
Athena, Medusa ve Arakne | Doç. Dr. Bengü Cennet Coşkun (Bonus Bölüm)
28 Ekim 2026 · 32 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Ariadne’nin İpi’nde bu hafta bilgelik, savaş ve strateji tanrıçası Athena’yı Doç. Dr. Bengü Cennet Coşkun ile konuşuyoruz.
• Batı kültürünün önemli kaynaklarından biri olan Yunan mitolojisinde Athena, Atina’nın koruyucu tanrısı olmak için Poseidon’la girdiği yarışmayı nasıl kazandı?
• Athena ile Medusa’nın hikâyeleri nerede kesişiyor?
• Bu hikâye bize güç ve adalet hakkında ne anlatıyor?
Yunan mitolojisinin en güçlü ve çok katmanlı figürlerinden biri olan Athena’nın hikâyesine yakından bakıyoruz.
Transkript
Altyazı M.K.
Evet, sürekli kendini savunma halinde, yataşlaştırarak.
Ne dokunabileceksin bana diyor, yılanlar gelecek çünkü sana saldıracak.
Sakın bana dokunma ve sakın bana bakma.
Yunan toplumu mozern bir toplum değildir yani.
Toksik maskülenitenin başladığı yer.
Ve ne yazık ki sağduyulu bir topluluk da değil baktığınızda halk olarak.
O dönemde hangisi gerçekten sağduyulu derseniz bunun da cevabını verebilecek miyiz bilmiyorum ama geri kalmışlık var.
Bütün her şeye ismini veren benim.
Bir şeye ismini verirsen de ona hükmetmiş oluyorsun.
Aynen öyle.
İsmini verdiğin her şeyin hükmü sende mi oluyor?
Yani zaten kaynağı benim diyor.
Doğru.
Anladın mı? Zeus'un birlikteliklerinden çıktı bütün bu hikayeler yahu.
Zaten Zeus geldi yo işte Boğaz, Bosphorus bilmem ne falan.
gezdi. Bunların isimleri
zaten bizden geldi arkadaşlar. Siz tam
olarak yani... Siz kim
oluyorsunuz acaba? Siz kim olarak?
Ariyadne'nin ipine hoş geldiniz.
Ben Mukadder. Bugün
konuğum daha önce de mitoloji serilerimizde
bizimle olan doçent doktor
Bengü Cennet Coşkun. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Nasıl gidiyor hayat? İyi gidiyor.
Görüşmeyeli. Bir sürü
şeyler yapmaya devam ediyoruz. Sen bir yerden
çalışıyorsun, ben bir yerden çalışıyorum.
İşte böyle ara ara buluşuyoruz
diyelim. Evet. Arkeoloji Müzesi
gezisi yaptık beraber.
O çok güzeldi. Ben çok etkilendim.
Gece Arkeoloji Müzesi'ni
Bengi Hoca bize gezdirdi. Ve gezerken
de bütün burada konuştuğumuz
hikayeleri hatta daha fazlasını
mitolojik hikayeleri anlattı.
Benim için çok etkileyiciydi.
Çok sevindim. Şimdi tabi gece bitti.
Yaz sezonunda oluyor genelde
gece müzeciliği. O da baya bir
insan ilgisini çekiyor. Gece sanki
müzede gezmek başka bir şey. Aslında
kışında hafta sonu yapıyoruz.
Ve zaten hava kararıyor.
Çünkü bizim konuşma bitmiyor yani.
Çok uzun sürüyor.
2,5 saat falan sürüyor.
Evet belimiz falan ağrıdı oralar.
Biraz öyle bir bakın ağrıtıyor ama böyle hafif bir
sürekli oturtuyorum farkındaysan.
Herkese oturalım. Herkes otursun
oturabildiği yerde diye.
Yine de neşeli olmasına sevinirim senin için.
Evet teşekkür ediyoruz. Ağzınıza sağlık efendim.
Ne demek. Bugün Athena'yı konuşacağız.
Evet. Daha önce
Zeus'un ilişkilerinden bahsederken
kısaca değinmiştik Athena'ya.
Athena şehrine adını veren,
Bilgelik, akıl, strateji ve adaletin sembolü olan Athena hakkında bir bölüm yapmak da başlı başına bir bölüm iyi olacaktır diye düşünüyorum.
Kesinlikle.
İstersen en başından başlayalım Athena'nın doğumuyla.
Zeyus'la Metis'in çocuğu.
Evet Metis evrensel bilgi yani her şeyin bilgisi.
Hesiodos bu birlikleri ilk birlikleri olarak anlatıyor Zeyus'un.
Tabi yani Hesiodos'un bir zaman çizelgesi varmış gibi konuştuğunu göz ardı etmeyelim yani.
ama aslında tabi çok dairesel
bir zamandan bahsediyoruz.
