o gün belki arkadaşıyla vedalaşmadın.
Ama bugün diyoruz ki şimdi yeni bir an.
Şu an arkadaşına medallaşabilirsin.
Bu anıyı değiştirebiliriz.
Çok güzel yani farklı farklı yerlerden temas eden ve üç boyutlu bedene de yansıyan,
işte gruba da yansıyan, grup da belki kendi anısından bir şeyi getiriyor.
Söylemese bile o anıyla beraber temas ediyor.
Ve aslında hikaye ortak.
Hepimizin hikayesi.
Yani ben podcast'i başlatırken de öyle düşünmüştüm.
Herkesin buraya getireceği labirant hikayesi aslında her bir bireyin yaşamış olma ihtimali olan hikayeler.
Ve böyle olunca da aslında grupça değişebileceğimiz, iyileşebileceğimiz bir şey çıkar mı buradan fikriyle aslında başladım.
Senin anlattığın şey de öyle.
Yani şimdi bizi dinlerken insanlar belki değişiyorlar, farklı bakış açıları görüyorlar.
Grup terapisi de öyle bir şey anladığım kadarıyla da psikodrama.
Kesinlikle.
Zaten hani psikodrama grup terapilerinden bir tür.
Ama demek benim de diyeceğim şey oydu.
Yani evet belki kişisel terapi de çok verimli olabilir ama bütün bu oyun bittikten sonra otururuz.
yani sandalyeleri ve herkes
bu oyunda eğer rol aldıysa rollerinden
bahseder. Ne hissetti? Senin annen olmak
nasıl bir duyguydu? O sırada kavga
etmek nasıl bir duyguydu? Sonrasında
kendi anılarından. Yani ben
belki bunu yaşamadım ama ya da ben
karşı taraftan işte senin baban gibi
davrandığım zamanlar oldu.
Ve şu an anlamış olabilirim. Veya işte
aslında onu yaparken de şöyle hissediyorum.
Ben Boli daha farklı bir şekilde
yaşadım. Ve de aynısını ben de yaşadım.
Bunları duymak bence. Yani grup terapisinin
asıl faydası evet diğer taraf çok
büyülü, çok faydalı. Hani
her zaman biz hocamıza da derdik. Şimdi
ben yapıyorum bana diyorlar. Demek diyorum ki
mesele terapiste değil teknikte.
Büyücü müsün? Çünkü hani
elmadan nasıl bu olaya gidebildin?
Yani kişi elma diyor sadece sana.
Ama hani bu tekniğin büyüsü kısmında ben
hala o insanların ya bunu ben de
yaşadım. Ben de acı çektim.
Seni çok iyi anlıyorum deyip
aslında o kişi kendini
aslında anlatarak çıplak kalıyor ya bir şekilde
bir grubun ortasında. Onu tekrar giydirmek
dileriz biz ona. Herkes kendisi
ya da soyunarak yani
bende de bu var diyerek o kişiyi tekrar giydirmiş
olur. Böylece utancını da önüne
geçmiş oluyoruz. Çünkü utanç hep
sanki tek bizim başımıza gelmiş gibi.
Anlatmak istemediğimiz, eksik
hissettiğimiz, kusurlu hissettiğimiz şeyler hayır.
Hepimizde var bak. Yani insan olmanın
eksikliği. Bir gruba yine de
bu haliyle de dahilsin. Çünkü biz de öyleyiz.
Çok çok güzel ya. Çok
benzer noktalardan yakalamışız
aslında. Yani zorlandığımız
yerler çok da göstermedik.
Göstermek istemediğimiz, başarısız
hissettiğimiz, yapamadım dediğimiz
yerler ya. Oraları gösterebiliyor
olmak zaten en büyük özgüven belirtisi.
Belki bu psikodramayla
beraber de insanlarda hem özgüvende
bir artış hem farkındalıkta bir artış
oluyordur. Evet ama hani bu psikodrama
olmaz da gerçekten küçük bir topluluk
olur. Bir kitap kulübü de olabilir.
Yani aslında güvenli küçük
alan. Evet çünkü büyük bir
alanda ne olacağını bazen bilemiyoruz ya
gerçekten seçmemiş oluyoruz.
Ama burada evet bu terapiye ya da
topluluğa gelmeye devam eden kişi
aslında daha önce konuştuğumuz dostluk gibi
her seferinde bizi seçmeye devam eden
kişi gibi. Buraya bir emek ve zaman
ayırıyor. O zaman onun da niyeti burada
bir şekilde bir şeyler almak. Bazen de
anlaşamak da güzeldir. Yani
anlaşamayıp çözebilme ihtimalimiz var
bu sefer. Herkes bir köşesine gitmiyor
sonuçta aynı yerde olmaya devam ettiğimiz
için. Anlaşmazlık da oynanabilir.
Çatışma da oynanabilir.
Evet evet çok değerli yani böyle bir konuyu ilk defa konuşuyoruz bu podcast'ta.
Çok teşekkür ederim bu katkın için.
Rica ederim.
Şeyi de söyleyeyim ben gençlerle grup telipsi kelimesi geçtiği zaman
geçişkinlerle ailelerle bile öyle oluyor.
Şey diyorum sakın hani Amerikan filmlerindeki gibi
atsız alkolikler gibi sandalyelerimizde oturacağız ve
dün ne içtik ne mi içtim içmedim bunu konuşmayacağız.
Yani böyle herkesin kendine anlattığı bir şey değil.
Başka bir şey yaratıcı bir şey yapacağız.
Bir araya geleceğiz ve bir oyun oynayacağız.
bu sefer ben oynayabilir miyim, oynayamaz mıyım?
Öyle performans değil.
Çünkü bir araya gelmek zaten
rahatsız edici bir şey.
Ne olacak şimdi bana? Çünkü çok şey
basit bir şey ya sınıfta parmak kaldırmak
işte öğretmenin soru sorması gibi.
Böyle bir şekilde hazır olan cevap verecek.
İstersen pas diyebilirsin.
Hani ilk o omuzlar böyle kasılı
gelse de çıkışta nasıl
genişlediklerini. Görüyorsun.
Gerçekten bir insana iyi gelebilecek şey yine diğer insan.
O yüzden terapist
yapay zeka olabilecek mi? Evet.
Bilissel olarak çok mantıklı şeyler söyleyebilir bize.
Çok ilham da alabiliriz.
Kullanmaya da devam edeceğiz elbette.
Terapistlere de yol gösterebilir.
Hasta için şöyle yap, böyle yap.
Ama o iki insan arasındaki ilişkiyi,
gerçekten o göstermesi, o içeride oluşan başka bir şey,
o ilişkiyi kurmak çok zor.
Sıcaklık ve yakınlık aslında değil mi?
Aradığımız şey o insani sıcaklık ve yakınlığı
aslında bu gruplarda, küçük gruplarda,
güvenli ortamlarda ve bazen de işte
terapistle olan ilişkimizi de sağlıyoruz.
O yüzden o biraz soğuk kalacak gibi gerçekten yapay zeka konuşuyor.
Ya da insanların gerçekten küçük topluluklara, organik topluluklara ihtiyacı giderek arttığını zaten göreceğiz.
Göreceğiz.
Evet çok teşekkür ederim geldiğin için.
Rica ederim.
Bir sonraki yayınımızda umarım başka konularda konuşuruz.
Umarım.
Görüşmek dileğiyle.
Teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