Dinleyerden ziyade. Ve o yüzden de
tabi ki yani Hesiodos'un dilinden
aktarmak gerekirse her şeyi bilen
Metis de ilk önce beraber oluyor. Aslında
mantıken de oturuyor yani. Benim bir tanrıdan
beklentim nedir sorusunun cevabını
verdiğimiz bir yerde her şeyi bilmesini
bekliyorum. Zira ben her şeyi bilemiyorum ve bu
bir problem benim için. Her şeyi
bilmesini bekliyorum. Bu yüzden de Metis'in dışarıda
olmaması da gerekiyor bir yandan. Yani
tanrının kendi içine bu özelliği alıyor olması
yapmamız lazım. Kehanetlerden bir tanesi şu diyor Hesiodos. Eğer diyor Metis'le beraber
olmaya devam ederse buradan bir oğlan doğacak. İlk çocuğu Çakırgözlü Athena olacak ve arkasından
da aslında çok yetenekli muktedir bir oğlan çocuğu doğacak ve aslında bu da Zeus'un hükmüne son
verecek yani diyor. Bu kehanet olduğu için Athena'ya hamile olan Metis, Zeus tarafından
yutuluyor. Yutmak neydi? İçselleştirmekti, içeriği almaktı. Bu yüzden Metis'in içeriden Zeus'a bilgi
haber verdiğini söyleyebiliriz.
Yani her şeyi bileni kendi içine alıyor ve oradan bir hüküm kuruyor.
Evet hüküm kuruyor diyelim.
Yani her şeyi bilen Tanrı özelliğine sahip olmuş oluyor.
Kadını yuttuğu için.
Ama kadın o sırada hamile.
Kadın demem.
Titan Metis.
Titan Metis dişil özelliklere sahip.
Dişil olduğu için efendim kadın dedim.
Titan Metis o sırada hamile ve hamile haliyle yutulduğu için de Zeus'un bu çocuğu doğurması lazım.
Nasıl doğuracak?
sembolik olarak ne yapıyor?
Kafasından çıkartıyor. Aynen öyle.
Athena'yı işte kafasını
yararak çıkarttı.
Bir şekilde
başarıyorlar bunu.
Athena doğduktan sonra peki o da böyle
bütün takımıyla
savaşa hazır haliyle mi doğuyor?
Hazırsanız geliyorum diye.
Evet aynen öyle.
Zaten bebek tanrı olmaz ya
yani çok az. Bebekliğini bildiğimiz
iki tanrı vardı galiba.
Dionysos'la Hermes.
Hermes'i de biliyoruz ama
öyle bebek oluyor mu? Dört günlükken çık
kaplumbağayı kes.
Koyunu kes falan. Böyle saklanıp
bakılan bir şey değil o yani.
Onu saymıyoruz.
Dionysos'u saklıyorlar, bakıyorlar bilmem ne.
Ama tabii ki yani bebekken bunu yaptı
diye Hermes'de anlatılıyor.
Ama burada şey yani
Apollo'nun Artemis gibi
Athena'da hazır bir şekilde
doğuyor. Hazırsanız geliyorum
şeklinde çıkıyor yani.
Sisteme nereden
kafadan çıktığı için de
neyi temsil edeceği çok açık.
Aklı temsil edecek, stratejiyi
temsil edecek ve
zanaati temsil edecek. Aslında
stratejiyle zanaat paralel
bir şey bence bu arada.
Çünkü kişinin kendi
yetkinliğini en iyi şekilde
kullanabileceği sistemi inşa etmesi.
Yani bir şekilde bir
üzerine düşünülmesi gereken bir şey.
Tabii ki el becerisi vs. asıl
gerekli olan şey ama kadınların hepsinde
bunun olduğu varsayılarak
zanaat yapmaları bekleniyor.
Peki, Athena Yunanistan'ın
başkenti olan Athena'nın kurucusu
olmaya nasıl hak kazanıyor? Bu da önemli
bir hikaye bana kalırsa. Bu Poseidon'la
Athena arasında bir
yarışma
var. Bir iç.
Kim kazanıyor? Neden
kazanıyor? Halk niye Athena'yı seçiyor?
Ya arkadaşlar ben gerçekten bak fenalık
geçireceğim bu. Yunan anlatısı
Evet.
Yunan anlatısı çok somut bir yerden
dedik ya her şeyi kuruyor ve
anlatıyor. Burada da
çok ilkel bir yer var. Yani
Athena'nın hikayesi, Athena'nın bütün
neredeyse hikayeleri bana göre
çok ilkel temalarla
dolu. Şimdi Athena doğar doğmaz
babasından tek bir şey istiyor. O da diyor ki lütfen
ben var olduğum sürece bakire kalayım.
Tamam kabul ediyor. Bir Artemis bir
Athena zaten bunu özellikle isteyen.
Athena'nın da isteği kabul ediliyor
ve o zaman ne olmuş olacak yani
aslında hem Artemis'te hem
Athena'da gördüğümüz şey dişiliği örtmek.
Ki Artemis biraz daha bu
konuda esnek. Yine de kısa etekli
tanrıç olmaz yani. Hani baldırı
çıplak, yok yüksek sandaletler falan.
Konsepte uygun değil yani. O biraz Amazon
kadını gibi bir de. Amazon tabii tabii. Aynen öyle.
Dağlarda işte vahşi hayvanlarla
falan takılacak o etekle
gidilmez yani oraya. Yapamaz. Bir şey mümkün
değil. Ok istemiş, yay istemiş.
Falan anladın mı? Ama şey yok yani
orada dişillik yok yani anladın mı? Üstünü
kapatıyor. Athena'da
üstünü kapatmak değil artık. Tamamen
başka bir şey olmak yani.
Dişil değilim ben. Sakın ha
bana öyle bakmayın falan gibi bir şey.
Miferimi takayım. Kalkanımı
takayım. Efendime söyleyeyim zırhımı
giyeyim falan. Aygisini üstüne
çıkartmıyor. Şu meşhur üzerinde
Medusa'nın olduğu aygisi. Yani askerlerin
sürekli giydiği
kıyafetlerle temsil ediliyor.
Kalkanıyla, mızrağıyla
falan böyle bir şey. Yani tamamen
eril bir kimliğe bürünüyor
şimdi. Bu bir cepte.
Ama hikaye de böyle devam ediyor yani.
İşte Atina'nın yönetimini ele geçirmek için
iki tanrı, bir tanrı, bir tanrıca
karşı karşıya geliyorlar ve işte
Zeus diyor ki o zaman bir yarışma yapalım.
Madem ikiniz de bunu istiyorsunuz o zaman
bir yarışma yapalım. Zaten şöyle düşünmek lazım
yani Poseidon yeryüzünü
aldı. Kuru atıldı Zeus gökyüzünü
Hades yeraltını Poseidon
yeryüzünü aldı. Ve Poseidon
yeryüzünde aslında
en muktedir olan
o da dönem için söylüyorum
kente hükmetmek istemekte.
Çünkü yeryüzü bunda zaten.
Hakkıdır gibi düşünülüyor.
Ve Atena'nın ne işi var burada
gibi bir durum. Yarışma yapılıyor.
Yarışmada Atena zeytin ağacını
hediye ediyor. Poseidon'da
işte Akropolis'ten
gürü gürü bir su çıkartıyor.
Su da deniz suyu galiba.
Öyle bir şey okudum. Tuzlu suyun ne manası
var şehrin ortasında diyor halk.
Evet ne manası var
gerçekten. Yani şuradan şuraya
gidecek mi zaten denize ulaşıyoruz.
Yani sanki. Çok mu iş yaptın
Poseidon? Aynen Poseidon.
Atena'da zeytin ağacını
veriyor ama zeytin ağacı zaten öyle bir ağaç
ki antik çağ için. Topluluk için.
Yani temizlenmede
sabun yap. Kullanma.
Yani her şey. Zeytinini
ye, yağını çıkar. Meyvesinden
yağından efendim yaprağından
tüt su yapıyor
filan. O kadar çok şey var ki
yani her şeyini. Zeytinyağı
kaynağı aslında. Zeytin, buğday
üzüm.
Antik çağ bununla artık
her şeyi yapmış. Hani ne
yapabilirse. Öyle söyleyeyim sana.
Ve zeytin bunun en önemliliğinden bir tanesi.
Çünkü ölülerini de yağlıyor.
Yıkanmak için yağlanıyor.
Zeytinyağıyla temizleniyorlar. Hani
yıkanmak dediğimiz şey böyle bir şey.
Zeytinden sabun yapmayı daha bilmiyorlar.
Yok. Orada o teknoloji yok.
Teknik o. Yağlanarak
temizleniyorlar. Daha çıkmamış o orada.
Yağlanarak temizleniyorlar. Olur.
Ve Atera'nın hediyesi kabul ediliyor Zeus tarafından.
Ama önce tabi bu arada oylama yapılıyor.
Bak başlıyor buradan hikaye.
Şimdi oylama yapalım.
Tanrı çalar ve tanrılar arasında işte bir oylama yapılıyor.
Tanrıların hepsi, erillerin hepsi Poseidon'a oy veriyor.
Zaten.
Dişillerin hepsi Atera'ya oy veriyor.
Yani okey.
Eşitlik sağlanıyor.
Evet.
Ve en son işte Zeus karar verecek.
Zaten hikaye öyle.
Gövya seçim yapılıyor.
En son Zeus karar verecek falan.
Aa Türkiye.
Olacak olan olur.
O kız bizim abi.
Aynen.
Türkiye baya Kronos'un hikayesinde yaşıyor bu arada Türkiye'yi.
Geçen gün anlatırken onu ayırdım ben de.
Fark ettin değil mi?
Evet.
Neyse.
Var aslında Zeus diyor ki Zeytin Atina halkı için çok kıymetlidir.
Bunu şey yapabiliriz.
Atina'yı Atina'ya vereceğiz falan.
Poseidon aşırı sinirleniyor.
Her yere su basıyor, sel basıyor.
İnsanlar perişan falan.
Böyle şeyler yaşanıyor.
Ondan sonra halk diyor ki ya zaten Poseidon bize çok kızdı Athena seçildiği için.
Biz de Athena'yı istediğimiz için çok kızdı.
Bu yüzden ismi biz kadınlara seçme seçilme hakkı falan vermeyelim.
Kadınları sosyal yaşamda görmeyelim.
Onların herhangi bir hakkı olmasın da Poseidon bize kızmasın.
Poseidon şımarık bir çocuk adeta.
Onu kızdırmamak için elimizden geleni yapıyoruz.
Yani düşünsene şimdi halk demek ki aslında kadına bu yetkiyi vermek istemiyor.
Ama dişil bir formu Athena'nın başına getiriyor.
Dişil bir formu Athena'nın başında gördüğü için insan topluluğun gözünden tanrıları bakalım şimdi.
Dişil bir nosyonu en büyük kentin başında görüyor ve buna bir kılıf uydurma ihtiyacı var.
Ben dişil olduğunu düşünmüyorum.
Athena görünürde kadın ama nosyon olarak baktığında eril bir figür.
Ve ben burada Zeus'un bayağı tricky bir şey yaptığını düşünüyorum.
Yani kurnazlık olduğunu düşündüm okuduğum zaman.
Çünkü görüntüde alın sizin başınızda bir kadın lider var diyor.
Ama kadın değil ki erkekleşmiş.
O eril bütün fonksiyonları gösteriyor.
Tansu Çiller gibi düşün yani.
Tansu Çiller'e kadın der misin?
Margaret Thatcher'a kadın der misin?
Tansu Çiller dersin ya.
Erkekleşmiş bence onlar.
Athena çok daha erkek yani.
Onlardan da.
Thatcher olabilir de daha da erkek yani bir form.
Ama şimdi burada mesela bak Tanrı yerinden düşünüyorsun.
Zeus'un yaptığı tricky bir şey falan diyorsun.
Ben de diyorum ki toplumdan düşünelim.
Yani bence bu hikayeler, söylenceler, tamam mı?
Bunlar birer söylence.
Söylenceler toplumun nasıl düşündüğünü, nasıl anladığını, nasıl baktığını temsil ediyor aslında.
Doğal olarak toplum Atina gibi bir kentin başına dişin birini getiriyor ama buna tahammülü yok.
Yani onu oraya getiriyor olması bile belki bir işten pazarlık diyorsun.
Ben de aynı şeyi düşünüyorum ama Zeus tarafından değil.
Zeyus'u kurtarmak için konuştuğumdan da değil.
Ama Zeyus zaten.
Tuttum Zeyus'u.
Gittim özür diledim Atina'dan.
Dedim Zeyus'u kusuruma bakma arkandan çok konuştum.
Affettim.
Yani insan affetmiyor.
Beni geldi güzel.
İnsanların yani gerçekten
tanrıyı anlama biçimleri
olarak düşündüğümüzde bunu
gerçekten bütün hikayenin
hikayelerin, söylencelerin
tamamının bir yandan da
politik, efendim
kültürel, ticari
arka planları var yani.
Bu insanlar zaten kadına
5 kuruş değer vermeyen, mal yerine koyan
hiçbir şekilde söz sahibi olmasını
istemeyen hatta ailenin de devam
etmesine mecbur oldukları için çok da üzülen
bir topluluk yani.
Kadınlara mecbur kaldıkları için
çok üzgünler. Çocuk doğurmak
adına. Şimdi bunların
başa gelen bir dişil yapıya
teslim olması zaten
mümkün değil yani. O yüzden onu deforme
ediyor yani. Tamamen
dediğin gibi o dişilini örtüyor, kapattığı
ama o yetkinliği elinde
tuttuğu bir yere koyuyor.
En başından beri zaten
Athena erkek
vari özelliklere sahip yani. Kadınsılığı,
cinselliği, işte kırılganlığı
bunların hiçbirini göstermeyen
ve tamamen işte mantık,
bilgi, savunma, strateji
bunları temsil ettiği için zaten
bunlar hep eril nosyonlar. O yüzden de
Athena bana kadınmış gibi
gelmiyor. Evet temsil ettiği şeyler de
kadınların üretimini
temsil ediyor. Kadınların varoluşunu
temsil ediyor. Mesela zeytin ağacında
daha dişil bir şeyle geliyor. Evet aynen.
Bir yandan da sonradan
hikayenin bütününe baktığında Medusa
hikayesinde aslında o özellikleri kendisine
almaya başlayacak gibi yorumladım
ben. Birazdan geçelim Medusa'ya.
Tamam okey. Geçelim.
Yani ben aslında aslında sonucunda
Atina'nın yönetimini
Poseidon'la karşı karşıya gelip
alıyor. Ama Poseidon'un da siniri bitmiyor.
Bak mesela buradan şeyi hemen
Medusa'ya bağlayabiliriz. Çünkü
Medusa'ya Poseidon saldırıyor.
Evet. Ben orada bunun
intikamını aldığını düşündüm. Aynen.
Evet. En çok yani temel
görüşlerden biri de bu. Anlat hocam.
Şimdi Medusa zaten bir gorgon.
Bunu unutmayalım. Yani Medusa zaten
deniz canavarlarının çocuğu.
Tamam mı? Bir. Bu cepte. Evet.
Üç tane kız kardeş bunlar.
Bunların iki tanesi ölümsüz.
Bir tanesi ölümlü. Ölümlü olan da
Medusa. Bu arada iki tanesi
daha canavarsı böyle yapılar.
Fakat Medusa'nın da çok güzel
olduğu tarif ediliyor. Ovidius Metamorphoses
de şey diyor yani hani en güzel
yerleri de saçlarıydı yani.
O kadar güzel bir kızdı. Herkes de
çok beğeniyordu. Onun en güzel yerleri de
saçlarıydı. Ve saçlarından cezalandırıldı.
Evet tabii yani. Hani bunun bedeli de
ödendi. Bedeli değil mi?
Baktığında.
Şarkı söylüyor bu kız.
Bizde de Melike Şahin oluyormuş.
Yani Menes'te
Enes'le adamlar
ve Bülgü'yle Melike Jain.
Evet devam edelim.
Neyse yani.
Medusa evet saçları çok güzel.
Güzel bir kadın.
Çok güzel bir kızmış tamam mı?
Evet çok güzel bir kızmış.
Ve Atena'nın tapınağında Poseidon tarafından
saldırıyor.
Fakat orada bir tapınakta
ahlaksız bir
deneyim yaşandığı için
bunun bedelini birinin ödemesi gerekiyor.
Bedenini ödeyecek olan kişi Poseidon değil.
Olayın mağduru.
Evet yani olayın mağduru.
Güzel olmanın mağduru yani aslında bir yandan da gerçekten.
Olayın mağduru bu deneyimin bedelini ödemek durumunda kalıyor.
Ve Athena diyor ki şimdi ben vakar, iffet ve ne diyelim ahlaklı olmanın.
Bekaretin sembolü.
Bekaretin sembolü.
Burada nasıl bu iş meydana geldi?
Siz benim tapınağımda ne yapıyorsunuz arkadaşlar?
Bu arada gidin Dionysos'un evlencelerini yapın ne yapacaksınız?
Dağlara kırlara çakın ne yapıyorsunuz?
İçini takının yani.
Bizde bu iş olmaz diyor ve Medusa'yı yüzüne bakılamayacak hale getiriyor.
Şimdi çok güzel olduğu için Poseidon'un ilgisini çekiyor.
Poseidon o çok güzel olduğu için ona saldırıda bulunuyor.
Sahip olmak istiyor.
ve o güzelliği bu kızdan
aldığımızda aslında
bu yani bir yandan da
şöyle bir şey var. Yani siz de
bu kadar dikkat çekmeyin. Kadınlara
bu mesajı veriyor. Bu kadar da dikkat çekici
olmayın. Evet ya. Çünkü zaten
kadınlar sürekli kara çarşafta geziyor. Yani
sokakta tek başına gezmeleri
yasak. Yani yine bu mitolojik
hikayenin verdiği mesajlardan birisi
bu kadar dikkat çekici olmayın. Evet
yani bu kadar dikkat çekici ve güzel olursanız
hani erkekleri ayartırsanız
Ve bir günaha sebebiyet verirsiniz.
Ve bu yüzden de işte şimdi bu kızı da bakın ne yaptık ibret olsun diye.
Üstünde ne vardı?
O saatte orada ne işi varmış?
Tek başına mı gezdin?
Buralardan geliyor evet.
Çok sinir bozucu ya.
Evet bu atar ki zaten şey yani Yunan toplumu mozer bir toplum değildir yani.
Toksik maskülenitenin.
Evet evet gerçekten öyle.
Başladığı yer.
Başladığı yer.
Ve yani ne yazık ki şeyde yani böyle sağduyulu bir topluluk da değil baktığınızda halk olarak.
O dönemde hangisi gerçekten sağduyulu derseniz bunun da cevabını verebilecek miyiz bilmiyorum ama geri kalmışlık var hikayelerde.
Bunu biz buradan katmanlı okuyoruz ve biz bir anlam biliyoruz.
Yoksa mitoloji aslında bir şekilde henüz doğa gelişimini tamamlamamış bedeni olmayan insanların hikayeleri yani.
Ama onlar da sezgisel olarak anlıyordu bunu büyük bir ihtimalle.
O mesajı alıyor o ama altyazılı almıyor yani.
Evet ama mesela zaten sadece acaba bunlarda mı vardı?
Dionysos'un Hint mitolojisinde de işte Attis'in Frig'in mitolojisinde de olduğu gibi
Mısır'ın mitolojisinde olduğu gibi
acaba yani Zeus kelimesinin Sanskritçe olması ve sadece Tanrı anlamına gelmesi
Zeus'dan ve sonra Deus'a dönüşmesi filan.
Aslında bütün hikaye hareket halinde miydi acaba?
Yani bu bir kültürel etkileşimdi ve bir şekilde bu anlatılar dolaşıyorlar mıydı?
Her tarafta var bu hikaye.
Evet.
Alımlanıyor aslında.
Aha toplumun içine sinen bir anlatı olmasa herkes buna inanmaz.
Tabi belli şablonlar var.
Hala üzerinde konuşmamızı sağlayan şey bu şablonlar.
Bugüne kadar gelmesi.
Aynen öyle.
Ama dönemin politikasıyla da çok ilgili, ticaretiyle de çok ilgili.
Yani Athena hikayesine baktığınız zaman işte Medusa'yı bir koruma kalkanı olarak kendi üzerine takıyor.
Şimdi oraya gelmeden önce Perseus'a Medusa'nın başını getirme görevi veriliyor değil mi?
Veriliyor.
Evet.
Nasıl olsa bu yapamaz deniyor.
Evet.
Bir kahramanın yardımcısı kimdir?
Athena'dır.
Tanrıçadır.
Aynen öyle ve Perseus'a yardım etmeyen kalmıyor ya.
Ona yapacağı işi herkes yapar yani.
Herkes yardım edecekse ona bütün tanrılar, tanrıçalar ben de yaparım.
Çok sinirim bozuldu.
Bu kadar bana yardım ederseniz ben de bakıyorum.
Yok görünmezlik pelerini alıyor.
Tabii. Herkesin sandaletlerini alıyor.
Ondan sonra Athena zaten yardım ediyor.
Herkes yardım ettikten sonra kahraman olur yani zor değil.
Kalkanını alıyor falan.
Hatta bir tane görsel var çok hoşuma gitti.
Bu geçen haftaki sunumda vardı.
Kalkan o kadar parlak ki.
Medusa'nın başını Perseus kesip getirdiği zaman Athena şöyle tutuyor görselde.
Bu galiba bir vazo resmiydi.
Kalkana yansıması düşüyor başının.
Sonra da oraya zaten işleniyor o.
Yani o sanki öyle gözüküyormuş gibi çizmişler.
Yansıdığı gibi işleniyor.
Evet kalkanın üzerine işleniyor.
Sonra göğsüne işte ayegisine de konuluyor.
Ve aslında bir kötülüklerden koruyan bir şey olarak tutuyor onu Athena.
Çünkü bakanı taşlaştıran bir özelliği de vardı.
Ölse dahi.
Ölse dahi bakanı taşlaştıran.
Yani Medusa'nın gözünün içine bakan taşa dönüşecek.
O güzelim uzun saçları da yılana dönüşecek.
Yani hikaye Medusa'nın mağduriyetinin Medusa'nın cezası olmasıyla sonuçlanıyor.
Sen burada bir ahlaksızlık yaptığın için sonucunda bedelini ödeyeceksin.
Kimsenin yüzüne bakamayacak hale geleceksin.
Kimsenin gözünün içine bakamayacaksın.
Hani öyle cilveli işveli falan bakmalar yok.
Güzelim saçların da artık birer canavara.
Hep böyle saldıran.
Savunmada sürekli kendini savunma halinde.
Yataşlaştırarak.
Ne dokunabileceksin bana diyor.
Yılanlar gelecek çünkü sana saldıracak.
Sakın bana dokunma ve sakın bana bakma.
Hem görülmeyen hem dokunulmayan haline dönüşüyor.
Bu da biraz ağır yani.
Baktığın zaman tamamen bir sembol olarak orada tutuluyor.
Aslında Persios'un gidip Medusa'nın başını kesmesi
Medusa'nın özgürleşmesiyle de
bağdaştırılıyor.
O eziyetten kurtuluyor.
Ölümsüz değildi göğe
ve bu şekilde canavarca
bir ölümsüzlüğe
kavuşmuş oldu. Ama ne oldu?
İşte kurtarılıyor. Kahramanını kurtarıyor bu
acıdan.
Yalnızlıktan. O özelliği
Athena kendisine almış oluyor gibi bir yorum
okudum. Yani burasını da taşıyarak
aslında o dişilliği, kırılganlığı
ondan sonra kendini
savunma özelliğini, koruyuculuğunu
koruyuculuk evet yani koruyuculuk
%100 yani bana
da kimse bakamaz
gibi bir şey anladın mı?
burada Ayegi'sinde bu var
zaten Kalkan'ın da var
yani dokunmayın
Medusa'nın kötülükleri dışarıda tutan
gibi tarif ediyor
bir de çizimleri çok komik yani bakarsa
insanlar görürler. Bu arada Atina'ya gittim ya
ben yakın zamanda orada evlerin dışında da
pencerelerin altında Medusa başları var
ama böyle dilini çıkarmış.
Evet işte. Komik.
Şaklaban gibi biraz hani böyle
yaratımsı falan. Dönüşmüş yani.
Dönüşmüş. Antik çağda da var
o versiyonları. Dil çıkarmış
gözleri şaşkın gibi bakan.
Şey falan böyle bir hani
kadınsı bir şey yok orada mesela. Evet.
Ya biz bence var ya her şeyi çok
egzajere ediyoruz biliyor musun? Yani buradan
bakıp işte dün bir arkadaşımla konuşuyorum
işte o da bir heykel kurusuna gidecek falan.
Proje yapacakmış işte Daphne
çizmek istiyor ve hemen şöyle bir şey geliyor
tabii ki yani Daphne'yi yapmak istiyor.
Kurtulmaya çalışan içeride
kalmış bir kadın filan.
Biz işte Medusa işte
cezalandırılmış kadın
ne kadar zor yalnız bırakıldı filan.
Çok yüksek empati gücümüz var
gerçekten bence.
Bugünden bakınca.
O tarafta hep o mağduriyetleri
halbuki Daphne, Defne ağacının
sembolü olduğu için büyük bir
hediyedir yani antik çağ için.
Defne ağacının hediye edilmiş
olmasını temsil eder. Ama kız donak almış
Oralara takılma.
Takılma.
Takılırsan burada.
Düşünsene hediye oluyorsun.
İnsanlığa.
Orada donak almış oldu. Belki de öyle olmadı.
Dönüştü yani. Bunlar bizim işte
Dramatize etmemesi biraz.
Onu demeye çalışıyorum.
Kız ağacın içinde kaldı.
Falan gibi bir şey oluyor.
Belki tamamen değişti ve dönüştü.
Zaten birinin faydı. Anlatı böyle yani.
Sonucunda da
insanlığa hediye olan bir ağaca dönüştü
yani diyebiliriz. İşin biz
soyut ve
derinlikli kısmındayız yani. Hep katman
düşünmeye başlıyoruz. Katmanlı bir
çağdayız çünkü. Ne yapalım biz de bu çağa
gelmişiz. Aynen öyle. O yüzden daha basit
düşünün diyorum. Yani bir güzellik
atfediyorsanız o sizdendir.
Senin derinlikli
düşünme becerinden kaynaklanıyor
aslında bu. Yoksa hikayeler
bu kadar derin olduğunu da düşünmüyorum
açıkçası. Evet yani işte bu üstüne
okumalar yapılıyor ya her şeyin işte
psikanaliz açısından da okunuyor
tarihsel açıdan da okunuyor işte
dediğim gibi siyasal açıdan da konuşuluyor
yani orada belki Persos'un
öldürmesi gerektiği için
başını alması gerektiği için hikaye
buralara geldi. Mesela
o kahraman olsun diye geldi. Yani sebep sonuç
ilişkisi hep yer değiştiriyor. Evet. Ama şu
Arakne hikayesinden çok kısa bahsetmek istiyorum.
Kısa bahsetme uzun bahset. Arakne benim
sorularımda yok ama Arakne'yi de
dinleyelim. Arakne
dokumacı, aşırı yetenekli bir kadın
ve çok iyi dokuma yaptığı için
diyorlar ki sen Athena'dan da
iyi dokuma yapıyorsun falan. Böyle bir
şey var. Girdiler kanına.
Evet yani o da tabii bu övünmek
yani insani kibir
hübris her zaman
söylediğimiz gibi burada da
devreye giriyor. Sen Athena
kadar güzel dokuyorsun diyorlar. Bu da
o insani kibre kapılıp
bu yetkinliği kendinde görmeye başlıyor.
Sonra Athena
işte bir yaşlı teyze kılığında
Yani tabii ki zararsız kim vardır?
Yaşlı teyze.
Tabii.
Yaşlı teyze kılığında görünüp ona ne kadar iyi dokumalar yaptığını anlatıyor falan.
O da övünüyor, böbürleniyor falan böyle.
Sonra işte Atena'dan da iyi yapıyor musun?
Aa evet yapıyordum falan derken bu Atena olduğunu gösteriyor.
Bir de yarışalım bakalım diyor gerçekten yapabiliyor musun falan.
Yarışıyorlar.
Atena ile Arakne.
Sonucunda da Arakne hiç hata yapmıyor.
Gerçekten.
Çok güzel dokuyor.
Evet Atena da deliriyor yani.
Bunun üstüne gidiyor.
Kız zaten Athena'yı gördüğü zaman aklını kaybediyor.
Çünkü Tanrı görünürse birisini aklını yitirirsin ya da yanarsın.
Gerçek halini gördüğünde aklını kaybediyor.
Koşarak kaçmaya başlıyor ve kendini asmaya çalışıyor.
Kendini öldürmeye çalışıyor.
Fakat Athena tabii ki onun kendisini öldürmesine izin vermiyor.
Yani sen kim benimle?
Ben olsam intihar ederim be Fardes.
Onu bilmiyorum.
Benim canlılık.
ve kendisini
asmaya çalışırken durduruyor.
Tabii ki onu ibreti alem için bir yaratığa
dönüştürüyor. O da bir örümcek.
Aragne fobia kelimesinin kökeni.
Evet tabii ki. Aragneyi
örümceğe dönüştürüyor ve artık
Aragne gerçekten mükemmel
şekilde dokumalar yapacak
fakat hep aynı şeyi dokucak.
Örümcek olarak. Evet yani örümcek
beynini de bu zaten biliyoruz. Örümcek kafa
dediğimiz şey. Mükemmel ince analizler
yapabilir. Şahane bir sistem dokuyabilir.
Ama hep aynısını yapar yani.
Hiçbir yaratıcılık yoktu içinde.
İnsani bir yaratıcılığın ya da tanrısal bir yaratıcılığın olmadığı yerde ezbere aynı şey yapılır.
Sonra kestik.
Şöyle bir şey görüyoruz.
O dönemde antik çağda Lidyalıların Atinalılara dokumacılık konusunda ticari olarak rakip olduğunu öğreniyoruz.
Ve Lidyalıların ticaret gemilerinin bayrağında da örümcek olduğunu öğreniyoruz.
Neden acaba?
Görüyor musun sen?
İşte bu rekabet bundan başlamış.
Yani hikaye aslında Lidyalıların hakkından gelmek için.
Evet.
Yani biz sizden üstünüz demek için değil mi?
Aynen öyle.
Zaten yani Yunan bütün Mısır'dan gelip yani her şeye adını vere vere ateneye geri dönüyor.
İon'un hikayesiyle yani Zeus bir çıkıyor Boğaz'a adını veriyor oradan gidiyor.
İşte Lidya zaten adını veriyor.
Menfis'e, Nil'e.
Yani bütün o doğu kıyısına, Anadolu'nun iyice daha doğusuna gittiğinde
Anadolu'dan geçiyor, en doğuya kadar gidiyor.
Oradan dönüyor, tekrar Atina'ya geliyor.
Bildiğimiz dünya bu kadar çünkü.
Evet, buraya geliyor ve geriye dönerken de Girit üzerinden
Avrupa'yı kaçırarak geriye dönüyor.
Yani Yunan aslında diyor ki
bütün her şeye ismini veren benim.
Bir şeye ismini verirsen de ona hükmetmiş oluyorsun.
Aynen öyle.
İsmini verdiğin her şeyin hükmü sende mi oluyor?
Yani zaten kaynağı benim diyor.
Hmm doğru.
Anladın mı? Zeus'un birlikteliklerinden çıktı bütün bu hikayeler yahu.
Zaten Zeus geldi yo işte Boaz, Bosphorus bilmem ne falan gezdi.
Bunların isimleri zaten bizden geldi arkadaşlar.
Siz tam olarak yani...
Siz kim oluyorsunuz acaba?
Siz kim olarak?
Böyle bir şey var yani ortada.
Aslında mesaj var yani.
Yunan sürekli kendisinin her şeyin kaynağı olduğunu hissettirecek yeni söylenceler üretiyor.
Şimdi de mesela bir kelimenin kökenine gitmeye çalıştığımızda eski Yunan'da bu şöyle denirdi.
Eski Roma'da bunun kelimenin kaynağı oradan gelir denir ya.
Evet.
O yüzden bütün kültüre hakim olma çabası aslında bu.
Evet.
Latince Yunanca'dan geliyor.
Gerçekten Avrupa'ya baskın ondan da geriye gidiyorsun ama ne yazık ki Yunanca kelimelerinin etimolojisinden baktığın zaman da Sanskritçe'den geliyor.
Hadi bakalım.
Hadi buyurun.
Hadi buyur.
Hadi.
Mesela Latince mens.
Evet.
Latince mens yani Atena'nın Latince adı Minerva'dır.
Minerva'nın baykuşu.
Evet.
Minerva'nın baykuşu yani.
Baykuş da zaten hani herkes gözünü kapattığında gözünü açan, kimsenin görmediğini
gören, en yüksekten uçan, herkesin göremediği yerde bulunan yani bunu herkes de keşfedemiyor
baykuş gördüm görmedim gibi bir şey yok.
Kafasını 360 derece döndürebilen, 180 özür dilerim.
Bu çok iyi bir sembol.
Bir de o kukumav kuşu diye de geçiyor.
Bildiğimiz tipik baykuş değilmiş galiba.
Evet tabii küçük baksana.
Gözler mözler.
Evet.
Bence çok tatlı.
Çok tatlı ya.
Ama yani şey o...
Öyle dark bir baykuş değil yani.
Yani evet ama bir süre sonra değişiyor biliyorsun ki o.
Baykuşun sembolize ettiği şey aslında kötü bir şeye dönüşüyor.
Evet.
Ama buradaki baykuş bilgelik.
Aynen öyle.
Her şeye hakim olma, etrafı analiz edebilme, gözlemleyebilme.
İşte dediğin gibi karanlıkta da.
Evet. Kimsenin göremediği yerde görebiliyor.
Herkesin gördüğü yerde de görüyor falan.
Ama işte karanlıkta görebilen kuş sembolü hep aslında bilgelik sembolü olmuştur.
Yani pek çok anlatıda.
Karanlıkta uçuyor ve önüne gelecek olan belirsizliğe rağmen uçmaya devam ediyor.
Ve bir yerden sonra artık karanlığın içinde görmeye başlıyor.
Yani insanın belirsizlik içinde paniklemesinin tam tersi bir etkiyle karşı karşıya geliyoruz.
O yüzden de tanrısal zaten ve bilmediği halde bilen yani bilmiyor olsa bile bilen gibi temsil ediliyor.
Yani sembolizmi de güzel yakalamışlar. Tebrik ediyorum.
Çok iyi. Her zaman çalışır. Bu da pek çok yerde de zaten aynı şekilde sembolizm devam ediyor yani.
Atene'ye kaç kalbim var? Benim küçük bir kalbim var. Büyük bir kalp veremeyeceğim.
Büyük bir kalp bence. Ben her zaman
arkasındayım. Kadın.
Eten'e yani zeytin yüzünden
bir tek kalp verebilirim.
Seviyoruz. Kostiksiz
zeytin hava başlamışım ben alakasız.
Eten'e bu kadar bir kalp verebileceğim.
Daha sevdiğimiz tanrıça
var. Onlara doğru gideriz.
Sonraki bölümlerde. Evet tanrıçalara doğru mu gidiyoruz?
Tanrıçalara doğru gidelim ya.
Hep erkekleri konuştuk. Yeter artık be.
Artık biraz da tanrıça diyelim mi?
Evet. Bence biraz da tane ça diyelim.
Evet. Bence de. Tamam.
Teşekkür ediyorum efendim geldiğin için. Ben teşekkür ederim.
Yine görüşürüz. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
